5 Eylül 2023 Salı

YAŞAYAN ŞEHİR TOKAT

Sizlere  bu hafta sonu yapılan 2. TOKAT BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR KONGRESİ BU YIL 03 EYLÜL TARİHİNDE TOKAT İŞ GELİŞTİRME MERKEZİNDE YÜZ YÜZE YAPILAN kongreden izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. 

1.si online olarak gerçekleştirilen kongrenin 2. si Tokatta İşgem merkezinde 3 Eylül cumartesi günü saat 10:00 ile 16 :30 arasında gerçekleşti. Saygı duruşu istiklal marşı ve açılış konuşmasından sonra Kadim şehrimizin kıymetli Ustaları ile ilgili yaptığım sunumda amacım “YAŞAYAN EFSANELER İLK TEK VE SON USTALAR”a dikkat çekmek ve elimizde var potansiyeli değerlendirerek USTALAR AKADEMİSİNİN kurulmasına öncülük etmek. Bu bağlamda dinleyicilerden ve katılımcılardan ilgi gören sunumum benide ziyadesiyle memnun etmiştir. Üniversitemizin kıymetli hocaları ve il dışından gelen değerli hocalarımızın sunumları ufkumuzu açtı. Etkileşimli ve samimi bir havada geçen kongreye gönül dostları ve Tokata gönül veren Tokatın dertleriyle dertlenen sivil toplum örgütleri başkanlarından

Dostlar meclisi başkanı Sn. Burhan Besler hocam “2. ULUSLARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR VE STRATEJİ GELİŞTİRME KONGRESİNDE ARKADAŞIMIZ TARİHÇİ YAZAR PROF. DR. ALPARSLAN DEMİR'DEN GÖÇ EDEN KÖYLER VE YİNE ARKADAŞIMIZ DÜNYA KÖYLÜSÜ ARAŞTIRMACI YAZAR AYLA BAĞ HOCAMIZDAN YAŞAYAN EFSANELER USTALARLA İLGİLİ SUNUMU DİNLEDİM. KENDİLERİNİ, KATILIM SAĞLAYANLARI VE KONGREDE KATKI SAĞLAYANLARI, TEBRİK EDİYORUM. BİLİMSEL ARAŞTIRMALARIN IŞIĞINDA TOPLUMUN GELİŞİMİNE KATKI SAĞLAYACAK ÇALIŞMALARIN DEVAMINI DİLERİM.“dedi.

 İstişare Heyeti başkanı Sn. Mehmet Emin Atmaca beyefendi ekibiyle katılım sağlayarak Tokat için yapılan çalışmalara destek verdiklerini söylediler.

Prof.Dr Alparslan Demir hocamın 

Türkiye’de kayıp köyler üzerine yapılan çalışmalara dair değerlendirmesi dikkat çekiciydi. 

Dr. Aslı KAYA hocam 

ESKİ TÜRK EDEBİYATI DİVAN ŞİİRLERİNDE ÜLKELER, SAĞLIK VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ hakkındaki sunumu gönül yaralarımıza iyi geldi. 

Dr. SELİM ÇAKAR

ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK DAVRANIŞI İŞTEN AYRILMA İSTEĞİ İLİŞKİSİ- KONAKLAMA İŞLETMELERİ ÖRNEĞİ sunumu bilgilendirici oldu. 

SOSYOLOG YAZAR AYLA BAĞ

YAŞAYAN EFSANELER İLK TEK VE SON USTALAR hakkında unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yaşatan efsaneler hakında önemli bilgiler ve sırları dinleyicilerle paylaştım. 

Sinan Keskin hocam 

GELENEKSELBİR AKTARIM OLARAK TOKAT ÜZÜM TARHANASI GASTRONOMİ SEKTÖRÜNDE KADIN KOOPERATİFLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ, TOKAT İLİ ÖRNEĞİ ERZAK KOOPERATİFİ üzerinden aktardı. 

Ercan Polat hocam 

ANADOLU’DA EKMEK MAYALAMA KÜLTÜRÜ. EV MAYALI EKMEK Mİ? EKŞİ MAYALI EKMEK Mİ? diyerek arasındaki farkı YAŞAYAN MAYA örneği üzerinden anlattı. Sunum harikaydı. Sağlıklı bir yaşam için herkes EKŞİ MAYALI EKMEK yemeli. 

Nursu Nida Kara 

TÜRK MEDDAHLIK GELENEĞİ VE STAND-UP: KÜLTÜREL DÖNÜŞÜMÜN YANSIMALARI örneklerle karşılaştırmalı sunum yapıldı. 

Uğur Güllü müzik öğretmeni 

Türk Halk Müziği Semah Formundaki Eserlerin Analiz Modellemesin sunumunda Tokatın yeri ve önemi dikkat çekiciydi. Bağlamasıyla değiş örneği sundu. Sunum Harikaydı. 

Ümran Karaca 

SOSYAL BİLGİLER PROGRAMINDAKİ KÜLTÜR VE MİRAS ÖĞRENME ALANINDA JAPON HAİKU ŞİİR SANATINDAN YARARLANMA sunumu yapıldı. 

