Her son bir başlangıç değilmi.çalışma hayatımızın memuriyet kısmı bitti şimdi selbest çalışma hayatının ilk başlangıcındayız. Hayat devam ediyor.verdiğimiz kararlar doğrultusunda ilerlemek kararlı olmak ve mücadeleye kaldığımız yerden devam etmek çok zor gibi görünsede bu zorluğun üstesinden gelmek elbetteki destek ve dayanışmayla daha kolay olacak.En önemlisi eşlerin birbirlerine olan desteğinin güven sevgi ve saygıyla devam etmesi ve enerjimizi doğru yönde kullanmak ve doğru yöne kanalize edip demoralize olmadan yola devam edebilmek en güzeli.
Benim hayallerim var hedeflerim var .Bütün bunlara ulaşmam için önüme çıkan engelleri bir bir zamanla aşıp yola devam etmek,eşimin bana verdiği destekle işlerin kolaylaştığını görmek insana manevi güç veriyor.Girdiğim ortamlarda gözlemlediğim kadarıyla herkes bir geçim savaşı içersinde insanlığını unutmuş ,desinler diye yaşayan ,maddiyatsızlığın içinde boğulan zenginmiş gibi görünen nefislerinin oyuncağı olmuş zavallı insanların birbirleriyle sidik yarışı yaptıklarını görmek beni çok ama çok üzdü.hayallerim yıkıldı buralardaki yozlaşmanın aşırılığı aile içindeki bağların zayıflamasına ve kişisel çıkarların ön plana çıkmasına sebebiyet veriyor.herkes ben diyor biz diyen yok.herkes çok bilmiş uygulama yok.herkes çok konuşuyor kararlara saygı yok.sınırsızlık diz boyu herkes herşeye müdahil oluyor.Büyüyün küçüğe küçüğün büyüye saygısı kalmamış,herkesin birbirini küçümsediği hor gördüğü dedikodunun bol olduğu bu yerde bilmem ne kadar dayana bilirim.güzellikten beslenen insanlara gönlümün kapıları açık sonuna kadar ,ama çirkinliklerden boğulmuş ,yaptıklarının yanlış olduğunun farkına varmayan, Yaptığını doğru yapıyorum zannıyla hareket eden insanları nasıl uyandırırız o beni çok düşündürüyor.insanlar kendilerini unutmuş,üzerlerine vazife olmayan her şeyde söz hakkını kendilerinde gören bu bilmiş ve aydınmış gibi görünen bu kara cahil insanların arasında olmak beni biraz korkutuyor açıkçası.Olduğundan farklı görünmeye çalışan bu insanların halini en iyi şu ata sözü açıklıyor "Ayranı yok içmeye at ile gidiyor ....."daha dün ceplerinde beş kuruş yokken bugün ellerine milyarlık ev verilen bu insanların değişiminden ve gelişiminden Bahsedebilirmiyiz? Değişim ve gelişim insanların beyninde düşüncelerinde ve davranışlarında olmalı.sindire sindire insan kendisini eğitmeli .damdan düşer gibi gelen bu zenginliklerin aslında insanları uçuruma sürüklediği gerçeğini bilmem görebildiniz mi?gönül gözleri kapalı ,insanları şekilleriyle ve görünüşleriyle değerlendiriyorlar.Öze değer veren yok.bütün bu yozlaşmışlığın içinde ki çirkinliklerden hasar almadan çıkmak çok zor gibi görünüyor."bulgurunan tarhana
Fakirlik bizden yana
Kurban olayım ana
İnsanın yozu kaldı"Unutulmuş değerleri hatırlatmak ve unutturmamak güzelliklerde yarışmak ,dileğiyle.
İzindeyken Tokat'amı geldim yoksa Paris'emi anlayamadım.ev fiyatları ve kiralar çok pahalı .kiralık daire bulmak çok zor.Tokat sanayisi olan bir memleket değil hatta en çok göç veren iller arasında ama gel görki ev fiyatları faiş fiyatlarda arz talep meselesi diyorlar demekki alan memnun satan memnun bizede ağzımızı yormak kalıyor.Ben köye yerleşmeye karar verdim .yirmi beş katlı akıllı evleriniz sizin olsun.Birinci dereceden deprem kuşağı olan bu şehirde yirmi beş katlı akıllı evlere pirim verenlerin aklından şüphe ettiğimi dile getirmeden geçmeyeceğim.Geri dönüşüm yasasının uygulandığı bu şehirde rant kapılarının sonuna kadar açık olduğunu ve bunu bazı gözü açıkların değerlendirdiğini bütün bunlar olurken halkın çıkarlarının göz ardı edildiği bir gerçek.günü birlik yaşıyoruz .Allah sonumuzu hayreylesin.
Edindiğim bu izlenimlerimde umarım ben yanılmışımdır.karamsar bir tablonun içinde sabırla ekilen umut çiçeklerinin yeşereceğine canı yürekten inanıyorum.beraber yürümek için geldiğim memleketimde şimdilik yanımda pek kimseyi göremedim .zaman içinde bunun değişeceğini umut ederek iyiliğe ve güzelliğe yol almak isteyenlerle beraber bende varım ...yarınlardan hep umutluyum...yüreği sevgiyle atan herkese selam olsun.
Dünya köylüsü
31 Temmuz 2015 Cuma
8 Temmuz 2015 Çarşamba
DÖNÜŞ
Nihayet yirmibeş yıllık emekli olma özlemi geldi çattı.Çok zor kararlar bunlar,boşa koyuyorsun dolmuyor, doluya koyuyorsun almıyor.Bu kadar zor olacağını hiç tahmin etmemiştim.Nereye yerleşeceğine karar vermek ,emekli olduktan sonra neyle uğraşacağına ne yapacağına karar vermek insanı zorlayan dönüm noktası sayılan bu kararlarda kararsızlık yaşamak ,akşamdan sabaha fikir değiştirmek insanın dengesini alt üst ediyor. Uykularını kaçırıyor.nihayet uzun uğraşlar ve cabalar sonucunda kararımızı verdik pusula memleketi gösterdi.içimiz rahatladı ve ılk defa uzun zamandan beri rahat bir uyku uyuduk.
