18 Kasım 2023 Cumartesi

Mübadele


Cumhuriyetimizin ve Mübadelenin 100. yılında Türkiye’nin dört bir yanından gelen kıymetli misafirlerimizi Anadolu’nun mayası olan bu topraklardan en kalbi duygularımla selamlıyor ve Balkan Türkleri Derneğinin düzenlemiş olduğu bu birlik ve beraberlik buluşmasına hoş geldiniz diyorum. 

Bu gece anlatılmaz yaşanır türünden bir gece olması, torunlarımıza anlatacağımız anılarımızda yer alması dileğimle sözlerime başlamak istiyorum. 

100 yıl önce Bir bavulla yola çıktılar koca koca dünyaları içinde taşıdılar, sevgiyle geleceği  inşa ettiler…

Tarih Mübadeleyi bir kayıp kuşak hikayesi diye kayıt altına almıştır. Kendilerinden ve hayallerinden vazgeçenlerin hikayesi, 

Öyle bir hikayeki nesilden nesile coğrafyadan çoğrafyaya anlatılır, anlatılmaya devam edecektir.

Mübadil olan birinci nesil göçtü, İkinci nesil onları andı, 

Üçüncü nesil arıyor. 

Tıpkı bugün bizim yaptığımız gibi…

Türkülerin izinde dedemizin sözlerini, türkülerin tınısında ninemizin ninnisine kulak verdik, yürekten gelen sesleri dinledik. Türkülerin ve anıların  izinde aradığımız köklerimizle bağ kurmaya çalıştık.

Büyüklerimiz bize bu hayatta çalışırken dinlenen, üretirken eğlenen ve aynı zamanda düşündürmeyi ve anda kalmayı öğrettiler. Bende bu öğretiden yola çıkarak umurumda olan tek şey duyduğum, gördüğüm, okuduğum başarılı insanların hikayelerinden bizlere ilham olacak özü sizlerle paylaşmak misyonum oldu. Haksızlıklarla mücadele etmeyi,  meydan okumayı, engelleri aşmayı çok sevdim. Bu beni aktif ve dirençli kıldı. 

Hayatı böyle yaşamayı tercih edenler zorluklardan şikayet etme korkaklığına ve acziyetine düşmezler.

Üretirken şifa bulanlar, çalışırken mutlu olanlar  tembelliği sevmezler. Her zaman bir uğraş bulurlar. Birilerinin sesine kulak verir ihtiyacı olan birilerine el uzatır insanlığın gereğini yerinde adam gibi yaparlar.

İşe yarama duygusu var ya hani… Eşi benzeri olmayan bir duygudur o. İşte bu duygu hayatı muhteşem bir şekilde deneyimlememizi sağlar. 

Yorgunluğu unutursun. Uykusuzluğa aldırmazsın. Dinlenmeyi bilmezsin. 

Bu hayat yorucudur. Ama sonuçta bir gayesi olanın yüreğini güvercin tedirginliğinde attırır. Hep daha iyisini başarmak istersin çünkü. 

Bazen bu yolculukta verdiğin molada, 

Bir fotoğraf, bir ses, bir dokunuş, bir koku, bir lezzet insanı taaa geçmişe ötelere iki damla gözyaşı ile birlikte yağmur kokulu bir avuç toprak gibi huzur getirir ve yorgunluğunu alır. 

Hayat böyle. Bugün varsın. Yarın sesini duyan yok. 

Aslolan ömrümüzün hakkını vererek yaşamak. 

ATATÜRK GİBİ seni hiç tanımayanların bile gönlünde tahtlar kurarak vedalaşmak.

 

 MÜBADELE 

Gitmeyi bilir misiniz?

İçiniz yana yana. 

Ayaklarınızı sürüye sürüye,

Sevdiğiniz ve alıştığınız ne varsa ardınızda bırakarak

Bir gemi güvertesinde yol aldınız mı hiç?

Kaç hasret, kaç ayrılık, kaç memleket sığdı bilir misiniz.?

Biletleri tek gidiş, rotası belirsiz, 

Azığı keder olan yolculuklara çıktınız mı hiç?

İçinizde bilmediğiniz topraklara bir vatan taşıdınız mı?

Onlar gittiler.

İçlerine bir vatan saklayıp,

Yanlarına anılarını aldılar.

Hiç unutmamak için

Bir daha asla  göremeyecekleri 

Şehirlerine, köylerine son kez baktılar…

Binlerce göz, binlerce baş, el, yürek, kıpırdanan binlerce dudak sessizce veda ettiler.

Onlar kaybedilen bir ülkenin son kaleleri idiler.

Birer birer yıkıldılar.

Yandılar kül oldular.

Küllerinden yeniden doğdular.

Size bir masal anlattılar.

Dinlediniz mi?

MÜBADELE MASALI.

(Alıntı)

Muhacirler, kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdırlar.

Bana bir masal anlat baba

İçinde dedem, Atam, ninem, annem, kardeşlerim, sen ve ben olayım.

Göklerin sonsuz mavisinde çadır kuralım bulutlara.

