Özledim
İki haftada neyi özledim? diye soracak olursanız bir çok şeyi size sıralayabilirim.
Hoşgeldiniz diyene el uzatıp tokalaşmayı ve candan sarılmayı,
Seni görmek ne güzel diyen dostları özledim.
Bahar kokusunda sokaklarda yürümeyi, bağlarda bahçelerde menekşe dermeyi özledim.
Can bildiğim aynı karında yattığım, kardeşlerimin yüzünü, sohbetini özledim.
Birlikte yol aldığım, yüce gönüllü öğretmenlerimi, söyleşilerde heyecanla buluştuğum öğrencilerin Gülen gözlerini özledim.
Çaya,kahveye eşlik eden konu komşuyu özledim.
Şehrin sokaklarında,caddelerinde yürümeyi,alışveriş yapmayı, yeni yüzlerle tanışmayı özledim.
Dağların eteğinde, yaylaların çimeninde koşmayı, mangal yakmayı özledim.
Sokağımda ki Kediye, köpeğe, kurda kuşa selam vermeyi özledim.
Köyümde yalın ayak toprağa basmayı, suyu gözesinden içmeyi özledim.
Durakta Otobüs beklemeyi, bastığın kartın yetersiz bakiyesinin sesini, büyüklere gülümseyerek yer vermeyi özledim.
Sinema, tiyatro, hastane, postane alışverişte, bankada kuyrukta beklemeyi özledim.
Sabah eşimi işe gönderirken güle güle git,
Akşam kapı çalınınca hoşgeldin demeyi özledim.
Cenazede sarılıp ağlamayı, düğünde bayılıp oynamayı özledim.
Özledim; herşeyi kısacası hayatın taaaa kendisini...özledim.
Bu süreçte şunu öğrendim...
artısıyla eksisiyle,
inişleri çıkışlarıyla var olmaya çalıştığımız şu dünya köyünde sevgiyle bütünün hayrına iş yaparken bir virüsün nelere Kadir olduğunu öğrendim. Görelim mevlam neyler, neylerse güzel eğler.
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
26 Mart 2020 Perşembe
27 Şubat 2020 Perşembe
Mevlanadan Öğütler
Mevlana’dan 25 Hayat Dersi
Anadolu topraklarının kadim bilgeliğini ve derinliğini bizlere miras bırakan Mevlana‘dan hayatlarımıza ışık tutacak 25 dersi paylaşıyoruz. Yolunuza yoldaş, kalbinize şifa olsun.
1. Kendini küçük görmeyi bırak. Sen yürüyen evrensin.
Büyük bir potansiyelle doğdun. İdeallerin, hayallerin, gerçekleştirmek istediklerin var. Kanatların var. Sürünmek için değil, uçmak ve yaşamak için doğdun. Elinde ipin var olduğunu bilirken ne diye kuyunun dibinde durmaya devam edersin? Evren senin dışında değil, evren senin içinde.
2. Yapman gereken şey, senin için anlamlı olan bir hayat sürmektir, başkalarına değil.
İnsanların ne düşündüğünün gerçekten bir önemi yok. Sadece, kalbine ve aklına yatan hayatı yaşamakla sorumlusun.
3. Kendine dair umutlarından asla vazgeçme.
Zor bir zaman geçiriyor olabilirsin. Herşey sana karşıymış gibi gözükebilir. Bir dakika bile sabrın kalmamış olabilir. İşte o nokta, herşeyin değişeceği noktadır. Hüzünler, sevince hazırlanman içindir. Hüzün, evini temizler, yeniye ve sevince yer açar. Hüzün, kalbindeki sararmış yaprakları temizler. Böylece artık yeni yeşil otlar açabilir. Hüzün kalbini kapladığı zaman rahat ol, yakında çok feraha ereceksin demektir.
4. Cehalet hapishanedir.
Cehalet seni hapishaneye sokar. Bilmek ise Allah’ın sarayıdır. Bilmek lütuftur, bilginin kıymeti yüksektir.
5. Dışarıdaki zenginlikler, içindeki zenginliklerle kıyas bile edilemez
Zaten boynunda var olan elmas gerdanlığa sahip olmak için oradan oraya koşturursun. Eğer kendini bir kaç dakikalığına hakikat penceresinden görebilseydin şaşar kalırdın. Sevinç ve güzelliklerle dolu evine geri dön. Kendine geri dön. İçindeki hazineye geri dön. Evrendeki herşey senin içinde. İçinde sonsuz bir kaynak mevcutken, elinde boş bir kova ile sokaklarda dilencilik yapma.
6. Olduğun kişiyi bırakabilirsen, asıl varlığına uyanırsın.
Güvende olma ihtiyacını bırak. Korktuğun şeylerin üzerine git. Şan, şöhret, görüntü ve sahte kimlikleri bir kenara koy. İnsanların anlattığı sınırlayıcı hikayelere inanma. Kendi hikayeni yarat. Kendi ateşini kendin yak. Kendi ateşiyle eriyen kar gibi ol. Kendini kendinden uzaklaştır, kendini yıka. Sonra yeniden doğ.
7. Dünyadaki herkesten daha iyi yaptığın birşey mutlaka vardır.
Herkesin dünyaya yapmak için geldiği, en iyi yaptığı en az birşey vardır. Ve bunu yapmak için gerekli olan istek herkesin kalbine yerleştirilmiştir.
8. Merdivenin tümünü görmek zorunda değilsin, sadece ilk adımı at.
Yolu yürümeye başla. Başladıktan sonra yolun devamı görünecektir.
9. Bir işi yaparken onu tüm kalbinle yap.
Yarım akılla, yarım kalple Yaradan’a ulaşmaya çalışmak nafile bir çabadır. Yola çıkıyorsun ama yolun yarısında vazgeçip pes ediyorsun. O zaman niye yola çıkarsın? Ruhtan/kalpten gelen istekle yaptığın her iş sevince dönüşür. Eğer istek kalbinden gelmiyorsa, o sevinç yok olur. Her ne yapıyorsan ve her kimsen, kalple yap, kalple ol.
10. İyi şeyler son bulur, böylece daha iyi şeylere yer açılır.
Üzülme. Hüzünlenme. Kaybettiğin herşey başka bir formda sana geri döner.
11. Yaraların, ışığın içeri girdiği yerdir.
Seni acıtan, üzen, yara açan herşey seni aynı zamanda kutsar. Karanlık, senin aydınlatıcı mumundur. Yıkımın olduğu yerde hazine bulunur. Yaralarından kaçma. Yaraların, ışığın içine nüfuz edeceği yerdir. Hüzünlerin olduğu zaman şefkatin artar. Yeter ki açık kalpli ol. Acının, şefkate dönüşmesine izin ver.
12. Sevdiğin işi yap ve onu sevgiyle yap.
Sakince, sevdiğin şeyi yapmaya doğru çekilmene izin ver. Direnme. Gerçekten değer verdiğin şeylerle meşgul ol.
13. Daha az düşün, daha çok hisset.
Söz konusu olan sevgiyse, onun sebeplerinin anlamı yoktur. Düşüncelerini unut. Düşüncelerinin, kalbinin üstüne geçmesine izin verme. Düşünmeyi bırak… Kalbinde yanmayı bekleyen bir mum var. İçinde dolmayı bekleyen bir boşluk var. Hissediyor musun? Endişe etmeyi bırak. Düşünmeyi bırak ve hissetmeye geç.
14. Sevgi için herşeye değer.
Hakiki insan, sevgi için herşeyi kaybetmeyi göze alabilir. Eğer sen o değilsen, bu işe hiç girme. Bırak sevgilin deli olsun. Sevgi için herşeye değer.
15. Hayatındaki iyiye ve kötüye – herşeye eşit şekilde şükret.
Her kim geliyorsa karşına, ona şükran duy. Hepsi sana öte alemden bir hediye ile gelmiştir. Eğer kötü’den dolayı sinirlerin bozuluyorsa da şükret, bu sayede kendini yenileme fırsatın olacak.
16. Kendini değiştir, dünya kendiliğinden değişir.
Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istiyordum. Bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum.
17. Bizler sevgiden yapıldık ve sevmek için yaratıldık.
Sevgi bizim hammaddemizdir. Sevgiyi aramak yanlıştır. Sevgiyi arama. Sevmene engel olan bariyerlerini ara, onları bul. Sevgi sayesinde tüm acı azalır, bakır altına, hüzün sevince dönüşür.
18. Ruhun bu dünyadan değildir ama bedenin bu dünyadandır.
Tüm gün düşünürüm bazen, nereden geldim, nereye gidiyorum diye. Bil ki ruh bu dünyadan değildir. Ancak bilirim ki beden bu dünyadandır.
19. Ruh mertebesinde hepimiz biriz.
Güneşin duvarın bir tarafına vuruşu ile diğer tarafına vuruşu farklı sonuçlar doğurur. Ancak güneş tek ve birdir. Doğu ya da Batı.. Kuzey ya da Güney. Fark etmez. Ruh mertebesinde ayrım yoktur.
20. Ruhunuz herşeyden daha kıymetlidir.
Elle tutulur, maddi şeylere fazla önem verme. Kendi ruhunun kıymetini bildiğin zaman, onların ne kadar değersiz olduğunu anlarsın.
21. Eşini bilgece seç.
Aranda rekabet olmayan, daha zengin olma peşinde koşmayan, kaybetmekten korkmayan, benliğine tutunmayan birisini eş olarak seç.
22. Gerçek sevgi madde dünyasını dönüştürür. Bedenleriniz ayrı kalsa bile ruhlarınız her daim birliktedir.
Ayrılıklar sadece gözleri ile görenler içindir. Sevenlerde ayrılık yoktur. Ruh mertebesine ayrılık yoktur.
23. Kelimelerinin gücünü yükselt, sesini değil.
Sesini yükseltmek fayda etmez. Kelimelerinin gücünü arttır. Çiçekleri büyüten şey yağmurdur, fırtına değil.