Göcebe hayatımız nihayet yerleşik hayata dönmeye başladı. Yıllar Yıllar önceydi ,büyük bir hüzünle ayrıldığımız memleketimize geri dönme kararında bizi ençok çeken elbetteki sevdiklerimiz ve onlarla daha yakın ilişkiler içinde olmak ve güçlerimizi birleştirip voltran gücü oluşturmak ve yola kaldığımız yerden tecrübelerimizden de faydalanıp daha güzele doğru yürümek.insallah hepimiz için hayırlısı olur.Babam öğretmendi onunlada epeyce yer gezmiştik çeşit çeşit kültürlerden arı misali balımızı alıp kendimizi güzelliklerle inşa etmek için kardığımız harcın yine eşimin sayesindede çok memleket gezip çok çok insanla muhattap olup onlardaki güzellikleri var olan harcın içine katıp yeşermesine vesile olması insanda unutulmaz anılar bırakıyor,insanı insana hatırlatıyor bu güzellikler.
Annem babamın tayini çıktığında hep aynı türküyü söylerdi.
"dağlar seni delik delik ederim
Kalbur alır toprağını elerim
Sen bir kara koyun bende bir kuzu
Sen döndükçe ardınsıra melerim
Dağlar senin nekaranlık ardın var
Lale sümbül boynun eğmiş derdin var
Elalemin vatanı var yurdu var
Benim yurtsuz kalışıma ne deyim "
Benimde aynı türküyü yılardır çağırmam ondandır,emanetci gibi oturduk her gittiğimiz yerde, her evin penceresine uydurduk perdelerini,halıyı kilimi yerlere .Hayallerde kendi evimize sakladık tüm güzellikleri ,olsun öylede olurdu böylede idare ettik var olanla .modern çingene derler bazen bize,benimseyemedik evlerini yollarını sokaklarını ,gelip geçici olan bu ömürde gelip geçici hayatlar yaşadık.kimilerinde derin izler bulduk kimilerine teğet geçtik.koca bir ömürde arkana dönüp baktığında bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dost bir sürüde arkadaş hepsinin yeri ayrı ayrı doldurulamayacak niteliklere sahip güzel insanlar.nicelerinide unuttuk hatıralarımızda yer vermedik üstünü bir kalemde çizi verdik belkide çizildik.
İlk memleketten annemden babamdan sevdiklerimden gözü yaşlı ayrılıp ,telli duvaklı izmire gelin geldim.çok sevdim izmiri insanını havasını suyunu.Garip değildim izmirde halam vardı.yusuf dayım ,cevat dayım beni yanlız bırakmadılar buralarda.komşularım arkadaşlarım Müzeyyen Ozan,Gülhan abla,Filiz,Ayşe abla ,Melek abla,Suzan teyze,Havva abla,Gülüzar abla,Şerife abla,Leman abla ,Hülya,Figen.Sütcü abilerimiz,çınar altı büfe...bütün bunlardan elimde kalan birtek müzeyyen.sonra Ankaraya geldik,on yılda burada oturduk.çok güzel dostlar arkadaşlar edindik.Nurten hanım,Zeliha abla,Nuray abla Azize abla Türkan hanım ,Aysel, Özlem,Emine,Hanife abla,Gülgün hanım,Dilek hanım,Taştan abi halide abla,Ergül abla ,Aylin abla,Vicdan teyze,Fatma teyze,Fatma abla,Hatice öğretmen, Yeter hanım,Meryem abla,Yücel abla...elimde kalan Ergül abla ,aylin abla nurten hanım ,Hanife abla ve güzellikler...
En son geldiğimiz yer yalova/ altınova eğitim merkezi .Buranında adından anlaşıldığı üzere her yönüyle eğitim merkezi .Hayat bizi eğitmeye ve pişirmeye buradada devam etti .Acı tatlı hatıralarıyla çok güzellikler yaşadık.paylaşmayı,dayanışmayı burada pekiştirdik.Kur-anı kerimde cennetin tarif edildiği ayetler buradaki yaşantıya çok uygun yaradana binlerce kez şükürler olsun böyle bir yerde görev icabı da olsa oturduğumuz için bize kattığı değerler için.Kimden başlasam bilemiyorum ilk buraya geldiğimizde kızımın sınıf annesinin davetiyle güne katıldım orada başladı ilk tanışmalar.Züleyha hanım,Nimet,ilknur hanım ,Sevinç ,Sibel,Nurcan, Hatice hanım,Süheyla,Nevin,hanım,Didem hanım,Nurdan,Nurdan hanım,canan,saliha,Reyhan,Melek abla,özlem ve annesi,Hülya,Nesrin,Hatice,Pervin,Songül,Münüre,Fatoş,Ayşegül hanım,Melike,Esra,Belgin hanım,Asuman hanım, Nazik hanım,Pelin,Gülşen hanım,Ulube,Aylin,Melahat,Nilüfer hanım,Serap,Derya öğretmen,Nuray hanım,Emel hanım,...
Aklıma gelen gelmeyen ismini sayamadıklarım da dahil olmak üzere hepsine bana kattıkları değerler için teşekkür ediyorum.
Toplasan hepsini bir elin parmaklarını geçmez dost dediğin.daha nice isimler,nice güzellikler.bütün bu yaşanmışlıklardan çıkarttığımız sonuç memlekete gidip çok sevdiğin annemle ve babamla kardeşim akrabalarımla beraber geçirmek isteğinin ağır basması bizi geri dönüşe davet etti.uzun ve uykusuz gecelerin ardından çıkan bu kararın hakkımızda hayırlı olmasını diler.hayatımdan gelip geçen tüm kardeşlerime teşekkürü bir borç bilir hepsine bolca selamlarımı iletiyorum.iyiki varsınız iyiki sizleri tanımışım asker olmanın verdiği bu güzellik memleketin her yanından insanlarla tanışıp her ilde çalınacak bir kapının olduğunu bilmek insana huzur veriyor.Annemin şu sözü yıllardır aklımdan hiç çıkmadı"kızım Tokatın yarısı benim çok arkadaşım ve akrabam var ama candan gelmiş diyenim yok "dedi bir gün sohbet esnasında.Geliyorum Anne yıllardır özlemini çektiğim hayaller için geliyorum.Ansızın kapı çalındığında karşımda seni görmek ve hoşgeldin annecim deyip boynuna sarılmak ve çay kahve eşliğinde sohpetler edebilmek için geliyorum.Beraber yollarda yürümek için ,sinemaya gimek için yaylarda piknik yapmak için alışverişe beraber gitmek için yanlızlığını paylaşmak için Canı gönülden kapını açmak için geliyorum anne.Hepinizi çok ama çooookkkkk seviyorum.