Uçalım kanatlanıp umutlarla yıldızlara.

Saralım yaralı yürekleri sevgi ve merhametle…

İşte o zaman Kuş misali…

Yeniden doğar Anka.

Cumhuriyetimizin ve mübadelenin 100. yılı ilelebet payidar olsun…

Hayalleriniz ve Umutlarımız daim olsun 

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

27 Ekim 2023 Cuma

GÖRDÜM SENİ

“Beni görmek demek mutlaka yüzümü görmek demek değildir. 

Benim fikirlerimi benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız bu kafidir.” demişsin…

Seni İlk kez 

Bir çocuğun uykusundan uyandığında yüzündeki o sonsuz NEŞE de gördüm, 

Sonra 

Nasırlı elleriyle başımı okşayarak ninni söyleyen O çınarın gölgesindeki GÜVEN de hissettim seni , 

Tarlaya tohumu eken çiftçi amcanın alnındaki terin toprağa can suyu olan DAMLASINDA gördüm seni, 

100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti Tarihimizde 

Uluslar arası spor müsabakalarında kazandığımız başarılarda,

Binlerce milyonlarca gencin hep birlikte istiklal marşı okunurken tek yürek olan o  kalpte küt küt atan heyecanlı DURUŞUNDA gördüm seni. 

Üniversitelerde kürsülerde ilimin bilimin ışığında yol alan insanlığa fayda sağlayan çalışkan adamların AZMİNDE gördüm seni. 

En güzel çağında düşmana göz açtırmayan kahraman yiğitlerin muhtaç olduğu kudretin deli deli akan ASİL KANINDA gördüm seni. 

Anadolu’nun her yerinde gezdiğim şehirlerde köylerde, bizi karşılayan muhtar amcanın hoşgeldiniz derken şapka çıkartıp selâmlamasında ki SAYGIDA gördüm seni.

Ey Kahraman Türk kadını! 

Sen yerlerde sürünmeye değil omuzlar üzerinde göklere yükselmeye layıksın “derken kadınını omuzlar üzerinde taşıyan adamların GÖNLÜNDE gördüm seni.

100 bin yıllık tarihin içinde güneşin balçıkla sıvanmayacağı gerçeğine inanan karanlığı delip geçen Tarik yıldızının güneş gibi parlayan ışığıyla Anadolu çocuğunun YÜZÜNDE gördüm seni. 

ATATÜRK  ölmedi 

Yüreğimde yaşıyor 

Uygarlığın öncülüğünde 

Bayrağı O taşıyor…

GÖRDÜM ONU. 

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 

26 Ekim 2023 Perşembe

CUMHURİYETİMİZİN 100. yılında YÜZÜN VAR MI?

      Bugün 29 Ekim 2023 CUMHURİYETİMİİZİN KUTULUŞUNUN 100. YILI KUTLU OLSUN. Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün USTALIK eseri CUMHURİYET 100 yaşında. Bize bu memleketi hediye eden ATALARIMIZI rahmet,  minnet ve şükranla anıyorum. Açtığın yolda gösterdiğin hedefe hiç durmadan yürüyeceğime ant içerim. Kurduğun bize armağan ettiğin Türkiye Cumhuriyeti Devletine layık olabilmek adına bize bıraktığın değerlerle üzerimize düşeni yapmak için  bugün kendimi sorguluyorum.

        Çok yücesin Atam; Benim ben olmamda ki en mühim olan Cumhuriyetin temel değerlerinin başında eşit haklara sahip olmak geliyor.  Ve 1934 yılında kazanmış olduğum seçme ve seçilme hakkı doğrultusunda hayatıma yön vererek meslek hanem dolu ünvanım ise Anadır. Bugün  Dolu dolu Anadolu kadınıyım sayende.

Bugün sosyal medyada gezen Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili bir video bana kuran-ı Kerim’in Bakara süresinin 134. ayetini hatırlattı.” Onlar gelip geçmiş bir ümmettir. Onların kazandıkları kendilerine, sizin kazandığınız da sizedir. Siz onların yaptıklarından sorumlu tutulamazsınız.” çok etkilendim. Ne güzel özetlemiş insanlığın gidişatını. Bu videoyu izleyince bende kendimi sorguladım. Ben yaşadığım bu çağda ne yaptım ?

-Mustafa Kemal 24 yaşında Harp Akademisini bitirdi. Vatan sevdası uğruna aşk ile yollara düştü. 

-Ben Atalarımızın bize hediye ettiği bu vatan toprakları üzerinde 24 yaşına kadar Liseyi bitirdim, sevdiğim gençle birlikte aile yuvamı kurdum.  Evlendim. Ve bu yuvayı huzurlu bir şekilde yaşatabilmek için mücadele etmek için aşk ile yollara düştüm.

-Mustafa Kemal 34 yaşında inancını kaybetmeden Çanakkale destanını yazdı ve yedi düvele meydan okudu.