24. Sessizlik, Yaradan’ın sesidir.
Sessizlik Yaradan’ın sesidir. Diğer seslerin hepsi basit birer çeviri denemesidir. Kelimeler yüzeydedir. İnsanlar, kelimelerin ötesi ile iletişime geçerler. Kelimelerle savrulmayı bırak. Sessizliğe teslim ol, bırak herşey o şekilde açığa çıksın.
25. Hayatta olmak yaşamak demek değildir.
Sadece nefes aldığın için yaşadığını mı sanıyorsun? Bu hayat, hayat değildir. Bu hayat sınırlarla doludur. Sevgiye teslim ol ve gerçekten yaşa. Sevgiye teslim ol ve sonsuza dek yaşa.
Kaynak: themindunleashed.org
PINAR TAŞKIN
Alıntı.
Anadolu topraklarının kadim bilgeliğini ve derinliğini bizlere miras bırakan Mevlana‘dan hayatlarımıza ışık tutacak 25 dersi paylaşıyoruz. Yolunuza yoldaş, kalbinize şifa olsun.
1. Kendini küçük görmeyi bırak. Sen yürüyen evrensin.
Büyük bir potansiyelle doğdun. İdeallerin, hayallerin, gerçekleştirmek istediklerin var. Kanatların var. Sürünmek için değil, uçmak ve yaşamak için doğdun. Elinde ipin var olduğunu bilirken ne diye kuyunun dibinde durmaya devam edersin? Evren senin dışında değil, evren senin içinde.
2. Yapman gereken şey, senin için anlamlı olan bir hayat sürmektir, başkalarına değil.
İnsanların ne düşündüğünün gerçekten bir önemi yok. Sadece, kalbine ve aklına yatan hayatı yaşamakla sorumlusun.
3. Kendine dair umutlarından asla vazgeçme.
Zor bir zaman geçiriyor olabilirsin. Herşey sana karşıymış gibi gözükebilir. Bir dakika bile sabrın kalmamış olabilir. İşte o nokta, herşeyin değişeceği noktadır. Hüzünler, sevince hazırlanman içindir. Hüzün, evini temizler, yeniye ve sevince yer açar. Hüzün, kalbindeki sararmış yaprakları temizler. Böylece artık yeni yeşil otlar açabilir. Hüzün kalbini kapladığı zaman rahat ol, yakında çok feraha ereceksin demektir.
4. Cehalet hapishanedir.
Cehalet seni hapishaneye sokar. Bilmek ise Allah’ın sarayıdır. Bilmek lütuftur, bilginin kıymeti yüksektir.
5. Dışarıdaki zenginlikler, içindeki zenginliklerle kıyas bile edilemez
Zaten boynunda var olan elmas gerdanlığa sahip olmak için oradan oraya koşturursun. Eğer kendini bir kaç dakikalığına hakikat penceresinden görebilseydin şaşar kalırdın. Sevinç ve güzelliklerle dolu evine geri dön. Kendine geri dön. İçindeki hazineye geri dön. Evrendeki herşey senin içinde. İçinde sonsuz bir kaynak mevcutken, elinde boş bir kova ile sokaklarda dilencilik yapma.
6. Olduğun kişiyi bırakabilirsen, asıl varlığına uyanırsın.
Güvende olma ihtiyacını bırak. Korktuğun şeylerin üzerine git. Şan, şöhret, görüntü ve sahte kimlikleri bir kenara koy. İnsanların anlattığı sınırlayıcı hikayelere inanma. Kendi hikayeni yarat. Kendi ateşini kendin yak. Kendi ateşiyle eriyen kar gibi ol. Kendini kendinden uzaklaştır, kendini yıka. Sonra yeniden doğ.
7. Dünyadaki herkesten daha iyi yaptığın birşey mutlaka vardır.
Herkesin dünyaya yapmak için geldiği, en iyi yaptığı en az birşey vardır. Ve bunu yapmak için gerekli olan istek herkesin kalbine yerleştirilmiştir.
8. Merdivenin tümünü görmek zorunda değilsin, sadece ilk adımı at.
Yolu yürümeye başla. Başladıktan sonra yolun devamı görünecektir.
9. Bir işi yaparken onu tüm kalbinle yap.
Yarım akılla, yarım kalple Yaradan’a ulaşmaya çalışmak nafile bir çabadır. Yola çıkıyorsun ama yolun yarısında vazgeçip pes ediyorsun. O zaman niye yola çıkarsın? Ruhtan/kalpten gelen istekle yaptığın her iş sevince dönüşür. Eğer istek kalbinden gelmiyorsa, o sevinç yok olur. Her ne yapıyorsan ve her kimsen, kalple yap, kalple ol.
10. İyi şeyler son bulur, böylece daha iyi şeylere yer açılır.
Üzülme. Hüzünlenme. Kaybettiğin herşey başka bir formda sana geri döner.
11. Yaraların, ışığın içeri girdiği yerdir.
Seni acıtan, üzen, yara açan herşey seni aynı zamanda kutsar. Karanlık, senin aydınlatıcı mumundur. Yıkımın olduğu yerde hazine bulunur. Yaralarından kaçma. Yaraların, ışığın içine nüfuz edeceği yerdir. Hüzünlerin olduğu zaman şefkatin artar. Yeter ki açık kalpli ol. Acının, şefkate dönüşmesine izin ver.
12. Sevdiğin işi yap ve onu sevgiyle yap.
Sakince, sevdiğin şeyi yapmaya doğru çekilmene izin ver. Direnme. Gerçekten değer verdiğin şeylerle meşgul ol.
13. Daha az düşün, daha çok hisset.
Söz konusu olan sevgiyse, onun sebeplerinin anlamı yoktur. Düşüncelerini unut. Düşüncelerinin, kalbinin üstüne geçmesine izin verme. Düşünmeyi bırak… Kalbinde yanmayı bekleyen bir mum var. İçinde dolmayı bekleyen bir boşluk var. Hissediyor musun? Endişe etmeyi bırak. Düşünmeyi bırak ve hissetmeye geç.
14. Sevgi için herşeye değer.
Hakiki insan, sevgi için herşeyi kaybetmeyi göze alabilir. Eğer sen o değilsen, bu işe hiç girme. Bırak sevgilin deli olsun. Sevgi için herşeye değer.
15. Hayatındaki iyiye ve kötüye – herşeye eşit şekilde şükret.
Her kim geliyorsa karşına, ona şükran duy. Hepsi sana öte alemden bir hediye ile gelmiştir. Eğer kötü’den dolayı sinirlerin bozuluyorsa da şükret, bu sayede kendini yenileme fırsatın olacak.
16. Kendini değiştir, dünya kendiliğinden değişir.
Dün akıllıydım, dünyayı değiştirmek istiyordum. Bugün bilgeyim, kendimi değiştiriyorum.
17. Bizler sevgiden yapıldık ve sevmek için yaratıldık.
Sevgi bizim hammaddemizdir. Sevgiyi aramak yanlıştır. Sevgiyi arama. Sevmene engel olan bariyerlerini ara, onları bul. Sevgi sayesinde tüm acı azalır, bakır altına, hüzün sevince dönüşür.
18. Ruhun bu dünyadan değildir ama bedenin bu dünyadandır.
Tüm gün düşünürüm bazen, nereden geldim, nereye gidiyorum diye. Bil ki ruh bu dünyadan değildir. Ancak bilirim ki beden bu dünyadandır.
19. Ruh mertebesinde hepimiz biriz.
Güneşin duvarın bir tarafına vuruşu ile diğer tarafına vuruşu farklı sonuçlar doğurur. Ancak güneş tek ve birdir. Doğu ya da Batı.. Kuzey ya da Güney. Fark etmez. Ruh mertebesinde ayrım yoktur.
20. Ruhunuz herşeyden daha kıymetlidir.
Elle tutulur, maddi şeylere fazla önem verme. Kendi ruhunun kıymetini bildiğin zaman, onların ne kadar değersiz olduğunu anlarsın.
21. Eşini bilgece seç.
Aranda rekabet olmayan, daha zengin olma peşinde koşmayan, kaybetmekten korkmayan, benliğine tutunmayan birisini eş olarak seç.
22. Gerçek sevgi madde dünyasını dönüştürür. Bedenleriniz ayrı kalsa bile ruhlarınız her daim birliktedir.
Ayrılıklar sadece gözleri ile görenler içindir. Sevenlerde ayrılık yoktur. Ruh mertebesine ayrılık yoktur.
23. Kelimelerinin gücünü yükselt, sesini değil.
Sesini yükseltmek fayda etmez. Kelimelerinin gücünü arttır. Çiçekleri büyüten şey yağmurdur, fırtına değil.
24. Sessizlik, Yaradan’ın sesidir.
Sessizlik Yaradan’ın sesidir. Diğer seslerin hepsi basit birer çeviri denemesidir. Kelimeler yüzeydedir. İnsanlar, kelimelerin ötesi ile iletişime geçerler. Kelimelerle savrulmayı bırak. Sessizliğe teslim ol, bırak herşey o şekilde açığa çıksın.
25. Hayatta olmak yaşamak demek değildir.
Sadece nefes aldığın için yaşadığını mı sanıyorsun? Bu hayat, hayat değildir. Bu hayat sınırlarla doludur. Sevgiye teslim ol ve gerçekten yaşa. Sevgiye teslim ol ve sonsuza dek yaşa.
Kaynak: themindunleashed.org
PINAR TAŞKIN
Alıntı.
Ağacın Verdiği Ders
*BİR AĞAÇTAN ON DERS*
Bir ağacın gölgesinde adam felsefe kitabı okuyordu. Sorular üstüne sorular adamın kafasını karıştırmıştı. Başını kaldırıp ağaca baktı.
—Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden yaşasaydım dedi.
Birden ağaç dile geldi:
—Ben düşünmüyorum belki ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki, dedi.
Adam heyecanla:
—Seni dinlemek isterim, dedi.