Dünya köylüsü
Göcebe hayatımız nihayet yerleşik hayata dönmeye başladı. Yıllar Yıllar önceydi ,büyük bir hüzünle ayrıldığımız memleketimize geri dönme kararında bizi ençok çeken elbetteki sevdiklerimiz ve onlarla daha yakın ilişkiler içinde olmak ve güçlerimizi birleştirip voltran gücü oluşturmak ve yola kaldığımız yerden tecrübelerimizden de faydalanıp daha güzele doğru yürümek.insallah hepimiz için hayırlısı olur.Babam öğretmendi onunlada epeyce yer gezmiştik çeşit çeşit kültürlerden arı misali balımızı alıp kendimizi güzelliklerle inşa etmek için kardığımız harcın yine eşimin sayesindede çok memleket gezip çok çok insanla muhattap olup onlardaki güzellikleri var olan harcın içine katıp yeşermesine vesile olması insanda unutulmaz anılar bırakıyor,insanı insana hatırlatıyor bu güzellikler.
Annem babamın tayini çıktığında hep aynı türküyü söylerdi.
"dağlar seni delik delik ederim
Kalbur alır toprağını elerim
Sen bir kara koyun bende bir kuzu
Sen döndükçe ardınsıra melerim
Dağlar senin nekaranlık ardın var
Lale sümbül boynun eğmiş derdin var
Elalemin vatanı var yurdu var
Benim yurtsuz kalışıma ne deyim "
Benimde aynı türküyü yılardır çağırmam ondandır,emanetci gibi oturduk her gittiğimiz yerde, her evin penceresine uydurduk perdelerini,halıyı kilimi yerlere .Hayallerde kendi evimize sakladık tüm güzellikleri ,olsun öylede olurdu böylede idare ettik var olanla .modern çingene derler bazen bize,benimseyemedik evlerini yollarını sokaklarını ,gelip geçici olan bu ömürde gelip geçici hayatlar yaşadık.kimilerinde derin izler bulduk kimilerine teğet geçtik.koca bir ömürde arkana dönüp baktığında bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dost bir sürüde arkadaş hepsinin yeri ayrı ayrı doldurulamayacak niteliklere sahip güzel insanlar.nicelerinide unuttuk hatıralarımızda yer vermedik üstünü bir kalemde çizi verdik belkide çizildik.
İlk memleketten annemden babamdan sevdiklerimden gözü yaşlı ayrılıp ,telli duvaklı izmire gelin geldim.çok sevdim izmiri insanını havasını suyunu.Garip değildim izmirde halam vardı.yusuf dayım ,cevat dayım beni yanlız bırakmadılar buralarda.komşularım arkadaşlarım Müzeyyen Ozan,Gülhan abla,Filiz,Ayşe abla ,Melek abla,Suzan teyze,Havva abla,Gülüzar abla,Şerife abla,Leman abla ,Hülya,Figen.Sütcü abilerimiz,çınar altı büfe...bütün bunlardan elimde kalan birtek müzeyyen.sonra Ankaraya geldik,on yılda burada oturduk.çok güzel dostlar arkadaşlar edindik.Nurten hanım,Zeliha abla,Nuray abla Azize abla Türkan hanım ,Aysel, Özlem,Emine,Hanife abla,Gülgün hanım,Dilek hanım,Taştan abi halide abla,Ergül abla ,Aylin abla,Vicdan teyze,Fatma teyze,Fatma abla,Hatice öğretmen, Yeter hanım,Meryem abla,Yücel abla...elimde kalan Ergül abla ,aylin abla nurten hanım ,Hanife abla ve güzellikler...
En son geldiğimiz yer yalova/ altınova eğitim merkezi .Buranında adından anlaşıldığı üzere her yönüyle eğitim merkezi .Hayat bizi eğitmeye ve pişirmeye buradada devam etti .Acı tatlı hatıralarıyla çok güzellikler yaşadık.paylaşmayı,dayanışmayı burada pekiştirdik.Kur-anı kerimde cennetin tarif edildiği ayetler buradaki yaşantıya çok uygun yaradana binlerce kez şükürler olsun böyle bir yerde görev icabı da olsa oturduğumuz için bize kattığı değerler için.Kimden başlasam bilemiyorum ilk buraya geldiğimizde kızımın sınıf annesinin davetiyle güne katıldım orada başladı ilk tanışmalar.Züleyha hanım,Nimet,ilknur hanım ,Sevinç ,Sibel,Nurcan, Hatice hanım,Süheyla,Nevin,hanım,Didem hanım,Nurdan,Nurdan hanım,canan,saliha,Reyhan,Melek abla,özlem ve annesi,Hülya,Nesrin,Hatice,Pervin,Songül,Münüre,Fatoş,Ayşegül hanım,Melike,Esra,Belgin hanım,Asuman hanım, Nazik hanım,Pelin,Gülşen hanım,Ulube,Aylin,Melahat,Nilüfer hanım,Serap,Derya öğretmen,Nuray hanım,Emel hanım,...
Aklıma gelen gelmeyen ismini sayamadıklarım da dahil olmak üzere hepsine bana kattıkları değerler için teşekkür ediyorum.
Toplasan hepsini bir elin parmaklarını geçmez dost dediğin.daha nice isimler,nice güzellikler.bütün bu yaşanmışlıklardan çıkarttığımız sonuç memlekete gidip çok sevdiğin annemle ve babamla kardeşim akrabalarımla beraber geçirmek isteğinin ağır basması bizi geri dönüşe davet etti.uzun ve uykusuz gecelerin ardından çıkan bu kararın hakkımızda hayırlı olmasını diler.hayatımdan gelip geçen tüm kardeşlerime teşekkürü bir borç bilir hepsine bolca selamlarımı iletiyorum.iyiki varsınız iyiki sizleri tanımışım asker olmanın verdiği bu güzellik memleketin her yanından insanlarla tanışıp her ilde çalınacak bir kapının olduğunu bilmek insana huzur veriyor.Annemin şu sözü yıllardır aklımdan hiç çıkmadı"kızım Tokatın yarısı benim çok arkadaşım ve akrabam var ama candan gelmiş diyenim yok "dedi bir gün sohbet esnasında.Geliyorum Anne yıllardır özlemini çektiğim hayaller için geliyorum.Ansızın kapı çalındığında karşımda seni görmek ve hoşgeldin annecim deyip boynuna sarılmak ve çay kahve eşliğinde sohpetler edebilmek için geliyorum.Beraber yollarda yürümek için ,sinemaya gimek için yaylarda piknik yapmak için alışverişe beraber gitmek için yanlızlığını paylaşmak için Canı gönülden kapını açmak için geliyorum anne.Hepinizi çok ama çooookkkkk seviyorum.
