Göç Sonrası Köylerde Üçüncü Kuşak Psikocoğrafya:
Mübadil Bayraktepe Köyü Örneğinde Mekânsal Hafıza ve Aktarılan Mekânlar
Öz
Bu çalışma, Türkiye–Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonrasında kurulan Bayraktepe Köyü’nü örnek alarak, göç sonrası köylerde üçüncü kuşağın mekânla kurduğu psikocoğrafik ilişkiyi incelemektedir.
Bu araştırmada veri toplama yöntemi olarak odak grup görüşmesi kullanılmıştır. Odak grup, katılımcıların belirli bir konu etrafında etkileşimli biçimde anlam üretmesini temel alan bir nitel araştırma tekniğidir. Bu yöntem, bireysel görüşmelerin ötesinde, ortak hafızanın, kolektif söylemlerin ve paylaşılan anlamların ortaya çıkarılmasına olanak tanımaktadır. Bu nedenle odak grup çalışması nicel değil, nitel bir veri üretim süreci olarak değerlendirilmiştir.
Araştırma, nitel saha çalışmasına dayalı olarak, köyde yaşayan yaşlı kuşaklar ile köyde doğmamış ya da sınırlı süre bulunmuş üçüncü kuşak bireylerin mekân algılarını karşılaştırmalı biçimde ele almaktadır. Bulgular, Bayraktepe Köyü’nün üçüncü kuşak için yalnızca yaşanan bir mekân değil; anlatılar, semboller ve kolektif hafıza yoluyla aktarılan bir “hafıza mekânı” hâline geldiğini göstermektedir.
Anahtar Kelimeler: Mübadil köyler, psikocoğrafya, mekânsal hafıza, üçüncü kuşak, Bayraktepe Köyü
1. Giriş
1923 Türkiye–Yunanistan Nüfus Mübadelesi, yalnızca zorunlu bir yer değiştirme değil; köklerin, hatıraların ve mekânsal aidiyetlerin parçalanması anlamına gelmiştir. Mübadil köyler, bu kopuşun ardından yeniden kurulan ancak eski mekânların hafızasını da içinde taşıyan özgün yerleşimlerdir.
Bayraktepe Köyü, bu bağlamda iki katmanlı bir hafıza mekânıdır:
1. Mübadillerin geride bıraktığı eski vatanın hatırası.
2. Göç sonrası inşa edilen yeni köyün deneyimi
Bu çalışma, Bayraktepe Köyü’nde üçüncü kuşağın, bu iki katmanlı hafızayla mekânsal olarak nasıl ilişkilendiğini psikocoğrafik bir perspektifle ele almaktadır.
2. Yöntem: Bayraktepe Köyü Saha Araştırması
2.1. Araştırma Tasarımı
Araştırma, nitel yöntemlere dayalı olarak gerçekleştirilmiştir. Saha çalışması üç temel veri kaynağından oluşmaktadır.
• Mekânsal gözlem ve yürüyüş notları (psikocoğrafik yürüyüş)
• Anlatı ve hafıza odaklı belge incelemesi (aile fotoğrafları, ev içi objeler, mezarlıklar)
Odak grup (focus group), belirli bir konu hakkında, küçük bir katılımcı grubunun (genellikle 6–8 kişi) moderatör eşliğinde yürüttüğü yapılandırılmış grup tartışmasına dayalı bir nitel veri toplama yöntemidir.
Amaç: İnsanların ne düşündüğünü değil, nasıl düşündüğünü, Bir konuyu nasıl anlamlandırdığını,Dili, duyguyu, metaforu ve ortak anlam üretimini ortaya çıkarmaktır.
Odak grup görüşmesi, katılımcıların etkileşimli biçimde anlam üretmesini sağlayan bir nitel veri toplama tekniğidir (Morgan, 1997; Yıldırım & Şimşek, 2021).
2.2. Katılımcı Profili
• Birinci kuşak mübadil yoktur.
• İkinci kuşak (50–70 yaş): Köyde doğmuş, gençlik döneminde göç etmiş bireyler
• Üçüncü kuşak (20–40 yaş): Köyde doğmamış veya kısa süreli bulunmuş bireyler
Bu makalenin odak noktası üçüncü kuşaktır; diğer kuşaklar karşılaştırma amacıyla kullanılmıştır.