- Ben 34 yaşında iki çocuk annesi oldum ve inancımı kaybetmeden bize ait olan ata mirasımı, kültürümü çocuklarımın kulağına ninni okuyarak büyüttüm.Dede Korkut masallarını, efsanelerini anlatan, tarihimi, kültürümü, dinimi anlatan kitaplar okudum. Kuran-ı kerim’i okudum. Sorguladım. Araştırdım. En doğruya ulaşmak için çaba sarfettim.

-Mustafa Kemal 38 yaşında Milli Mücadeleyi başlatmak için 19 mayıs 1919 da Samsun’a çıktı.

-Ben 38 yaşımda  er meydanı pazara çıktım. Ben kimim?,  Neyim?, Nereden geldim,  Nereye gidiyorum?,  Ne istiyorum? hedeflerim ve hayallerim nedir? diye sorguladım kendimi ve yeni yeni kararlar aldım. Bu kararları uygulamak için çalışmalara başladım.

-Mustafa Kemal 41 yaşında Afyon ovasından İzmire aktı ve yurdu düşmanlardan temizledi. Alsancağı dikti, 42 yaşında “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir “dedi ve ustalık eseri olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİ kurdu. ( en büyük hayalini gerçekleştirdi)

-Ben 40 yaşında hayalim olan üniversiteyi kazandım. Çok istediğim Sosyoloji bölümününden 44 yaşında sosyolog olarak mezun oldum. 45 yaşımda Marmara Üniversitesinden Aile Danışmanlığı eğitimi aldım. 46 yaşımda yine çok istediğim hayallerimden birisi “Yaşayan Kırkkızlar Efsanesi” adlı ilk eserim olan kitap çalışmasını hayata geçirdim. Valiliğimizin himayesinde İl Milli Eğitim Müdürlüğünün öncülüğünde “KIRKKIZLAR” projesinde yer aldım ve okullarda kahraman kadınlarımızı öğrencilerimizle buluşturup söyleşiler yaptım.

Kıymetli öğretmenlerimizle birlikte İki sene içersinde 136 söyleşiye imza attık.  Bir çok dergi ve gazetede yazılarım paylaşıldı. Halen Tokat gazetesi, Tokat Gündem Gazetesi, Tokat’a Dair sayfasında köşe yazarlığı yapmaktayım. 

47 yaşımda Tokat Balkan Türkleri Derneğinin öncülüğünde çıkartılan KIZILELMA dergisinin yazı işleri müd. üstlendim.

48 yaşında ikinci kitabım kültürel mirasımız olan geleneksel el sanatlarını yaşatmaya çalışan ustalarımızın hayat hikayelerinden oluşan 45 ayrı dalda ustanın zanaatlarını konu edinen “YAŞAYAN EFSANELER İLK TEK VE SON USTALAR” kitabını hayata geçirdim ve AHİLER KERVANI çalışmasıyla okullarda ustalarımızı öğrencilerimizle buluşturdum.

Anne oldum. Bu vatan için gurur duyduğum  iki evladımı yetiştirdim.

Bir mühendis, bir öğretmen le bu topraklarda yetişen genç kahramanlarımla en büyük payeyi evlatlarımdan aldım. 

-Mustafa Kemal 53 yaşında ATATÜRK oldu. Yaşarken en büyük payeyi milletinden aldı.

-57 yaşında 10 Kasım 1938’de sonsuzluğa uğurlarken gönül hanemize taht kurdu. Kalbimizde fikirleriyle ve yaptıklarıyla ölümsüzleşti. 

Ben 52 yıllık hayatın içersinde bir anne olarak, tek sermayem olan kalemimle yazar, çizer, düşünür olarak gerçekleri ve doğruları yansıtmaya başarı öykülerini dillendirmeye  ve aktarmaya çalışıyorum.

52 yaşımda, 3. Ve 4. Kitaplarım DÜNYA KÖYLÜSÜ AYLA BAĞDAN MASALLAR adıyla çocuklara kültürel köklerimizden beslenen masallar yazdım. Allah ömür verirse bundan sonrada bu topraklarda yazarak var olacağım. Güneşlerin doğuşuna şahitlik etmeye devam edeceğim. 

Cumhuriyetten önce ki Tarih kitapların da anadolu kadınını şöyle tarif ederlermiş. 

Anadolu kadınlarıydı onlar, meslek haneleri boştu ünvanları ise yoktu. Anaydı, bacıydı, yardı, yarendi, eş ti, hanemize doğan güneşti onlar.

Şimdi biz bu cümleyi değiştiriyoruz  ve şöyle diyoruz. 

Anadolu kadınlarıydı onlar meslek haneleri dolu ünvanları ise anaydı, dolu dolu Anadolu kadınlarıydı onlar.

Okudular,  mühendis oldular kat kat binalar inşa ettiler,

Mimar oldular geçmişi geleceğe bağlayan köprüler inşa ettiler,

Öğretmen oldular hayat okullarında boy boy insan yetiştirdiler.

Okudular araştırdılar Yazar oldular onlarca kitaba imza attılar. 

Anadolu kadınlarıydı onlar meslek haneleri DOLU ünvanları ise ANAydı 

Dolu dolu ANADOLU kadınlarıydı onlar.