Yunus Ergün, Berna Arıkan, Seher Aykaç, Sema Çıtak

YÖK ATLAS VERİLERİNE GÖRE COĞRAFYA PROGRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ: TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ

TOKİ’NİN GELENEKSEL KONUT YAKLAŞIMINA GENEL BİR BAKIŞ: GAZİLER MAHALLESİnden örneklerle yaşadığımız evler hakkında yöresel bilgiler sunuldu. 

Buğra Kaş 

ÇEVİRMEN ADAYLARINA DÜZENLEME BECERİSİNİ KAZANDIRMAK İÇİN AKRAN GERİ BİLDİRİMİNİN KULLANIMI

Sunumlar harikaydı. 

15 dakikalık verilen aralarda çay kahve eşliğinde yapılan sohbetler bir çok arkadaşlığın başlamasına ve dostlukların pekişmesine sebeb oldu. Kongre de bağlama eşliğinde söylenen türküler dostluğun pekişmesine ve kültür aktarımına katkı sağladı. 

ULUSLARARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE STRATEJİ GELİŞTİRME DERNEĞİ (UBSDER)  

TARAFINDAN HER YIL GELENEKSEL OLARAK DÜZENLENEN Kongre de

DERNEK BAŞKANI 

Dr. NADİRE KANTARCIOĞLU şu açıklamayı yaptı. 

“MERKEZİ ANKARA’DA OLAN, 

2020 OCAK AYINDA AKADEMİSYENLER TARAFINDAN KURULAN

ULUSLARARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE STRATEJİ GELİŞTİRME DERNEĞİ (UBSDER)  

TARAFINDAN HER YIL GELENEKSEL OLARAK DÜZENLENİR. 

DERNEK BAŞKANI Dr. NADİRE KANTARCIOĞLU. 

KONGRE DÜZENLEME KURULU BAŞKANI Dr. ASLI KAYA 

KONGRE BAŞKANI Doç.Dr. HÜSEYİN MERTOL

 

KONGRE AÇILIŞ PANELİNDE KONUŞMACI OLARAK KATILAN HOCALARIMIZ,

Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nden

Prof. Dr. Ömer Faruk SÖNMEZ, 

Prof. Dr. Alpaslan DEMİR

İstanbul Maltepe Üniversitesi’nden

Dr.Abdülbeşir CEYLAN katılım sağladı. 

Yalova Üniversitesi’nden 

Doç.Dr. Sibel AKOVA HAVALI katılım sağladı. 

Dr. SELİM ÇAKAR

SOSYOLOG YAZAR AYLA BAĞ

İŞGEM GENEL MÜDÜRÜ YÜKSEL TOKUŞCU yaptığı çalışmalar hakkında bilgilendirme yaptılar. 

 

Uğur GÜLLÜ yüz yüze Kongrede Bağlama Resitali verdi 

Konya Selçuk Üniversitesi Dilek Sabancı Konservatuarı hocası Dr. Emsal ÇEVİK online Kongrede Türk Halk Müziği Konseri verdi.

 

KONGREMİZDE YERLİ VE YABANCI TOPLAM 45 BİLDİRİ SUNULMUŞTUR. 

1-3 Eylül de YÜZ YÜZE VE ONLİNE GERÇEKLEŞMİŞTİR. 

ONLİNE KONGREMİZE TÜRKİYENİN HER YERİNDEN KATILIMCI VARDIR.Uluslararası alanda 

PAKİSTAN, HİNDİSTAN, ENDONEZYA, FİLİPİNLER, TUNUS  VE NİJERYADAN KATILIM OLMUŞTUR.

Tüm katılımcılara çok teşekkür ederim ” dedi. 

             Dünya üzerinde 70 ülke gezen ve gördüğü güzelliklerle Tokatı karşılaştıran Dr. Nadire Kantarcıoğlu “ Ben Tokata yerleşmek istiyorum. Burasının havası, suyu, insanı çok güzel, sessiz, sakin, toprakla iç içe bir yaşam. Harika bir memleketiniz var tarihine, çoğrafyasına manevi havasına bayıldım” dedi. 

Dr. Aslı Bilge Kaya hocam “bu topraklar benim köklerim dedelerimin memleketi çok özlemiştim.   Kongre sebebiyle gelmem ve ata topraklarını ziyaret etmem beni çok mutlu etti. Çok verimli ve faydalı bir kongre oldu. 3. sünüde inş seneye gerçekleştiririz. Bu kongrelerin Tokat’ın tanıtımına çok büyük faydası olacağına inanıyorum. İnş seneye daha büyük bir organizasyonla kongremizi gerçekleştiririz “dedi.

            1-3 Eylül tarihleri arasında yapılan kongreden çıkardığım sonuç;

“YAŞAYAN ŞEHİR TOKAT”  

yaşayan MAYAsıyla, 

yaşayan efsane USTAlarıyla ve insanıyla, yaşayan tarihiyle, 

yaşayan BALLICA MAĞARASI , 

yaşayan KIRKKIZLAR EFSANELERİ ile her yönüyle bu şehir tüm insanlığı binlerce yıldır mayalandırmaya devam ediyor. “Neden Tokata gitmek gerek ? “ sorusunun cevabı bana göre; İçimizdeki var olan potansiyel aşkın ateşini tutuşturmak için Tokata gitmek gerek…

Bekliyoruz…

Kongre başkanı Prof Dr. Hüseyin Mertol hocamın şahsında emeği geçenleri yürekten kutluyorum. Bilimsel araştırmaların ışığında yol almak dileğiyle…çalışmaların devamını diliyorum. 