3. Bayraktepe Köyü’nün Psikocoğrafik Yapısı
3.1. Fiziksel Mekân
Bayraktepe Köyü, mübadele sonrası planlı biçimde yerleştirilen köy tipolojisini yansıtır:
• Bahçeli, tek katlı ve iki katlı cumbalı evler
• Merkezde cami, çeşme ve eski okul binası
• Köy mezarlığı ve çevresindeki sembolik alanlar( değirmen). Ancak saha gözlemleri, köyün fiziksel mekânının zamanla kullanım dışı kaldığını, birçok evin kapalı veya mevsimlik olduğunu göstermektedir.
3.2. Hafızasal Mekânlar
Üçüncü kuşak için Bayraktepe’de öne çıkan mekânlar şunlardır:
• Dede evi: Yaşanmasa bile “asıl ev” olarak anılır
• Mezarlık: En güçlü aidiyet noktası
• Çeşme ve eski okul: Anlatılarla anlam kazanır. Bu alanlar, gündelik işlevlerinden çok hafızasal işlevler üstlenmektedir.
Bulgular:Mezarlık en güçlü aidiyet noktasıdır. Evler fiziksel olarak kapalı, duygusal olarak açıktır. Okul nostaljik bir simgeye dönüşmüştür.
4. Üçüncü Kuşak Anlatılarında Bayraktepe
4.1. Köyün Anlatılarla Kurulması
Görüşmeler, üçüncü kuşağın köyü şu ifadelerle tanımladığını göstermektedir:
• “çocukluğumun geçtiği yer “
• “Orası bizim köyümüz”
• “Dedemin köyü.”
Bu ifadeler, köyün deneyimleyerek ve sözlü aktarılmış bir aidiyet üzerinden kurulduğunu göstermektedir.
4.2. Eski Vatan – Yeni Köy İkilemi
Bayraktepe’de üçüncü kuşak, yalnızca bu köye değil, hiç görmediği “eski vatan”a da duygusal bağ taşımaktadır. Rumeli, Selanik, Drama gibi yer adları; bir coğrafyadan çok mitik bir mekân olarak anlatılmaktadır.
Bu durum, Bayraktepe Köyü’nü: Yaşanan yer, Anlatılan yer, Hayal edilen yer katmanlarının kesiştiği bir psikocoğrafik alan hâline getirir.
5. Aktarılan Mekân Olarak Bayraktepe Köyü
Saha verileri doğrultusunda Bayraktepe Köyü, üçüncü kuşak için: Zamansız bir köydür(geçmiş-bugün-gelecek)iç içedir, Günlük yaşamın içinde var olan, Kimlik inşasında 4. Kuşak için sembolik , 3. Kuşak için belirgin rol oynar.
Üçüncü kuşak, köyü yeniden üretmez; hatırlanabilir halde tutar. Bu da köyün fiziksel olarak değil, anlatılar yoluyla varlığını sürdürmesine neden olur.
6. Tartışma
Bayraktepe Köyü örneği, mübadil köylerde psikocoğrafyanın yalnızca mevcut mekânla değil, kaybedilmiş mekânların hayalî haritalarıyla da şekillendiğini göstermektedir. Üçüncü kuşak, iki farklı kopuşu birlikte taşımaktadır:
1. Eski vatandan kopuş (miras yoluyla)
2. Köyden kente kopuş (bizzat yaşanan)
Bu durum, mübadil köyleri klasik göç köylerinden ayıran temel unsurdur.
7. Sonuç
Bayraktepe Köyü, üçüncü kuşak için bir yerleşim alanından çok aktarılmış bir mekândır. Psikocoğrafik açıdan köy, fiziksel sınırlarından bağımsız olarak hafızada varlığını sürdürmektedir. Bu bulgular, mübadil köylerin korunması ve anlaşılması için yalnızca mimari değil, hafıza temelli politikaların da geliştirilmesi gerektiğini ortaya koymaktadır.
Bayraktepe Köyü Örneğinde Üçüncü Kuşak Psikocoğrafya ve Mekânsal Hafıza
Bu araştırma, mübadil bir yerleşim olan Bayraktepe Köyü örneğinde kuşaklar arası mekân algısını, mekânsal hafızayı ve aktarılan mekân deneyimini incelemeyi amaçlanmaktadır. Çalışma, göç sonrası köylerin yalnızca fiziksel yerleşimler değil, aynı zamanda kültürel bellek ve kimlik üretim alanları olarak işlev gördüğünü ortaya koymaktadır.