Ağaç konuşmaya başladı:
—At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak ve beni dinle
sana on tane hayat dersi vereceğim, dedi.
Adam heyecanlanarak:
—Tamam dedi.
Ağaç:
—Dinle o zaman, dedi ve hayat dersini sıralamaya başladı:
*1- Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Sizde bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.”* *“Yaşlı kurda yol öğretilmez.”*
*2- Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar düşerken baltayı alıp sana koşarlar.*
*3-Bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir. Her zaman dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir. Sizin gibi görünüp size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişi kıran, pirince en çok benzeyen beyaz taştır.*
*4- “Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir” (Cemil Meriç) İnsanı geliştiren mükemmelleştiren zorluklardır. Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp onu aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar. Uçurtma rüzgâra karşı durduğu için yükselir. Engelleri fırsat bilmelisiniz.*
*5- Bir ağacın kökü ne kadar derinse boyu o kadar yükseğe çıkar. Kökleri zayıf olan büyüklüğü taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç ayakta kalabilir mi? Bir ağaç gücünü gövdesinden değil kökünden alır. Sizin de tarihiniz olmazsa nasıl geleceğiniz olacak? Tarihinizi yok sayar ya da unutursanız nasıl geleceği inşa edebilirsiniz?*
*6- Ağaç yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir. Onun için sosyal ilişkileriniz önemlidir.*
*7- Hiçbir ağaç acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar görevini sessizce ve sabırlıca yaparlar. Siz de baharın gelmesini bekliyorsanız görevinizi şamata yapmadan sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.*
*8- Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, niteliksiz, silik insanlar kimsenin umurunda olmazlar. Onun için başarılı insanlar atılacak taşlara mukavemet edemezlerse başarılarını sürdüremezler.*
*9- Her ağaç kendi toprağında büyür. Ağaç ancak uygun toprağı bulması halinde gelişmesini sürdürür. İnsan yetenekleri de öyledir; ağaç tohumu gibidir. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.*
*10- Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz. Bize hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın. Sözü şöyle bitireyim, insanların kulağına küpe olsun. “Her şey bir ağacı sevmekle başlar.” Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken durun ve şarkımızı dinleyin.*
Adam ağaca tekrar baktı, “Aslında odun olan bu ağaç değil
benim yaklaşımım odun gibiymiş meğerse” diye geçirdi içinden. (ALINTIDIR)
Bir ağacın gölgesinde adam felsefe kitabı okuyordu. Sorular üstüne sorular adamın kafasını karıştırmıştı. Başını kaldırıp ağaca baktı.
—Keşke ağaç olsaydım, hiç düşünmeden yaşasaydım dedi.
Birden ağaç dile geldi:
—Ben düşünmüyorum belki ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki, dedi.
Adam heyecanla:
—Seni dinlemek isterim, dedi.
Ağaç konuşmaya başladı:
—At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak ve beni dinle
sana on tane hayat dersi vereceğim, dedi.
Adam heyecanlanarak:
—Tamam dedi.
Ağaç:
—Dinle o zaman, dedi ve hayat dersini sıralamaya başladı:
*1- Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Sizde bilirsiniz ki “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.”* *“Yaşlı kurda yol öğretilmez.”*
*2- Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar düşerken baltayı alıp sana koşarlar.*
*3-Bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir. Her zaman dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir. Sizin gibi görünüp size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişi kıran, pirince en çok benzeyen beyaz taştır.*
*4- “Ulu çamlar fırtınalı diyarlarda yetişir” (Cemil Meriç) İnsanı geliştiren mükemmelleştiren zorluklardır. Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp onu aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar. Uçurtma rüzgâra karşı durduğu için yükselir. Engelleri fırsat bilmelisiniz.*
*5- Bir ağacın kökü ne kadar derinse boyu o kadar yükseğe çıkar. Kökleri zayıf olan büyüklüğü taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç ayakta kalabilir mi? Bir ağaç gücünü gövdesinden değil kökünden alır. Sizin de tarihiniz olmazsa nasıl geleceğiniz olacak? Tarihinizi yok sayar ya da unutursanız nasıl geleceği inşa edebilirsiniz?*
*6- Ağaç yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir. Onun için sosyal ilişkileriniz önemlidir.*
*7- Hiçbir ağaç acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar görevini sessizce ve sabırlıca yaparlar. Siz de baharın gelmesini bekliyorsanız görevinizi şamata yapmadan sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.*
*8- Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, niteliksiz, silik insanlar kimsenin umurunda olmazlar. Onun için başarılı insanlar atılacak taşlara mukavemet edemezlerse başarılarını sürdüremezler.*
*9- Her ağaç kendi toprağında büyür. Ağaç ancak uygun toprağı bulması halinde gelişmesini sürdürür. İnsan yetenekleri de öyledir; ağaç tohumu gibidir. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.*
*10- Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz. Bize hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın. Sözü şöyle bitireyim, insanların kulağına küpe olsun. “Her şey bir ağacı sevmekle başlar.” Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken durun ve şarkımızı dinleyin.*
Adam ağaca tekrar baktı, “Aslında odun olan bu ağaç değil
benim yaklaşımım odun gibiymiş meğerse” diye geçirdi içinden. (ALINTIDIR)
25 Şubat 2020 Salı
KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM İNSANLARI-3
Kadim Şehrimizin Kadim insanları yazı dizisinde eski devlet bakanı Sayın Metin Gürdere ile makamı, mevkiyi bir yana bırakıp sadece ve sadece insana dair değerleri konuştuk.
Ulu çınarın tecrübelerinden faydalanmak, yaptıklarıyla ve geriye bıraktığı eserleriyle bize yaşam hikayesindeki anılarını aktarırken şehrimize kazandırdığı üç ciltlik eseri "20. yy Tokat Bir Şehrin ve İnsanlarının Hikayesi" kitapları geçmişin izlerini arayanlara siyasi ve sosyal açıdan ışık olacak nitelikte. Bu şöyleşide iz bırakan anılarının altını çizerken bazen gözlerin dolması, bazen sessizlik insana dair insanca sohbetin temelini oluşturdu. Kendisiyle ilk olarak yüz yüze tanışmam kitap tanıtımı gününde " Dünya köylüsüne , Dünya Şehirlisinden " diyerek attığı imza gününde oldu. Öncelikle bizimle bu söleşiyi kabul ettiği için teşekkür ediyor ve hoşgeldiniz diyerek söze başlıyorum.
Sizde hoşgeldiniz diyor ve sohbete başlıyoruz.
-BİZE KENDİNİZİ KISACA TANITIMISINIZ?
- 1944 yılında Tokat'ta doğdum.ilk orta ve liseyi Tokat'ta okudum.1966 yılında İTÜ inşaat
fakültesinden mezun oldum.Tokat Bayındırlık Müdürlüğünde çalıştım. Yedek subay olarak
askerliğimi yaptım ve askerlik dönüşü mühendislik bürosu açtım ve mutahit olarak çalışmaya başladım. Bu yıllarda defalarca Tokat'ta vergi rekortmeni oldum. Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanlığı yaptım. 1983-1987 yıllarında Anavatan partisinden millet vekili seçildim.Anavatan partisinin iktidarı döneminde 1989-1991 yıllarında Özal ve Akbulut döneminde anavatan partisi Genel Başkan yardımcılığında bulundum. 1997-1999 yıllarında 55. Hükümet döneminde Devlet Bakanlığı görevini yürüttüm. Evliyim, üç çocuğum var.
- AİLENİZDEN VE ÇOCUKLUK YILLAINIZDAN BAHSEDERMİSİNİZ?
-Benim babam 8 yaşındayken ölmüş beni annem büyüttü. Çok fakir değildik. Çok zenginde değildik. Benim atalarım Erzincan'dan 1916 yılında rus işgalinden kaçarak gelip buraya yerleşmişler. Yokluk açlık savaşın getirdiği sefalet diz boyu. Bütün bunlarla mücadele etmiş atalarımız. Ailemde benim öyküm sıradışı bir fark yarattı. İlk kez siyasetle uğraşan benim. Ben okumayı çok seviyorum. Okul yıllarında bu alışkanlığı kazandım ve gençlere tavsiyem facede sörf yapacaklarına bol bol kitap okusunlar diyorum.
Siyaset işi benim hayatımda bir dönemdi geldi geçti. Bir çok değerli insanla tanıştım ve çalıştım. Onlar bana örnek oldular. Lise yıllarında öğretmenlerimiz bize "geleceğin bakanları sizlersiniz" diye bizi motive ederlerdi. Babaannem beni küçükken " Edirne valisi olacak benim oğlum "diye severdi. Gel zaman git zaman bakanlığım döneminde Edirne'de bir bayram günü vali beyle birlikte bayram kutladık, tüm halkı selamladık. Babaannemin küçükken söylediği sözler geldi aklıma, çok duygulandım. Herkesin iradesi bir yere kadar bir yerden sonra başka bir iradeye ve kadere teslim oluyorsun.
- BOŞ ZAMANLARINZDA NELER YAPIYORSUNUZ ? HOBİLERİNİZ NELERİR?
-Avcılıkla uğraşıyorum. Aslında dağlarda gezmeyi ve yalnız kalıp kendimi dinlemesini çok seviyorum. Bu benim öz güvenimi geliştirdi. Korkusuzum ve açık sözlüyüm. Siyaset hayatımda bir çok hikaye dinledim. Bütün bunları belgelendirdim ve not aldım. Kitap halinde üç cilt olarak yayınladım .1983 yılına kadar olan anılarımı yazdım. İkinci kitabım 83 ten sonra ki anıları kapsayacak ve Tokat'ın tarihine bir ışık tutacak. İnsanlara faydalı olmak çok güzel bir şey. 300 yıl sonra birisi merak ederse Tokat 20. yy da nasılmış diye"20. yüzyılda Bir şehrin ve insanlarınhikayesi" kitabını belge olarak kullansınlar düşüncesiyle yola çıktım ve bu üç ciltlik kitabı yazdım. En güzel hobim bahçeyle, toprakla ilgilenmek ve yazmak. Şatajfata hiç özenmedim. Sade bir kulübeyi tercih ettim ve kurduğum bağ evinde kendime bir kulübe yaptım. Soyu tükenen meyveleri topladım ve yeniden yetiştirdim. Bağımda 25 çeşit armut ağacı var, hepsi yerli.15 çeşit elma ağacım var. Benim bugüne kadar yaptığım en değerli iş diye düşünüyorum. Emeklilik hali yaşıyorum 76 yaşındayım. Buraları çok seviyorum. Derin köklerle ben buralara aidim.