Yani demem o ki sevgili gençler, kıymetli okurlarım

57 yıllık bir ömüre;

11 savaş, 24 madalya, 7 nişan, 13 kitap, 1 ülke ve milyonlarca özgür insan bırakan yüce atamızı Cumhuriyetimizin kuruluşunun 100. yılında saygı sevgi ve rahmetle anarken, bu cumhuriyetin varlığına borcu olan atalarımın yüzüne bakacak yüzü olan bir vatandaş olarak, 

Cumhuriyetin bize sunduğu değerlerle yoğrulan bir Türk genci olarak 

Ne mutlu TÜRKÜM diyorum ve 

Herkes ATATÜRK olamaz ama herkes  KENDİSİ olabilir diyorum.

Türkiye cumhuriyeti devleti İlelebet payidar kalacaktır.

Nice yüz bin yıllara…

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle...

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 

13 Ekim 2023 Cuma

İstiklal Caddesi

 İstiklal caddesi 

Sırtını dayadın mı Atatürk’e…

Taksimden aşağı caminin sağından, Kilisenin solundan salınacaksın ışıklı caddeye doğru. 

Nice sevdalılar el ele, göz göze, omuz omuza yürüyor bu yolları

İnsan seli akıyor aşağı yukarı istiklal caddesinde…

İnsanlar yabancı, bir tek tanış ben. 

Bir duvar dibinde hazine saklı, keşfedilmeyi bekleyen,

Sokak çalgıcılarının müziği eşliğinde 

Bazen ellik

Bazen şemmamme 

Bazen halay 

Bazen ikili danslarla döküyor kurtlarını gençler…

El vuran, çepik çalan, saz çalan, oynayan, seyreden herkes gülümsüyor herkes mutlu sanki bu şehirde…

İstiklal uğruna nice ayrılıklara yol verdi kim bilir bu cadde kavşaklarında.

İp gibi saf saf sıralanmış binaların koruyor derin tarihi…

Bin bir çeşit misafirlerini ağırlar seçkin kafeler oteller…

Beyoğlu’nda…

Çiçek pasajında bir kaç kadeh efkar dağıtımı soluklanmak iyi gelir aşıklara…

Ver elini sevdiceğim…

Yedi asırdır ayakta dimdik duran heybetiyle, 

Galata kulesinden selamlayalım bu şehrin erenlerini. 

Yükselirken badal badal göğe doğru…

Kuş bakışı şehir ayağının altında 

İstanbul’u dinlersin kalp atışlarında 

Yedi tepeden seslenir Allahu ekber sesleri 

Boğazında düğümlenir gemiler 

Karaköy, Haliç limanına sığınırsın usulca karadan…

Uçmak istersin sonsuzluğa 

Hazerfen Ahmet gibi kanatlanıp kuleden…

Üsküdar’da

Eteklerine sarılır minik bir el 

Anne diye seslenir 

Kız kulesinden…

Hür doğdum hür yaşarım. 

“Bir Türk dünyaya bedeldir”.

Dünya Köylüsü

Ayla Bağ 

1 Ekim 2023 Pazar

GANİRE PAŞAYEVA

 Ganire Paşayeva'dan...


 *TÜRKİYE'M!* 


Seni niçin bu kadar sevdiğimi soruyorlar,

Uzak diyarlardan gelen kızına:

– Bu sevginin kaynağı ne?

– Neden?

– Kimsin sen?

– Sen nere, bu topraklar nere?

“Aşkın sebebi sorulmaz”,

Diyorum yüz bin kere…

Çünkü ruhum yüzyıllar önce

Gönül vermiş bir türküye

“Sen benimsin, ben de senin”,

Türkiye!


Ahlat’ta mezar taşları tanırlar beni…

Malazgirt’e Alparslan’la geldim ben,

Vatan kılmak için bu güzel yurdu,

Her fetihte yeniden

Dirildim ve öldüm ben…


Hani ferman buyurmuştu

Karamanoğlu Mehmet Bey:

“ Şimden geri kimse,

Türk dilinden özge söz söylemeye!”

Bu kutlu fermanı ilk duyan benim!

Divanda dergâhta, çarşı-pazarda

Sevinç ile yayan benim!


Ertuğrul Gazi’nin yol yoldaşıyım

Birlikte fetheyledik, bu yurt yerini…

Osman Gazi’yle diz çöküp huzuruna,

Dinledik Şeyh Edebali’nin öğütlerini…

Orhan Beyle birlikte yürüdüm Diyar-ı Rum’a,

Kılıç yoldaşımdır Hüdavendigar!

Sorsalar, elbette anlatacaktır,

Bursa’da, ulu cami avlusundaki çınar…


Karadan gemiler indirdim, Sultan Fatih’le

Değilmi ki, cihan, cihangire dar?

Bayrağı dikti Ulubatlı Hasan, biz yürüdük ardından…

Sorsanız, hisarlarda taşlar anlatır size:

İstanbul’un surlarında kanım var!