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 


1 Eylül 2023 Cuma

KONGRE SUNUM

 İlim Tokat Dilim Tokat 

Ben senin sevdalın oldum Tokatım 

Ben sende sevdaları buldum Tokatım dizilerinin sahibi 

                    Karacakız Süreyya Kayanın dediği gibi 

Sevda dolu yüreğimle…

Anadolu’nun mayası olan bu topraklardan herkesi en kalbi duygularımla selamlıyorum. 

Bir zamanlar her türlü zanaatkarlığın baş şehri olan 

Kadim şehrimiz 

Bugün yaşayan efsane 

Türkiye’de ilk tek ve son ustaların bu şehirde yaşadığını biliyor musunuz?

Zanaatkarlarımız Anadolu’nun mayası olan bu topraklarda yerel tohumların içinde evrensel değerleri barındıran birer hazinedir. 

Ahilik geleneğinden gelen disiplinle usta çırak ilişkisi içinde gelişen, geçmişi geleceğe bağlayan köprünün adıdır usta. Kültürümüzün can damarı olan Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarımızı kendi çabaları ile yaşatmaya çalışan,  mihenk taşı niteliğinde olan eserleri ile insanlık tarihine damgasını vuran ve bir sonraki neslin temelini inşa eden bilgiyi taşıyan bilgelerdir ustalar.

Bizim ustalarımızın işçilik kalitesi eserlerine yansımış. 

Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz sözü yeterli değil ben anlatmaya devam edeceğim. Sanatçının değerini en güzel açıklayan 

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle sözlerime devam etmek istiyorum. 

Efendiler! Mebusan olabilirsiniz, Başbakan olabilirsiniz hatta ve hatta reisi cumhur başkanı olabilirsiniz ama sanatkar olamazsınız. 

Unesconun yaşayan insan hazinesi envanterine ismini yazdıran Türkiyede 22 kişiden birisi olan, doğada yaşayan insanın, türkünün can dostu hortlatma kavalının yapımcısı ve icracısı Yaşar Güç ustamın kavalın doğum yeri olan bu topraklarda yaşadığını biliyor musunuz.?

Bize ait olan Tokattan başka yerde göremeyeceğiniz 

Tokat illerinden aldım bakırı, incitmeyin fukarayı fakiri türküsü bu şehrin sosyolojik yapısınıda ortaya koyar. bakırcılık sanatına bir zamanlar baş şehirlik yapan bu memleket o zamanlardan bugüne kadar gelen kalhanelerinin viran olmuş varlığı bize en temel bilgiyi aktarır. Bakır tepsi honcanın ustası Mehmet Küçük ustam tavlama toplama tekniği ile tek parça halinde ki bakır levhayı işliyor. Yüksek medeniyetin sırlarının gizli olduğu geleneksel bu tepsi, yeni evli çiftlere ilk düğün gecesinde honca tepsi ile sunulan yemeklerin lezzetiyle biz olmanın altı çizilirken gençlere mutlu bir aile kurmanın mesajı veriliyor. 

Dericilik dabakhane; Osmanlı zamanında bu şehir 400 usta ile Kafkaslardan Viyana’ya kadar yol alırken yüz yıl öncesine kadar 40 usta son zamanlarda yani son 10 yılda 4 usta ile dericilik zanaatını yaşatmaya çalışan ustalardan birisi olan Sadettin Vahitoğlu ustam Türkiye’de ilk ve tek cam deri ustalığı yapan son usta.çırak yetişmiyor. 

Aynalı çarık yemenisinin son ustası Ayhan Kılıç ustam yaptığı çarıklarla bu topraklarda gelin olan kızların köklerinden aldığı güç ile kendini bilme yolculuğunda insana ayna olan fıtrat ayarındaki Anadolu kadınının sırrının taşıyıcılığını yapar. Toprakla bağını kesmeyen insanoğlu ayağından aldığı güç ile dimdik süren yaşamanın onurunu yansıtır bu coğrafyada. 

Fatihin İstanbul’u feth ederken gemilerini karadan yürüttüğü urganların bu topraklarda yapıldığını biliyor musunuz? Türkiye’deki ilk tek kadın urgan ustası TOGES DER baş Ayşe Demir Darende ustamın hayvanlara duyduğu saygıdan dolayı düğümsüz yular yaptığını, Türkiye’de 5 çeşit olan yuları 9 çeşitle çıkartarak hayvan haklarına verdiği değeri sanatına yansıttarak, 5 ülkeye ihracat yaptığını biliyor musunuz?