Bayraktepe Köyü, Tokat il merkezine 37 km, Niksar ilçe merkezine ise 21 km uzaklıkta yer almaktadır. Köyün adı 1928 kayıtlarında “Fel” olarak geçmektedir. Yerleşim, 1924 Türkiye–Yunanistan Nüfus Mübadelesi sonrasında Selanik ve çevresinden gelen Türk göçmenlerin iskân edilmesiyle bugünkü demografik yapısını kazanmıştır. Köy nüfusu 1985 yılında yaklaşık 260 iken, 2020 yılı itibarıyla 60 kişiye düşmüştür. Bu düşüş, özellikle 1985–1990 yılları arasında gerçekleşen kırdan kente göçle ilişkilidir.
İkinci kuşak mübadillerin önemli bir bölümü 2015 sonrasında emeklilikle birlikte köye mevsimlik geri dönüş yapmaya başlamıştır. Üçüncü ve dördüncü kuşak için köy, gündelik yaşam mekânı olmaktan ziyade “dedemin köyü” veya “ninemin köyü” olarak adlandırılan sembolik bir aidiyet alanı niteliği taşımaktadır. Bu kuşaklar köyü daha çok büyüklerini ziyaret etmek, aile evlerini görmek ve mezarlık ziyaretleri yoluyla deneyimlemektedir.
Köyde bir cami, faal durumda birkaç çeşme ve taşımalı eğitime geçilmesi nedeniyle kapatılmış bir ilkokul bulunmaktadır. Tarımsal üretimde buğday, mısır, fasulye ve nohut başlıca ürünlerdir. Ceviz ve dut ağaçları köyün mekânsal belleğinde önemli sembolik unsurlar olarak öne çıkmaktadır. Aşağı ve yukarı mahalle olarak ikiye ayrılan yerleşim dokusu, büyük ölçüde akrabalık ilişkileriyle örülmüştür ve akraba evliliklerinin yaygın olmadığı belirtilmektedir.
1950’li yıllarda dönemin muhtarı Demir Özdemir’in öncülüğünde gerçekleştirilen ağaçlandırma çalışmaları, köyün orman köyü kimliğinin oluşmasında belirleyici olmuştur. Yerleşim dokusu ağırlıklı olarak kerpiçten yapılmış, iki katlı, avlulu ve cumbalı evlerden oluşmaktadır; bunun yanında bahçeli tek katlı evler de bulunmaktadır.
Köyün ilk yükseköğrenim görmüş bireyi olan öğretmen Necati Özdemir’in 2014 yılında köye yerleşmesi, geri dönüş sürecini sembolik olarak başlatmıştır. Günümüzde Bayraktepe Köyü, Balkan kökenli gelenek, görenek ve mutfak kültürünü yaşatmaya devam eden canlı bir kültürel miras alanı olarak değerlendirilebilir. Dünya Köylüsü mahlasıyla ün yapan sosyolog yazar Ayla Bağ bu köyde doğmuştur. Necati Özdemir’in kızı olan yazarın çocukluğu bu masalsı köyde geçmiştir.
Bu çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş ve sözlü tarih tekniği kullanılmıştır. Görüşmeler gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilmiş, katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alınmış ve tüm veriler anonimleştirilmiştir.
Bayraktepe köyünü şiirle mısra mısra gezmeye ne dersiniz?
BAYRAKTEPE KÖYÜ
Havası güzel, suyu şifa köyüm,
Başı dumanlı, yolu kıvrımlı köyüm.
Yüz yıldır akar Koca Çeşmesi,
Tarihten ses verir gözü yaşlı ninesi.
Balkanlardan kök salmış bir sevda,
Her evinde dua, her kapıda rıza.
Göğü kızçenin yüzü, toprağı ana
Yolları çamur, duvarı kerpiç köyüm
Rüzgârı türkü çağırır, Çatal tepeden,
Gecesi masal anlatır avlun dereden.
Bir adım atsak çocukluğumuza,
Güler yüzümüz mutluluk neşeden,
Tarlasında izi var, bahçesinde emek,
Her gidenin ardında kalan bir yürek.
Muhabbetin tadına doyum olmazdı
Ana baba hakkın ödenmez köyüm.
Hasan’ın yaylasında durur zaman,
Taş altından sızar bereket, iman.
