16 Mayıs 2017 Salı
KÖYLÜ GÜZELİ MEDİNE BAL
Her şey hayal etmekle başlar. Zincirleri kırıp bu düzen böyle olmamalı deyip hayatının yönüne kendisi karar vermiş ve bütün çabalarını hayallerini gerçekleştirmek için çalışmış bir köylü kadını. Kendi kaderini kendisi yazan ,hayatının baş kahramanı kendisi olan ve kadere boyun eğmeyen güzel yürekli akıl baliğ yaşı olgunlaşmış ,ağzından bal damlayan örnek bir kadın ve bulunduğu çevreye fark yaratan bir hikaye.
Tokat'ın Gökdere köyünde doğdum.Annem Babam çifçi. İlkokulu köyde okudum .imkansızlıklardan dolayı ilerisini okuyamadım. Ortaokulu dışardan bitirdim. Liseyi açıktan okuyorum. 8kardeşiz,beş kız üç erkek.Babamın uygun gördüğü bir gençle 17 yaşında görücü usulüyle evlendim. 18 yaşında anne oldum. İki çocuğum var. Bir kız bir oğlan. Dokuz sene kayınvalidemlerle beraber oturdum. Eşim çoban koyun inek güder. Köy yerinde köy işleriyle uğraştım. Ekin biçtim tarlalarda ırgatlık yaptım. Çocuklarıma bayram gelince bir çift çorap alamadım. Eşimin şehre gidip çalışmasını akşamda eve gelmesini hep hayal ederdim. Ama komşular akrabalar eşin çoban şehirde iş tutamaz çobanlıktan başka bir şey bilmez ne yapacak dediler önümüzü kestiler. Ben yılmadım. Kayınvalidemlere ayrılmak istediğimizi söyledik. Onlarda kızdılar ve bize hiç bir şey vermeden kapının önüne koydular. Eşim şehirdeki sanayide işe başladı. Ben evin bütçesine katkıda bulunmak için elişi iğne oyası yaptım, soğan ektim, orak biçtim tarlalarda ırgat olarak çalıştım. Geriye dönüp baktığımda hiç boş durmamışım. Kadın isterse her şeyi başarır. Zaman içinde bir ineğim oldu sütü sağdım peynir yaptım. Mevlamdan iki göz ev istedim oda oldu. Sen yeterki iste hayal et ve çalış. Evin inşaatında çalıştım ,duvar ördüm ,sıva yaptım ,badana boya derken bizimde iki göz evimiz oldu çok şükür. Hepsinin üzerinde izim var ben başardım başkasından ummadım. Ben her şeyi çok seviyorum severek yapıyorum. Bir gün şehre iş aramaya geldim. Mantıcı dükkanında iş buldum. İki yıl kadar orada çalıştım. İşi öğrendim. Püf noktalarını kavradım. Patronumla anlaşamadık. Bende ayrılmaya karar verdim. Patron bana " Sen git bir yere mantıcı dükkanı aç bende gelip mantı yiyeceğim " dedi küçümseyerek . Çok gücüme gitti. İki üç ay dükkan aradım en sonunda burasını buldum hayalimdeki gibi döşedim. Üç dört ay oldu işletiyorum. Allahıma çok şükür ,eşim çok destek oldu sen yaparsın dedi. Akrabalarım destek çıktılar birazda gözü karayım cesaretim var. Herkes yapıyorsa bende yaparım başarırım dedim. Buraya gelen müşteriler büyüyüm abim küçüğüm kardeşim güler yüzle hizmet vermeye çalışıyorum. Köyden vaz geçemiyorum.
" yaylalara veda ettik vede dağlara
Yatağı yorganı alıp düştük yollara
Gülü çimeni değiştik kör betonlara
Köyü düşündükçe anam içim yanıyor
yanıyorda güzel anam yürek kanıyor." Diyen kıvırcık Aliye inat köyünü terk etmeyen medine bacı.
Bu bir tercih meselesi. Korna sesiyle uyanmaktansa horoz sesiyle uyanmayı terçih ettiğimden dolayı köyde yaşıyorum. Sabahları ineğimi sağıp ,bahçemi ekip şehre gelip mantımıda yapıyorum. Bence yaşamasını bildikten sonra ikisini birden yapacaksın bunu başaranlara ne mutlu. İnsanlar birbirine değer versinler köylüyü garibi hor görmesinler . Hepimiz birbirimize muhtacız. Zengin fakiri ezmesin. Birbirimizin elinden tutalım kadın olarak destek olalım. Bir birimizin elinden tutmazsak koparız. Koptukta nitekim. Komşuluk bittmiş şehirler çok yozlaşmış hep bana ,hep bana paylaşımcılık yok. Hayatı zincir halkası olarak görüyorum. Geldiğimiz yer belli ,gideceğimiz yer belli. Herşeyin bir başı bir sonu var. Döneceğimiz yer Rabbimdir. Gelip geçici ,iniş çıkışlı bir dünyada yaşıyoruz. Burada insan olmayı insan kalmayı başara bilirsek ne mutlu bize. Helal para hayırlı para istiyorum,ailemden beni kopartacak parayı zenginliği istemiyorum. Çok para çok mutluluk değil, benim için aile bağları çok önemli. Doğallığımı kaybetmeyeyim,hayat benide silip götürmesin, ben ben olarak kalmak istiyorum. Geldiğim yeri asla unutturmasın Mevlam. İşin özünü bir sonraki nesle aktarmak amacım bozulmadan. Kalbimizdeki neyse dilimizdeki de o olsun. Adaletimizi kaybetmeyelim. Herkesi sevelim. Kader diye hiç kimse kabına çekilip oturmasın ,herkes kaderini kendisi yazar. Köyde otursaydım bu benim kaderim deseydim hayallerimin peşinden gidemezdim. Hayal etsinler ve onu gerçekleştirmek için çabalasınlar. Hayal kurmadan olmaz. Çalışmadan hiç olmaz. İnsan kendisi için yaşayacak, bir başkasınada ümit verecek. Yapılmaz yapamam diye hiç düşünmedim,hayalini kur çalış çok güzel şeyler gerçekleştirdiğine sende inanamayacaksın. Kendi imkanlarımla kendime olan özgüvenimle ayaktayım. Köyden gelip dükkan açmışsa bir köylü kadın sende destek ver ki herkese örnek olsun. Yaşamın bize sunduğu hayatla ve yaşadığımız hadiseler bizi olgunlaştırıyor. Gençler okuyorlar ama okumamış cahilden daha cahiller. Düşünmeden yaşıyorlar akletmiyorlar. Bedavacılar, isyankarlar, çalışmıyorlar. Telefonun başında harcadıkları zamanı işe verseler neler başaracaklar. İnsanın en büyük düşmanı yine kendisidir. Körü körüne bir şeyi istemesinler diretmesinler. Başka yolları denesinler.
Şimdiki hedefim en kısa sürede ehliyet almak kursa yazıldım.
Hayalim hacca gitmek ailemle beraber anneme babama yaşayamadıkları hayatı biraz kolaylaştırmak onlara hizmet etmek istiyorum.
Keşke okusaydım imkanım olsaydıda, şimdi çok daha farklı olabilirdim.
Gül deyince aklıma "güzellik,temizlik,saflık geldi. Keşke gül kadar temiz kalabilsek."diyor Medine Bal Hanım.
Medine Bal Hanım üzerinden okuduğumuz gerçekler bizi kadın isterse, aklını kullanırsa, düşünürse, yaradana sığınırsa her şeyi başarabilir. Mahkum değil özgür bir hayat sürmek bizim elimizde. Kader diye hiç kimse kabına çekilip oturmasın. Herkes kaderini kendisi yazar. Diyen Medine hanımda kendi hayat hikayesinin yazarı olmuş. Teşekkürler Medine Bal hanım bizimle hikayenizi paylaştığınız için .