İlk özgün mavi çini örneğinin Anadoluda tokattaki gökmedresede görüldüğü, bu topraklarda yetişen 68 yaşında ustalık belgesi alarak kızlarımıza ilham olan ve şu anda 75 yaşında açtığı çini atölyesinde 120 kişiyi istihdam eden ve çiniciliğin okulunu kurmak isteyen Tülay Atilla Ustama selam olsun…

Alaylı 45 ustadan farklı bir usta ustalar kitabının tek okullu ustası yani diplomalı ustası Rabia Daşçı ustam atölyesini açarak ve ürettiği batik desenli elbiseleri, florları markalaştırarak şehrimize değer katan kişisel çabaları ile baskı ve batik sanatını yaşatmaya çalışan ustama selam olsun…

7 yaşından beri tokat yazma baskı sanatında çalışarak tokat yağmacılığını yaşatmaya çalışan 77 yaşındaki Ömer Yaşin ustama selam olsun. 

Özgün sanat alanında bu toprakların yetiştirdiği Tokatın milli marşının yazarı ve besteleyicisi 30 bin şiir 40 bin mani ile yaşarken ürettikleri kayıt altına alınan şairimiz Aşık Eşref Tonbuloğlu ustama selam olsun…

Gölge oyununun baş karakteri Hacivatın Tokatlı olduğunu biliyor musunuz? Bu geleneği aşk ile 25 yıldır yaşatmaya çalışan ekmek arası tiyatro diyerek sanatını köfteci dükkanında sergilemeye çalışan kadim şehrimizin medârı iftarı Kemal Atangür ustama selam olsun…

Kilim dokuma, kumaş dokuma, telli zurnanın diyarı, ahşap oyma, demircilik, semer ve hamut ustalığı, kaval ustalığı, pişmiş toprağın çömlekçiliğin ve bir çok ustalığın baş şehri  bu memleket Dünyada Türkiye Türkiye’de Tokat sözü ile içinde sakladığı sırlı tarihi, sosyolojisi, teolojisi, kültürüyle ve yaşayan efsane ustalarıyla nuhun gemisi olma özelliği taşımaktadır. 

Elleriyle çalışana işçi

Eliyle kafasını birleştirene usta

Elini kafasını yüreğini birleştirene sanatkar denir. 

Toprağı, bakırı, demiri, ahşabı bilgisiyle ve becerisiyle sanata çevirenlerin diyarı, zamanın ruhunu içinde taşıyan yaşayan tarihiyle, geleceğin mayasını içinde barındıran bu kadim şehrimizin bir evladı olarak sesleniyorum. 

Bu şehir kültür mirası otantik yerel değerlerin turizmi  ile kutup yıldızı misali öncü ve yol gösterici ilham verici örnekleri ile önder olmaya hazırdır. Sağ duyulu yöneticilerimizin elinde yeniden bu meslekler sanat okullarında, Kız meslek liselerinde, üniversitenin açacağı USTALAR AKADEMİSİNDE yan alan olarak okutulmalı, öğrencilere usta çırak ilişkisi içinde aktarılmalı, meslekler canlandırılmalı bu mesleği yapmak isteyen gençlerimize destek verilmeli otantikliğimiz korunarak üretim yapılmalı. 

Ne mutlu elindeki yeteneği, akıl eleğinden eleyip, alınteri ile yoğuran, yürek ateşinde pişirerek bilgisini eserlerine yansıtan ustalara selam olsun.

Bu topraklarda doğmaktan onur duyan ve üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalışan bir çırak olarak üretmeye, düşünmeye, yazmaya devam ediyorum. 

Anadolu ismiyle özdeşleşmiş analarımız bizim en kıymetlilerimizdir. En büyük usta olan YARADANdan sonra yaratan ANNELERİMİZ bizim baş tacımızdır. Bende bu ustalar kitabını ANNEME İTHAFEN yazıyorum. Bizi doğuran nasihatleri ile yoğuran hamur gibi şekil veren usta ellerinden öperim annem. 

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 








25 Ağustos 2023 Cuma

USTALAR AKADEMİSİ

 Zanaatkarlarımız Anadolu’nun mayası olan bu topraklarda yerel tohumların içinde evrensel değerleri barındıran birer hazinedir. 

Kadim şehrimizin kadim ustalarına selam olsun. Türkiye’de ilk tek ve son ustaların bu topraklarda yaşadığını biliyor musunuz.? Ahilik geleneğinden gelen disiplinle yetişen ve usta çırak ilişkisi içinde gelişen, geçmişi geleceğe bağlayan köprünün adıdır usta. Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarımızı kendi çabaları ile yaşatmaya çalışan şehrimizin tanıtımındaki vitrinde ustalığın mihenk taşını oluşturan eserleriyle bu şehre damgasını vuran bilgelerin sırlarını taşıyan ustalara selam olsun. 

Bir zamanlar bir çok zanaatın baş şehri olan bu şehir bu günlerde ilk tek ve son ustaları ile ayakta kalma mücadelesi verirken, GOP Üniversitesi iş birliği ile ölmek üzere olan zanaatlarımızı yeniden canlandırmak ve yeni nesle aktarmak amacıyla çıktığımız bu yolculukta otantik değerlerimizi koruyarak yine yeni yeniden üretim sahalarını atölyelerde geliştirerek yerel halkın da içinde bulunduğu bir çalışmanın temelini sağ duyulu yöneticilerimizin önderliğinde yapabiliriz. 

Yağ var un var şeker var ne duruyoruz helva yapalım. 