Dünya köylüsü
29 Haziran 2015 Pazartesi
Barış Manço
Kendimi bildim bileli yollarda tükettim koskoca bir ömrü
Bir uçtan bir uca gezdim şu fani dünyayı
Okumuşu, cahili, yoksulu, zengini hiç farkı yok hepsi aynı
Sonunda bende anladım hanyayı Konyayı
Bir uçtan bir uca gezdim şu fani dünyayı
Okumuşu, cahili, yoksulu, zengini hiç farkı yok hepsi aynı
Sonunda bende anladım hanyayı Konyayı
Sanki insanlık pazara çıkmış ekmek aslanın ağzında
Bir sıcak çorba içermisin diyen yok
Dört duvarı ören çatısını kapatıp içten kilitlemiş kapıyı
Bir döşekte sana serelim buyur diyen yok
Bir sıcak çorba içermisin diyen yok
Dört duvarı ören çatısını kapatıp içten kilitlemiş kapıyı
Bir döşekte sana serelim buyur diyen yok
Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe
Bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe
Kardeşlik ve eşitlik üzerine uzun uzun nutuklar çekip
Niye senin derin benden koyu diye soran çok
Kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken
Kalan dul ve yetim ne yer ne içer diye soran yok
Niye senin derin benden koyu diye soran çok
Kaşının altında gözün var diye silahlanıp ölüme koşarken
Kalan dul ve yetim ne yer ne içer diye soran yok
Barış garibim bulamadı çözümü oturdu etti bunca sözü
Gelin hepberaber anlaşalım diyen yok
Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok
Gelin hepberaber anlaşalım diyen yok
Zaten paramparça bölünmüş ve yaşanmaz olmuş dünyamız
Daha fazla kesip bölmeye hiç gerek yok
Tek bir soru hemşerim memleket nire?
Dedim ya yahu bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe
Barış MançoDedim ya yahu bu dünya benim memleket
Hayır anlamadın hemşerim esas memleket nire
Bu dünya benim memleket
Tövbe, tövbe, tövbe
Barış Manço - Hemşerim Memleket Nire
(Dinlemek için bağlantıya tıklayınız.)
14 Haziran 2015 Pazar
Yaşar Nuri Öztürk
O günü bugünkü gibi hatırlıyorum . Yıl 1980 günlerden perşembe öğlenden sonra saat üç dört gibi televizyon açık, bende kardeşlerimle oyun oynuyorum odada kulağımda televizyonda, "inanç dünyası "diye bir proğram var ,iki kişi oturmuş karşılıklı sohbet ediyorlar televizyonda. Orada anlatılan bir hikaye çok dikkatimi çekti ve dikkat kesilip hikayeyi dinlemeye koyuldum,hikaye bittikten sonra televizyonda kim konuşuyor diye göz attığımda adını aklıma mıh gibi ,resmini beynime dikkatle çekmişim o ismi Yaşar Nuri Öztürk yazıyordu. Gıyabında televizyondan tanışmam ilk ozaman oldu hocamla.
O günkü dinlediğim hikaye benim çıkış noktam oldu. Her şey niyetlere ve amellerinize göre değerlendirilir dedi.Hocam o gün "yolda yürüyen bir kişi yolun biraz bayır ve dik olması sebebiyle, yolun kenarında duran taşı yolun ortasına almış ve koymuş, kendince yukardan aşağıya doğru gelen arabanın fireni tutmazda bu taş onu durdurur diye düşünür, başka bir adamda bu yolun ortasına bu taşı kim koydu der ve aşağıdan gelen bir araba tam hızını almış yukarı doğru çıkarken bu taş onun çıkışını engeller der ve taşı ortadan kaldırır kenara koyar. " Şimdi bu adamlardan hangisi iyilik yaptı. İkiside iyilik yaptı çünkü ikisininde niyeti iyiydi, dedi hoca çok hoşuma gitti ve hocamın ismini sekiz yaşındayken beynime yazdığım bugün ise gönül sayfama yazdığım isimlerin başında gelir.yıllar sonra onun adını tekrar 1993 te Ayşe Özgün'le yaptığı proğramda raslamam ,sanki yıllardır kaybettiğim bir şeyi bulmuş gibi çok sevindim, nasıl sevindim anlatamam. Ondan sonra bilinçlendim ve hocamı bilinçli olarak kitaplarını ve proğramlarını takip etmeye başladım. Beynimdeki iyilik şimşeğini ilk çaktıran hocamdır. Çaktırdığı bu ışıkla yolumda yürüdüm ve sonunda kur-an'la tanıştım. Her yer aydınlandı karanlık bir yer kalmacasına. İyiki varsın hocam iyiki sizinle aynı zamanda ve aynı çağda yaşamışım, çok şanslı hissediyorum kendimi. Bize Atatürk'ü gerçek manada anlatan tanıtan, kur-an'la bağ kurduran, eğriği doğruyu ayırt etmemiz için bize düşünceleriyle fikirleriyle yorumlarıyla öncülük eden,üzeri örtülen gerçeklerin ortaya çıkmasında bize yardımcı olan ulu önder Atatürk'ten sonra bu ülkenin yetiştirdiği ender insanlardan birisiniz. Bunu benim söylemem neyi değiştirir ki sizin yaptıklarınıza Allah şahid. Siz rüştünü dünya çapında ıspatlamış, dünyada yapılan bir araştırmada ki sıralamada yedinci gelen dünya ilmiyle ve maneviyat ilmiyle donanan hayat üniversitesinden mezun olmuş çifte diplomalı ve iki dünyalı bir adamsınız. Tek dünyalı insanların sizi anlaması imkansız, çünkü ilimleri yetmez. O yüzden yanlız ve o yüzden tek adamsınız. Çünkü bu çağda bu asırda kimse sizin kadar yürekli ve cesurca gerçekleri haykırmadı. Kimse sizin kadar zifiri karanlıklarda ışığını kutup yıldızı gibi yansıtmadı, cesur yiğit yürekli cep herkülü dev adam.