15 Mayıs 2017 Pazartesi
SERVET ZENGİNLİKTİR.
İnsan oğlunun serveti zenginliği biriktirdikleridir. Sende hangi şey birikmişse onu açığa çıkarman için sunulan ömrün getirisi seni içindeki gerçeklerle buluşturuyor. Servet Hanımda çocukluktan beri biriktirdiği yemek kültüründeki potansiyelini bir yarışmayla açığa çıkartmış ve beş kez birincilik kazanmış bu dalda. Şimdi ondan dinleyelim hikayesini...
1976 Tokat doğumlu servet hanım işçi bir babanın ve evhanımı annenin üç çocuğundan en küçüğü .Babası yurt dışında Almanyada işçi olarak çalışmış ara ara izinlere gelmiş gitmiş .Babasını çok seviyor .ondan bahsederken gözlerinin dolmasına engel olamıyor.16 yıl önce babasını kaybetmiş.Yaşarken insanların değeri bilinsin istiyor ."Almanya'dayken babamdan ayrıydık , ama geleceğini bilirdik özlemlerimizin sonu vardı. Şimdi babam dan yine ayrıyız ama geleceği yok özlemim o yüzden çok büyük.O'nu çok seviyorum ve çok özlüyorum ...
Biz mahallede komşularla büyüdük. Evimizde erkek yoktu. O yüzden bütün mahalle bizimle beraber bizim avluda çocuklarla oyun oynardık, yemekler pişer hep beraber yerdik. Kendimizi beğendirmek için yaptığımız yemekleri komşu teyzelere tattırırdık. Annem benim yaptığım hiç bir şeyi beğenmezdi. Ona kendimi ıspatlayacağım diye yaptığım işe çok dikkat ederdim .Ama annem beni
yine beğenmez sen yapamazsın derdi, buda bizi daha güzele daha iyiye yönlendirdi. Bütün çabam kendimi anneme beğendireceğimle geçti. Komşularımız bizim yaptıklarımızın farkındaydı bizi överlerdi. Çok güzel işler yaptığımızda bizi taktir ederlerdi,bizde çok sevinirdik.Kız meslek lisesinin Çocuk Gelişimi Bölümünü bitirdim. İstanbul'a ablamın yanına gittim. Orada eniştemin açtığı kafede çalıştım. Kendimce kafede süslü sunumlar yaptım ,kurabiyeler ,pastalar derken gelen müşteriler çok beğendiler. Orada kaldığım süre içinde kafede fark yarattım müşterilere. Annemin rahatsızlığı sebebiyle Tokat'a geri dönmek zorunda kaldım. Komşular bir gün Tokat'ta "Kazova kelkit domates festivalinde yemekler yarışıyor "yarışmasına gir, sen başarırsın yaparsın biz sana güveniyoruz dediler. Annem sen yapamazsın boşuna girme dedi. Bende hırs yaptım ve girdim. Kabak kabuğu kavurması yemeğimle birincilik ödülü aldım. Ünlü yemek dergilerinden organik ürünlerden sorumlular gelmişti. Benim yemeğimin bir çok yönde değerlendirdiler. Hiç ümidim yokken yaptığım yemeğin seçilmesi, çöpe giden sebze kabuklarını atık değerlendirme olarak aldılar, yemeğin zeytin yağlı olması ve sunum görsellikle de birleşince birincilik ödülünü bana verdiler. Anneme birinci oldum dedim, inanmadı . Komşulardan öğrendi birinciliğimi sonra inandı bu yarışmada aldığım ödül beni kamçıladı. Kendime güveniyorum ama annem bana güvenmiyor. Bu başarı zincirlerimin kırılmasına sebebiyet verdi.Artık yarışmaları bekler oldum. İlerleyen yıllarda üst üste 5 yıl birinciliğim ve birde ikinciliğim oldu. Soraki yıllarda dolma içi yemeğiyle katıldım. Bakır kabın içindeki dolma içinin üstünde Türkiye haritası ve Tokat'ın olduğu yerede Türk Bağrağını kondurdum. Kapağı açtığımda resmi gören jüriler türk bayrağını selamlamak için hepsi ayağa kalktılar ve ayakta bayrağı selamladılar. Bu yarışmada duygu bütünlüğü,yöresellik ve görsellik le birincilik kazandım. İki sene aradan sonra bakla dolmasıyla ikincilik kazandım. Dördüncü başarımı Tokat'ın kırmızı çiçek fasulye dolmasıyla katıldım. Bununla birincilik aldım,çok eski bir yemek tarifiydi yaşlı komşu teyzelerden öğrendim. Beşinci yemek yarışmasında Tokatı'n olmazsa olmazı keşkekle birincilik ödülünü kazandım. Sunum çok önemliydi kaburgalardan Tokat kalesini yaptım,içindende Türk bayrağını çıkarttım. Bu sunum ve lezzet bana birincilik getirdi. Çok mutlu oldum. İnsanın kendine olan güveni başarılarla pekişince dahada artıyor. Şimdiler de yemek yapmayı hobi olarak değerlendiriyorum. İlerde hayalim Tarihi bir hanın içinde yöresel yemeklerimizi özel sunumlarla birleştirip insanlara sunmak. Ayrıca organik olan her şeye ilgim var. İbrahim Saraçoğlu gibi bitkisel ürünlere yönelik bir yer açmeyı ve insanlara doğal organik ve bitkisel ürünler sunmayı hayal ediyorum. Annem ayzaymer hastası bakıcımla beraber ona bakıyorum. Etrafımdaki evliliklerin iç yüzünü görünce evlenmedim,bu işi biraz geciktirdim. Ama hayırlısıyla evlenmeyi düşünüyorum. Kırk yaşndan sonra farkındalıklarım arttı. İnsanın kendisine güvenmesi başarının sırrıdır diyorum. Elin bunun ağzıyla hiç bir yere varılmaz, geriye bakma daima ileriye yönel. İnsanlara güzellikler sunmak için güzel şeylerle donanmamız gerektiğine inanıyorum. Pişmanlığım yok her daim önüme bakıyorum. Kazaya ve kadere inanıyorum her şey Allah'tan diyorum. Önüme çıkan fırsatların benim için hep yeni şeyler getirdiğine inanıyorum. Ahiret inancım bana göre bir insanın diğer insana verdiği değerle davranışla ölçülmelidir diyorum. Sorumluluk benim öz güvenimi geliştirdi. Bir tek kötü huyum var mükemmelliyetçi yapımdan dolayı kimseyi beğenmiyorum. İnançlar insanın içindedir,iyilik yada kötülük arasında gidersin gelirsin. Çok insancılımdır, paylaşmayı çok severim. Yaşarken insanların kıymetini bilmek lazım öldükten sonra değil.
Servet Yörük hanım efendinin anlattıklarının ne kadar içten ve bütün samimiyetle söylendiğini görmek ve yaşam hikayesiyle bizlere örnek olması, bu hikayeden anladığımız kadarıyla beğenilmek ve taktir edilmek uğruna yaptığı işin en iyisini yapmak ve çıkarttığımız sonuç anneye kendisini ıspat edebilmek için yola çıkıp farkına varmadan titizlikle biriktirdiği özeni sorumluluğu disiplini görselliği hayal gücünü hobi olarak yaptığı yemek pişirme sanatına taşıması onu bu konuda mükemmelliyetciliğe taşımış ve başarısına başarı katmış. Teşekkürler Servet Yörük Hanım bizimle hayat hikayenizi paylaştığınız için.
1976 Tokat doğumlu servet hanım işçi bir babanın ve evhanımı annenin üç çocuğundan en küçüğü .Babası yurt dışında Almanyada işçi olarak çalışmış ara ara izinlere gelmiş gitmiş .Babasını çok seviyor .ondan bahsederken gözlerinin dolmasına engel olamıyor.16 yıl önce babasını kaybetmiş.Yaşarken insanların değeri bilinsin istiyor ."Almanya'dayken babamdan ayrıydık , ama geleceğini bilirdik özlemlerimizin sonu vardı. Şimdi babam dan yine ayrıyız ama geleceği yok özlemim o yüzden çok büyük.O'nu çok seviyorum ve çok özlüyorum ...