Usta var öğrenci var malzeme var ne duruyoruz üretime başlayalım. 

Amacımız 

1- Unutulmaya yüz tutmuş zanaatlarımızı yeniden canlandırmak usta çırak ilişkisi içinde disiplinli bir çalışmayla bilgiyi bir sonraki nesle aktarmak . 

2- Bu akademinin öğretim görevlileri alaylı ustalardan oluşacak. 

3- Bize ait olan otantik değerlerimizin üretimi ile şehrimize ve insanımıza istihdam sağlamak ve markalaşarak değer katmak. 

4- Üniversite bünyesinde verilecek olan bu eğitimler uluslar arası öğrenci kabul ederek sürekli eğitim merkezlerinden gelir sağlanacak ve bu zanaatların doğum yeri olması nedeniyle  dünya çapında geçerliliği olan sertifikaların verilmesi eğitimdeki kalitenin bir göstergesi olacak. 

5- Öğrencilerimizi kahve köşelerinden kurtarmak için sigortalı çırak olarak ve harçlık karşılığında bu zanaatların öğrenilmesi cazip hale getirilerek öğrenciye ekonomik destek sağlanmalı. 

6- Otantik ürünlerin dış satış pazar ağları kurularak üretimin dış ticaret ayağı ehil danışmanlar tarafından bağlantılar kurularak sürekliliği sağlanmalı. 

7- Ustalar akademisi çatısı altında etnik kimliğe uyruğa ve cinsiyete bakılmaksızın bir olmanın üretim yapmanın uygulamalı örneğinde sosyalleşmenin ve fikir birliğinde buluşmanın özüyle kurulacak dostlukların ülke ve dünya barışına sağlayacağı katkı tüm yürekleri insanlığın zirvesinde buluşturacaktır. 

8-Bütün bu üretimde kullanılacak olan malzemenin üniversite tarafından karşılanması ve kazanılan gelirin adaletli bir şekilde paydaşlarla paylaşılması herkesi ziyadesi ile memnun edeceğinden sürekliliğin esası devam edecektir. 

9- ilk etepta 12 ustalıkla başlayıp ilerleyen süreçte ustalık sayısını arttırabiliriz. 

10- Ustalar akademisi çatısı altında çalışmak isteyen ustalarımıza bulundukları ilde, ülkede, görev yapma imkanı sunulmalı ve çırak yetiştirmesine destek verilmeli. 

11- Şehrimizin tanıtımına katkı sunacak olan Ustalar Akademisi gelen yerli ve yabancı turistlere bu atölyeler gezdirilmeli minik bir etkinlik düzenleyerek gelen turistin belleğine bu güzellik tohumları atılarak unutmayacağı bir sunum yapılmalı. 

12- Ustalar Akademisinde üretilen ürünler bir satış dükkanında havaalanlarında, şehir merkezinde ve sosyal medya sitelerinde satışa sunularak ekonomik anlamda gelir sağlanmalı. Bu sistemde  üniversitenin bölüm öğrencileri aktif görev almalı. 

13-Ustalar Akademisinin öğretim görevlileri işinin ehli 20-40 yıllık ustalar olmalı. Alaylı yoldan gelerek, diploma zorunluluğu olmamalı. Kadro, okuma yazma bilmeyen, ilk okul mezunu ordinaryüs profesörlerden oluşmalı. 

14- Şehrimizin üreten düşünen uygulayan emektarlarını bir çatı altında toplayan bu düşünce ustalarımıza gerçek manada hakettikleri değeri hem kariyer anlamında gemde ekonomik anlamda verilerek gerçekçi bir çalışmanın insan onuruna kattığı o yüce duygunun ilk örneğini şehrimizde kurmanın ve örnek olmanın gururuyla sağ duyulu tüm yöneticilerimizin desteğiyle hayata geçmesi herkesi mutlu edecektir. 

Bu çalışmada ilk iki yıllık ve Dört yıllık öğrenciler 

en az 950 saat ders alarak 

Haftada iki gün bir yılda 

Haftada bir gün iki yılda 

bu eğitimi alarak üniversite tarafında verilecek olan yan alan sertifikası ile öğrenci hayata bir sıfır önde başlayarak mezun olur. 

Ustalıklar

1-Yazma&Baskı ustalığı

2-Bakır ustalığı

3-Deri ustalığı

4-Ahşap oymacılığı(sepet-oyuncak)

5-Urgan örme sanatı 

6-Aynalı Çarık 

7- Çini sanatı 

8- Telli zurna -Kaval

9- Özgün ustalıklar(tiyatro-Şair)

10- Keçe ustalığı

11-Moda Tekstil (dokuma)

12- Kilim dokuma

13-Gastronomi  aşçılık 

Anadolu’nun mayası olan Tokat’ta Tarım ile turizm birleştirilmeli ve bize has olan yiyecekler tanıtılmalı, ekşi Mayalı ekmek yaygınlaştırılmalı. Yaşayan efsane ustaları ile yaşayan şehirin ruhunu yansıtan özellikler dikkate alınarak eko turizm köylerimizde uygulamalı eğitim yapılmalı.

Bu ustalıklarda bize ait otantik değerlerin üretimi yapılmalı. İnsanın doğal yapısına uygun üretimler yapılarak faydalı yaşamın mutluluğuna katkı sunulmalı. 

Bu Ustalar Akademisinde gönüllü olarak görev almak ve üniversitelerde söyleşi yaparak hem zanaatlarımızı hem şehrimizi hemde en önemlisi  mutedil olan insanımızı tanıtmak için ayda bir üniversitelerde yapacağımız söyleşilerle bu konunun altı çizilmeli ve dikkat çekerek öğrencilerimizin zanaata yönelmesi sağlanmalı. (2 bin )Ustalar kitabı ile öğrencilerimiz imza etkinliğinde buluşturulmalı. 

1-Tokat Gazi Osman Paşa üniversitesi ve bölümleri 

2-Amasya üniversitesi 

3-Sivas cumhuriyet üniversitesi 

4-Ordu üniversitesi

5-Samsun 19 Mayıs üniversitesi 

6-Yozgat  üniversitesi 

7-Çorum Hitit Üniversitesi 

8- Kayseri Erciyes Üniversitesi 

9-Kahraman Maraş Üniversitesi 

10- Hatay üniversitesi 

Bir yılın sonundaki istatistiksel bilgiler toplanmalı rapor edilmeli ve bu çalışma ikinci yılında tüm bölgelere tüm Türkiye’ye yayılmalı. 

Amacı geleneksel el sanatlarımızın devamlılığını sağlayacak olan bu usta çırak ilişkisi içinde 

Fayda çıraklıktan yetişen usta yetiştirmek 

Sonuç olarak üreten bir yerde ekonomik kazancın ve bilginin ehil ellerde devamlılığını sağlayarak çalışmanın önemini vurgulayarak mutluluğun insan sağlığı üzerindeki psikolojik iyileşmenin yaşayarak test edilmesinin altını çizmek, değer görmek, emeğinin karşılığını almak. Bedensel faaliyet, zihinsel faaliyet ve maddesel faaliyetin bir arada olduğu bu çalışma ivedilikle hayata geçmeli. Üretilen ürünler dış ticaret bağlantıları kurularak  satışa çıkartılmalı.(e-ticaret)

21 Ağustos 2023 Pazartesi

Hatice Güçlü

Havuz başı sohbetlerinde bu akşam ülkemizin güzide şehirlerinden olan Kahramanmaraşlı bilge kadın yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen yüzündeki gülümsemeden güç aldığınız Anadolu kadını, 58 yaşında ölüm, ayrılık, deprem gibi bir çok olumsuzluğa göğüs geren ve gelecek çok daha güzel gelecek inancını yitirmeden hayata pozitif bakan ve etrafına ışık olan Kıymetli Hatice Güçlü Hanımefendinin hikayesini sizlerle paylaşacağım. 

            1965 yılında Kahraman Maraş merkezde doğan Hatice Hanımefendi sülalede 14 erkek kardeşin arasında tek kız olarak dünyaya gelir. El bebek gül bebek,  bir eli yağda, bir eli balda evin göz bebeği olarak büyütülür. Sevdiği genç ile 17 yaşında evlenir. 5 çocuğu olur. Üç kız, iki erkek. Olmadık bir anda olmadık bir zamanda  Eşi gencecik yaşında amansız bir hastalığın pençesinde can verir. Hatice hanımefendinin ağzından  hikayenin gerisini dinleyelim.

“ Evli kaldığımız süre içinde eşimle birbirimize can diye seslenirdik. İsmimizi söylemezdik. “Ne oldu can. Ayrılmazdın bir an yanımdan, ne oldu can, bensiz bir yerlere gitmezdin, şimdi esen yellerde misin, ne oldu cannnnn🥲

Can gidince bende eve gömdüm kendimi.  Vedası olmayan tek ayrılık ölümdür. Hem giden ölür hem kalan. 5 çocukla 30 yaşında bir başına kaldım. Benim için hayat mücadelesi ondan sonra başladı. Hem ana hem baba oldum. Beş çocuğu kimseye muhtaç etmeden büyüttüm, okuttum , evlendirdim. 

Tam herşeyi yoluna koydum derken soğuk bir kış günü sabah saat 4:17 de gürültü ses ile yatağın beni havaya fırlatmasıyla  uyandım. Ne olduğunu anlayamadım. Bir dakika sonra pencereden dışarıya baktığımda her taraf ana baba günüydü. Deprem olmuş bütün evler yıkılmış. Oturduğum ev  yıkılmadığı için depremden sağ kurtuldum. Çelik kapı sıkışmış kapıyı açıp evden dışarıya çıkamadım.  Çocuklarım ve kardeşlerim beni  kurtarmaya gelmiş. Uzun uğraşlar sonunda kapıyı araladılar oradan çıktım. Aşağıya indiğimizde kar, kış ,kıyamet, yağmur,  soğuk, feryat figan seslerrr, mahşer yeri kimse kimseye yardım edemiyor herkes enkaz altında kimse yokmu diye sesleniyordu. Çok acı kimseye yardım edemiyorsun elinde aletin yok. Çok zor günlerdi. Bir çok arkadaşımı depremde kaybettim. 7 ay oldu şehir enkaz yığını hala temizlemeye çalışıyorlar. Bütün anılarımız gitti. Bizim için artık bu şehrin bir anlamı kalmadı. Hayat devam ediyor. Geriye bakmadan önüme bakıyorum. Gelecek çok güzel gelecek ümidim bu yönde. Çok şükür çocuklarımla ve 8 torunumla birlikte yaşıyorum. Ömrümü onlara vakfeyledim. Çocuklarım için yaşadım. 