Sevinçlerim kadar acılar da yaşadım,

Vatan bildiğim bu topraklarda…

Bazen yüzümüze gülmedi devir,

Tersine de döndü, feleğin çarkı,

Kıyasıya vuruşurken, iki cihangir…

Bir tarafta Emir Timur,

Bir tarafta Yıldırım…

O günden beri öksüz Kerkük,

O günden beri yetim Kırım!

Kaç kez kan ile doldu,

Kardeş kavgasını durdursun diye

Tanrı’ya açılan elim…

Ama sığamadılar bu yeryüzüne

Şah İsmail ve Sultan Selim…

Kardeşin kardeşle vuruştuğu gün;

“Durun!

Türk’e Türk’ten özge yanan bulunmaz!

Kardeş kavgasında kazanan olmaz!”

Diye feryadı arşa dayanan bendim…

Çubuk Ovasına akan kanlar da,

Çaldıran’a düşen canlar da benim…


Üç yüz yılda döndüm, Viyana önlerinden.

Vuruştum boğazda yedi düvele karşı…

“Çanakkale içinde vurdular beni”,

Bir gonca gül iken derdiler beni…

Şimdi Gelibolu’da,

“Bir ölür, bin doğarız!” diye seslenen,

İsimsiz şehidin baş taşı benim…

Oğulsuz anaların, dul gelinlerin

Gözyaşı benim…


Sarıkamış’ta bedeni donan,

Yemen’de susuzluktan ciğeri yanan

Ve bir cepheden bir cepheye savrulan

Ölmez Türk benim!

İstiklal savaşına koştuk, sonradan,

Atatürk’ün yanındaydım her zaman!

Küllerinden yeniden doğan bir milletin

Evladıyım ben…


Vatanın ufkunu sarınca melal

Akif’in dizesiyle, dirildim yeni baştan

Haykırdım bütün dünyaya:

“Hakkıdır Hakka tapan milletimin İstiklal!”


Türkiye’m!

Ben senden hiç gitmedim ki!

Ezelden ebede seninleyim ben.

Uğrunda öldüğün Vatan, terk edilir mi?

Ölesiye sevdiğin Vatandan gidilir mi?


Seni nasıl sevdim, bir bilebilsen…

Güneşe vurgun ayçiçekleri,

Denize âşık martılar gibi…

Ben seni,

Kıyıya sevdalı dalgalar

Yağmura hasret sahralar gibi sevdim.

Bağlanıp kaldı ruhum bir tek sözüne,

Sahibinden ayrılmayan bir gölge gibi

Yıllar yılı yüz sürdüm ayak izine!


Ben seni nasıl bekledim, bir bilebilsen…

Üstadın dediği gibi:

“Hastanın sabahı, mezarın ölüyü,

Şeytan’ın günahı beklediği kadar”…

Ve ben, bendeki seni bekledim her an!

Kimsesiz evin, hiç gelmeyecek sahibini beklediği gibi…

Ben seni ölümüne sevdim, Türkiye!

Dudakta kalan son nağme,

Gözde donan son damla

Ve bir “Ah!” kadar!


Nasıl özledim seni, bir bilebilsen

Bebeğin anne sütünü,

Annenin evlat kokusunu

Üşüyen ellerin sıcacık bir ocağı

Özlediği kadar…

İçimde kanatlanan ve büyüdükçe büyüyen

Bir özlemim var…


Ben ki aşığım senin, baharına, yazına…

Seni niçin bu kadar sevdiğini soruyorlar,

Uzak diyarlardan gelen kızına:

Oysa “Aşkın sebebi sorulmaz”,

Aşk sebepsiz sevdadır”

Diyor, Bizim Yunus!


Sorulmasın bana artık bu soru,

Çünkü sen Türkiye’msin!

Vatansın! Vatan!

Bense çılgın bir Türk’üm,

Gökalp’in ruhunu yüreğinde taşıyan

Ve Vatanı Turan olan…


Canım Türkiye’m! Sen bensin,

Ayağına taş değse, benim ciğerim yanar.

Sen gönlümde umutsun, kalbimde ince sızı,

“Sevemez kimse seni benim sevdiğim kadar!”


İmza: 

Kardeşin Azerbaycan’ın, 

sana sevdalı kızı… *GanirePaşayeva*

5 Eylül 2023 Salı

YAŞAYAN ŞEHİR TOKAT

Sizlere  bu hafta sonu yapılan 2. TOKAT BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR KONGRESİ BU YIL 03 EYLÜL TARİHİNDE TOKAT İŞ GELİŞTİRME MERKEZİNDE YÜZ YÜZE YAPILAN kongreden izlenimlerimi paylaşmak istiyorum. 