Biz mahallede komşularla büyüdük. Evimizde erkek yoktu. O yüzden bütün mahalle bizimle beraber bizim avluda çocuklarla oyun oynardık, yemekler pişer hep beraber yerdik. Kendimizi beğendirmek için yaptığımız yemekleri komşu teyzelere tattırırdık. Annem benim yaptığım hiç bir şeyi beğenmezdi. Ona kendimi ıspatlayacağım diye yaptığım işe çok dikkat ederdim .Ama annem beni
yine beğenmez sen yapamazsın derdi, buda bizi daha güzele daha iyiye yönlendirdi. Bütün çabam kendimi anneme beğendireceğimle geçti. Komşularımız bizim yaptıklarımızın farkındaydı bizi överlerdi. Çok güzel işler yaptığımızda bizi taktir ederlerdi,bizde çok sevinirdik.Kız meslek lisesinin Çocuk Gelişimi Bölümünü bitirdim. İstanbul'a ablamın yanına gittim. Orada eniştemin açtığı kafede çalıştım. Kendimce kafede süslü sunumlar yaptım ,kurabiyeler ,pastalar derken gelen müşteriler çok beğendiler. Orada kaldığım süre içinde kafede fark yarattım müşterilere. Annemin rahatsızlığı sebebiyle Tokat'a geri dönmek zorunda kaldım. Komşular bir gün Tokat'ta "Kazova kelkit domates festivalinde yemekler yarışıyor "yarışmasına gir, sen başarırsın yaparsın biz sana güveniyoruz dediler. Annem sen yapamazsın boşuna girme dedi. Bende hırs yaptım ve girdim. Kabak kabuğu kavurması yemeğimle birincilik ödülü aldım. Ünlü yemek dergilerinden organik ürünlerden sorumlular gelmişti. Benim yemeğimin bir çok yönde değerlendirdiler. Hiç ümidim yokken yaptığım yemeğin seçilmesi, çöpe giden sebze kabuklarını atık değerlendirme olarak aldılar, yemeğin zeytin yağlı olması ve sunum görsellikle de birleşince birincilik ödülünü bana verdiler. Anneme birinci oldum dedim, inanmadı . Komşulardan öğrendi birinciliğimi sonra inandı bu yarışmada aldığım ödül beni kamçıladı. Kendime güveniyorum ama annem bana güvenmiyor. Bu başarı zincirlerimin kırılmasına sebebiyet verdi.Artık yarışmaları bekler oldum. İlerleyen yıllarda üst üste 5 yıl birinciliğim ve birde ikinciliğim oldu. Soraki yıllarda dolma içi yemeğiyle katıldım. Bakır kabın içindeki dolma içinin üstünde Türkiye haritası ve Tokat'ın olduğu yerede Türk Bağrağını kondurdum. Kapağı açtığımda resmi gören jüriler türk bayrağını selamlamak için hepsi ayağa kalktılar ve ayakta bayrağı selamladılar. Bu yarışmada duygu bütünlüğü,yöresellik ve görsellik le birincilik kazandım. İki sene aradan sonra bakla dolmasıyla ikincilik kazandım. Dördüncü başarımı Tokat'ın kırmızı çiçek fasulye dolmasıyla katıldım. Bununla birincilik aldım,çok eski bir yemek tarifiydi yaşlı komşu teyzelerden öğrendim. Beşinci yemek yarışmasında Tokatı'n olmazsa olmazı keşkekle birincilik ödülünü kazandım. Sunum çok önemliydi kaburgalardan Tokat kalesini yaptım,içindende Türk bayrağını çıkarttım. Bu sunum ve lezzet bana birincilik getirdi. Çok mutlu oldum. İnsanın kendine olan güveni başarılarla pekişince dahada artıyor. Şimdiler de yemek yapmayı hobi olarak değerlendiriyorum. İlerde hayalim Tarihi bir hanın içinde yöresel yemeklerimizi özel sunumlarla birleştirip insanlara sunmak. Ayrıca organik olan her şeye ilgim var. İbrahim Saraçoğlu gibi bitkisel ürünlere yönelik bir yer açmeyı ve insanlara doğal organik ve bitkisel ürünler sunmayı hayal ediyorum. Annem ayzaymer hastası bakıcımla beraber ona bakıyorum. Etrafımdaki evliliklerin iç yüzünü görünce evlenmedim,bu işi biraz geciktirdim. Ama hayırlısıyla evlenmeyi düşünüyorum. Kırk yaşndan sonra farkındalıklarım arttı. İnsanın kendisine güvenmesi başarının sırrıdır diyorum. Elin bunun ağzıyla hiç bir yere varılmaz, geriye bakma daima ileriye yönel. İnsanlara güzellikler sunmak için güzel şeylerle donanmamız gerektiğine inanıyorum. Pişmanlığım yok her daim önüme bakıyorum. Kazaya ve kadere inanıyorum her şey Allah'tan diyorum. Önüme çıkan fırsatların benim için hep yeni şeyler getirdiğine inanıyorum. Ahiret inancım bana göre bir insanın diğer insana verdiği değerle davranışla ölçülmelidir diyorum. Sorumluluk benim öz güvenimi geliştirdi. Bir tek kötü huyum var mükemmelliyetçi yapımdan dolayı kimseyi beğenmiyorum. İnançlar insanın içindedir,iyilik yada kötülük arasında gidersin gelirsin. Çok insancılımdır, paylaşmayı çok severim. Yaşarken insanların kıymetini bilmek lazım öldükten sonra değil.
Servet Yörük hanım efendinin anlattıklarının ne kadar içten ve bütün samimiyetle söylendiğini görmek ve yaşam hikayesiyle bizlere örnek olması, bu hikayeden anladığımız kadarıyla beğenilmek ve taktir edilmek uğruna yaptığı işin en iyisini yapmak ve çıkarttığımız sonuç anneye kendisini ıspat edebilmek için yola çıkıp farkına varmadan titizlikle biriktirdiği özeni sorumluluğu disiplini görselliği hayal gücünü hobi olarak yaptığı yemek pişirme sanatına taşıması onu bu konuda mükemmelliyetciliğe taşımış ve başarısına başarı katmış. Teşekkürler Servet Yörük Hanım bizimle hayat hikayenizi paylaştığınız için.
ŞAİR REMZİYE KOYUNCU
ŞAİR REMZİYE KOYUNCU
Remziye Koyuncu hanım derlediği türküyle "oy tonbulum tonbulum ,yoldan geldim yorgunum, Alem ne derse desin ,Yar ben sana vurgunum,Gitme gidenler ile ,Boyu fidanlar ile ,Ne olur bir selam söyle,Gelip gidenler ile" yaptığı edebi çalışmalarıyla bu toprakların sırrına ermiş engin ve yüce düşünceye sahip iz bırakan eserleriyle yüreklere taht kuran bir şahsiyet.