Hayatta pişmanlığım yok. Gezmeyi çok seviyorum. Hayata gülmeyi çok seviyorum. 

Bazı şeyleri depremden sonra daha iyi anladım. Mal biriktirmek ahmaklıkmış. Yiyeceksin içeceksin çocuklarınla birlikte anı biriktireceksin. Depremde milyoner yattılar evsiz parasız kalktılar. Depremden sonra her şeye daha anlamlı bakmaya başladım. Paylaşmanın değerini daha iyi kavradım. Veren el olmanın çok kıymetli olduğunu öğrendim. Verdikçe arınıyorsun. Biriktirmek güzel bir şey değil. Annem şöyle dua ederdi. “Allah gökten yağdırsın siz yerden toplayın yavrularım “ derdi. Hiç daralıp bunalmadım, çok şükür Allah’ıma her şey için hamd ediyorum.  Ağlayanın malı gülene hayretmez yavrum. Eşimden kalan malları bizlere layık görmediler bize mal vermediler ama onlarda hayrını göremediler. 

Sağlığınız yerindeyse en büyük servete sahipsiniz. 

Parayla sağlık satın alamıyorsun. Kafaya hiç bir şeyi takmayın. “Yakışırken giyin, öğütürken yeyin”derdi annem. Her şeyi vakti zamanında ve yerinde yapın. 

Gençlerimize şöyle seslenmek istiyorum. yakışanı alın markaya takılmayın. Elbiseye urbaya değer vermeyin onun içindeki cevhere değer verin diyorum. 

Gençlerin hepsini çok seviyorum…

Yalnız geldim, yalnız yaşadım, yalnız gidiyorum. Anı yaşamasını öğrendim. Dernek başkanlığı yaptım. İhtiyaç sahiplerini gözetledim. Zenginden aldım fakire verdim. Vermek te nasip işi Allah bazılarına vermeyi nasip etmiyor. Veren el alan elden üstündür. Biz böyle gördük atadan. Bu görgüyü uygulamaya çalışıyorum . Çocuklarımada  bunu öğrettim.” diyor bilge kadın Hatice Güçlü hanımefendi. 

Sohbetine muhabbetine doyamadığımız Hatice hanım bir derya. Her sözü yaşanmışlıklarla kaydedilmiş,  altı çizili bir pusula. Hayat öylede geçiyor böylede geçiyor. Yarada tevekkül edin gerisini düşünmeyin diyor.  Hayat hikayenizi bizimle paylaştığınız için çok çok teşekkür ederim. Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 

18 Ağustos 2023 Cuma

ZEYNEP BULUT KARAKÜÇÜK

              Hikaye dinlemesini ve hikaye anlatmasını çok seviyorum. Havuz başında yeni tanıştığım güzel insanların izni ile  “Dünya köylüsü ile Sizin hikayeniz”sohbetlerinde bu akşam  güler yüzü ile etrafına ışık saçan, yaşı küçük olmasına rağmen olgun ve vakur duruşu ile dikkat çeken, kara gözlerinde sakladığı yaşam öyküsünden etkilendiğim hikayeyi 

Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim üç köyün içinde şanlı Zeynebim türküsünün eşliğinde  sizlerle paylaşmak istedim.            

              1985 yılında Antalya Serik’te dünyaya gelen Zeynep Hanım ilkokulu bitirdikten sonra annesiyle birlikte pamuk tarlalarında çalışmaya başlar. Zeynep hanım 19 yaşında görücü usulüyle evlenir. Cicim ayları bitmeden eşinden şiddet görmeye başlar. Çevre baskısı elalem ne der korkusu ile yapılan zulme boyun eğer. Dünyalar güzeli iki kız çocuğu dünyaya getirir onların sevgisi ile avunmaya çalışır ama zulme dayanamaz, 13 yıl sonra bu evliliğe çok üzülerek son verme kararı alır. İki kız çocuğunun velayetini babasına bırakır ve özel eşyalarını aldığı bir çanta ile bir bayram günü baba ocağına geri döner. Çalışmaya başlar. Haftada bir gün çocukları ile görüşür. Onlarla özlem giderir. Kaderinde var olan bu ayrılığa boyun eğer. 