Yazdığınız kitaplarla bizlerin gözünü kulağını açan bizleri bilgilendiren çıkışın kurtuluşun kur-an ahlakında olduğunu her defasında avazı çıktığı kadar bağıran bizi Allah'a davet eden, bizi bu dünyanın çarpıklıklarını anlamamız için "Allah ile Aldatmak"isteyenlere karşı uyaran bu asırda Muhammed nurunu taşıyan bu güzide insanın susturulmak istemesini "Abuzer" adlı kitabındaki anlatılarıyla daha iyi anlıyor ve doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar ama Onuncu köyde belki dinlerler kulak verirler diye, rabbimin ona verdiklerinin şükrünü eda edebilmek için oradan oraya koşan bu zatı kur-anın fetih süresindeki 29. Ayetinde "Muhammed, Allahın peygamberidir. Onunla birlikte olanlar, kafirlere karşı kararlı çetin ve başı dik,kendi aralarında sevgi ve merhametle dopdoludurlar" ayetinin gereğini yerine getirmesi bizi çok sevmesindendir, pir sultan abdalın dediği gibi "bin cefalar etsen almam üstüme gayet şirin geldi dillerin dostum" dediği gibi hocamın kızması celallenmesi dost olarak kabul edenlere müjde dost olarak görmeyenlerede uyarıdır zor ve çetindir ağır gelir bu sözler onlara arkalarını dönüp giderler. Tevbe-128"And olsun içinizden size sıkıntıya düşmeniz kendisine ağır gelen size düşkün sadece inananlara çok şefkatli kolaylık sağlayan çok merhametli bir elçi gelmiştir" ayetini manasıyla hareket ettiğinden adım kadar eminim sevgidendir sevgiden. Bütün bunlara rağmen yinede gerçeklerden uzaklaşırlarsa "bana Allah yeter, ondan başka ilah yoktur. Ben sadece ona işin sonucunu havale ettim. O çok büyük tahtın sahibidir." Kur-an ışığında yaptığım bu değerlendirmeyi bu nuru taşıyan tüm hocalarıma gıyabında tanıdığım Y.Nuri Öztürk hocanın şahsında (Mehmet Okuyan, Cemalnur Sargut, Muhammet Nurdoğan, Hakkı yılmaz, İhsan Eliaçık, Namık Kemal Zeybek, Mustafa Öztürk, Mukaddem Demirci, Ali Yüce, Hasan Elik, Şaban Düzgün, Caner Taslaman, Abdülcabbar Boran, Ali Akın,Bayraktar Bayraklı...)tüm bu yolda bize gerçekleri elinizden geldiği kadar aktarmaya çalışmalarınızdan dolayı yaşadığımız bu çağda O nuru taşıyan özündeki sese ışığa kulak veren vicdanının sesini dinleyen sağ duyulu öncülere önden gidenlere bu türden olan tüm insanlara teşekkür ederim. Allah büyük armağan sahibidir. İyiki varsınız iyiki sizleri tanımışım. Selam olsun bu yolun tüm yolcularına....
Dünya köylüsü
10 Haziran 2015 Çarşamba
"MEZUNİYET"
Dört yıl önce yirmibeş yıllık bilgilerimle girdiğim ünüversite sınavında birmilyon sekizyüz bin kişiyle yarışıp birmilyon kişiyi geride bırakıp sekizyüz bininci gelerek kazandığım Eskişehir Anadolu ünüversitesi Açık öğretim fakültesi SOSYOLOJİ bölümünden bu yıl mezun oldum.
Bana bu yolda başından beri destek olan emeğini esirgemeyen yol arkadaşım gönül sırdaşım eşime çok teşekkür ederim. Başarılı bir erkeğin arkasında bir kadın vardır sözünü bende her başarılı bir kadının arkasında bir erkek vardır sözünü yaşayarak onaylıyorum. Bu okul bana çok şey kattı, yanlış bildiğim doğruları düzeltti. İnsanın çok yönlü bir varlık olduğunu yaşadığımız sürece insandan ayrı gayrı hiç bir şeyin olmadığını, şuda beni ilgilendirmez diyebileceğin hiç bir alanın olmadığını hepsinin bir bütün içinde birbiriyle bağlantılı olduğunu hayatın aslında bölük pörcük gibi duran parçalarını bir araya getirmeye anlamlandırmaya çalışmak, okumakla ve aralarındaki bağı doğru kurup gerçeğe ulaşmamıza yardımcı olduğunu görmek insanı mutlu ediyor. Gözlemci bir yapıya sahibim girdiğim ortamlarda insanları inceler davranışlarına göre not verir ve ona göre yol alırım. Kişileri giyimlerine, makamlarına fiziksel özelliklerine göre değil, düşüncelerine o makamı hak edip hak etmediğine bakar ona göre tavrımı koyarım.Yaşadığımız bu çağda herşeyin birbirine karıştığı, kelimelerin ve kavramların içinin boşaltıldığı anlamsızlaştığı bir dünyada gerçeğin peşine düşüp okumak aydınlanmak ve anlamlandırmak için hayatı mecburuz araştırmaya, en doğruya ulaşmak için, buda seni her türlü ve her yönlü okumaya sevk ediyor otomatik olarak. İnsanı okumak, doğayı okumak ve insana kılavuz olması için gönderilen kur-anı kerimi okumak insanın gelişimine ve muhakeme yapıp kendi içindeki doğruları açığa çıkartmasında en büyük yardımcıdır diye düşünüyorum. Sosyoloji eğitimi aldığım dersler arasında mantık, edebiyat, din, medya, tarih, ingilizce, ekonomi, suç sosyolojisi ....gibi derslerin aslında insanın insanla olan ilişkisinin dışında, insanın kendisiyle olan ilişkisinide ön plana çıkartıyor. Aslında bu eğitimleri bire bir hocalardan örgün eğitimle almakta çok daha faydalı olacağına inanıyorum. Gençlerimizin üniversite hayatlarını daha verimli hale getirmek için bilinç düzeylerinin arttırılmasını ve farkındalık eğitimlerinin elzem olduğunun altınıçizmek isterim. Hayat kırkından sonra başlar sözünü düstur alarak hayatın bundan sonra yeni başladığını yapılacak çok iş olduğunu ayağa kalktığımı vurgulamak isterim.