Taş Altı Çeşmesi anlatır sırrı sessiz
Nice yolcuya ilim, nice insana can.
Pelitlik’te kayın, çam, meşe el ele,
Orman dua olur yükselir göğe.
Kökü derinde, gövdesi dik vakur,
Bayraktepe’de insan huzurda durur.
Uzun Çimen yaylasında yaz olur,
Havası serin, deresinde kaz olur.
Koyun meleyişi, çoban türküsü,
Gönülden dökülen dile söz olur.
Köyün ortasında cemaat kurulur
Mavi çinili camisinde saflar tutulur
Asrı gurbet harap etsede insanlığı
Ben ağayım, paşayım diyenlere duyurulur.
Çalışkandır kadını kızanı köyün eri
Çömerttir toprağı açıktır insanının eli
Esti mi sabahın vaktinde seher yeli
Dağıtır üstündeki gam ile hüznü kederi.
Kumpir pişirdin mi güzinenin gözünde
Çömlekte kurufasülye meşe közünde
Saç altından gelir suvan pidesinin kokusu
Hoştur bizim ellerin lezzet dokusu
Say say bitmez bereketi bolluğu köyümün
Bağlarında azığı yolluğu çavuş üzümün
Şifadır kullara Dut ile kuşburnu pekmezin
Kaçamağında kaşık kaşık yayık tereyağı yakılır
Etli, sütlü Tarhanası turşu, pekmez ile yenilir.
Oktap belini arabayla çıktın mı?
Mercimek düzünden bakınarak geçtin mi ?
Dönekseye gelmeden evvel
Huru sapağından yürüyerek köye geldin mi?
Hatırlatır bize bizi benim köyüm,
Yolun altı kabristan, üstü okul gülüm
Ahirete açılan kapıdır mezarlık
Bir dua bekler merhum atalar gülüm.
Dünya bir yana sen bir yana
Nerde olsam döner gelirim sana
Bir tatlı huzur almaya geldim.
Adın Kalbimde yazılı köyüm.
Yüreğimin içine kazılı köyüm.
KÖYÜM KÖYÜM
BAYRAKTEPE KÖYÜM.
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
#bayraktepeköyü
Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…
ODAK GRUP GÖRÜŞME FORMU Bayraktepe Köyü
Bu form Bayraktepe Köyü odak grup çalışması içindir.
Isınma
1. Kendinizi tanıtın. 2. Köyle bağınızı tek kelimeyle ifade edin.
Mekân Algısı
3. Köy denince ilk neresi gelir? 4. Köyün merkezi neresidir?
Hafıza
5. En çok anlatılan hikâye hangisi? 6. Kimden duydunuz?
Mübadele
7. Ailenizin mübadele geçmişi konuşulur mu? 8. Eski vatan ne demek?
Gelecek
9. Köy gelecekte nasıl hatırlanacak? 10. Eklemek istedikleriniz
Bayraktepe Köyü Araştırma Metni
Başlık: Bayraktepe Köyü: Doğal Peyzaj, Tarihsel Bellek ve Sözlü Kültür
Bayraktepe Köyü, doğa ile kurduğu dengeli ilişki, sınırlı teknolojik müdahale ve güçlü toplumsal bağlarıyla kırsal yaşamın özgün bir örneğini sunmaktadır. Elektrik, yol ve içme suyu gibi temel altyapı unsurlarına sahip olmakla birlikte köyde gündelik yaşam modern teknolojinin yoğun etkisinden görece bağımsızdır. Bu durum Bayraktepe’yi özellikle kent yaşamının hızından uzaklaşmak isteyen bireyler için alternatif bir mekân haline getirmektedir.
Köyün arkasında yer alan geniş ormanlık alanlar, bölgenin ekolojik değerini artırmaktadır. Kayın, çam, gürgen ve ladin türlerinin yaygın olduğu bu ormanlık alan, biyolojik çeşitlilik açısından zengindir. Sansar, tavşan, kurt, tilki ve ayı gibi yaban hayvanları ile keklik ve bıldırcın gibi kuş türleri bölgede gözlemlenmektedir. Bu ekosistem, Bayraktepe’yi doğa turizmi, yürüyüş ve kamp faaliyetleri açısından potansiyel bir alan haline getirmektedir.