-ÖRNEK ALDIĞINZ KİMSE VAR MI? GENÇLERE TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
- Bizim önümüzde çok güzel örnek alacağımız insanlar vardı. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal.Ben onlarla geliştim. Ve büyük insanların alçak gönüllü olduğunu gördüm. Doğal insanlardı kendileri gibiydiler. Kimseye benzemeye çalışmazlardı.Hepimiz insanız nihayetinde. Kibir niye? Hatalarımız
olacak, özür dilemesini bilmeliyiz. Gençler güzel insanlarla arkadaşlık etsinler ve dost olsunlar. Gençler kendilerine önder olacak, fikir katacak geliştirecek, mert, cömert her yönden iyi örnek olacak insanları seçsinler. Çünkü insan etkileşim içinde olan bir varlıktır. Hangi yolda ilerleyecekerse o yolun pirlerini kendilerine örnek alsınlar.
- HAYATINIZDA KEŞKE DEDİĞİNİZ VE ÖZLEM DUYDUĞUNUZ BİR ŞEY VAR MI?
Siyaset hayatım boyunca geriye dönüp baktığımda pişman olduğum şey haksız yere bazı insanları işe almam oldu. Bu insanlara kadro verdim. Bundan çok pişmanım, geriye dönüp baktığımda keşke bunu yapmasaydım diyorum. Hak edenleri işe alsaydık diyorum. Şimdiki aklım olsa böyle yapardım. Ama o zaman ki konjonktür bunu gerektiriyordu. İçinde bulunduğun partiye hizmet etmek zorundasın. Özlem duyduğum bir şey yok herşeyi severek ve isteyerek yaptım.
-MUTLULUĞU TARİF EDEBİLİRMİSİNİZ? MUTLULUK NEDİR SİZCE?
-Benim için mutluluk kendi içimde kendimle barışık olmak demek. Ben kendimle dalga geçerim.Başkasının hakkında kötü düşünmem. Annem "oğlum ameller niyetlere bağlıdır "derdi bende hep iyi niyetli oldum. Parası çok olupta mutlu olan yok. Paranın sorumluluğu çok fazla onu yönetmek
insanı mutsuz eder. Mutluluğu basit şeylerde aramak gerekir. Yani yağan yağmurun ardından, güneşin doğması bir mutluluk. Sırt üstü yatıp gök yüzünü izlemek, kuş seslerini dinlemek, kendinle başbaşa kalmak mutluluktur diye düşünüyorum. İnsan kendisini gençlikte ıspat etmek istiyor. Bunun için bir dönem çok çalıştım ama fazlasına gerek yok. Yaşadığım hayat tecrübelerinde bilgim ve görgüm oldu. Tüm bu birikimimi insanlara aktarmak ve fayda sağlamak asıl amacım. Ben halkın içinde onlarla beraberim.76 yıllık hayat bana sade yaşamayı, köklerine bağlı olmayı öğretti. Mutluluk mu? zenginlik mi? tercih senin elinde ben mutlu olmayı seçtim.
KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM BİR İNSANI OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSENİZ?
-Ben bu toprakların çocuğuyum. Arkadaşlarım burada, ailem burada o yüzden ben bu toprakları çok seviyorum ve hiç bir zaman bağımı koparmadım. Şatafata hiç özenmedim. Bizim buraların adamı doğaldır. İnsanı kıymetlidir. Hanımlarımız baş tacımızdır. Tokat yaşanılacak bir yer. Yerleşmek için bir çok altarnatif varken ben bu şehri seçtim. Çünkü derin köklerle ben buralara aidim. "diyor Ulu Çınar Metin Gürdere.
Bir zamanlar siyasetin içinde olan millet vekilliği hatta bakanlık yapan bir bürokrat, siyasi hayatında Anadolu'dan gelerek bir çok entellektüeli geride bırakmasını bilgi birikimine, çok kitap okumasına bağlayan ve oradan bakanlığa uzanan yolculuğunda doğal olmayı, sade yaşamayı ve köklere bağlı kalıp geri dönenlerden olmayı tercih eden Sayın Metin Gürdere ile yaptığımız sohbette dönemin işe alınmama mağdurlarından olan bendeniz duymak istediğim cümleyi onun ağzından samimi bir ifadeyle bu gerçeği itiraf ederken duyduğu hüznü beni çok etkiledi ve gerçekten çok pişmandı. Ama iş işten geçmişti. Kendisinin ifadesine göre o zaman öyle olması gerekiyordu yapacak başka bir şey yoktu dedi.
Şimdi bu tecrübeyi dikkate alarak, bugünkü siyaset adamlarına ilerde pişman olmamak adına bugün işe aldıklarınızı liyakat üzere almalarının gönül huzurunu yaşamak için farklı bir davranış şekli geliştirelim. Ve hak edeni işe alalım. Sınavı birincilikle kazananı tercih edelim. diyorum.
Bize yaptıklarıyla iyisiyle kötüsüyle bir hayatın öyküsünü kısaca anlatan ve herşeyi bir kenara bırakın siyasi kimliğinin dışında, bütün birikimlerini üç çiltlik bir kitapta paylaşarak, bu şehrin kültürüne tarihine ışık olacak eserleriyle sıra dışı bir iş yapan, sosyolojik açıdan baktığımızda, toplumsal yapının, ekonominin, bürokrasinin işleyişinin, siyasetin nasıl yaşandığına dair bir çok anıyı kişilerin kendi ağızlarından belgelendirerek aktaran, bu çalışmasıyla yazar kimliğini ön plana çıkartan, çok yönlü, mütevazi, alçak gönüllü, engin dünya görüşüyle, kendisiyle barışık bilge bir liderin öyküsünü dinledik. Bütün bunların ötesinde yok olmaya yüz tutmuş Tokat'a has bu endemik
bitkileri (ağaçları)dağlardan toplayıp, bahçesinde yeniden yetiştirmek için çaba harcayan bir çiftçi, bu yürekli koca çınara ne kadar teşekkür etsek azdır diye düşünüyorum. Teşekkürler Sayın Metin Gürdere bizimle hayat hikayenizi paylaştığınız için.
Güzelliklerde buluşmak dileğiyle...
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
Ulu çınarın tecrübelerinden faydalanmak, yaptıklarıyla ve geriye bıraktığı eserleriyle bize yaşam hikayesindeki anılarını aktarırken şehrimize kazandırdığı üç ciltlik eseri "20. yy Tokat Bir Şehrin ve İnsanlarının Hikayesi" kitapları geçmişin izlerini arayanlara siyasi ve sosyal açıdan ışık olacak nitelikte. Bu şöyleşide iz bırakan anılarının altını çizerken bazen gözlerin dolması, bazen sessizlik insana dair insanca sohbetin temelini oluşturdu. Kendisiyle ilk olarak yüz yüze tanışmam kitap tanıtımı gününde " Dünya köylüsüne , Dünya Şehirlisinden " diyerek attığı imza gününde oldu. Öncelikle bizimle bu söleşiyi kabul ettiği için teşekkür ediyor ve hoşgeldiniz diyerek söze başlıyorum.
Sizde hoşgeldiniz diyor ve sohbete başlıyoruz.
-BİZE KENDİNİZİ KISACA TANITIMISINIZ?
- 1944 yılında Tokat'ta doğdum.ilk orta ve liseyi Tokat'ta okudum.1966 yılında İTÜ inşaat
fakültesinden mezun oldum.Tokat Bayındırlık Müdürlüğünde çalıştım. Yedek subay olarak
askerliğimi yaptım ve askerlik dönüşü mühendislik bürosu açtım ve mutahit olarak çalışmaya başladım. Bu yıllarda defalarca Tokat'ta vergi rekortmeni oldum. Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanlığı yaptım. 1983-1987 yıllarında Anavatan partisinden millet vekili seçildim.Anavatan partisinin iktidarı döneminde 1989-1991 yıllarında Özal ve Akbulut döneminde anavatan partisi Genel Başkan yardımcılığında bulundum. 1997-1999 yıllarında 55. Hükümet döneminde Devlet Bakanlığı görevini yürüttüm. Evliyim, üç çocuğum var.
- AİLENİZDEN VE ÇOCUKLUK YILLAINIZDAN BAHSEDERMİSİNİZ?
-Benim babam 8 yaşındayken ölmüş beni annem büyüttü. Çok fakir değildik. Çok zenginde değildik. Benim atalarım Erzincan'dan 1916 yılında rus işgalinden kaçarak gelip buraya yerleşmişler. Yokluk açlık savaşın getirdiği sefalet diz boyu. Bütün bunlarla mücadele etmiş atalarımız. Ailemde benim öyküm sıradışı bir fark yarattı. İlk kez siyasetle uğraşan benim. Ben okumayı çok seviyorum. Okul yıllarında bu alışkanlığı kazandım ve gençlere tavsiyem facede sörf yapacaklarına bol bol kitap okusunlar diyorum.
Siyaset işi benim hayatımda bir dönemdi geldi geçti. Bir çok değerli insanla tanıştım ve çalıştım. Onlar bana örnek oldular. Lise yıllarında öğretmenlerimiz bize "geleceğin bakanları sizlersiniz" diye bizi motive ederlerdi. Babaannem beni küçükken " Edirne valisi olacak benim oğlum "diye severdi. Gel zaman git zaman bakanlığım döneminde Edirne'de bir bayram günü vali beyle birlikte bayram kutladık, tüm halkı selamladık. Babaannemin küçükken söylediği sözler geldi aklıma, çok duygulandım. Herkesin iradesi bir yere kadar bir yerden sonra başka bir iradeye ve kadere teslim oluyorsun.
- BOŞ ZAMANLARINZDA NELER YAPIYORSUNUZ ? HOBİLERİNİZ NELERİR?
-Avcılıkla uğraşıyorum. Aslında dağlarda gezmeyi ve yalnız kalıp kendimi dinlemesini çok seviyorum. Bu benim öz güvenimi geliştirdi. Korkusuzum ve açık sözlüyüm. Siyaset hayatımda bir çok hikaye dinledim. Bütün bunları belgelendirdim ve not aldım. Kitap halinde üç cilt olarak yayınladım .1983 yılına kadar olan anılarımı yazdım. İkinci kitabım 83 ten sonra ki anıları kapsayacak ve Tokat'ın tarihine bir ışık tutacak. İnsanlara faydalı olmak çok güzel bir şey. 300 yıl sonra birisi merak ederse Tokat 20. yy da nasılmış diye"20. yüzyılda Bir şehrin ve insanlarınhikayesi" kitabını belge olarak kullansınlar düşüncesiyle yola çıktım ve bu üç ciltlik kitabı yazdım. En güzel hobim bahçeyle, toprakla ilgilenmek ve yazmak. Şatajfata hiç özenmedim. Sade bir kulübeyi tercih ettim ve kurduğum bağ evinde kendime bir kulübe yaptım. Soyu tükenen meyveleri topladım ve yeniden yetiştirdim. Bağımda 25 çeşit armut ağacı var, hepsi yerli.15 çeşit elma ağacım var. Benim bugüne kadar yaptığım en değerli iş diye düşünüyorum. Emeklilik hali yaşıyorum 76 yaşındayım. Buraları çok seviyorum. Derin köklerle ben buralara aidim.
-ÖRNEK ALDIĞINZ KİMSE VAR MI? GENÇLERE TAVSİYELERİNİZ NELERDİR?
- Bizim önümüzde çok güzel örnek alacağımız insanlar vardı. 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal.Ben onlarla geliştim. Ve büyük insanların alçak gönüllü olduğunu gördüm. Doğal insanlardı kendileri gibiydiler. Kimseye benzemeye çalışmazlardı.Hepimiz insanız nihayetinde. Kibir niye? Hatalarımız
olacak, özür dilemesini bilmeliyiz. Gençler güzel insanlarla arkadaşlık etsinler ve dost olsunlar. Gençler kendilerine önder olacak, fikir katacak geliştirecek, mert, cömert her yönden iyi örnek olacak insanları seçsinler. Çünkü insan etkileşim içinde olan bir varlıktır. Hangi yolda ilerleyecekerse o yolun pirlerini kendilerine örnek alsınlar.
- HAYATINIZDA KEŞKE DEDİĞİNİZ VE ÖZLEM DUYDUĞUNUZ BİR ŞEY VAR MI?
Siyaset hayatım boyunca geriye dönüp baktığımda pişman olduğum şey haksız yere bazı insanları işe almam oldu. Bu insanlara kadro verdim. Bundan çok pişmanım, geriye dönüp baktığımda keşke bunu yapmasaydım diyorum. Hak edenleri işe alsaydık diyorum. Şimdiki aklım olsa böyle yapardım. Ama o zaman ki konjonktür bunu gerektiriyordu. İçinde bulunduğun partiye hizmet etmek zorundasın. Özlem duyduğum bir şey yok herşeyi severek ve isteyerek yaptım.
-MUTLULUĞU TARİF EDEBİLİRMİSİNİZ? MUTLULUK NEDİR SİZCE?
-Benim için mutluluk kendi içimde kendimle barışık olmak demek. Ben kendimle dalga geçerim.Başkasının hakkında kötü düşünmem. Annem "oğlum ameller niyetlere bağlıdır "derdi bende hep iyi niyetli oldum. Parası çok olupta mutlu olan yok. Paranın sorumluluğu çok fazla onu yönetmek
insanı mutsuz eder. Mutluluğu basit şeylerde aramak gerekir. Yani yağan yağmurun ardından, güneşin doğması bir mutluluk. Sırt üstü yatıp gök yüzünü izlemek, kuş seslerini dinlemek, kendinle başbaşa kalmak mutluluktur diye düşünüyorum. İnsan kendisini gençlikte ıspat etmek istiyor. Bunun için bir dönem çok çalıştım ama fazlasına gerek yok. Yaşadığım hayat tecrübelerinde bilgim ve görgüm oldu. Tüm bu birikimimi insanlara aktarmak ve fayda sağlamak asıl amacım. Ben halkın içinde onlarla beraberim.76 yıllık hayat bana sade yaşamayı, köklerine bağlı olmayı öğretti. Mutluluk mu? zenginlik mi? tercih senin elinde ben mutlu olmayı seçtim.
KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM BİR İNSANI OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSENİZ?
-Ben bu toprakların çocuğuyum. Arkadaşlarım burada, ailem burada o yüzden ben bu toprakları çok seviyorum ve hiç bir zaman bağımı koparmadım. Şatafata hiç özenmedim. Bizim buraların adamı doğaldır. İnsanı kıymetlidir. Hanımlarımız baş tacımızdır. Tokat yaşanılacak bir yer. Yerleşmek için bir çok altarnatif varken ben bu şehri seçtim. Çünkü derin köklerle ben buralara aidim. "diyor Ulu Çınar Metin Gürdere.
Bir zamanlar siyasetin içinde olan millet vekilliği hatta bakanlık yapan bir bürokrat, siyasi hayatında Anadolu'dan gelerek bir çok entellektüeli geride bırakmasını bilgi birikimine, çok kitap okumasına bağlayan ve oradan bakanlığa uzanan yolculuğunda doğal olmayı, sade yaşamayı ve köklere bağlı kalıp geri dönenlerden olmayı tercih eden Sayın Metin Gürdere ile yaptığımız sohbette dönemin işe alınmama mağdurlarından olan bendeniz duymak istediğim cümleyi onun ağzından samimi bir ifadeyle bu gerçeği itiraf ederken duyduğu hüznü beni çok etkiledi ve gerçekten çok pişmandı. Ama iş işten geçmişti. Kendisinin ifadesine göre o zaman öyle olması gerekiyordu yapacak başka bir şey yoktu dedi.
Şimdi bu tecrübeyi dikkate alarak, bugünkü siyaset adamlarına ilerde pişman olmamak adına bugün işe aldıklarınızı liyakat üzere almalarının gönül huzurunu yaşamak için farklı bir davranış şekli geliştirelim. Ve hak edeni işe alalım. Sınavı birincilikle kazananı tercih edelim. diyorum.
Bize yaptıklarıyla iyisiyle kötüsüyle bir hayatın öyküsünü kısaca anlatan ve herşeyi bir kenara bırakın siyasi kimliğinin dışında, bütün birikimlerini üç çiltlik bir kitapta paylaşarak, bu şehrin kültürüne tarihine ışık olacak eserleriyle sıra dışı bir iş yapan, sosyolojik açıdan baktığımızda, toplumsal yapının, ekonominin, bürokrasinin işleyişinin, siyasetin nasıl yaşandığına dair bir çok anıyı kişilerin kendi ağızlarından belgelendirerek aktaran, bu çalışmasıyla yazar kimliğini ön plana çıkartan, çok yönlü, mütevazi, alçak gönüllü, engin dünya görüşüyle, kendisiyle barışık bilge bir liderin öyküsünü dinledik. Bütün bunların ötesinde yok olmaya yüz tutmuş Tokat'a has bu endemik
bitkileri (ağaçları)dağlardan toplayıp, bahçesinde yeniden yetiştirmek için çaba harcayan bir çiftçi, bu yürekli koca çınara ne kadar teşekkür etsek azdır diye düşünüyorum. Teşekkürler Sayın Metin Gürdere bizimle hayat hikayenizi paylaştığınız için.
Güzelliklerde buluşmak dileğiyle...
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
16 Şubat 2020 Pazar
Kadim Şehrimizin Kadim insanları -2
Kadim şehrimizin kadim insanları yazı dizisinde bugün şerimizde 18 yıldır öğretmenlik yapan PAL' nin müdürü Ülkü Varol Taşar'ı daha yakından tanıyacağız. Onun hikayesini ilginç kılan, bugüne kadar gelen geleneksel öğretinin tersi olması. Bizim geleneklerimizde kadın her daim erinin bir adım gerisinde yürümüştür. Kadın hayatın içinde var olmalı ve yönetici olarak ta tüm kadrolarda hak ettiği yeri almalı. Yönetimlerde ve devlet dairelerinde de örneğine pek rastlamadığımız bir durum olan evli çiftlerin aynı yerde kadının üst erkeğin ast olarak görev yapmaları alışık olduğumuz bir durum değil. Bizim şehrimiz bu konuda çok şanslı böyle örneklerin görüldüğü en az üç beş örnek sizlere sunabilirim. Alışıla gelmişin dışında örnekleri görmek ve duymak bizim bakış açılarımızıda değiştiriyor. Çok şanslıyız. Ben gönülden diliyorum tüm Türkiye'de kadın yöneticilerin sayısının artması manasında hayalim Cumhurbaşkanlığının , Valiliğin , Belediye Başkanlığının , Milli Eğitim Bakanlığının , TSO başkanlığının...koltuklarında birer kadın yöneticinin oturması çok uzak olmasa gerek.Neden olmasın?
Tokat Milli Eğitimine bağlı, Plevne Anadolu Lisesi Müdüresi Ülkü Varol Taşar Hanımefendiyle yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşacağım.Hoşgeldiniz diyerek söze başlıyorum.
-Hoşbuldum öncelikle yaptığınız söyleşilerle yazdığınız yazılarla ve çıkartığınız kitaplarla şehrimize bir farkındalık oluşturduğunuz için ben teşekkür ederim ve başarılarınızın daim olmasını dilerim.
-BİZE KENDİNİZİ KISACA TANITIRMISINIZ?
-2 Eylül 1980 Tokat merkez doğumluyum. Üç kardeşiz. Babam Gençlik Spor İl Müdürlüğünden emekli. Annem ev hanımı. İlkokulu, ortaokulu, merkezde okudum.1998 yılında Liseyi GOP lisesinden (süper lise ) ikinci mezunlarındanım. Üniversiteyi 19 Mayıs Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyat bölümünü bitirdim.Tezsiz Yüksek Lisansımı Erzurum Atatürk Üniversitesinde yaptım. İlk görev olarak 2004 yılında Sulusaray lisesine atandım. Unutamadığım öğretmenlik anılarımı bu ilçede yaşadım. Milli eğitimde 16 yıllık öğretmenim. Evliyim. İki oğlum var. Mesleğimi çok severek yapıyorum.
-EŞİNİZLE NASIL TANIŞTINIZ? OKUL YILLARINIZDAN BİRAZ BAHSEDERMİSİNİZ?
- Eşimle üniversite yıllarına dayanıyor arkadaşlığımız. 21 yıllık tanışıklığımız var. Aynı bölümden mezun olduk. 16 yıllık evliyim. Eşim çok güzel şiir okur tam bir edebiyatcıdır. O yıllar çok güzeldi. Edebiyat alanında hocalarımız çok kaliteli dolu dolu insanlardı onlardan çok beslendik. Çok güzel yıllardı.Arkadaşlıklarımızı hala unutamıyoruz. Eşim Adıyaman'lı. Onu çok seviyorum.2004 yılında evlendik.
- YÖNETİCİLİK SERÜVENİNİZ NASIL BAŞLADI HEDEFLERİNİZ VE PROJELERİNİZ NELERDİR?
- 2007 yılında Tokat merkez Mesleki Teknik Anadolu Lisesine geldim. Burada 5 yıl müdür yardımcılığı görevinde bulundum. Eşimle birlikte sınavlara girdik. Yüksek puan alınca tercih yapmak zorunda kaldım. Beni eşim teşfik etti.Cesaretlendirdi.
-Eşim "ben seninle çalışmaktan ve müdürüm olmandan gurur duyarım "dedi.
-Tercihimi yaptım. Eşimde bu okuldan yana tercihini kullandı ve yolumuz 16 yıllık öğretmenlik hayatından sonra bu okulda yeniden idareci olarak Müdür ve müdüryardımcısı görevleriyle birleşti. 1 Ekim 2019 da göreve başladım. Çok mutlu oldum. Tabiki bu durumun avantajları var, dezavantajları da var. Eşimle birbirimizi tanıdığımız için daha iyi anlıyoruz birbirimizi. Evde, okulda, sokakta her yerde, okul için ne yapabiliriz öğrencilerimizin faydasına nasıl yardımcı olabilirizi konuşuyoruz. Daha uyumlu olduğumuz için de işlerimiz kolaylaşıyor. Okulları daha yaşanılır bir hale nasıl getirebilirizin gayreti içindeyiz.
Vizyonumuz sürekli gelişen ve değişen ülke ve dünya gerçekleri doğrultusunda ; tüm öğrencilerimizi , akademik , sosyal, kültürel, ahlaki yönden ulusal ve uluslar arası toplumların her zaman en önde
gelen bireyleri okarak yetiştiren ve bölgemizde, ülkemizde ve dünyada örnek alınacak bir eğitim
kurumu olmak.
Misyonumuz; Yaşadığı çağın farklılıklarını idrak eden donanımlı, ilkeli, özgüven sahibi, milli bilinci olan evrensel değerlerle kaynaştıran, Türkiye Cumhuriyeti varoluş felsefesine sahip, Atatürk Gençliğinin özelliklerini benimsemiş bir gençlik yetiştirmek için varız. Öğrencilerimize ve çevremize sağlıklı ve güvenli bir ortamda niteliklieğitim vermek için çalışmayı, amaç edindik. Yeni neslin bizlerin eseri olacağı bilinci ve sorumluluğu ile bilimi, güzel ahlakı, dürüstlüğü, çalışkanlığı kendimize rehber edinmekte olan bir kurumuz.
Okulda ders dışında öğrencilerimizin uğrayacağı Satranç oyun köşeleri oluşturduk, tiyatro kulübü kurduk, kitap okuma köşeleri oluşturduk, masa tenisi, basketboll etkinlikleriyle çocukların daha aktif olmalarını sağladık. Herşey ders demek değil, ders dışında etkinliklerle onları sosyal hayata hazırladık. Öğrencilerimiz sosyal projelerde ve yardımlaşmada aktif rol aldılar. İhtiyaç sahiplerini bulup ihtiyacı olan malzemeleri onlara ulaştırdılar.
-Bu proje Tokatta bir ilk. İngilizce bir site kurduk. Öğrencilerimiz kurdukları bu siteden dünyaya
açılan bu pencereden Tokat'ı ve kültürümüzü tüm dünyaya tanıtmak için sosyal medyadan çekimler yapacaklar ve bu siteye yükleyecekler.İlimize aidiyet duygusuyla sahip çıkmak ve tanıtmak adına çok önemli bir proje olarak görüyorum.
-Yine Koçluk projesiyle okulumuz bir ilki başardı. Sınava girecek olan 12. Sınıf öğrencilerimize gönüllü öğretmenlerimiz tarafından koçluk veriyoruz. Onların sınav kaygılarını yenmelerinde ve düzenli ders çalışmalarında , sorusu çözmelerinde yardımcı oluyoruz. Okulumuzdan mezun olacak olan öğrencilerimizi her anlamda destekleyerek hayata hazır hale getirmek en büyük hedefimiz.
-K-101 projesiyle engellilerle uyumlu bir okul yaratmak adına farklı bir proje bunu hayata geçirdik.
-ÖZLEM DUYDUĞUNUZ , KEŞKE DEDİĞİNİZ BİR DURUM VARMIDIR? HAYALLERİNİZ NEDİR?
-Okul yıllarımı çok özlüyorum. Lise, Üniversite öğrencilik yıllarımı unutamıyorum. İmkanım olsa
geri dönerim o yıllara. Çünkü sorumluluğu az olan yıllar. Arkadaşlığın en saf, en temiz yaşandığı yıllardı.
Üniversiteyi çok yüksek bir puanla kazandım ama tercihimi öğretmenliği çok sevdiğim için Edebiyat öğretmenliği yönünde kullandım. Avukat olmayı isterdim. Tercih etmediğim için bu şansı kaybettim. Keşke tercih etseydim diyorum bazen.
Hayallerim okul ve öğrencilerimizi muassır medeniyetler seviyesine nasıl getirebilirimin araştırması ve çalışması içinde farklı çalışmalara imza atmak istiyorum.
- UNUTAMADIĞINIZ BİR ANINIZI BİZİMLE PAYLAŞIRMISINIZ?
Sulusarayda öğretmenlik yaptığım yılları hiç unutamıyorum. Her yerde öğrencilerimizle karşılaşıyoruz bu çok gurur verici bir durum. Genel anlamda ilk göreve başladığım öğrenci profiliyle şimdiki profil arasında çok fark var. Bunun nedenini internete ve sosyal medyaya bağlıyorum. Şimdiki arkadaşlıklar sanal alemde olduğu için birlik beraberlik anlamında gerçek dostluk kurmayı beceremiyorlar. Yeni nesil yalnız yetişiyor. Benim ilk görev yerim Sulusaray. Oradaki öğrencilerin velilerin öğretmeni sahiplenmelerini hiç unutmuyorum. Anadolunun köy gibi bir yerinde sıcacık insana dair yardımlaşmayı, paylaşmayı, fedakarlığı, cömertliği ben orada gördüm. Bir aile gibi
öğrenci veli bütünlüğü içinde güzel bir üç yıl geçirdim. Hala öğrencilerimizle görüşüyoruz . Zaman
zaman beni ziyarete gelirler bende musait olduğumda onları ziyarete gidiyorum. O yıllarımı unutamıyorum.
-KADIN BİR YÖNETİCİ OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
- Kadın bir yönetici olarak, ben değil biz olmayı başarmak ve birlikte iş yapmayı uyum içinde çalışmayı hedef edindim. Kadın her yerde olmalı, sahiplenme ve aidiyet duygusu kadınlarda çok yüksek. Kadın olarak detaycı olduğumuz için her yerde her şeyin en güzelini istediğimiz için bakış açımız farklı. Ama bütün arkadaşlarla birlikte uyum içinde çalışıyoruz. Okulumuzu daha iyi başarılarla, dereceler alan akademik anlamda seviyesini yükseltmek istiyorum. Sorunlarımızın çözümünde Aile, okul, veli,öğrenci hep birlikte bir bütün olarak çözüm üretmek bizi daha iyiye
taşıyacak diye düşünüyorum.Onlarla sürekli diyalog içindeyiz. Veli ziyaretleri yapıyoruz. Biz bir aileyiz ve bu ailenin her türlü yanındayız. Yönetici olarak okulumu daha huzurlu, uyumlu bir hale getirmek en büyük görevim. Okul mevcudumuz 650 ' nin üzerinde sınıflarımız 35- 40 kişi den oluşuyor.
Öğretmenlik mesleği toplumun en iyi eğiticisi yön vericisi olarak görüyorum. Öğretmenin sorumluluğu çok yüksek. Bu yüksek bilinçle çalışmak ve üretmek adına koçluk sistemiyle okulumuzda fark yaratıyoruz. Öğretmenlerimiz çok gayretli bu konuda hepsine çok çok teşekkür ediyorum.
-KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM BİR İNSANI OLARAK ŞEHRİMİZE VE İNSANIMIZA DAİR NELER SÖYLERSİNİZ?
- Şehrimiz; temiz havası, temiz insanıyla yaşamaya değer küçük bir il. Ekonomik anlamda ucuz bir şehir. Herkesin yaşam için tercih edebileceği doğal bir şehir.
Ben 40 yaşındayım hayata yeni başlıyorum. Daha yolun başındayım. Yapacağımız çok şey var. Hedeflerim çok yüksek bütün bunları hayata geçirmek için var gücümle çalışmak istiyorum.
Birikimlerimi iyi yönde kullanmak ve fayda sağlamak adına enerjimi elimden geldiğince aşkla en güzelini yapmak için kullanmak istiyorum. Öğretmen mutluysa öğrenci mutlu, öğrenci mutluysa velilerde mutlu." diyor çiçeği burnunda Plevne Anadolu Lisesi Müdüresi Ülkü Varol Taşar Hanımefendi.
Eğitim camiasının genç bir nefferi olarak , Bir yönetici olarak eşiyle birlikte aynı yerde hizmet etmenin gururunu ve duyduğu memnuniyeti dile getiren hayalleri olan ve kendisini henüz yolun başındayım, hayat yeni başlıyor diyerek yapacaklarını özetleyen, çalışma azmiyle dolu memleket sevdalısı bir eğitimci. Gönül kapılarını bize açtığı için Ülkü varol Taşar Hanımefendiye çok çok teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
Tokat Milli Eğitimine bağlı, Plevne Anadolu Lisesi Müdüresi Ülkü Varol Taşar Hanımefendiyle yaptığımız söyleşiyi sizlerle paylaşacağım.Hoşgeldiniz diyerek söze başlıyorum.
-Hoşbuldum öncelikle yaptığınız söyleşilerle yazdığınız yazılarla ve çıkartığınız kitaplarla şehrimize bir farkındalık oluşturduğunuz için ben teşekkür ederim ve başarılarınızın daim olmasını dilerim.
-BİZE KENDİNİZİ KISACA TANITIRMISINIZ?
-2 Eylül 1980 Tokat merkez doğumluyum. Üç kardeşiz. Babam Gençlik Spor İl Müdürlüğünden emekli. Annem ev hanımı. İlkokulu, ortaokulu, merkezde okudum.1998 yılında Liseyi GOP lisesinden (süper lise ) ikinci mezunlarındanım. Üniversiteyi 19 Mayıs Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyat bölümünü bitirdim.Tezsiz Yüksek Lisansımı Erzurum Atatürk Üniversitesinde yaptım. İlk görev olarak 2004 yılında Sulusaray lisesine atandım. Unutamadığım öğretmenlik anılarımı bu ilçede yaşadım. Milli eğitimde 16 yıllık öğretmenim. Evliyim. İki oğlum var. Mesleğimi çok severek yapıyorum.
-EŞİNİZLE NASIL TANIŞTINIZ? OKUL YILLARINIZDAN BİRAZ BAHSEDERMİSİNİZ?
- Eşimle üniversite yıllarına dayanıyor arkadaşlığımız. 21 yıllık tanışıklığımız var. Aynı bölümden mezun olduk. 16 yıllık evliyim. Eşim çok güzel şiir okur tam bir edebiyatcıdır. O yıllar çok güzeldi. Edebiyat alanında hocalarımız çok kaliteli dolu dolu insanlardı onlardan çok beslendik. Çok güzel yıllardı.Arkadaşlıklarımızı hala unutamıyoruz. Eşim Adıyaman'lı. Onu çok seviyorum.2004 yılında evlendik.
- YÖNETİCİLİK SERÜVENİNİZ NASIL BAŞLADI HEDEFLERİNİZ VE PROJELERİNİZ NELERDİR?
- 2007 yılında Tokat merkez Mesleki Teknik Anadolu Lisesine geldim. Burada 5 yıl müdür yardımcılığı görevinde bulundum. Eşimle birlikte sınavlara girdik. Yüksek puan alınca tercih yapmak zorunda kaldım. Beni eşim teşfik etti.Cesaretlendirdi.
-Eşim "ben seninle çalışmaktan ve müdürüm olmandan gurur duyarım "dedi.
-Tercihimi yaptım. Eşimde bu okuldan yana tercihini kullandı ve yolumuz 16 yıllık öğretmenlik hayatından sonra bu okulda yeniden idareci olarak Müdür ve müdüryardımcısı görevleriyle birleşti. 1 Ekim 2019 da göreve başladım. Çok mutlu oldum. Tabiki bu durumun avantajları var, dezavantajları da var. Eşimle birbirimizi tanıdığımız için daha iyi anlıyoruz birbirimizi. Evde, okulda, sokakta her yerde, okul için ne yapabiliriz öğrencilerimizin faydasına nasıl yardımcı olabilirizi konuşuyoruz. Daha uyumlu olduğumuz için de işlerimiz kolaylaşıyor. Okulları daha yaşanılır bir hale nasıl getirebilirizin gayreti içindeyiz.
Vizyonumuz sürekli gelişen ve değişen ülke ve dünya gerçekleri doğrultusunda ; tüm öğrencilerimizi , akademik , sosyal, kültürel, ahlaki yönden ulusal ve uluslar arası toplumların her zaman en önde
gelen bireyleri okarak yetiştiren ve bölgemizde, ülkemizde ve dünyada örnek alınacak bir eğitim
kurumu olmak.
Misyonumuz; Yaşadığı çağın farklılıklarını idrak eden donanımlı, ilkeli, özgüven sahibi, milli bilinci olan evrensel değerlerle kaynaştıran, Türkiye Cumhuriyeti varoluş felsefesine sahip, Atatürk Gençliğinin özelliklerini benimsemiş bir gençlik yetiştirmek için varız. Öğrencilerimize ve çevremize sağlıklı ve güvenli bir ortamda niteliklieğitim vermek için çalışmayı, amaç edindik. Yeni neslin bizlerin eseri olacağı bilinci ve sorumluluğu ile bilimi, güzel ahlakı, dürüstlüğü, çalışkanlığı kendimize rehber edinmekte olan bir kurumuz.
Okulda ders dışında öğrencilerimizin uğrayacağı Satranç oyun köşeleri oluşturduk, tiyatro kulübü kurduk, kitap okuma köşeleri oluşturduk, masa tenisi, basketboll etkinlikleriyle çocukların daha aktif olmalarını sağladık. Herşey ders demek değil, ders dışında etkinliklerle onları sosyal hayata hazırladık. Öğrencilerimiz sosyal projelerde ve yardımlaşmada aktif rol aldılar. İhtiyaç sahiplerini bulup ihtiyacı olan malzemeleri onlara ulaştırdılar.
-Bu proje Tokatta bir ilk. İngilizce bir site kurduk. Öğrencilerimiz kurdukları bu siteden dünyaya
açılan bu pencereden Tokat'ı ve kültürümüzü tüm dünyaya tanıtmak için sosyal medyadan çekimler yapacaklar ve bu siteye yükleyecekler.İlimize aidiyet duygusuyla sahip çıkmak ve tanıtmak adına çok önemli bir proje olarak görüyorum.
-Yine Koçluk projesiyle okulumuz bir ilki başardı. Sınava girecek olan 12. Sınıf öğrencilerimize gönüllü öğretmenlerimiz tarafından koçluk veriyoruz. Onların sınav kaygılarını yenmelerinde ve düzenli ders çalışmalarında , sorusu çözmelerinde yardımcı oluyoruz. Okulumuzdan mezun olacak olan öğrencilerimizi her anlamda destekleyerek hayata hazır hale getirmek en büyük hedefimiz.
-K-101 projesiyle engellilerle uyumlu bir okul yaratmak adına farklı bir proje bunu hayata geçirdik.
-ÖZLEM DUYDUĞUNUZ , KEŞKE DEDİĞİNİZ BİR DURUM VARMIDIR? HAYALLERİNİZ NEDİR?
-Okul yıllarımı çok özlüyorum. Lise, Üniversite öğrencilik yıllarımı unutamıyorum. İmkanım olsa
geri dönerim o yıllara. Çünkü sorumluluğu az olan yıllar. Arkadaşlığın en saf, en temiz yaşandığı yıllardı.
Üniversiteyi çok yüksek bir puanla kazandım ama tercihimi öğretmenliği çok sevdiğim için Edebiyat öğretmenliği yönünde kullandım. Avukat olmayı isterdim. Tercih etmediğim için bu şansı kaybettim. Keşke tercih etseydim diyorum bazen.
Hayallerim okul ve öğrencilerimizi muassır medeniyetler seviyesine nasıl getirebilirimin araştırması ve çalışması içinde farklı çalışmalara imza atmak istiyorum.
- UNUTAMADIĞINIZ BİR ANINIZI BİZİMLE PAYLAŞIRMISINIZ?
Sulusarayda öğretmenlik yaptığım yılları hiç unutamıyorum. Her yerde öğrencilerimizle karşılaşıyoruz bu çok gurur verici bir durum. Genel anlamda ilk göreve başladığım öğrenci profiliyle şimdiki profil arasında çok fark var. Bunun nedenini internete ve sosyal medyaya bağlıyorum. Şimdiki arkadaşlıklar sanal alemde olduğu için birlik beraberlik anlamında gerçek dostluk kurmayı beceremiyorlar. Yeni nesil yalnız yetişiyor. Benim ilk görev yerim Sulusaray. Oradaki öğrencilerin velilerin öğretmeni sahiplenmelerini hiç unutmuyorum. Anadolunun köy gibi bir yerinde sıcacık insana dair yardımlaşmayı, paylaşmayı, fedakarlığı, cömertliği ben orada gördüm. Bir aile gibi
öğrenci veli bütünlüğü içinde güzel bir üç yıl geçirdim. Hala öğrencilerimizle görüşüyoruz . Zaman
zaman beni ziyarete gelirler bende musait olduğumda onları ziyarete gidiyorum. O yıllarımı unutamıyorum.
-KADIN BİR YÖNETİCİ OLARAK NELER SÖYLEMEK İSTERSİNİZ?
- Kadın bir yönetici olarak, ben değil biz olmayı başarmak ve birlikte iş yapmayı uyum içinde çalışmayı hedef edindim. Kadın her yerde olmalı, sahiplenme ve aidiyet duygusu kadınlarda çok yüksek. Kadın olarak detaycı olduğumuz için her yerde her şeyin en güzelini istediğimiz için bakış açımız farklı. Ama bütün arkadaşlarla birlikte uyum içinde çalışıyoruz. Okulumuzu daha iyi başarılarla, dereceler alan akademik anlamda seviyesini yükseltmek istiyorum. Sorunlarımızın çözümünde Aile, okul, veli,öğrenci hep birlikte bir bütün olarak çözüm üretmek bizi daha iyiye
taşıyacak diye düşünüyorum.Onlarla sürekli diyalog içindeyiz. Veli ziyaretleri yapıyoruz. Biz bir aileyiz ve bu ailenin her türlü yanındayız. Yönetici olarak okulumu daha huzurlu, uyumlu bir hale getirmek en büyük görevim. Okul mevcudumuz 650 ' nin üzerinde sınıflarımız 35- 40 kişi den oluşuyor.
Öğretmenlik mesleği toplumun en iyi eğiticisi yön vericisi olarak görüyorum. Öğretmenin sorumluluğu çok yüksek. Bu yüksek bilinçle çalışmak ve üretmek adına koçluk sistemiyle okulumuzda fark yaratıyoruz. Öğretmenlerimiz çok gayretli bu konuda hepsine çok çok teşekkür ediyorum.
-KADİM ŞEHRİMİZİN KADİM BİR İNSANI OLARAK ŞEHRİMİZE VE İNSANIMIZA DAİR NELER SÖYLERSİNİZ?
- Şehrimiz; temiz havası, temiz insanıyla yaşamaya değer küçük bir il. Ekonomik anlamda ucuz bir şehir. Herkesin yaşam için tercih edebileceği doğal bir şehir.
Ben 40 yaşındayım hayata yeni başlıyorum. Daha yolun başındayım. Yapacağımız çok şey var. Hedeflerim çok yüksek bütün bunları hayata geçirmek için var gücümle çalışmak istiyorum.
Birikimlerimi iyi yönde kullanmak ve fayda sağlamak adına enerjimi elimden geldiğince aşkla en güzelini yapmak için kullanmak istiyorum. Öğretmen mutluysa öğrenci mutlu, öğrenci mutluysa velilerde mutlu." diyor çiçeği burnunda Plevne Anadolu Lisesi Müdüresi Ülkü Varol Taşar Hanımefendi.
Eğitim camiasının genç bir nefferi olarak , Bir yönetici olarak eşiyle birlikte aynı yerde hizmet etmenin gururunu ve duyduğu memnuniyeti dile getiren hayalleri olan ve kendisini henüz yolun başındayım, hayat yeni başlıyor diyerek yapacaklarını özetleyen, çalışma azmiyle dolu memleket sevdalısı bir eğitimci. Gönül kapılarını bize açtığı için Ülkü varol Taşar Hanımefendiye çok çok teşekkür ediyor ve başarılarının devamını diliyorum.
ŞAMPİYONLAR
Zeynep Hilal Adıgüzel 13.8.2003 yılında Tokat merkezde doğdum. Mahperi Hatun Teknik Anadolu Lisesinde 11. Sınıfa gidiyorum. Çok kiloluydumu. Arkadaşlarım benimle dalga geçiyordu. Bende Spor yapmak için stadyuma gittim. Orada beni Kamuran hocam keşfetti ve bu sporla uğraşabileceğimi söyledi. Beni yönlendiren o oldu. Öğretmenim Mustafa Erol Karaca'nın sayesinde de bu spora olan güvenim gelişti. Öğretmenim; atamam, yapamam, kelimelerini kullanmanı istemiyorum. Atabilirim, yapabilirim, başarabilirim diyeceksin dedi. Ve başarılarıma çok çalışarak merdivenleri birer birer çıktım. Bir yıldır bu sporla ilgileniyorum. Kendimi tanıdım. Özgüvenim gelişti. İnsanoğlunun başaramayacağı hiç bir şey yok eğer çok çalışırsa. Türkiye Atletizm Federasyonu tarafından düzenlenen Yıldızlar Salon Türkiye Şampiyonasında öğrencimiz Zeynep Hilal Adıgüzel kendinden büyüklerle girdiği gülle atma yarışmasında 11,18 m atışı Türkiye 3. sü oldum Vildan Kelek ablamın desteğini çok gördüm.
Annem babam beni hiç desteklememişti erkek sporu dediler. Ama benim başarılarımı görünce onlarda çok mutlu oldular şimdi benim en büyük destemcim oldular. Hayallerim çok büyük Türkiye birinciliğini, Avrupa ve oradanda dünya birinciliğini almak istiyorum. Bayrağımızı heryerde dalgalandırmak için elimden geleni yapıyorum ve çok çalışıyorum. "Dedi Zeynep Hilal Adıgüzel.
Annem babam beni hiç desteklememişti erkek sporu dediler. Ama benim başarılarımı görünce onlarda çok mutlu oldular şimdi benim en büyük destemcim oldular. Hayallerim çok büyük Türkiye birinciliğini, Avrupa ve oradanda dünya birinciliğini almak istiyorum. Bayrağımızı heryerde dalgalandırmak için elimden geleni yapıyorum ve çok çalışıyorum. "Dedi Zeynep Hilal Adıgüzel.
15 Şubat 2020 Cumartesi
Düşünce
Tokat, tarihiyle, kültür yapısıyla, doğal güzellikleriyle, Selcuklu, osmanlı ve Cumhuriyet döneminde önemli yeri olan değer üreten, katma değer üreten, ülkemizin kıymetli yerleşim yerlerinden birisi. İnsan yapısıyla kıymetli. Anadolu'nun zengin kültürünün yaşatılmasına katkı sağlayan Tokatlı el sanatları ustalarımızın, yok olmaya yüz tutmuş sanatlara katkı sağlayan meslek erbaplarının emeklerine saygı duyuyorum.
Temelleri 13. yüzyılda Ahi Evran tarafından Anadolu’da atılan Ahilik teşkilatı; insanlara zanaat ve güzel ahlak kazandırmak için kurulmuştur. Ahilik geleneği; doğruluğu, iyi ahlakı, kardeşliği, dayanışmayı, emeği içinde barındıran, esnaf ve sanatkârımızı daima hak ve adalet etrafında birleştirmiş, birlik ve beraberliğimizin tesis edilmesinde öncü rol oynamıştır.
Ahi Evran’ın Türk esnaf ve sanatkârlarına miras bıraktığı yüksek ticaret ahlakı ve çalışma disiplininin günümüzde de yaşatılması, hem ekonomik gelişme açısından, hem de sosyal barışın yaygınlaşması açısından büyük önem taşımaktadır.
Ahilik kültüründen gelen ustalarımızın taşıdığı evrensel değerler, bugün tüm insanlığın ihtiyacı olan ortak değerlerdir. Günümüzün yükselen değerlerinin önemli bir kısmının özünde de Ahiliğin temel ilkeleri yatmaktadır.
Ahilik, dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da bu toplumun yoluna ışık tutacak; iyiliğe dair yürüyüşümüz ahiliğin manevi muhafazası altında güvenli ve istikrarlı çizgisini devam ettirecektir.
Sizlere her zaman desteğe hazırız. Sizler şehrimizin tanıtımında çok önemli katkılar sağlıyorsunuz. Siz sadece usta değil, Tokatın 600 yıllık kültürünü bugünlere taşıyan birer değersiniz, köprüsünüz.
Bu duygu ve düşüncelerle sanatkârlarımızın şahsında birlik beraberlik, dayanışmanın artarak devam etmesinde katkı sunanları selamlıyorum.Bu çalışmanın memleketimize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Temelleri 13. yüzyılda Ahi Evran tarafından Anadolu’da atılan Ahilik teşkilatı; insanlara zanaat ve güzel ahlak kazandırmak için kurulmuştur. Ahilik geleneği; doğruluğu, iyi ahlakı, kardeşliği, dayanışmayı, emeği içinde barındıran, esnaf ve sanatkârımızı daima hak ve adalet etrafında birleştirmiş, birlik ve beraberliğimizin tesis edilmesinde öncü rol oynamıştır.
Ahi Evran’ın Türk esnaf ve sanatkârlarına miras bıraktığı yüksek ticaret ahlakı ve çalışma disiplininin günümüzde de yaşatılması, hem ekonomik gelişme açısından, hem de sosyal barışın yaygınlaşması açısından büyük önem taşımaktadır.
Ahilik kültüründen gelen ustalarımızın taşıdığı evrensel değerler, bugün tüm insanlığın ihtiyacı olan ortak değerlerdir. Günümüzün yükselen değerlerinin önemli bir kısmının özünde de Ahiliğin temel ilkeleri yatmaktadır.
Ahilik, dün olduğu gibi bugün ve yarınlarda da bu toplumun yoluna ışık tutacak; iyiliğe dair yürüyüşümüz ahiliğin manevi muhafazası altında güvenli ve istikrarlı çizgisini devam ettirecektir.
Sizlere her zaman desteğe hazırız. Sizler şehrimizin tanıtımında çok önemli katkılar sağlıyorsunuz. Siz sadece usta değil, Tokatın 600 yıllık kültürünü bugünlere taşıyan birer değersiniz, köprüsünüz.
Bu duygu ve düşüncelerle sanatkârlarımızın şahsında birlik beraberlik, dayanışmanın artarak devam etmesinde katkı sunanları selamlıyorum.Bu çalışmanın memleketimize ve milletimize hayırlar getirmesini diliyorum.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)