Bu bilinçlenme dönemimde bana maddi manevi destek olan herkese çorbada benimde tuzum olsun diyen ve dönem harçlarımı yatırıp katkı sağlayan bacılarıma, sen yaparsın sen başarırsın deyip beni her zaman yüreklendiren can dostlarım güzel insanlara, dualarıyla herzaman yanımda olan anneme, babama ve kayınvalideme çok teşekkür eder,bu yolculukta bazen ihmal ettiğim yavrularıma bana gösterdikleri sabırdan dolayı teşekkür eder hepsini çok ama çok sevdiğimi yürek dolusu sevgilerimi sunar büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim.
Dünya köylüsü
Bana bu yolda başından beri destek olan emeğini esirgemeyen yol arkadaşım gönül sırdaşım eşime çok teşekkür ederim. Başarılı bir erkeğin arkasında bir kadın vardır sözünü bende her başarılı bir kadının arkasında bir erkek vardır sözünü yaşayarak onaylıyorum. Bu okul bana çok şey kattı, yanlış bildiğim doğruları düzeltti. İnsanın çok yönlü bir varlık olduğunu yaşadığımız sürece insandan ayrı gayrı hiç bir şeyin olmadığını, şuda beni ilgilendirmez diyebileceğin hiç bir alanın olmadığını hepsinin bir bütün içinde birbiriyle bağlantılı olduğunu hayatın aslında bölük pörcük gibi duran parçalarını bir araya getirmeye anlamlandırmaya çalışmak, okumakla ve aralarındaki bağı doğru kurup gerçeğe ulaşmamıza yardımcı olduğunu görmek insanı mutlu ediyor. Gözlemci bir yapıya sahibim girdiğim ortamlarda insanları inceler davranışlarına göre not verir ve ona göre yol alırım. Kişileri giyimlerine, makamlarına fiziksel özelliklerine göre değil, düşüncelerine o makamı hak edip hak etmediğine bakar ona göre tavrımı koyarım.Yaşadığımız bu çağda herşeyin birbirine karıştığı, kelimelerin ve kavramların içinin boşaltıldığı anlamsızlaştığı bir dünyada gerçeğin peşine düşüp okumak aydınlanmak ve anlamlandırmak için hayatı mecburuz araştırmaya, en doğruya ulaşmak için, buda seni her türlü ve her yönlü okumaya sevk ediyor otomatik olarak. İnsanı okumak, doğayı okumak ve insana kılavuz olması için gönderilen kur-anı kerimi okumak insanın gelişimine ve muhakeme yapıp kendi içindeki doğruları açığa çıkartmasında en büyük yardımcıdır diye düşünüyorum. Sosyoloji eğitimi aldığım dersler arasında mantık, edebiyat, din, medya, tarih, ingilizce, ekonomi, suç sosyolojisi ....gibi derslerin aslında insanın insanla olan ilişkisinin dışında, insanın kendisiyle olan ilişkisinide ön plana çıkartıyor. Aslında bu eğitimleri bire bir hocalardan örgün eğitimle almakta çok daha faydalı olacağına inanıyorum. Gençlerimizin üniversite hayatlarını daha verimli hale getirmek için bilinç düzeylerinin arttırılmasını ve farkındalık eğitimlerinin elzem olduğunun altınıçizmek isterim. Hayat kırkından sonra başlar sözünü düstur alarak hayatın bundan sonra yeni başladığını yapılacak çok iş olduğunu ayağa kalktığımı vurgulamak isterim.
Bu bilinçlenme dönemimde bana maddi manevi destek olan herkese çorbada benimde tuzum olsun diyen ve dönem harçlarımı yatırıp katkı sağlayan bacılarıma, sen yaparsın sen başarırsın deyip beni her zaman yüreklendiren can dostlarım güzel insanlara, dualarıyla herzaman yanımda olan anneme, babama ve kayınvalideme çok teşekkür eder,bu yolculukta bazen ihmal ettiğim yavrularıma bana gösterdikleri sabırdan dolayı teşekkür eder hepsini çok ama çok sevdiğimi yürek dolusu sevgilerimi sunar büyüklerin ellerinden küçüklerin gözlerinden öperim.
Dünya köylüsü
8 Haziran 2015 Pazartesi
"BABAM"
On dokuz yaşında nişanlandım ,yirmibir yaşında evlendim. Bu yaşıma kadar ailemden öğrendiklerim beni evliliğe ve gurbete hazırlamıştı ufak ufak. İlk okuldan sonra yatılı okula gittiğimden dolayı annem kızım sen gurbet hakkını doldurdun seni uzaklara gelin vermem derdi.Büyük konuşmuş olacak ki yada gurbetlik hakkım dolmamış olacak ki evlendiğim kişi denizci asker ve görev icabıyla en yakın gelebileceğimiz yer Ankara memlekete altı saat.
Düğün hazırlıkları başladı. Bizim oralarda düğün çehizlerin asılmasıyla başlar, bir hafta boyunca çehiz görmeye hediyesini alan gelir. Bende geleni gideni karşılıyorum sohbet muhabbet ettikten sonra uğurluyorum. Bir gün babamla kapıda karşılaştık, babam gözümdeki yaşları görünce hayırdır kızım dedi bende hiç sesimi çıkarmadım ,yanımda annem vardı ne olacak o gelin hem gider hem ağlar dedi. Babam ikna olmadı, aldı beni karşısına , bak kızım dedi sen benim için çok değerlisin, evliliğe henüz hazır değilim kararımdan vaz geçtim dersen,davullar çalıyor diye sen evlenmek zorunda değilsin,Ben sizi ellerin elinde ezilesiniz diye yetiştirmedim, değerini kıymetini bileni başının üstünde taşı ama sana değer vermeyeni ben dahi olsam sende değer verme kendini ezdirme baktın olmuyor dön gel kapım her zaman açık başımın üstünde yerin var dedi. Bende babacığım ben bu evliliği kotaramayacağımdan değil sizden ayrılacağıma üzülüyorum dedim ağlamam o yüzden. Babamda üzülme özlediğin zaman biz geliriz sen gelirsin bunu aşarız dedi ve sarılıp beni öptü.Bir gün hatırlıyorumda Kadir İnanırın "köprü"filmini izlerken sen ağlamıştın sen ağladın diye bende ağlamıştım.Babamı ilk kez ağlarken gördüm.Babam aslında pek gülmez ama Kemal Sunal'ın filimlerini izlerken gülerdin bende seni izlerdim sana gülerdim babam ne güzel gülüyor diye.Arkadaşlarının arasında sevildiğini sen yokken bize verdikleri değerden anlıyorum .El üstünde tutarlardı bizi.İlk öğretmeni babası olunca biraz şanslı oluyor insan.İşte ben böyle bir babanın kızıyım.Öğütlerin hala kulaklarımda. Canım babam sen ne güzel bir insansın , sen bana değer verdin bende hak eden herkese değer verdim. Ayaklarımın üzerine durmayı, zorlukları sevgiyle aşmayı, dara düştüğümde sıkıntılardan içimdeki inancımla ve nasihatlerinle aşmayı, dik durmayı, kula kul olmamayı, senden öğrendim baba, eğer bana gelinlikle çıktın kefenle gelirsin bu eve deseydin yaşamımdaki sorunları aşmak için ben o gücü nerden alırdım baba? Kanadım kolum kırık, eller kadrimi kıymetimi bilirmiydi? sen bana bu gücü vermeseydin ben ne yapardım, tutunacak dalım olmasaydın ne olurdum. Bir yaprak misali oradan oraya savrulur kırılırdım. Eller kadrimi kıymetimi bilirmiydi baba?