Tarihsel açıdan Bayraktepe, 1928 kayıtlarında “Fel” adıyla geçen ve mübadele öncesinde Rum Ortodoks nüfusun yaşadığı bir yerleşimdir. 1924 Nüfus Mübadelesi sonrasında Selanik ve çevresinden gelen Türk göçmenler köye yerleştirilmiş, köyün adı “Bayraktepe” olarak değiştirilmiştir. Bu adlandırma, mübadele sonrasında bölgede Türk egemenliğinin simgesel ifadesi olarak değerlendirilmiştir. Günümüzde yaklaşık 60 kişilik nüfusa sahip olan köy, Balkan kökenli ailelerin kültürel mirasını yaşatmaya devam etmektedir. Dedelerinden ve ninelerinden dinledikleri göç hikayeleri köylülerin iki vatanlı kimlik oluşmasına sebep olmuştur.
Bu araştırmada nitel araştırma yaklaşımı benimsenmiş ve sözlü tarih yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler gönüllülük esasına dayalı olarak gerçekleştirilmiş, katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alınmış ve tüm veriler anonimleştirilmiştir. Arşiv belgeleri yerel kurumlar ve aile koleksiyonlarından derlenmiştir. Bu yöntem, Bayraktepe Köyü’nün mekânsal belleğinin ve kültürel aktarım biçimlerinin analiz edilmesine olanak sağlamıştır.
Bu çalışmada sözlü tarih yöntemi kullanılmıştır. Görüşmeler gönüllü katılım esasına dayalı olarak gerçekleştirilmiş, katılımcılardan bilgilendirilmiş onam alınmış ve tüm kayıtlar anonimleştirilmiştir. Arşiv belgeleri yerel kurumlar ve aile koleksiyonlarından derlenmiştir.
Aşağıdaki kaynaklar psikocoğrafya, mekânsal hafıza, mübadele, kuşaklar arası aktarım ve kırsal dönüşüm alanlarını kapsar ve yazdığımız metni teorik olarak destekler.
Kaynakça (APA 7)
Kuramsal Kaynaklar – Mekân, Hafıza, Psikocoğrafya
Halbwachs, M. (1992). On Collective Memory. Chicago: University of Chicago Press.
Nora, P. (1989). Between memory and history: Les lieux de mémoire. Representations, 26, 7–24.
Lefebvre, H. (1991). The Production of Space. Oxford: Blackwell.
Tuan, Y.-F. (1977). Space and Place: The Perspective of Experience. Minneapolis: University of Minnesota Press.
Connerton, P. (1989). How Societies Remember. Cambridge: Cambridge University Press.
Hirsch, M. (2012). The Generation of Postmemory: Writing and Visual Culture After the Holocaust. New York: Columbia University Press.
Debord, G. (1958). Theory of the dérive. Internationale Situationniste, 2.
Göç, Mübadil Çalışmaları ve Türkiye Bağlamı
Hirschon, R. (2003). Crossing the Aegean: An Appraisal of the 1923 Compulsory Population Exchange between Greece and Turkey. New York: Berghahn Books.
Keyder, Ç. (2012). Türkiye’de Devlet ve Sınıflar. İstanbul: İletişim Yayınları.
Yıldırım, O. (2018). Diplomacy and Displacement: Reconsidering the Turco-Greek Exchange of Populations, 1922–1934. New York: Routledge.
Özkırımlı, U., & Sofos, S. (2008). Tormented by History: Nationalism in Greece and Turkey. London: Hurst.
Aktar, A. (2000). Varlık Vergisi ve Türkleştirme Politikaları. İstanbul: İletişim Yayınları.
(Not: Mübadil politikalarının devamlılığı açısından bağlamsal.)
Kırsal Dönüşüm, Köy ve Kuşaklar
Tekeli, İ. (2010). Göç ve Ötesi. İstanbul: Tarih Vakfı Yurt Yayınları.
Şenyapılı, T. (2004). Cumhuriyet’in 75 Yılında Köyden Kente Göç. Ankara: İş Bankası Yayınları.
Bora, T. (2017). Taşraya Bakmak. İstanbul: İletişim Yayınları.
Türkiye’de Bellek, Anlatı ve Kültürel Aktarım
Assmann, J. (2011). Cultural Memory and Early Civilization. Cambridge: Cambridge University Press.
Erll, A. (2011). Memory in Culture. London: Palgrave Macmillan.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder