30 Eylül 2019 Pazartesi

USTALAR

Deli gönül çoştu düştüm yollara,
Kulak verdim gönülden gelen seslere,
Hayran kaldım sohpetinde ustaellere
Damlaydım denize karıştım deminde.
Deryadan deryaya su gibi götürdüler beni.

Nice ustalarla sanattan sanata kondum .
Bilmediğim onca şeyi ustalarıma sordum
Demir oldum hörüklendim ocağında
Çamurdan testi oldum piştim fırınında
Diyardan diyara kuş gibi uçurdular  beni

Kestiler dalımdan kuruttular odunumu
Bıcağınan oylum oylum oydular bedenimi
Yeniden şekil verip kapılara koydular desenimi
Bazen yemeninin baskısında baş ettiler beni
Yıllardır Halden hale kalıp ile soktular beni

Bazen rüzgar oldum estim meltemlerinen
Bazen bulut oldum yağdım yağmurlarınan
Vucut buldum şehri ustamın ellerinde
İlim oldum, irfan oldum, edep oldum.
Vucuttan vucuda zerk eyleyip saldılar beni


Coşma deli gönül coşma ey köylüm!
Coşupta kazandan taşma ben söylüm
Enginlerde eğlen durulda yolun şaşma
Sanat ölmez, sanatçı ölmez, diridir, diriltir.
Tezgahtan tezgaha ip olup sardılar beni

Bakırın kızılında binlerce vuruşla  sitil
Çoşa geldim düğün dernekte zil, zurna,mitil.
Erikbelende kaval, süpürge, sandık
Değişlerde saz oldum, söz oldum, özü arayana
Bir ustanın elinde ney oldum. Ne oldum?
Postumu yerden yere vurup çaldılar beni.

Dünya köylüsü
Ayla Bağ


27 Eylül 2019 Cuma

İŞGEMDE GİRİŞİMCİ RUHU DESTEKLEYEN BİR YÖNETİCİ

           Türkiye'de ki İŞGEM'ler  içinde ilk ve tek kadın yönetici,  yine Türkiye'de ki bu alanda 12 ayrı dalda hizmet yeterlilik belgesi olan ilk kadın yönetici ve danışman olarak görev yapan, 2017 yılında valilik tarafından verilen "Kadın Girişimcilik" ödülünü alan,  alanında uzman Tokat için bir şans değerli bir hanımefendi. Etrafına yaydığı ışık ile insanları aydınlatan ve girişimci ruhu destekleyen motive eden bir kadın yönetici ve girişimci  Yüksel  Tokuşcu hanımefendiyle samimi bir sohpet gerçekleştirdik.  
           " 1972 yılında Zile'de doğdum. Üç kardeşiz. Annem ve babam çok saygın insanlardı. Kapımız her daim herkese açıktı. Soframız hiç boş kalmazdı. Ailemden gördüğümü yapıyorum. Paylaşımcılığı ve çömertliği onlardan öğrendim. Bu tarafımı çok seviyorum. Çok şanslıyım. Çünkü Zile gibi bir çok etnik kültürün bir arada yaşadığı kardeş bir ilçede büyüdüm. İyilik yapmanın mutluluğunu yaşayarak öğrendim. Bir evladım var. Çocuklarımızın maneviyatını kuvvetlendirmeli, paylaştıkça çoğalmanın hazzını öğretmeliyiz onlara.  Yardımlaşmak, paylaşmak, ikramda bulunmak,  eşe dosta ve  aile
 büyüklerine sevgiyi,  hürmeti çoğaltmak, güler yüzün sadaka olduğunu birbirimize hatırlatmak ve
her günü  bir öncekinden daha bilinçli ve duyarlı geçen kullar olmak niyetiyle çocuklarımızı yetiştirmeliyiz. 38 yaşında iş hayatına atıldım. Onun öncesinde 10 yıllık bir özel iş hayatı tecrübem
oldu.  Sivil toplum örgütlerinde görev yaptım. Girişinciliğimin bir örneğide  Zile'ye Belediye başkanı olmak için adayadayı oldum.
            İŞGEM( iş geliştirme merkezi), işletme fidanlığı, kuluçka merkezide deniyor. Küçükken bir girişimciyi almak büyütmek, piyasa koşullarına göre yetiştirmek  ve uçabileceği bir duruma getirmek. Bu işletmeciler bizim bünyemizde Üç yıl, beş yıl kalıyorlar. Sonra onları gönderiyoruz yerine yenilerini alıyoruz.Bünyemizde  kalıcı işletmeciler de var. Onlara Çapa işletmeleri adını veriyoruz.İşgem  Avrupa Birliği tarafından kurulmuş bir kuruluş. İstihdam yaratmak, girişimcilik kültürünü oluşturmak, yeni girimşinciler yaratmak için. Kobi oluşturmak amacıyla buradayız. Devletin  KOSGEP kurumuna bağlıyız. TSO bakanlığı tarafından denetleniyoruz.
           İşgem  Türkiye'de 25 yıl önce kurulan bir kurum. Türkiye'de ilk olarak kurulan  kosgep destekli İŞGEM danışmanlık merkezi pilot bölge olarak Tokat'ta kuruldu. Kar amacı gütmeyen bir kuruluş. 2014 yılında danışmanlık olarak kurulan bu kurumda 10 bin kişiye eğitim verdim ve 500 kişiyi iş hayatına geçirdik. İstihdam ettik. Gençlere ve kadınlara yapılan girişimcilik eğitimleri çok çok faydalı oldu. Ben burada her şeyimle, davranışlarımla örnek olmaya çalışıyorum.  Burada insana değer veriyoruz, değer katıyoruz. "Aslan yatağından kadın tutağından belli olur. " derdi babam. Ben sıfırdan başladım. Burasının yaşaması için çok çok çalıştım. Böyle bir kadını iş korkutmaz. Şavaşmayı öğrendim. Zorlukları severek ve çalışarak aştım. Türkiye'deki İşgem'lere danışmanlık yaptım. Bizden sonra kurulan işgemlere "Yeni Nesil İşgem Merkezleri" adı verildi. Kobi danışmanlığı yapıyoruz. Sorunlarını dinleyip çözüm üretiyoruz. Özel, yerel ve kamu iş birliği ile  birbirlerini tanıştırmak kaynaştırmak için danışmanlık hizmeti veriyoruz. Bu kurumda İş adamı yetiştiriyoruz. Esnaf yetiştiriyoruz.
             Ticaretin nabzı burada atıyor, herkesi dinliyorum. Çözüm odaklı çalışıyorum. Umudumuz vizyonumuz çok büyük. Girişimciliğin asıl hedefi olan, kişinin kendisini keşfetmesi ve var olan potansiyeli açığa çıkarmak için varız. Kobi danışmanlığının dışında her türlü danışmanlığı sosyal ,kültürel, ekonomik,  psikolojik, alanında da kişilere yardımcı oluyorum. İş fikri uzmanıyım. Başarının sırrı başkalarının gördüğünü değil görmediğini görüyorsan başarılısın. İŞGEM'in çatısı altında 38 tane işliğimiz var. Buralarda kuluçka döneminde kişileri alıyoruz, işi öğretiyoruz, büyütüyoruz ve onları gönderdikten sonra yenilerini buluyoruz. İşgem kapanmasın diye devamlılığını sağladık ve insanların faydasına çalışmaya başladık.Hayatın her alanında girişimciliği uygulamalı ve geliştirmeliyiz. Biz bir aileyiz.  Bunun için çalışıyoruz. İş fikri olan  şartları tutan herkesi kurumumuza tanışmak için bekliyoruz.  
                İŞKUR ve TESOB işbirliği ile düzenlenen KOSGEB Girişimcilik Eğitimimizin her biri çok  üretken geçiyor ve kurulan dostluklar benim için çok değerli oluyor. Kurslara katılanların Bir çoğunun iş  fikrinin oluşmuş durumda olması bizi diğer aşamalara kolayca yönlendiriyor. Diğer kısmın iş fikrinin  netlik kazanması kazançlı ve sürdürülebilir bir işletme modeli oluşturabilmeleri için bundan sonraki süreçtede girişimcilerimizin  takip edilme ihtiyacı var ve bu konuda gereken
özeni gösteriyoruz hep birlikte. Buradan Yeni girişimcilere İŞGEM' in kapıları iş fikri danışmanlığı almak isteyen herkese ve her yaş grubu girişimciye açık. Öncelikle ahlaklı olmak ve daha sonra para kazanmak hedeflenmeli.
Kursiyerlerimizin hepsine kuracağınız işyerlerinizde  bol kazanç, güçlü bir motivasyon, yılmayan bir irade ve sabır dileyerek gönderiyorum.  Parayı değerlendirmek ve yönetmek para kazanmaktan daha zordur biz burada bununda ipuçlarını veriyoruz.
Bize  kursiyer olarak katılan ve eğitimlerimizden faydalanan girişimcilerimize Yaşadığımız şehrin ekonomisine katkı sağlayacaklarına sonsuz inanıyor, bilinçli  girişimlerinizle herkese örnek olacak işverenler olarak buradan gönderiyoruz."diyor Yüksel Tokuşcu Hanımefendi.
            İşini aşkla yapan duruşuyla ve yaptıklarıyla örnek olan, girişimci ruhu yüksek, manevi değerlere kıymet veren, insana değer katan, bulunduğu şehri güzelleştiren, yeni nesil anlayışları benimseyen, köklerine bağlı, vizyonu geniş, geleceği çalışarak, sevgiyle inşa eden öncü bir hanımefendi. Dolu dolu bir Anadolu kadını. Anadolu kadınına öncü olduğunuz için, Teşekkürler teşekkürler Yüksel Tokuşcu Hanımefendi. İş hayatınızda ve yaşamınızda kolaylıklar dilerim. Güzelliklerde buluşmak dileğiyle..
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ

Yorgancı Nazmi usta kitap

         Ustaların ustası Nazmi Aydemir usta...
"Namı diyar yorgancı Nazmi
Yorgancı Nazmi ustaların ustası
Varsa ustaların iddaası bu hususta.
Bura imtahan sahası buyursun diyor
Nazmi usta.
El elden üstündür ata sözünü çok severim.
Elimden üstün olan eli ben saygıyla öperim.
Kemiksizdir her tarafa döner dil.
Ustalıkta Atmışbir yıl bu kolay değil."
              12 yaşından beri bu işi yapan 70 yıldır iğneyle atlasın üstüne resim çizen Trabzon’lu yorgancı Ustası “Sermayem bir hallaç, bir değnek, bir iğne, bir yüzük ,dürüstlük babadan kalan miras. 82 yıllık ömürde yokluğun içinde sabrı, varlığın içinde kanaati öğrendim. Sağlığımı çalışmaya borçluyum. İşimi severek yaptım. "Alınteri ile çalışmanın nuru yüzüne yansıyan bilge bir deryadan yaşam tecrübelerini dinlerken özü hatırlatan kıymetli sözlerini gönül hanemizdeki İpek atlastan sayfalara iğneyle bir bir nakşediyoruz.
             " 1937 yılında Trabzon'un Maçka ilçesinin Sevinç (sovgu)köyünde doğdum. İlk okulu bu köyde bitirdim. Babam kalaycıydı. Annem ben küçükken vefaat etti. 8 kardeşiz. İstanbul'a yorgancı dayımın yanına meslek öğrenmek için geldiğimde babam beni ustam Rahmi Aslan'a teslim ederken" bu çocuğa bu zanaatı öğret gerekirse ben sana aylık vereceğim "dedi.  Ben orada çalışmaya başladım. Karnım doyuyor çok mutluyum. 6-7 yıl orada çalıştım. Askerliğimi yapmak için Tokat'a geldim.  Burada da komutanlarımın hanımlarına yorgan diktim. Benim diktiğim yorganları çok beğendiler. Marifetim herkes tarafından, esnaflar tarafından duyuldu. Askerliğim bittikten sonra burada yorgancılarla ortak çalışmaya başladım. Daha sonra kendi dükkanımı açmak için ortaklıktan ayrıldım. Dükkanını kiraladığım hanımefendinin kızıyla evlendim. Çocuğum yok.
           Benim sermayem bir hallaç, bir tokmak, bir iğne bir yüzük, babamdan kalan dürüstlük mirasıyla 1959 yılından beri aynı dükkanda çalışıyorum. O zamanlar Tokat'ta dört tane yorgancıyız . Ben kendi desenlerimi kendim çiziyorum. Genç kızların çeyizlerine yaptığım yorganların desenlerini çizdim ve üzerine isimlerini yazdım.  Fark yarattım. Ben bir günde bir yorganı bitiriyorum. İstersem günde üç tane yorgan çıkarta biliyorum. Tokat'lı Hanımlarımız  pamuktan ve yünden yaptığım yorganları çok çok beğendiler. Ünüm Tüm Tokatı kapladı. Ustalar yetiştirdim. Bu güne kadar 9 usta yetiştirdim. Çırağım yok şimdi. Gençler sabırsız. Herşeye çok kolay erişiyorlar. Yokluk adamı dertlendiriyor ve zanaat sahibi yapıyor. Veliler çocuklarına kıyamıyorlar. Sanat şu anda can çekişiyor. Yün sağlık demek. Şimdi ucuz olana yöneldiler elyaf yorganlar rağbet görüyor. Yün yorganı 3-4 kilo yünden sırıyorum. Yorgancılıkta hile bilmem .Babam "oğlum ustan müşterinin yanında konuştuğunu müşteri gittikten sonra değiştirirse kaç gel sakın burada durma "dedi. Ben her işimi Allah görüyorcasına yaptım. Her şeyin kalitelisini kullandım. Yorganların fiyatıda piyasaya göre biraz pahalı oldu ama kaliteyi ucuza aldılar yıllarca. İşimi çok severek yaptım. Sağlığımı çalışmaya borçluyum."
                82 yıllık hayatta yokluğun içinde sabrı, varlığın içinde kanaati öğrendim. Babadan kalan dürüstlük mirasıyla yaşamıma el emeği göz nuruyla iğneyle kuyu kazarak ayakta kalan ustaların ustası "yokluk adamı dertlendiriyor ve zanaat sahibi yapıyor " diyor Nazmi Aydemir usta.
Yüreğine sağlık ustam .
Çırağı yok.
70 yıllık usta
Son ustalardan birisi.

22 Eylül 2019 Pazar

İki kapılı bir han

             Dünyaya geldiğimiz anda iki gözümüzü yerle gök arasında açar toprak kapının birisinden girer  yine toprak kapının kapanmasıyla döner gideriz. Bu iki kapılı handa yolcu da biziz hancı da. Konakladığımız handa dünya nimetlerine meylimiz artarsa kayıpta, Ahirete meylimiz artarsa kurtuluştayız.
             Yaratılan her şey kendi Yörüngesinde Akıp gitmesi için proğramlanmış, dünya ve diğer gezegenler varacağı yere doğru yol alırken, insanoğlu yaratılışını unutup yörüngesinden şaşarsa vay haline. Her karanlığın bir sabahı, her kuyunun bir çıkışı, her yolun bir sonu olduğu, her inişin bir çıkışı olduğu gibi, Umutsuzluğa kapılmadan, annenin evladına olan aşkıyla ve sevgisiyle bakıp büyüttüğü ak sütüyle beslediği, yavrusunu gözünden esirgediği gibi yaradan yarattığı kulunu insanı kamil olma yolunda çeşit çeşit hadiselerle belalandırarak pişirir ve içinde var olan cevheri açığa çıkartmak için türlü türlü yontmalardan sonra fecrin ışığını gönderir ve içindeki var olan köklerle doğru bağ kurup yeniden yeşermesini ve meyve vermesini sağlar. Ölüden diriyi, diriden ölüyü çıkaran odur.Dünya köyünde  Allah'ın bahçesinde bir tohum, bir  fidan ve bir meyve veren ağaç olarak insanı kamil olarak yetişirsin.
               İşte bu dünya ahvalinin ve şeraitinin içinde bu bilince ermek için uyanık olmak gerekir. Abdallar dükkanın açmış, her yönden gelerek Akıl sandığında toplanan nurun saf saf dizilerek, köklerle doğru bağlantılar kurularak, yağmur misali sulanan tohumların beslendiği rahmetten doğru gerçek bilginin açtığı yolda düzlüğe çıkacağının kanıtına yemin olsun ki,  üzerine çöken karanlıktan aydınlığa çıktığını göreceksin. Seni bir amaca göre yetiştiren Allah seni mutlaka gözetlemekte ve terbiye etmektedir. Dünyaya dönük işlere meylettiğinde son pişmanlık fayda vermez . Henüz vakit varken yüzünü yaradana dön ve ayatlerin ışığında yolunu aydınlatan kuranı kerimin söylediklerine kulak ver ve Allah'ın ipine sarıl. Nefsini güzelin en güzel boyasıyla boya. Ancak o zaman öze ulaşır bağlantıya geçer huzura erersin. İçini ve dışını maddi manevi olarak temizler kalbini mutmain edersin. İnsanoğlunun görevi Allaha abd olmaktır. Dalgalandımda duruldum, koştum ardından yoruldum, binlerce güzel gördümde en son sana vuruldum diye bilmek için açık seçik önümüze serilenlerden dersimizi almak akletmek ve baki olanla bağı kuvvetlendirip razılık göstermektir aslolan.
          Ölüm bir halden bir hale geçiş kapısıdır. Doğmak bir başka dünyaya gözlerini açmaktır. Ölmeden doğamazsın. Mevlananın dediği gibi ölmeden önce ölünüz sözü can bedende iken Allah'ın bize üflediği ruhla tanışmak ve onun önderliğinde teslim olup yaradana doğru akıp gitmek, ona varmaktır yaşamak. İki kapılı bir handa gidiyorum gündüz gece bilmiyorum ne haldeyim gidiyorum gündüz gece...
Dünya köylüsü
Ayla Bağ

Zırh ustası Sami Erçin kitap

                Merak mucitliğin anasıdır. Merak varsa sanat ta vardır. İnsan oğlu güzeli aradığı merak ettiği sürece sanat var olacaktır. Sanat ölmez merak ölür. Sanatın nereden ne zaman hangi yaşta doğacağını bilemeyiz yaşayarak öğreniyoruz ve içimizdeki cevheri ne zaman keşfedeceğimizi bizde bilmiyoruz. İşte hiç ummadığımız bir anda bir sanatın doğumuna şahitlik etmenin onurunu ve gururunu yaşarken üretmenin ve çalışmanın insanoğluna verdiği huzuru Sami ustamın hikayesinden öğrenelim.
            Hobi olarak başladığı işi zanaata çeviren Zırh ustası Sami Erçin "1949 yılında Tokat'ta doğdum. Dedemler 1917 yılında Giresun'dan buraya göç etmişler ve yerleşmişler. Babama samancı Recep derler. Babam rençber annem ev hanımı. Beş kardeşiz. Okullarımı okudum. Askere gittim geldim, evlendim. Dört çocuğum oldu. Hepsini okuttum. Devlete 28 yıl çalıştıktan sonra emekli oldum. Ve boş durmayı sevmediğim için hobi olarak başladığım bu işi mesleğim oldu ve 2000 yılından beri 19 yıldır zırh yapıyorum.
             Atlı Suvarilerin giydiği bu zırh osmanlıda öncü kuvvet askerlere giydirilen bir elbise. 40 bin halkadan oluşuyor. Herbir halka elimden dört-beş kez geçiyor. En az  ikiyüzbin dokunuşla bir zırhı bitiriyorum. Bir zırh yaklaşık olarak iki bazen üç ay sürüyor. Kullandığım malzemeler, tel,bakır,pense,deri,çekiç. Bu malzemeleri kullanarak Gömlek, dizlik, pantolon,kolluk,başlık, örüyorum. Eski tarih sayfalarından resimlere bakarak çalışıyorum. Ben boş durmayı sevmiyorum. Sabah ezanında kalkarım ve akşama kadar bu işle ilgilenirim. Deri olan yerlerinide ben elimde yapıyorum. Yurt içinde ve yurt dışından alıcı buluyorum.  Tokat müzesinde osmanlı ordusunda kullanılan bir zırh var. Müzedeki zırh çelikten yapılmıştır. Halkaları kapalıdır. İşçilik daha üstündür bu dönemde. Bizim kullandığımız halkalar demir ve uçları açıktır. Bana göre bu iş çok basit geliyor. Demircilik peygamber mesleğidir. Hz Harun örmüş ilk olarak bende tesadüfen devam ettiriyorum. Çok sabır gerektiriyor.  Zırhı makinada örme şansınız yok. Her şeyini el işçiliği ile yapmak zorundasınız. Benim ördüğüm zırh ilk çağlarda ki örme tekniği ile aynıdır. Sabrı olmayan bu işi yapamaz . Ben ev ekmeğiyle büyüdüm. Her şeyin doğalını yedim. Şimdiki çocuklarda ve gençlerde sabır yok. Bu atölyeye üniversiteden öğrenciler geliyor ve sıkılıp gidiyorlar. Çalışan demir pas tutmaz. Çalışırsan hiç bir şeye muhtaç olmazsın her şey ayağına gelir. Gençlerin hobisi muhakkak olsun. Benim oğlum Mehmet Erçin bilgisayar mühendisi aynı zamanda Türkiye de okçuluk atışında birinci. İşine engel olmuyor. bilakis daha mutlu oluyorlar. Ok yapıyor. Baba oğul aynı atölyede işimizi apıyoruz. "diyor 72 yaşındaki nur yüzlü Sami ustam. Ellerine sağlık.
Kullandığımız malzemeler; tel ,bakır, pense, deri, çekiç.
Merak üzerine öğrendi, ustası yok.
Çırağım yok
İlk , tek ve son usta.

19 Eylül 2019 Perşembe

Tokat Tarım Fuarı

8. TOKAT TARIM, HAYVANCILIK, GIDA VE YÖRESEL ÜRÜNLER FUARINDAN İZLENİMLER
"Kadınlarımız gem vurulmuş ata benziyor. Şaha kalktıklarında neler olacak neler"diyen  Kırkkızlardan Aysel Diril hanımefendinin sözüyle başlamak istiyorum söze. Evet şaha kalkmış                   Tokat'ın kadınları  birleşip koparatif çatısı altında ürettiklerini pazarlamaya sunmuşlar. Çok ta güzel olmuş Doğal organik ürünlerin isim hakkınıda almışlar ve markalaşmışlar. Tabi bireysel olanlarda var kendi çabalarıyla ürettiklerini pazara sunan becerikli ev hanımları. Yeni tatlar deneyen yaratıcı maharetli kadınların yaptıklarını görmek beni çok çok mutlu etti. Hayran kaldım.
Kurdukları kooparatiflerde ; Aracısız, fiyat farksız, üreticiden tüketiciye bir koridor kurmuşlar. Ortak aklı önceleyen, eleştiriye ,öneriye, gelişime, paylaşma, kazanmaya ve kazandırmaya açık, amatör ruhunu koruyan, profesyonel refleksini bilinç düzeyine çıkarmış vizyoner bir üreticiler topluluğu oluşturmuşlar.
Fuar açılışında konuşan sayın Vali Dr. Ozan Balcı,  şu konulara dikkat çekti. "Tokat’ta tarım alanında çok nitelikli ve bilgi birikimi olan insanların var olduğunu söyledi. Tokat’ta tarımı destekleyenler arasında müthiş bir birliktelik olduğuna dikkat çeken Vali Dr. Ozan Balcı, “Tokat’ı farklı kılan en önemli özelliklerden biri de bu. Biz bu uyumu Tokat çiftçisini daha çok zenginleştirmek, üreticisine daha çok katkı sunmak için kullanacağız. Tarıma, üreticiye, çiftçiye dostuz. Tokat’ın şuan 775 bin dönüm tarım arazisi var. 7 kıymetli ovası var. Devletimizin imkanlarıyla sulama kanalları, göletler, barajlar yapıldığında yaklaşık 300 bin dönüm alanımız daha sulanmış olacak. Arazi toplulaştırmaya geçildiğinde üretim bir kat daha artacak. Yani Tokat’ın gündemi değişecek. Bu tüm dünyada böyledir. Tarımda üretimi bitirdikten sonra sanayiye geçilir. İnşallah tarımda müthiş bir sermaye birikecek ve bu sermaye sanayi sektörlerine aktarılacak. Akdeniz’de Adana, Mersin, Antalya ne ise Kuzey’de Tokat o olacak. Hedefimiz şu; uluslararası sebze meyve halimiz olacak. Tokat ihracata dayalı tarımsal sanayide merkez illerden biri olacak. Tokat tarımın başkenti olacak. Biz Tokat’a, Tokat’lı
çiftçilerimize güveniyoruz. Üretimin ve çiftçilerimizin yanındayız.” diye konuştu. Sayın valimizin söylediklerine yürekten katılıyorum.
        Fuarda yöresel ürünler standlarında üretici kadınlarla yaptığım görüşmelerden bir kaç örnek sunmak istiyorum sizlere
Mesela: "Yaprak Baklavasını "ivedilikle tatmanızı tavsiye ediyorum ve bu lezzetin bu güne kadar tatmadığınız farklı bir lezzet olduğunun altını çizer şahane bir lezzetten kendinizi mahrum bırakmayın derim. Çok çok güzeldi ben bayıldım. Ellerine sağlık Havva Çiftçier hanımefendi.
             Sınırlı Sorumlu Yeşilırmak Havzası Hanımeli İnsiyatifi Çevre Kültür İşletmesi Kooparatifi' nin kurucu Başkanı Amine Sümbül hanımefendi tarafından kooparatif hakkında bilgi aldım.
          2011 yılında kurullan ve öncesinde Toksad olarak 2004 yılında Tokat'ta ilk kurulan dernek. Türkiye'de ise  5. Büyük dernek olduğunu söyledi. Biz "Balık vermeyi değil balık tutmayı öğretmeyi misyon edinen bir derneğiz. Çalışmalarımızda  bir çok kadına zanaat öğreten ve istihdam eden üretime katkı sağlayan bir dernek olduk. 200' ün üzerinde fuara katıldık. 2011 yılında kooparatifleştik.  Sorun çözüyoruz, üretiyoruz. Uluslar arası pazarda kendimize yer bulmaya çalışıyoruz. Bir çok projemiz var hayata geçirirsek dünyayla yarışacağız ve hanımlarımız işletmeci olarak iş hayatına katılacaklar. Biz bir çok kuruma aracılık yapıyoruz. Yatırımcıları bulur ve iyi yönlendirirsek gıda alanında iddalıyız. " Aşkana "markasının tescilini aldık. Satış mağazası kurmak istiyoruz. Köylerimizle bağlantı kurup köy kadınlarını istihdam etmek ve üretimde değer kazanan aile bütçesine katkı sağlayan hanımları ekonomiye kazandırmak istiyoruz. Köylerimiz bizi bekliyor. Bizim amacımız farkındalık oluşturmak ve insanın doğal yaşamını etkileyen sağlıklı gıdayı insanlara sunmak. Sağlıklı beslenmenin temelini eğitimlerle sağlamak.  Çocuklarımızı toprakla, doğayla buluşturmak teknolojiden mümkün olduğunca uzak tutmak için proje kapsamında annelere ulaşmak istiyoruz. Kadınlar için satış alanları,  lokaller, istiyoruz. Yetkililerden bu konuda yardım istiyoruz. Ev kadınlarının eli kolu olduk. Sosyal güvencelerini sağladık. Fuardan genel manada memnunuz. Tanıtım için çok güzel oldu. Herkes birbirinden haberdar oldu inşallah daha güzel şeyler olacak ve Tokat'ın kadınları olarak ürettiklerimizle yaptıklarımızla bütün dünya insanlığına fayda sunacağız."dedi. Başkan Amine Sümbül hanımefendi. Teşekkürler verdiğiniz bilgiler için. Çalışmalarınızda kolaylıklar diliyorum.
               Yöresel kadınlarımız insanlığın evrensel sorunlarını kendilerine dert edinmişler ve bu alanda çareler üretmeye çaba harcamışlar. Kurdukları SS Yeşilırmak Havzası Hanımeli İns. Çev. Kültür. İşl. Koop. Tarafından  "Aşkana" markasını oluşturmuşlar ve sağlıklı, organik ürünler üreterek çocukları doğru beslenmeye davet etmişler ve sabahları okula gidenlere işe giden babalara, annelere tarhana çorbası yapmışlar. Bu çorbayı içen hastanenin yolunu bilmez diyorlar. 30 çeşit gıda üretimiyle bizde varız diyorlar. Ellerinize sağlık Neriman Ateş hanımefendi.
    Ürettiği doğal sirkelerle bağırsak florasını koruyan ve bir çok doğal sirkenin üretimini yapan, 17 çeşitten yaptığı tarhanayla herkese şifa dağıtan " Köyüm Köy Pazarının "sahibi Meryem Özdemir hanımefendi yaptığı ürünleri dükkanında pazarlayarak insanlığa sağlık sunmanın mutluluğunu yaşarken bizlere de onu taktir etmek düşüyor. Ellerine sağlık Meryem Özdemir.
        Tokat' ın olmazsa olmazı lezzetlimi lezzetli yaprak sarmasını evinde yaparak, çalışan annelerin hizmetine sunan ve her türlü  hamur işini yapan ve bu ürünleri pazarlayarak kendisine gelir kapısı açan, aile bütçesine katkı sunan Rukiye Akbaş (42)hanımefendiyi  canı yürekten tebrik ediyorum. Dolmaları ve baklavası harikaydı.
Yine işgemin açtığı kurslardan faydalanarak ürettiği ekşi tarhana yapımında  markalaşmak isteyen Sevda Gürler hanımefendiyi takdir ederim. Başarıları daim olsun.
      1974 doğumlu kadın girişimci Nalan Öz  Tokat' ta tarım il müd onaylı ilk gezen tavuk yumurta " Gündoğumu çiftliği " işletmesini kuran, yumurtayı üreten ve eşiyle birlikte 1500 tavuğun bakımını üstlenen hanımefendiyi takdir etmemek mümkün değil.
        Unutulmaya yüz tutmuş zanaatımızı yaşatmaya çalışan yorgancı Tamer usta "işini yapmadığın ve  tozunu yutmadığın hiç bir işi yapmaya kalkışma" diyor ustanın altın değerindeki bu sözünü kayda geçiriyorum. Teşekkürler ustam.
      Sanatla uğraşan değerli ustalarımızın ürettikleri yöresel ve unutulmaya yüz tutmuş geleneksel zanaatlarımızı yaşatmaya çalışan tüm ustalarımızı gayretlerinden dolayı takdir eder  hepsinin tek tek ellerine sağlık diyorum.
        İl dışından gelen misafirlerin memleketlerine geri döndüklerinde  fuardan memnun kaldıklarını dile getirmelerini umuyor, bizdeki yöresel tatlarla tanış oldukları için çok ama çok fark yarattığımızı düşünüyorum. Çünkü hiç bir memlekette olmayan mahlep marmeletıyla, kuşburnu marmelatıyla, yaprak sarmasıyla, tanışmaları ayrıcalıklı olduklarını hissettirecek gelenlere.
Fuarda stant kiralayanlar fiyatların çok yüksek olduğunu ve satışın pek olmadığını dile getirdiler. Bunun Sebebininde herkesin tarımla uğraştığını bir yanlarının köylü olduğunu ve bir şekilde organik ürünlere ulaştıklarını dile getirdiler. Buna rağmen  gidişattan memnun çoğunluk. Emeği geçen herkesi yürekten kutluyorum. Güzelliklerde buluşmak dileğiyle...
Dünya köylüsü
Ayla Bağ




 


Fındık Bebek

           Orta asyadan gelen Alevi kültürünü yaşatan ve günümüze kadar bozulmadan gelen ananelerini köyde kendi sınırları içinde yaşayarak ve bu sınırları koruyarak geldiklerini söyleyen ve bu geleneği artık şehirde yaşayan büyüyen gençliğede aktarmak için bebek yapımına başlayan Fındık Bebek ana bugün bir marka haline gelmiş olan bebeklerin üretimini elişçiliğiile yapıyor ve bir çok kadına ekmek kapısı oluyor.
          Fıdık Bebek ustan " 1963 doğumluyum. Kınalı Ali'nin köyündenim. Yaylakent köyünde doğmuşum. 16 yaşında evlendim. 22 yaşında eşimden ayrıldım.  35 yıldır bu işi yapıyorum. Yöresel giysilerimizle bu bebekleri giydirerek bu kültürü yaşatmaya çalışıyorum. Orta asyadan gelmiş atalarımız. Bu giysiler bizim özümüz. Ben bu elbiseleri normal hayattada giyinmek ve yaşatmak istiyorum.
Şu yaylanın otuna
Malım yokki yayıla
Gezerim sere serpe
Yarim yokki darıla.
58 yaşındayım. Zile uzun çarşıda dükkanım var. Orada ürettiklerimi satıyorum ve Türkiye'nin dört bir yanına bu bebeklerden gönderiyorum. Okusaydım iş kadını olmak isterdim. Kadını çok ezdiler, kadın şunu yapamaz, kadın bunu yapamaz dediler . Okuyamaz şöför olamaz dediler, bizi körelttiler. Bende "kadın herşeyi yapar ve kadın herşey olur  "dedim ve Zile'de uzun çarşıda ilk dükkanımı kadın olarak ben açtım. Herkese örnek olmaya çalışıyorum. İki çocuğum var. İkisinide okuttum. Devlete mal ettim. Allah'ıma binlerce şükür olsun. Ayaktayım. Mutluyum, geziyorum, çalışıyorum, üretiyorum.
            Fındık abla ismi gibi " Fındık Bebek " adında üretim yapıyor ve kültürünü yaşatmaya çalışan gözü kara yürekli bir hanımefendi. Anadolu köylüsü. Teşekkürler ustam yolun açık olsun.