1.si online olarak gerçekleştirilen kongrenin 2. si Tokatta İşgem merkezinde 3 Eylül cumartesi günü saat 10:00 ile 16 :30 arasında gerçekleşti. Saygı duruşu istiklal marşı ve açılış konuşmasından sonra Kadim şehrimizin kıymetli Ustaları ile ilgili yaptığım sunumda amacım “YAŞAYAN EFSANELER İLK TEK VE SON USTALAR”a dikkat çekmek ve elimizde var potansiyeli değerlendirerek USTALAR AKADEMİSİNİN kurulmasına öncülük etmek. Bu bağlamda dinleyicilerden ve katılımcılardan ilgi gören sunumum benide ziyadesiyle memnun etmiştir. Üniversitemizin kıymetli hocaları ve il dışından gelen değerli hocalarımızın sunumları ufkumuzu açtı. Etkileşimli ve samimi bir havada geçen kongreye gönül dostları ve Tokata gönül veren Tokatın dertleriyle dertlenen sivil toplum örgütleri başkanlarından

Dostlar meclisi başkanı Sn. Burhan Besler hocam “2. ULUSLARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMALAR VE STRATEJİ GELİŞTİRME KONGRESİNDE ARKADAŞIMIZ TARİHÇİ YAZAR PROF. DR. ALPARSLAN DEMİR'DEN GÖÇ EDEN KÖYLER VE YİNE ARKADAŞIMIZ DÜNYA KÖYLÜSÜ ARAŞTIRMACI YAZAR AYLA BAĞ HOCAMIZDAN YAŞAYAN EFSANELER USTALARLA İLGİLİ SUNUMU DİNLEDİM. KENDİLERİNİ, KATILIM SAĞLAYANLARI VE KONGREDE KATKI SAĞLAYANLARI, TEBRİK EDİYORUM. BİLİMSEL ARAŞTIRMALARIN IŞIĞINDA TOPLUMUN GELİŞİMİNE KATKI SAĞLAYACAK ÇALIŞMALARIN DEVAMINI DİLERİM.“dedi.

 İstişare Heyeti başkanı Sn. Mehmet Emin Atmaca beyefendi ekibiyle katılım sağlayarak Tokat için yapılan çalışmalara destek verdiklerini söylediler.

Prof.Dr Alparslan Demir hocamın 

Türkiye’de kayıp köyler üzerine yapılan çalışmalara dair değerlendirmesi dikkat çekiciydi. 

Dr. Aslı KAYA hocam 

ESKİ TÜRK EDEBİYATI DİVAN ŞİİRLERİNDE ÜLKELER, SAĞLIK VE TEDAVİ YÖNTEMLERİ hakkındaki sunumu gönül yaralarımıza iyi geldi. 

Dr. SELİM ÇAKAR

ÖRGÜTSEL VATANDAŞLIK DAVRANIŞI İŞTEN AYRILMA İSTEĞİ İLİŞKİSİ- KONAKLAMA İŞLETMELERİ ÖRNEĞİ sunumu bilgilendirici oldu. 

SOSYOLOG YAZAR AYLA BAĞ

YAŞAYAN EFSANELER İLK TEK VE SON USTALAR hakkında unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarını yaşatan efsaneler hakında önemli bilgiler ve sırları dinleyicilerle paylaştım. 

Sinan Keskin hocam 

GELENEKSELBİR AKTARIM OLARAK TOKAT ÜZÜM TARHANASI GASTRONOMİ SEKTÖRÜNDE KADIN KOOPERATİFLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ, TOKAT İLİ ÖRNEĞİ ERZAK KOOPERATİFİ üzerinden aktardı. 

Ercan Polat hocam 

ANADOLU’DA EKMEK MAYALAMA KÜLTÜRÜ. EV MAYALI EKMEK Mİ? EKŞİ MAYALI EKMEK Mİ? diyerek arasındaki farkı YAŞAYAN MAYA örneği üzerinden anlattı. Sunum harikaydı. Sağlıklı bir yaşam için herkes EKŞİ MAYALI EKMEK yemeli. 

Nursu Nida Kara 

TÜRK MEDDAHLIK GELENEĞİ VE STAND-UP: KÜLTÜREL DÖNÜŞÜMÜN YANSIMALARI örneklerle karşılaştırmalı sunum yapıldı. 

Uğur Güllü müzik öğretmeni 

Türk Halk Müziği Semah Formundaki Eserlerin Analiz Modellemesin sunumunda Tokatın yeri ve önemi dikkat çekiciydi. Bağlamasıyla değiş örneği sundu. Sunum Harikaydı. 

Ümran Karaca 

SOSYAL BİLGİLER PROGRAMINDAKİ KÜLTÜR VE MİRAS ÖĞRENME ALANINDA JAPON HAİKU ŞİİR SANATINDAN YARARLANMA sunumu yapıldı. 

Yunus Ergün, Berna Arıkan, Seher Aykaç, Sema Çıtak

YÖK ATLAS VERİLERİNE GÖRE COĞRAFYA PROGRAMININ DEĞERLENDİRİLMESİ: TOKAT GAZİOSMANPAŞA ÜNİVERSİTESİ ÖRNEĞİ

TOKİ’NİN GELENEKSEL KONUT YAKLAŞIMINA GENEL BİR BAKIŞ: GAZİLER MAHALLESİnden örneklerle yaşadığımız evler hakkında yöresel bilgiler sunuldu. 

Buğra Kaş 

ÇEVİRMEN ADAYLARINA DÜZENLEME BECERİSİNİ KAZANDIRMAK İÇİN AKRAN GERİ BİLDİRİMİNİN KULLANIMI

Sunumlar harikaydı. 

15 dakikalık verilen aralarda çay kahve eşliğinde yapılan sohbetler bir çok arkadaşlığın başlamasına ve dostlukların pekişmesine sebeb oldu. Kongre de bağlama eşliğinde söylenen türküler dostluğun pekişmesine ve kültür aktarımına katkı sağladı. 

ULUSLARARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE STRATEJİ GELİŞTİRME DERNEĞİ (UBSDER)  

TARAFINDAN HER YIL GELENEKSEL OLARAK DÜZENLENEN Kongre de

DERNEK BAŞKANI 

Dr. NADİRE KANTARCIOĞLU şu açıklamayı yaptı. 

“MERKEZİ ANKARA’DA OLAN, 

2020 OCAK AYINDA AKADEMİSYENLER TARAFINDAN KURULAN

ULUSLARARASI BİLİMSEL ARAŞTIRMA VE STRATEJİ GELİŞTİRME DERNEĞİ (UBSDER)  

TARAFINDAN HER YIL GELENEKSEL OLARAK DÜZENLENİR. 

DERNEK BAŞKANI Dr. NADİRE KANTARCIOĞLU. 

KONGRE DÜZENLEME KURULU BAŞKANI Dr. ASLI KAYA 

KONGRE BAŞKANI Doç.Dr. HÜSEYİN MERTOL

 

KONGRE AÇILIŞ PANELİNDE KONUŞMACI OLARAK KATILAN HOCALARIMIZ,

Gaziosmanpaşa Üniversitesi’nden

Prof. Dr. Ömer Faruk SÖNMEZ, 

Prof. Dr. Alpaslan DEMİR

İstanbul Maltepe Üniversitesi’nden

Dr.Abdülbeşir CEYLAN katılım sağladı. 

Yalova Üniversitesi’nden 

Doç.Dr. Sibel AKOVA HAVALI katılım sağladı. 

Dr. SELİM ÇAKAR

SOSYOLOG YAZAR AYLA BAĞ

İŞGEM GENEL MÜDÜRÜ YÜKSEL TOKUŞCU yaptığı çalışmalar hakkında bilgilendirme yaptılar. 

 

Uğur GÜLLÜ yüz yüze Kongrede Bağlama Resitali verdi 

Konya Selçuk Üniversitesi Dilek Sabancı Konservatuarı hocası Dr. Emsal ÇEVİK online Kongrede Türk Halk Müziği Konseri verdi.

 

KONGREMİZDE YERLİ VE YABANCI TOPLAM 45 BİLDİRİ SUNULMUŞTUR. 

1-3 Eylül de YÜZ YÜZE VE ONLİNE GERÇEKLEŞMİŞTİR. 

ONLİNE KONGREMİZE TÜRKİYENİN HER YERİNDEN KATILIMCI VARDIR.Uluslararası alanda 

PAKİSTAN, HİNDİSTAN, ENDONEZYA, FİLİPİNLER, TUNUS  VE NİJERYADAN KATILIM OLMUŞTUR.

Tüm katılımcılara çok teşekkür ederim ” dedi. 

             Dünya üzerinde 70 ülke gezen ve gördüğü güzelliklerle Tokatı karşılaştıran Dr. Nadire Kantarcıoğlu “ Ben Tokata yerleşmek istiyorum. Burasının havası, suyu, insanı çok güzel, sessiz, sakin, toprakla iç içe bir yaşam. Harika bir memleketiniz var tarihine, çoğrafyasına manevi havasına bayıldım” dedi. 

Dr. Aslı Bilge Kaya hocam “bu topraklar benim köklerim dedelerimin memleketi çok özlemiştim.   Kongre sebebiyle gelmem ve ata topraklarını ziyaret etmem beni çok mutlu etti. Çok verimli ve faydalı bir kongre oldu. 3. sünüde inş seneye gerçekleştiririz. Bu kongrelerin Tokat’ın tanıtımına çok büyük faydası olacağına inanıyorum. İnş seneye daha büyük bir organizasyonla kongremizi gerçekleştiririz “dedi.

            1-3 Eylül tarihleri arasında yapılan kongreden çıkardığım sonuç;

“YAŞAYAN ŞEHİR TOKAT”  

yaşayan MAYAsıyla, 

yaşayan efsane USTAlarıyla ve insanıyla, yaşayan tarihiyle, 

yaşayan BALLICA MAĞARASI , 

yaşayan KIRKKIZLAR EFSANELERİ ile her yönüyle bu şehir tüm insanlığı binlerce yıldır mayalandırmaya devam ediyor. “Neden Tokata gitmek gerek ? “ sorusunun cevabı bana göre; İçimizdeki var olan potansiyel aşkın ateşini tutuşturmak için Tokata gitmek gerek…

Bekliyoruz…

Kongre başkanı Prof Dr. Hüseyin Mertol hocamın şahsında emeği geçenleri yürekten kutluyorum. Bilimsel araştırmaların ışığında yol almak dileğiyle…çalışmaların devamını diliyorum. 