1953 yılında Erbaa da doğdum.Annem Kerime Koyuncu ev hanımı .Babam Celal Koyuncu esnaf.Benim edebiyata olan ilgim annemden ve babamdan geliyor. Onlarda kendilerince edebiyatla ilgilenmişler.ilk okulumu Erbaa hakimiyeti milliye okulunda okudum.Erba lisesinden mezun oldum.Başarılı bir öğrenci olduğum için Üniversiteyi Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Md bursuyla Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümünü 1976 da bitirdim.Bir yıl da Sümeroloji ve Hititoloji bölümünde okudum.Mezun olduğumda öğretmen olarak Ağustos 1976 yılında Urfa Akça Kale lisesinde göreve başladım.Yurdumun çeşitli yerlerinde görev aldıktan sonra en son 2003 yılında Erbaa Ticaret lisesi Edebiyat öğretmenliğinden emekli oldum.Evlenmedim bekarım.8 kardeşiz, en büyüğü benim.Kardeşlerimin hepsi okudular.kendimi aileme adadım.Evlenmeyi hiç düşünmedim.64 yıllık hayatım nasıl geçti anlayamadım. Keşkem ve pişmanlığım yok.Dünyayı gezdim.Gezmediğim yer kalmadı.Halimden memnunum yine dünyaya gelsem yine aynı hayatı secer edebiyat öğretmeni olmak isterdim.çalışmayı araştırmayı çok seviyorum .şimdi dizlerim ağrıyor. Eskisi kadar gezemiyorum.Babam vefat etti. Annemle beraber oturuyorum. Annem hasta ona bakıyorum evde.Annemi baba mı çok seviyorum.Gül deyince aklıma Annem babam geldi .Öbür dünyadada annemle babamla beraber olmak isterim.
Çalıştığım süre içinde Erbaa'nın manilerini türkülerini derledim.Atilla İçliyle bereber TRT de proğram sundum.Milli Eğitim Bakanlığı Film Rodyo Tv yazarlığı yapımcılığı ve yayıncılığını yaptım.14 yıldır emekliyim.
ilk şiir kitabım "çağın kızı",
2.şiir kitabım "karanlığa övgü Tokat"
3.kitabım "Erbaa manileri 100. Yıl bülteni ",
4.kitabım "Edebiyat yönüyle Erbaa "Edebiyatımızda ilk defa Remziye Koyuncu olarak" istanbul'un şiirsel öyküsü Güzel İstanbul "kitapcık halinde basıldı."Halili mevlidi" el yazması trans kırip çalışması bana ait.
Erkan sürmenin söylediği "oy tonbulum tonbulum yoldan geldim yorgunum" türküsü bana aittir.
İlk şiir kitabımdan bir örnek vereyim.
Sır denen bir sırrı var bu alemin
Sırdan bir alem var bu toprakta.
Nasibini bulur kişi ağaçta başakta
Sır denen bir şey var bu göklerde.
Geceler uyanık insanlar uyumakta
Sır denen bir şey var bu karanlıklarda
İnsanlar gittikçe dinç olmakta
Çiçekler sabaha ansızın açılmakta
Sır denen bir şey var bu göklerde
Mevsimde dört iklim dolanmakta
Uzanır dünyanın sonsuz sahillerine
Bir sırrı var bu doğanın aşağıdan
Varlığı ile çeker toprak
Bir sırrı var bu havanın
Akraba insanların bağları
Bir sırrı var bu alemin.
Erbaa güzellemesinden bir örnek verelim.
Erbaada üzüm bağları
İçinde meyveler dallarında kuşlar
Sabah ezanı tütün kağnılarının gıcırtısı
Hazin hazin inlemeye başlar
Yorgun öküzler sakallı amca
Gider gider durur yollar boyunca
Serin bir yaz karanlığı kapladığında
Türkü denizine çevrilir tarlalar
Yoksul gücü yetmeyen delikanlılar
Manici kızları kaçırırlar
Bir başka Erbaada yazlar
Duygusuz oğlanlar sevdalı kızlar
Parasız kalınca köylüye sonbaharda
Veresiye kazık atarlar.
Remziye Hanımın hayat hikayesi üzerinden okuduğumuz gerçek iş ve aile hayatının arasında kendisini Ailesine adayan bir kadın.Yaşadığı duygularını şiirleriyle ve Türküleriyle dile getiren bizimde duygularımıza tercuman olan bizi bize yeniden hatırlatan yöresellikteki içtenliği için teşekkürler, Remziye Koyuncu hanım...
Remziye Koyuncu hanım derlediği türküyle "oy tonbulum tonbulum ,yoldan geldim yorgunum, Alem ne derse desin ,Yar ben sana vurgunum,Gitme gidenler ile ,Boyu fidanlar ile ,Ne olur bir selam söyle,Gelip gidenler ile" yaptığı edebi çalışmalarıyla bu toprakların sırrına ermiş engin ve yüce düşünceye sahip iz bırakan eserleriyle yüreklere taht kuran bir şahsiyet.
1953 yılında Erbaa da doğdum.Annem Kerime Koyuncu ev hanımı .Babam Celal Koyuncu esnaf.Benim edebiyata olan ilgim annemden ve babamdan geliyor. Onlarda kendilerince edebiyatla ilgilenmişler.ilk okulumu Erbaa hakimiyeti milliye okulunda okudum.Erba lisesinden mezun oldum.Başarılı bir öğrenci olduğum için Üniversiteyi Başbakanlığa bağlı Vakıflar Genel Md bursuyla Ankara üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Türk Dili Edebiyatı bölümünü 1976 da bitirdim.Bir yıl da Sümeroloji ve Hititoloji bölümünde okudum.Mezun olduğumda öğretmen olarak Ağustos 1976 yılında Urfa Akça Kale lisesinde göreve başladım.Yurdumun çeşitli yerlerinde görev aldıktan sonra en son 2003 yılında Erbaa Ticaret lisesi Edebiyat öğretmenliğinden emekli oldum.Evlenmedim bekarım.8 kardeşiz, en büyüğü benim.Kardeşlerimin hepsi okudular.kendimi aileme adadım.Evlenmeyi hiç düşünmedim.64 yıllık hayatım nasıl geçti anlayamadım. Keşkem ve pişmanlığım yok.Dünyayı gezdim.Gezmediğim yer kalmadı.Halimden memnunum yine dünyaya gelsem yine aynı hayatı secer edebiyat öğretmeni olmak isterdim.çalışmayı araştırmayı çok seviyorum .şimdi dizlerim ağrıyor. Eskisi kadar gezemiyorum.Babam vefat etti. Annemle beraber oturuyorum. Annem hasta ona bakıyorum evde.Annemi baba mı çok seviyorum.Gül deyince aklıma Annem babam geldi .Öbür dünyadada annemle babamla beraber olmak isterim.
Çalıştığım süre içinde Erbaa'nın manilerini türkülerini derledim.Atilla İçliyle bereber TRT de proğram sundum.Milli Eğitim Bakanlığı Film Rodyo Tv yazarlığı yapımcılığı ve yayıncılığını yaptım.14 yıldır emekliyim.
ilk şiir kitabım "çağın kızı",
2.şiir kitabım "karanlığa övgü Tokat"
3.kitabım "Erbaa manileri 100. Yıl bülteni ",
4.kitabım "Edebiyat yönüyle Erbaa "Edebiyatımızda ilk defa Remziye Koyuncu olarak" istanbul'un şiirsel öyküsü Güzel İstanbul "kitapcık halinde basıldı."Halili mevlidi" el yazması trans kırip çalışması bana ait.
Erkan sürmenin söylediği "oy tonbulum tonbulum yoldan geldim yorgunum" türküsü bana aittir.
İlk şiir kitabımdan bir örnek vereyim.
Sır denen bir sırrı var bu alemin
Sırdan bir alem var bu toprakta.
Nasibini bulur kişi ağaçta başakta
Sır denen bir şey var bu göklerde.
Geceler uyanık insanlar uyumakta
Sır denen bir şey var bu karanlıklarda
İnsanlar gittikçe dinç olmakta
Çiçekler sabaha ansızın açılmakta
Sır denen bir şey var bu göklerde
Mevsimde dört iklim dolanmakta
Uzanır dünyanın sonsuz sahillerine
Bir sırrı var bu doğanın aşağıdan
Varlığı ile çeker toprak
Bir sırrı var bu havanın
Akraba insanların bağları
Bir sırrı var bu alemin.
Erbaa güzellemesinden bir örnek verelim.
Erbaada üzüm bağları
İçinde meyveler dallarında kuşlar
Sabah ezanı tütün kağnılarının gıcırtısı
Hazin hazin inlemeye başlar
Yorgun öküzler sakallı amca
Gider gider durur yollar boyunca
Serin bir yaz karanlığı kapladığında
Türkü denizine çevrilir tarlalar
Yoksul gücü yetmeyen delikanlılar
Manici kızları kaçırırlar
Bir başka Erbaada yazlar
Duygusuz oğlanlar sevdalı kızlar
Parasız kalınca köylüye sonbaharda
Veresiye kazık atarlar.
Remziye Hanımın hayat hikayesi üzerinden okuduğumuz gerçek iş ve aile hayatının arasında kendisini Ailesine adayan bir kadın.Yaşadığı duygularını şiirleriyle ve Türküleriyle dile getiren bizimde duygularımıza tercuman olan bizi bize yeniden hatırlatan yöresellikteki içtenliği için teşekkürler, Remziye Koyuncu hanım...
23 Mart 2017 Perşembe
YİNE YENİ YENİDEN
Bahar geldi .Yastık altında sakladığımız duygularımızı içimizde büyüttüğümüz sevdalarımızı gün yüzüne çıkarma zamanı.Eskiden kalma kurumuş köhne işe yaramaz dallarımızın fikirlerimizin budanma zamanı.
Yine yeni yeniden kentsel dönüşüm misali ,eskiden vaz geçip kökten temizlenmenin kalıntılarının arasında ki harfiyat dökümünün döngüsünde yeniliklere yer açma ve temizlenme zamanı.Mevlananın "yeni şeyler söylemek lazım can cağazım "dediği gibi yeni şeyler söylemek için çok okumak çok dinlemek çok düşünmek çok gezmek gerekiyor. Yeni edindiğin bilgiyi,sağlam ve kılavuz köklerle beslenen sevgi dallarında yeşermesine çiçek açmasına ancak kurduğun doğru bağlantıyla mümkün olacağını düşünüyorum. Zamanenin getirilerini doğal akışı içinde sindiremeyenlerin hayata karşı direnç oluşturması uyumsuzluğu ve mutsuzluğu beraberinde getiriyor.Havaya düşen ilk cemre suya düşecek olan cemrenin müjdecisi ,suya düşen cemre toprağa düşecek olan cemrenin müjdecisi misali döngüsellik gösteren doğal olayların önüne durmanın imkansızlığında ki gerçekle ,düşüncelerimize düşen sevgi cemresinin, sözlerimizdeki sevgi sözcüklerinin müjdecisi olarak görürsek dilimize düşen sevgi sözcüklerinin davranışlarımızdaki olumlu yansımasının müjdecisi olarak görebilir ve bu döngüsellik içinde her şeyin bir biriyle olan bağlantısının sonucu yaşadıklarımız ve yansıttıklarımız İnsanın doğasındaki sevgiyle yarattığı şey bizim eserimizdir. Eserimizi inşa ederken beslendiğimiz kaynakların sevgi enerjisiyle bize akmasına izin vermeliyiz çünkü insan segiden ilgiden ve enerjiden ibarettir.
Yine yeni yeniden her şeyimizi gözden geçirmek ,yenilenmek,için bize verilen bu hayatın sayılı günlerinde sevgiyle sayılmak dileğiyle.
Dünya köylüsü
Yine yeni yeniden kentsel dönüşüm misali ,eskiden vaz geçip kökten temizlenmenin kalıntılarının arasında ki harfiyat dökümünün döngüsünde yeniliklere yer açma ve temizlenme zamanı.Mevlananın "yeni şeyler söylemek lazım can cağazım "dediği gibi yeni şeyler söylemek için çok okumak çok dinlemek çok düşünmek çok gezmek gerekiyor. Yeni edindiğin bilgiyi,sağlam ve kılavuz köklerle beslenen sevgi dallarında yeşermesine çiçek açmasına ancak kurduğun doğru bağlantıyla mümkün olacağını düşünüyorum. Zamanenin getirilerini doğal akışı içinde sindiremeyenlerin hayata karşı direnç oluşturması uyumsuzluğu ve mutsuzluğu beraberinde getiriyor.Havaya düşen ilk cemre suya düşecek olan cemrenin müjdecisi ,suya düşen cemre toprağa düşecek olan cemrenin müjdecisi misali döngüsellik gösteren doğal olayların önüne durmanın imkansızlığında ki gerçekle ,düşüncelerimize düşen sevgi cemresinin, sözlerimizdeki sevgi sözcüklerinin müjdecisi olarak görürsek dilimize düşen sevgi sözcüklerinin davranışlarımızdaki olumlu yansımasının müjdecisi olarak görebilir ve bu döngüsellik içinde her şeyin bir biriyle olan bağlantısının sonucu yaşadıklarımız ve yansıttıklarımız İnsanın doğasındaki sevgiyle yarattığı şey bizim eserimizdir. Eserimizi inşa ederken beslendiğimiz kaynakların sevgi enerjisiyle bize akmasına izin vermeliyiz çünkü insan segiden ilgiden ve enerjiden ibarettir.
Yine yeni yeniden her şeyimizi gözden geçirmek ,yenilenmek,için bize verilen bu hayatın sayılı günlerinde sevgiyle sayılmak dileğiyle.
Dünya köylüsü
21 Mart 2017 Salı
NEFS ve RUH
NEFSiN özellikleri RUH özellikleri.
(Bilinç altı,zihin). ( Bilinç üstü,bilinç)
Nefret. Sevmek
Kıskançlık. Gıpta
Cehalet. İlim
Cimrilik. Cömertlik
Adaletsizlik. Adalet
Şiddet. Uysallık
Savaş. Barış
Bozgunculuk. Düzenleyicilik
Şüphecilik. Sorgulamak
Ayrımcılık. Birleştiricilik
Ötekileştirmek. Birlik
Tembellik. Çalışmak
Çok boş konuşmak. Susmak
Kendini beğenmek. Mütevazi olmak
Vefasızlık. Ahde vefa
Nankör. Nimet,şükür
Fucur,fitne. Takva
Sabırsızlık acelecilik. Sabır
Öfke. Sekinet
Yalan. Doğru
İsyan. İtaat
İptilalar. Fazilet
Dedikodu. Ketumluk
Nefs. Ruh
Fakir. Zengin
Dünya. Ahiret
Çirkin Güzel
Çift. Tek
Zihin. Bilinç
Karanlıklar. Aydınlık
Negatif. Pozitif
Varlık. Yokluk
Kibir,gurur. Onur
İkilik. Birlik
Gece. Gündüz
Kapalı. Açık
Verememek. Paylaşmak
Acı. Tatlı
Soğuk. Sıcak
Unutmak. Hatırlamak
Zayıflık. Güçlülük
Tutsaklık. Özgürlük
Sınırsızlık. Sınırlılık
Israr etmek. Tövbe
......... ........
Nefs karşısındakini suçlar (senin yüzünden oldu,sen istedin de böyle oldu,sen olmsaydın der)
Ruh kendisinde hatayı arar( ben neyaptım,nerede yanlış yaptım,vardır bir hikmeti der )
Nefsin hidayeti aldatmadır ,davet etmektir ,kendini beğenmektir.
Ruhun hidayeti kul olmaktır .gerçeğe davet etmektir Allah'a
Bizdeki duygunun davranışın kaynağını doğru tespit edersek kendimizi daha iyi tanımış oluruz.
Dağınık duran bu parçaları bir araya getirip anlamlandırdığımızda okuyoruz demektir.
Harfler kelimeleri ,kelimeler cümleyi oluşur.hepsi bir araya gelirse anlam kazanır.(mana anlam alemimiz )
Günler ayları,aylar mevsimleri mevsimler yılları oluşturur.yıllar bir araya gelirse bir ömür olur.(bize verilen hayat)
Hücreler dokuları ,dokular organları organlar sistemleri sistemler vucudu oluşturur.(insan yada hayvan)(maddesel fiziksel bedenimiz)
Köyler şehirleri şehirler ülkeleri ülkeler dünyayı oluşturur.(kültürel yapımızı )
Tohum fidanı fidanlar ağacı ,ağaçlar ormanları oluşturur.(solunum sistemi)
Çocuklar gençliği gençlik reşitliği reşitlik olgunluğu oluşturur.(insanlığımızın yolu)
Damlalar dereyi dereler ırmağı ırmaklar okyanusları oluşturur.(dolaşım sistemi)
Yıldızlar,gezegenler,güneş sistemi.galaksiler.samanyolunu oluşturur.(beynimizi,sinir sistemimizi)
İlk okul,orta okul,lise,ünüversite...(tahsilimiz,yani algılamamızın seviyesini)
Bilgiyi bilmek,bildiğini söylemek,söylediğini yapmak.(gidiş yolumuz)
Yahudilik(akılcılık,aklınla bilgiye ulaşmak),
Hıristiyanlık(aklınla ulaştığın bilgiyi içselleştirmek bilgiyi konuşmak ,dillendirmek),
Müslümanlık (içselleştirdiğin ve dillendirdiğin bilgiyi davranışa dökmek ,yapmak uygulamak,birleştirmek tevhid ehli olmak)
Tüm bu bilgiler ışığında kendimiz nerdeyiz hangi boyutta yaşıyoruz.?
"BİLGİ GÜÇTÜR GÜÇ ÖZGÜRLÜKTÜR"
(Bilinç altı,zihin). ( Bilinç üstü,bilinç)
Nefret. Sevmek
Kıskançlık. Gıpta
Cehalet. İlim
Cimrilik. Cömertlik
Adaletsizlik. Adalet
Şiddet. Uysallık
Savaş. Barış
Bozgunculuk. Düzenleyicilik
Şüphecilik. Sorgulamak
Ayrımcılık. Birleştiricilik
Ötekileştirmek. Birlik
Tembellik. Çalışmak
Çok boş konuşmak. Susmak
Kendini beğenmek. Mütevazi olmak
Vefasızlık. Ahde vefa
Nankör. Nimet,şükür
Fucur,fitne. Takva
Sabırsızlık acelecilik. Sabır
Öfke. Sekinet
Yalan. Doğru
İsyan. İtaat
İptilalar. Fazilet
Dedikodu. Ketumluk
Nefs. Ruh
Fakir. Zengin
Dünya. Ahiret
Çirkin Güzel
Çift. Tek
Zihin. Bilinç
Karanlıklar. Aydınlık
Negatif. Pozitif
Varlık. Yokluk
Kibir,gurur. Onur
İkilik. Birlik
Gece. Gündüz
Kapalı. Açık
Verememek. Paylaşmak
Acı. Tatlı
Soğuk. Sıcak
Unutmak. Hatırlamak
Zayıflık. Güçlülük
Tutsaklık. Özgürlük
Sınırsızlık. Sınırlılık
Israr etmek. Tövbe
......... ........
Nefs karşısındakini suçlar (senin yüzünden oldu,sen istedin de böyle oldu,sen olmsaydın der)
Ruh kendisinde hatayı arar( ben neyaptım,nerede yanlış yaptım,vardır bir hikmeti der )
Nefsin hidayeti aldatmadır ,davet etmektir ,kendini beğenmektir.
Ruhun hidayeti kul olmaktır .gerçeğe davet etmektir Allah'a
Bizdeki duygunun davranışın kaynağını doğru tespit edersek kendimizi daha iyi tanımış oluruz.
Dağınık duran bu parçaları bir araya getirip anlamlandırdığımızda okuyoruz demektir.
Harfler kelimeleri ,kelimeler cümleyi oluşur.hepsi bir araya gelirse anlam kazanır.(mana anlam alemimiz )
Günler ayları,aylar mevsimleri mevsimler yılları oluşturur.yıllar bir araya gelirse bir ömür olur.(bize verilen hayat)
Hücreler dokuları ,dokular organları organlar sistemleri sistemler vucudu oluşturur.(insan yada hayvan)(maddesel fiziksel bedenimiz)
Köyler şehirleri şehirler ülkeleri ülkeler dünyayı oluşturur.(kültürel yapımızı )
Tohum fidanı fidanlar ağacı ,ağaçlar ormanları oluşturur.(solunum sistemi)
Çocuklar gençliği gençlik reşitliği reşitlik olgunluğu oluşturur.(insanlığımızın yolu)
Damlalar dereyi dereler ırmağı ırmaklar okyanusları oluşturur.(dolaşım sistemi)
Yıldızlar,gezegenler,güneş sistemi.galaksiler.samanyolunu oluşturur.(beynimizi,sinir sistemimizi)
İlk okul,orta okul,lise,ünüversite...(tahsilimiz,yani algılamamızın seviyesini)
Bilgiyi bilmek,bildiğini söylemek,söylediğini yapmak.(gidiş yolumuz)
Yahudilik(akılcılık,aklınla bilgiye ulaşmak),
Hıristiyanlık(aklınla ulaştığın bilgiyi içselleştirmek bilgiyi konuşmak ,dillendirmek),
Müslümanlık (içselleştirdiğin ve dillendirdiğin bilgiyi davranışa dökmek ,yapmak uygulamak,birleştirmek tevhid ehli olmak)
Tüm bu bilgiler ışığında kendimiz nerdeyiz hangi boyutta yaşıyoruz.?
"BİLGİ GÜÇTÜR GÜÇ ÖZGÜRLÜKTÜR"
16 Mart 2017 Perşembe
RÜYALARDAKİ MEMLEKET.
Kadınların mal gibi alınıp satıldığı.Hiçbir insani değerin yer almadığı eşkıyalık sistemiyle yönetilen bir ülkenin ,düşünen güzelliğe aç insanlarının arayışı .Demokrasinin olmadığı geri kalmış memleketlerde hayallerde yaşanır tüm güzellikler.Hergün dua edersin ve duaların bir gün kabul olur.Sadece sevmek ve insan yerine konmak için terk edersin baba ocağını vatan toprağını.İşte böyle bir aşk hikayesi Şirin hanımın hikayesi .Ferhatla Şirin hikayesinde olduğu gibi dağları delip sevdiğine su getiren Ferhat,burdada dağları aşıp hayallerindeki sevdiği memlekete kavuşan Şirin hanım.