Sen ne büyüksün, sen ne yücesin ki, Önce sen beni sevdin, ben kendimi. Sen bana güvendin ben kendime seni çok çok seviyorum babam. İyiki varsın iyiki benim babamsın. Bu günkü onurlu duruşumun dik başlı oluşumun her zaman hakkı savunuşumun, doğruyu söylemem sendendir, Bütün güzelliklerin temelinin atıldığı aile ocağında sohpetlerinle pişirdiğin o küçük kız bugün kocaman bir çocuk seni çok seviyorum baba.....
Dünya köylüsü
Sana olan duygularımı şair Yıldırım Nardan'ın dizeleriyle dile getirmek istiyorum ...
BABA
Eskimiş bir mektupta hasret dolu satırlar,
Sararmış fotoğraflarda unutulmaz anılar,
Yitik bayram sabahlarında çocuksu sevincimsin sen BABA.
Dinlediğim hicaz şarkıda gönül telimi titreten,
Gözlerinden değil yüreğimden kopup gelen gözyaşımsın sen BABA.
Yaşamak denen bulmacada nasihatlerinle doğru cevabım,
Kaybolduğum kalabalıklarda pusulamsın sen BABA.
Emekleyerek başladığım bazen tökezlediğim bu yolculukta,
Şimdi yürüyorsam dimdik
Güvenle sırtımı dayadığım kocaman bir dağsın BABA.
Yıldırım Nardan
Düğün hazırlıkları başladı. Bizim oralarda düğün çehizlerin asılmasıyla başlar, bir hafta boyunca çehiz görmeye hediyesini alan gelir. Bende geleni gideni karşılıyorum sohbet muhabbet ettikten sonra uğurluyorum. Bir gün babamla kapıda karşılaştık, babam gözümdeki yaşları görünce hayırdır kızım dedi bende hiç sesimi çıkarmadım ,yanımda annem vardı ne olacak o gelin hem gider hem ağlar dedi. Babam ikna olmadı, aldı beni karşısına , bak kızım dedi sen benim için çok değerlisin, evliliğe henüz hazır değilim kararımdan vaz geçtim dersen,davullar çalıyor diye sen evlenmek zorunda değilsin,Ben sizi ellerin elinde ezilesiniz diye yetiştirmedim, değerini kıymetini bileni başının üstünde taşı ama sana değer vermeyeni ben dahi olsam sende değer verme kendini ezdirme baktın olmuyor dön gel kapım her zaman açık başımın üstünde yerin var dedi. Bende babacığım ben bu evliliği kotaramayacağımdan değil sizden ayrılacağıma üzülüyorum dedim ağlamam o yüzden. Babamda üzülme özlediğin zaman biz geliriz sen gelirsin bunu aşarız dedi ve sarılıp beni öptü.Bir gün hatırlıyorumda Kadir İnanırın "köprü"filmini izlerken sen ağlamıştın sen ağladın diye bende ağlamıştım.Babamı ilk kez ağlarken gördüm.Babam aslında pek gülmez ama Kemal Sunal'ın filimlerini izlerken gülerdin bende seni izlerdim sana gülerdim babam ne güzel gülüyor diye.Arkadaşlarının arasında sevildiğini sen yokken bize verdikleri değerden anlıyorum .El üstünde tutarlardı bizi.İlk öğretmeni babası olunca biraz şanslı oluyor insan.İşte ben böyle bir babanın kızıyım.Öğütlerin hala kulaklarımda. Canım babam sen ne güzel bir insansın , sen bana değer verdin bende hak eden herkese değer verdim. Ayaklarımın üzerine durmayı, zorlukları sevgiyle aşmayı, dara düştüğümde sıkıntılardan içimdeki inancımla ve nasihatlerinle aşmayı, dik durmayı, kula kul olmamayı, senden öğrendim baba, eğer bana gelinlikle çıktın kefenle gelirsin bu eve deseydin yaşamımdaki sorunları aşmak için ben o gücü nerden alırdım baba? Kanadım kolum kırık, eller kadrimi kıymetimi bilirmiydi? sen bana bu gücü vermeseydin ben ne yapardım, tutunacak dalım olmasaydın ne olurdum. Bir yaprak misali oradan oraya savrulur kırılırdım. Eller kadrimi kıymetimi bilirmiydi baba?
Sen ne büyüksün, sen ne yücesin ki, Önce sen beni sevdin, ben kendimi. Sen bana güvendin ben kendime seni çok çok seviyorum babam. İyiki varsın iyiki benim babamsın. Bu günkü onurlu duruşumun dik başlı oluşumun her zaman hakkı savunuşumun, doğruyu söylemem sendendir, Bütün güzelliklerin temelinin atıldığı aile ocağında sohpetlerinle pişirdiğin o küçük kız bugün kocaman bir çocuk seni çok seviyorum baba.....
Dünya köylüsü
Sana olan duygularımı şair Yıldırım Nardan'ın dizeleriyle dile getirmek istiyorum ...
BABA
Eskimiş bir mektupta hasret dolu satırlar,
Sararmış fotoğraflarda unutulmaz anılar,
Yitik bayram sabahlarında çocuksu sevincimsin sen BABA.
Dinlediğim hicaz şarkıda gönül telimi titreten,
Gözlerinden değil yüreğimden kopup gelen gözyaşımsın sen BABA.
Yaşamak denen bulmacada nasihatlerinle doğru cevabım,
Kaybolduğum kalabalıklarda pusulamsın sen BABA.
Emekleyerek başladığım bazen tökezlediğim bu yolculukta,
Şimdi yürüyorsam dimdik
Güvenle sırtımı dayadığım kocaman bir dağsın BABA.
Yıldırım Nardan
3 Haziran 2015 Çarşamba
"ARKADAŞ"
Arkadaş çok önemli insan hayatında. Aklımız erdi arkadaşımız oldu. Çocukluk, gençlik şimdiki arkadaşlıklarda tabii bir başka ama o çoçukluktaki arkadaşlıklar ve paylaşımlar daha bir başka içten samimi saf çıkarsız.
Hiç unutmuyorum ilk okul dördüncü sınıfa gidiyorum. Öğretmenimiz yazılı yapacağını günler öncesinden duyurdu. O gün gelip çattığında bende kalemimi silgimi hazırladım ve öğretmenler zilinin çalmasını bekliyordum. Tam o arada kalemimin ucunu kırdım, elimde açacak kapının arkasındaki çöp kovasının başına geçip kalemi açmaya başladım. Başladım ama açtıkça kalemin ucu kırılıyor, açtıkça kırılıyor,elimde kalem kalmadı. Bu arada öğretmenler zilide çaldı. Ne yapacağımı şaşırmış bir vaziyette düşünürken kafamı sınıfa çevirip şöyle bir göz gezdirdim arkadaşlara kimde fazla kalem var diye ama kimseyle kontak kuramadan öğretmen geldi ve yerine geç otur kızım dedi. Elimde ucu olmayan kalemimle ve açacağımla sırama doğru yöneldiğimde arka sırada oturan Ahmet arkadaşımla göz göze geldim ve gözlerim dolmuş olacakki ne oldu? diye sordu. Bende elimdekileri gösterdim kalemim yok dedim. O da kaleminin iki ucunuda açmış hazır bir vaziyette öğretmeni bekliyor, hemen masanın üstündeki kalemi aldı ve ikiye böldü yani kırdı ve yarısını bana verdi. Çok sevindim.Teşekkür ettim ve nemlenen gözlerimi elimle sildikten sonra önüme döndüm. Bu arada öğretmen test kağıtlarını dağıtmaya başlamıştı bile. Sınav zil çalınca bitti.
Şimdi düşünüyorumda o anda çocuk aklıyla bunu nasıl düşündü. paylaşmanın bu kadar çıkarsız ve yalansız gerçek olması beni çok etkilemiş olacak ki o günü hiç unutmuyorum. Bugünün çocuklarıyla kıyaslandığında, bu hikayeyi anlattığımda hiç kimse bende aynısını yapardım demedi, çünkü kırmak aklıma gelmezdi dediler. O yaşta bir çocuğun bunu fikretmesi hayret verici birşey. Fazla kalemim yok diye bilirdi, ama demedi...An'da var olmak böyle bir şeydir herhalde. Küçücük yaşına rağmen bana bu duyguyu paylaşmayı yani darda kalmışa çare olmayı, çok içten duygularla iz bırakması, hatıralarımın arasında yer bulması saflıktan olsa gerek. Bu koca yürekli çocuğa, güzel davranışından dolayı Ahmet Çakır arkadaşıma çok teşekkür eder, selam ve sevgilerimi iletirim.
Arkadaş; seni gözetleyen, darda kalmışa el uzatan, senin derdinle dertlenen çözüm odaklı düşünendir. İçimizdeki var olan güzelliği ortaya çıkartıp, güzelliklerde yarışmak ve an'da var olmak dileğiyle...
Dünya köylüsü
Hiç unutmuyorum ilk okul dördüncü sınıfa gidiyorum. Öğretmenimiz yazılı yapacağını günler öncesinden duyurdu. O gün gelip çattığında bende kalemimi silgimi hazırladım ve öğretmenler zilinin çalmasını bekliyordum. Tam o arada kalemimin ucunu kırdım, elimde açacak kapının arkasındaki çöp kovasının başına geçip kalemi açmaya başladım. Başladım ama açtıkça kalemin ucu kırılıyor, açtıkça kırılıyor,elimde kalem kalmadı. Bu arada öğretmenler zilide çaldı. Ne yapacağımı şaşırmış bir vaziyette düşünürken kafamı sınıfa çevirip şöyle bir göz gezdirdim arkadaşlara kimde fazla kalem var diye ama kimseyle kontak kuramadan öğretmen geldi ve yerine geç otur kızım dedi. Elimde ucu olmayan kalemimle ve açacağımla sırama doğru yöneldiğimde arka sırada oturan Ahmet arkadaşımla göz göze geldim ve gözlerim dolmuş olacakki ne oldu? diye sordu. Bende elimdekileri gösterdim kalemim yok dedim. O da kaleminin iki ucunuda açmış hazır bir vaziyette öğretmeni bekliyor, hemen masanın üstündeki kalemi aldı ve ikiye böldü yani kırdı ve yarısını bana verdi. Çok sevindim.Teşekkür ettim ve nemlenen gözlerimi elimle sildikten sonra önüme döndüm. Bu arada öğretmen test kağıtlarını dağıtmaya başlamıştı bile. Sınav zil çalınca bitti.
Şimdi düşünüyorumda o anda çocuk aklıyla bunu nasıl düşündü. paylaşmanın bu kadar çıkarsız ve yalansız gerçek olması beni çok etkilemiş olacak ki o günü hiç unutmuyorum. Bugünün çocuklarıyla kıyaslandığında, bu hikayeyi anlattığımda hiç kimse bende aynısını yapardım demedi, çünkü kırmak aklıma gelmezdi dediler. O yaşta bir çocuğun bunu fikretmesi hayret verici birşey. Fazla kalemim yok diye bilirdi, ama demedi...An'da var olmak böyle bir şeydir herhalde. Küçücük yaşına rağmen bana bu duyguyu paylaşmayı yani darda kalmışa çare olmayı, çok içten duygularla iz bırakması, hatıralarımın arasında yer bulması saflıktan olsa gerek. Bu koca yürekli çocuğa, güzel davranışından dolayı Ahmet Çakır arkadaşıma çok teşekkür eder, selam ve sevgilerimi iletirim.
Arkadaş; seni gözetleyen, darda kalmışa el uzatan, senin derdinle dertlenen çözüm odaklı düşünendir. İçimizdeki var olan güzelliği ortaya çıkartıp, güzelliklerde yarışmak ve an'da var olmak dileğiyle...
Dünya köylüsü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)