Günler aylar geçer, Ana ocağı dar gelir, kendisini bu evde sığıntı gibi hisseder. Bu itilmişliğe kakılmışlığa büyük bir cesaretle karşı çıkar, aldığı karar ile valizini topladığı gibi çalıştığı otelin lojmanına taşınır. Burada tanıştığı bakışı, sözü, davranışı çok merhametli olan bir beyfendi ile arkadaşlık eder. Çok düşünür, acabaları, keşkeleri, cevabı olmayan soruları korkak yüreğini pır pır attırır. Ama mutluluğu arayan yüreğine yani kendisine ikinci bir şans verir. Sevdiği delikanlı ile sade bir nikahla evlenir. Aradığı mutluluğu değerli bir evlat ile taçlandırır. İki kızı bir oğlu olan Zeynep Hanım hayatın ne getireceğini bilmeden aldığı nefesi helalinden çalışarak kazandığı para ile evlatlarının mutluluğuna adamış bir hanımefendi. Okuyamadığı için okutmadıkları için çok pişman. Hayatında bir çok keşkesi var. Keşkelerle dolu bir hayat yaşamamak için kendi kararlarınızı kendiniz alın diyor. İkinci eşini tarif ederken 

Hayatın çemberinden geçmiş, bütün zorlukları görmüş, iyiyi ve kötüyü ayırtedebilen bir beyefendi. Bana çok kıymet veriyor iki kızımı kendi evladından ayırt etmiyor. Onu çok seviyorum. Onunla tartışmak bile çok güzel diyor Zeynep hanım. Aradığım mutluluğu kendime verdiğim bu ikinci şansta buldum. MUTLULUĞU ARAYAN HERKES KENDİSİNE İKİNCİ BİR ŞANS VERMELİ diyor. 

              37 yaşında feleğin çemberinden geçerken iki kız çocuğuna hasret kalmanın verdiği  acının ateşinde pişerek olgunlaşan, hayata pozitif bakan, İkinci baharında aradığı mutluluğu bulan Değerli Zeynep Bulut Karaküçük hanımefendi hikayenizi bizimle paylaştığınız için çok çok teşekkür ederim. Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 

17 Ağustos 2023 Perşembe

ÜNZİLE

 ÜNZİLE 

ÜNZİLE kaç koyun ediyor?  diye sormayacağım. 

Güzel memleketimin cennet kokulu güzel insanları…

Bir Anadolu, bir dünya kadar kıymetli.

Gezdiğim yerlerde çok sıcak samimi insanlarla tanışmak Anadolu’nun o saflığını taşıyan insanlarının varlığını görmek beni umutlandırıyor. 

Torosların eteğinde gezerken Atatürk’ün şu sözü geldi aklıma “Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.” memleketi ayakta tutan bu saflık ve doğallıktır diye düşünmeden edemiyorum. Antalya’da tanıştığım rafting rehberi ÜNZİLE  ile sizleride tanıştırmak istiyorum. 

ÜNZİLE 20 yaşında Acil tıp teknisyenliğini okumuş ikizler-rafting kuruluşunun rehberi bir Kadın. Babası küçük yaşta vefat ediyor. Annesi dört çocuğunu bakıp büyütüyor, okutuyor. Köprülü kanyondaki Karabük köyünde en doğal en samimi Antalya’nın en güzel rafting tesislerinden birisini işletiyor. Anne yemek işi ile ilgileniyor. İkiz kardeşler ÜNZİLE ve kardeşi Tolga rafting rehberliği yapıyorlar. İkiside üniversite mezunu. Tolga su ve orman ürünleri işletmesi bölümünü bitiriyor. Botlarına bindiğiniz anda kendinizi rehberin söylemlerine teslim ediyorsunuz ve başlıyor yolculuk. Eğer ilk defa bindiyseniz acemiliğin ve saflığın verdiği korku ile rehberin hikayelerini ağzı açık dinliyorsunuz. 14 km lik kulvarı 2-3 saatte alıyorsunuz ve hayatınızda ilk defa deneyimlediğiniz bir etkinliğe sevdiklerinizle birlikte kulvarı başarıyla tamamlamanın sevincini derin ve serin sulara atılarak kutluyorsunuz. 

Bu süre içinde ÜNZİLE kaptan erkek rakiplerine taş çıkartırcasına işine olan hakimiyeti ve işini çok severek aşk ile yapması beni kendisine hayran bıraktı. Espirili, gündeme hakim, okuduğu okulun bilgisi ile etrafına güven veren korkmayın! Acil müdahaleye hazırım diyerek içimize saldığı korkuyu güvene çevirmesi kaslı kuvvetli fiziki yapısıyla uzun sürmedi. 

İçimden Sezen Aksu’nun ÜNZÜLE kaç koyun ediyor? şarkısını mırıldanırken , 

ÜNZİLE  ben bu sulara aşığım abla bir yere gidemiyorum, köyümü çok seviyorum dedi. O zaman anladım kaç koyun değil, 

ÜNZİLE Bir Anadolu, 

ÜNZİLE Bir Dünya. 

Irmağının akışına, Köyüne sevdalı ÜNZİLE yi yeşil gözlerinden sarı saçlarından tanıdım. 

Adını yüreğime yazdım…

Buraların bekçisi, koruyup kollayıcısı, yürekli cesur, cömert, bilgili ve güler yüzüyle torosların eteğinde kurduğu , dumanı tüten çadırında buz gibi yayık ayranını ve gözlemesi ile bizi ağırladıktan sonra uğurluyor. Yine bekleriz biz hep buradayız diyor… 

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle diyerek mutlu mesut ayrılıyoruz…

Yolunuz düşerse muhakkak uğrayın bir ayranda siz için 

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

#inzüle#ikizler-rafting#toroslar#yörük

#dünyaköylüsüaylabağ#anadolu