1974 Akça Afganistan'da doğdum .Okumam yazmam yok.5 kardeşiz. En büyükleri benim.15 yaşında benden 19 yaş büyük amcamın oğluyla evlendirildim.Bir türlü yıldızımız barişmadı. Kavga gürültü içinde geçti yıllarımız.Birde çocuğumuz oldu.Afganistan'daki zulume dayanamadım kaçak yollarla bir buçuk yaşındaki oğlumla beraber Türkiye'ye geldik. Kimsem yok annem babam kardeşlerim hepsi orda kaldı.Eşimle olan kavgam burada da bitmedi .Sürekli sen çalış ben çalışamam ,nasıl para kazanırsan kazan bana akşama pilav yap derdi. Bu benim çok gücüme gitti. İnsan namusu için yaşar ,ne demek nasıl kazanırsan kazan beni ilgilendirmez.Türkiye'ye geldikten sonra iki kızım oldu üç çocuğumla nafaka almadan boşadım eşimi.Hakim bey şaşırdı nafakasız boşanmama.Hayat benim için yeniden başladı . Çocuklarıma kol kanat olup onları insan gibi yetiştirecektim .Kötü yola düşmeden hırsız olmadan vatanını seven insanlığa kadına gerçek değerini veren yavrular yetiştirmeye çalıştım. Dul bir kadın olarak ,çok mücadele ettim çevremle,kötü yola düşmemek için. Bunun için gece gündüz çok çalıştım.Bazı günler aç kaldım .Komşulardan aldığım iki patatesi pişirdim çocuklarıma yedirdim ben aç yattım.Kolay değil dul bir kadının ayakta namusuyla kala bilmesi.Depresyonlara girdim tedavi gördüm intahar etmeyi bile düşündüm ama çocukların için .....yaşamak istedim . Allah'ıma şükürler olsun devlet bize çok sahip çıktı . Onlardan aldığım güçle ayakta kaldım.yaradana sığındım her gece şükür namazı kıldım .ilaçları bıraktım şimdi daha mutluyum.Allah'ıma şükürler olsun çocuklarımı istediğim gibi yetiştirdim. Kimsenin namusuna yan gözle bakmadılar.Çocuklarım benim her şeyim.Büyük kızım Bursa'da evli .Oğlum Afganistan'dan nişanlandı. Askerliğini yaptı geldi vatan borcunu ödedi.Nişanlısını çok seviyor .Onu Türkiye'ye getirmenin yollarını arıyor. Taliban denen belanın genç kızları kaçırıp dağlarda tecavüz ettiğini her gün duyuyoruz . O yüzden babalar genç kızlarını korumak için sürekli yer değiştiriyorlar ,saklanıyorlar .Bu kaçış nereye kadar insanın ruh sağlığı bozuluyor.En küçük kızım nişanlı evlatlarımın hepside çok mutlu. Hepsini sevdiğine verdim mutlu olsunlar diye.Benim yaşadığımı onlar yaşamasınlar. Severek evlensinler istedim.Zorlama yok hayat sizin hayatınız.
Okumayı yazmayı televizyondan öğrendim.Halk eğitimden belge aldım.Afganistan'da kız çocuğu veya kadın diye bir şey yok.Kadın nufustan bile sayılmıyor.Eşinden ayrıldığında seni başkasına mal gibi satarlar.Taliban denen belanın yüzünden erkeklerden nefret ettim.Benimde bir oğlum var oda gidip bir kıza zulüm edecek diye çok korktum.Ama şükür Allah'a oğlum öğle olmadı,istediğim gibi yetiştirdim onu.Evimin altkatı dikiş atölyesi,orada yıllardır yelek dikiyorum ve geçimimi dikişten sağlıyorum.
-Bana sen kadınsın hiç bir şeye hakkın yok dediler ,ama ben her şeye benimde hakkım var dedim.
Fırsat verilseydi doktor olmak isterdim.
Keşke Afganistan'da Türkiye gibi olsaydı.
Keşke kızlarada bir fırsat verilseydi.
Herkes sevdiğiyle evlenseydi.
Vatansızlık çok kötü bir şey,önce vatan,çocukken çocuk felci geçirmişim.öldüm diye kenara koymuşlar, yinede yaşamışım.
Çok küçüktüm 4,5 yaşlarında .Kırgız bir komşumuz vardı .Onların evine gittiğimde bana istanbul'un karpostal resimlerini gösterirdi .Bende çocuk aklımla bu güzel şehre aşık oldum .Sık sık komşumuza giderdim karpostalları bir daha görebilmek için.Her gece dua ettim .Allahım ben buraları görmek istiyorum bana orada yaşamak nasip eyle dedim .Yıllar sonra bu topraklara kaçak yollarla geldim,yerleştim ,çocuklarımı büyüttüm,hala rüyalarımda istanbul vardı.
.iki yıl önce çocuklarımı aldım hep beraber gittik ve bir hafta kaldık o güzel şehri istanbul'da.Her yerini gezdik çok güzel bir memmleket Allahı'ma hamd olsun onuda bana gösterdi.
-Hayallerim gelinimi sağ salim Türkiye'ye getirmek torunlarımla beraber yaşlanmak istiyorum.
Afganistandaki kadınlar için daha çok ne yapabilirim, onun derdindeyim.
Allahı'ma binlerce kez şükür ederim beni kurtardı bende insanlar için ne yapabilirimin derdindeyim.
Gençlere tavsiyem eşlerini çok sevsinler bunu dile getirsinler seni seviyorum...desinler.
Ben bu iki kelimeye hasret kaldım ,benim için bu iki kelime dünyalara bedeldi ama bunu benden esirgediler.
Gül deyince aklıma Aşk geldi sevgi geldi "diyor şirin hanım .
Bu sohpetin ardından kendimize gelmemiz epeyce uzun sürdü.Elimizdekilerin değerini kıymetinin bilinmesi için illa ki yokluk mu yaşamamız gerekiyor. Özgürlüğün kadının değerinin herşeyden önce insanlığın kıymetinin bilinmesi için bu toprakların çekim gücüne dayanamayan dağları aşıp gelen Şirin hanımın anlattıklarını can kulağıyla dinleyip ,Vatansızlığın anasızlığın babasızlığın her şeyden daha da önemlisi yarensizliğin çaresizliğin yanlızlığın mücadelenin sevgisizliğin ne anlama geldiğini anlamak için zor koşullarda sığınacağımız tek yerin yaradan olduğunun farkına bilmem varabildikmi.Kuranı kerimde "onlar denizin karanlıklarında fırtınaya yakalandıklarında Allaha sarılıp dua ederler ne zaman ki karaya sağ salim ulaşırlar o zaman beni anmayı unuturlar"diyor.Şirin hanım karaya çıktıktan sonra şükrünü ve hamdını daha çok yapar ve anar olmuş. Gayemiz elimizdekilerin kıymetini bilerek yaşamak ve bu değerleri bir sonraki nesle aktara bilmek için örnek bir yaşam sergileye bilmek.Teşekkürler Şirin hanım bizimle hayat hikayenizi paylaştığınız için.
1974 Akça Afganistan'da doğdum .Okumam yazmam yok.5 kardeşiz. En büyükleri benim.15 yaşında benden 19 yaş büyük amcamın oğluyla evlendirildim.Bir türlü yıldızımız barişmadı. Kavga gürültü içinde geçti yıllarımız.Birde çocuğumuz oldu.Afganistan'daki zulume dayanamadım kaçak yollarla bir buçuk yaşındaki oğlumla beraber Türkiye'ye geldik. Kimsem yok annem babam kardeşlerim hepsi orda kaldı.Eşimle olan kavgam burada da bitmedi .Sürekli sen çalış ben çalışamam ,nasıl para kazanırsan kazan bana akşama pilav yap derdi. Bu benim çok gücüme gitti. İnsan namusu için yaşar ,ne demek nasıl kazanırsan kazan beni ilgilendirmez.Türkiye'ye geldikten sonra iki kızım oldu üç çocuğumla nafaka almadan boşadım eşimi.Hakim bey şaşırdı nafakasız boşanmama.Hayat benim için yeniden başladı . Çocuklarıma kol kanat olup onları insan gibi yetiştirecektim .Kötü yola düşmeden hırsız olmadan vatanını seven insanlığa kadına gerçek değerini veren yavrular yetiştirmeye çalıştım. Dul bir kadın olarak ,çok mücadele ettim çevremle,kötü yola düşmemek için. Bunun için gece gündüz çok çalıştım.Bazı günler aç kaldım .Komşulardan aldığım iki patatesi pişirdim çocuklarıma yedirdim ben aç yattım.Kolay değil dul bir kadının ayakta namusuyla kala bilmesi.Depresyonlara girdim tedavi gördüm intahar etmeyi bile düşündüm ama çocukların için .....yaşamak istedim . Allah'ıma şükürler olsun devlet bize çok sahip çıktı . Onlardan aldığım güçle ayakta kaldım.yaradana sığındım her gece şükür namazı kıldım .ilaçları bıraktım şimdi daha mutluyum.Allah'ıma şükürler olsun çocuklarımı istediğim gibi yetiştirdim. Kimsenin namusuna yan gözle bakmadılar.Çocuklarım benim her şeyim.Büyük kızım Bursa'da evli .Oğlum Afganistan'dan nişanlandı. Askerliğini yaptı geldi vatan borcunu ödedi.Nişanlısını çok seviyor .Onu Türkiye'ye getirmenin yollarını arıyor. Taliban denen belanın genç kızları kaçırıp dağlarda tecavüz ettiğini her gün duyuyoruz . O yüzden babalar genç kızlarını korumak için sürekli yer değiştiriyorlar ,saklanıyorlar .Bu kaçış nereye kadar insanın ruh sağlığı bozuluyor.En küçük kızım nişanlı evlatlarımın hepside çok mutlu. Hepsini sevdiğine verdim mutlu olsunlar diye.Benim yaşadığımı onlar yaşamasınlar. Severek evlensinler istedim.Zorlama yok hayat sizin hayatınız.
Okumayı yazmayı televizyondan öğrendim.Halk eğitimden belge aldım.Afganistan'da kız çocuğu veya kadın diye bir şey yok.Kadın nufustan bile sayılmıyor.Eşinden ayrıldığında seni başkasına mal gibi satarlar.Taliban denen belanın yüzünden erkeklerden nefret ettim.Benimde bir oğlum var oda gidip bir kıza zulüm edecek diye çok korktum.Ama şükür Allah'a oğlum öğle olmadı,istediğim gibi yetiştirdim onu.Evimin altkatı dikiş atölyesi,orada yıllardır yelek dikiyorum ve geçimimi dikişten sağlıyorum.
-Bana sen kadınsın hiç bir şeye hakkın yok dediler ,ama ben her şeye benimde hakkım var dedim.
Fırsat verilseydi doktor olmak isterdim.
Keşke Afganistan'da Türkiye gibi olsaydı.
Keşke kızlarada bir fırsat verilseydi.
Herkes sevdiğiyle evlenseydi.
Vatansızlık çok kötü bir şey,önce vatan,çocukken çocuk felci geçirmişim.öldüm diye kenara koymuşlar, yinede yaşamışım.
Çok küçüktüm 4,5 yaşlarında .Kırgız bir komşumuz vardı .Onların evine gittiğimde bana istanbul'un karpostal resimlerini gösterirdi .Bende çocuk aklımla bu güzel şehre aşık oldum .Sık sık komşumuza giderdim karpostalları bir daha görebilmek için.Her gece dua ettim .Allahım ben buraları görmek istiyorum bana orada yaşamak nasip eyle dedim .Yıllar sonra bu topraklara kaçak yollarla geldim,yerleştim ,çocuklarımı büyüttüm,hala rüyalarımda istanbul vardı.
.iki yıl önce çocuklarımı aldım hep beraber gittik ve bir hafta kaldık o güzel şehri istanbul'da.Her yerini gezdik çok güzel bir memmleket Allahı'ma hamd olsun onuda bana gösterdi.
-Hayallerim gelinimi sağ salim Türkiye'ye getirmek torunlarımla beraber yaşlanmak istiyorum.
Afganistandaki kadınlar için daha çok ne yapabilirim, onun derdindeyim.
Allahı'ma binlerce kez şükür ederim beni kurtardı bende insanlar için ne yapabilirimin derdindeyim.
Gençlere tavsiyem eşlerini çok sevsinler bunu dile getirsinler seni seviyorum...desinler.
Ben bu iki kelimeye hasret kaldım ,benim için bu iki kelime dünyalara bedeldi ama bunu benden esirgediler.
Gül deyince aklıma Aşk geldi sevgi geldi "diyor şirin hanım .
Bu sohpetin ardından kendimize gelmemiz epeyce uzun sürdü.Elimizdekilerin değerini kıymetinin bilinmesi için illa ki yokluk mu yaşamamız gerekiyor. Özgürlüğün kadının değerinin herşeyden önce insanlığın kıymetinin bilinmesi için bu toprakların çekim gücüne dayanamayan dağları aşıp gelen Şirin hanımın anlattıklarını can kulağıyla dinleyip ,Vatansızlığın anasızlığın babasızlığın her şeyden daha da önemlisi yarensizliğin çaresizliğin yanlızlığın mücadelenin sevgisizliğin ne anlama geldiğini anlamak için zor koşullarda sığınacağımız tek yerin yaradan olduğunun farkına bilmem varabildikmi.Kuranı kerimde "onlar denizin karanlıklarında fırtınaya yakalandıklarında Allaha sarılıp dua ederler ne zaman ki karaya sağ salim ulaşırlar o zaman beni anmayı unuturlar"diyor.Şirin hanım karaya çıktıktan sonra şükrünü ve hamdını daha çok yapar ve anar olmuş. Gayemiz elimizdekilerin kıymetini bilerek yaşamak ve bu değerleri bir sonraki nesle aktara bilmek için örnek bir yaşam sergileye bilmek.Teşekkürler Şirin hanım bizimle hayat hikayenizi paylaştığınız için.
5 Mart 2017 Pazar
KADINLAR
Nice kadınlar gördüm ,gözleri gülen bazende ağlayan
Ama yılmayan.
Kadınlar gördüm ,dik duruşlu,tek vuruşluk
Ama yıkılmayan.
Kadınlar tanıdım,çileli,cefakar ,fedakar
Bir nedenle hayata tutunan.
Kadınlar gördüm varlığıyla güven veren
Yokluğunda karanlığa düşülen.
Kadınlar tanıdım,eli kalem tutan ,şiir yazan
Etrafını aydınlatan ışık olan
Kadınlar gördüm ,elinde fırçayla renkleri konuşturan
Düşüncelerini duygularını tuale yansıtan.
Kadınlar gördüm ,körpecik henüz aşkı tatmamış baş vermemiş
Zamanı geldiğinde yeşerecek ,beşerin önderliğinde.
Kadınlar tanıdım, hamur yoğuran,çamura şekil veren çocuk doğuran
Kadınlar gördüm kendi çapında kandil,mum,lamba ,yıldız ,ay ,güneş olan
Hepsinin makamı mevkisi şekli şemali farklıydı,
Ama bakışlarındaki umut,sevinç ,üzüntü ,hep aynıydı .
Çünkü herkes bulunduğu yerin direğiydi...
Kadınlar evin direği
Erkeğin en çok sevdiği
Yavrularının sıcacık kucağı
Yeryüzünün suyu toprağı
Toplumun temeli
Hayatın kilit taşıdır KADINLAR...
Dünya köylüsü
Ama yılmayan.
Kadınlar gördüm ,dik duruşlu,tek vuruşluk
Ama yıkılmayan.
Kadınlar tanıdım,çileli,cefakar ,fedakar
Bir nedenle hayata tutunan.
Kadınlar gördüm varlığıyla güven veren
Yokluğunda karanlığa düşülen.
Kadınlar tanıdım,eli kalem tutan ,şiir yazan
Etrafını aydınlatan ışık olan
Kadınlar gördüm ,elinde fırçayla renkleri konuşturan
Düşüncelerini duygularını tuale yansıtan.
Kadınlar gördüm ,körpecik henüz aşkı tatmamış baş vermemiş
Zamanı geldiğinde yeşerecek ,beşerin önderliğinde.
Kadınlar tanıdım, hamur yoğuran,çamura şekil veren çocuk doğuran
Kadınlar gördüm kendi çapında kandil,mum,lamba ,yıldız ,ay ,güneş olan
Hepsinin makamı mevkisi şekli şemali farklıydı,
Ama bakışlarındaki umut,sevinç ,üzüntü ,hep aynıydı .
Çünkü herkes bulunduğu yerin direğiydi...
Kadınlar evin direği
Erkeğin en çok sevdiği
Yavrularının sıcacık kucağı
Yeryüzünün suyu toprağı
Toplumun temeli
Hayatın kilit taşıdır KADINLAR...
Dünya köylüsü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)