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 


1 Eylül 2023 Cuma

KONGRE SUNUM

 İlim Tokat Dilim Tokat 

Ben senin sevdalın oldum Tokatım 

Ben sende sevdaları buldum Tokatım dizilerinin sahibi 

                    Karacakız Süreyya Kayanın dediği gibi 

Sevda dolu yüreğimle…

Anadolu’nun mayası olan bu topraklardan herkesi en kalbi duygularımla selamlıyorum. 

Bir zamanlar her türlü zanaatkarlığın baş şehri olan 

Kadim şehrimiz 

Bugün yaşayan efsane 

Türkiye’de ilk tek ve son ustaların bu şehirde yaşadığını biliyor musunuz?

Zanaatkarlarımız Anadolu’nun mayası olan bu topraklarda yerel tohumların içinde evrensel değerleri barındıran birer hazinedir. 

Ahilik geleneğinden gelen disiplinle usta çırak ilişkisi içinde gelişen, geçmişi geleceğe bağlayan köprünün adıdır usta. Kültürümüzün can damarı olan Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarımızı kendi çabaları ile yaşatmaya çalışan,  mihenk taşı niteliğinde olan eserleri ile insanlık tarihine damgasını vuran ve bir sonraki neslin temelini inşa eden bilgiyi taşıyan bilgelerdir ustalar.

Bizim ustalarımızın işçilik kalitesi eserlerine yansımış. 

Anlatmaya gerek yok görüyorsunuz sözü yeterli değil ben anlatmaya devam edeceğim. Sanatçının değerini en güzel açıklayan 

Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözüyle sözlerime devam etmek istiyorum. 

Efendiler! Mebusan olabilirsiniz, Başbakan olabilirsiniz hatta ve hatta reisi cumhur başkanı olabilirsiniz ama sanatkar olamazsınız. 

Unesconun yaşayan insan hazinesi envanterine ismini yazdıran Türkiyede 22 kişiden birisi olan, doğada yaşayan insanın, türkünün can dostu hortlatma kavalının yapımcısı ve icracısı Yaşar Güç ustamın kavalın doğum yeri olan bu topraklarda yaşadığını biliyor musunuz.?

Bize ait olan Tokattan başka yerde göremeyeceğiniz 

Tokat illerinden aldım bakırı, incitmeyin fukarayı fakiri türküsü bu şehrin sosyolojik yapısınıda ortaya koyar. bakırcılık sanatına bir zamanlar baş şehirlik yapan bu memleket o zamanlardan bugüne kadar gelen kalhanelerinin viran olmuş varlığı bize en temel bilgiyi aktarır. Bakır tepsi honcanın ustası Mehmet Küçük ustam tavlama toplama tekniği ile tek parça halinde ki bakır levhayı işliyor. Yüksek medeniyetin sırlarının gizli olduğu geleneksel bu tepsi, yeni evli çiftlere ilk düğün gecesinde honca tepsi ile sunulan yemeklerin lezzetiyle biz olmanın altı çizilirken gençlere mutlu bir aile kurmanın mesajı veriliyor. 

Dericilik dabakhane; Osmanlı zamanında bu şehir 400 usta ile Kafkaslardan Viyana’ya kadar yol alırken yüz yıl öncesine kadar 40 usta son zamanlarda yani son 10 yılda 4 usta ile dericilik zanaatını yaşatmaya çalışan ustalardan birisi olan Sadettin Vahitoğlu ustam Türkiye’de ilk ve tek cam deri ustalığı yapan son usta.çırak yetişmiyor. 

Aynalı çarık yemenisinin son ustası Ayhan Kılıç ustam yaptığı çarıklarla bu topraklarda gelin olan kızların köklerinden aldığı güç ile kendini bilme yolculuğunda insana ayna olan fıtrat ayarındaki Anadolu kadınının sırrının taşıyıcılığını yapar. Toprakla bağını kesmeyen insanoğlu ayağından aldığı güç ile dimdik süren yaşamanın onurunu yansıtır bu coğrafyada. 

Fatihin İstanbul’u feth ederken gemilerini karadan yürüttüğü urganların bu topraklarda yapıldığını biliyor musunuz? Türkiye’deki ilk tek kadın urgan ustası TOGES DER baş Ayşe Demir Darende ustamın hayvanlara duyduğu saygıdan dolayı düğümsüz yular yaptığını, Türkiye’de 5 çeşit olan yuları 9 çeşitle çıkartarak hayvan haklarına verdiği değeri sanatına yansıttarak, 5 ülkeye ihracat yaptığını biliyor musunuz?

İlk özgün mavi çini örneğinin Anadoluda tokattaki gökmedresede görüldüğü, bu topraklarda yetişen 68 yaşında ustalık belgesi alarak kızlarımıza ilham olan ve şu anda 75 yaşında açtığı çini atölyesinde 120 kişiyi istihdam eden ve çiniciliğin okulunu kurmak isteyen Tülay Atilla Ustama selam olsun…

Alaylı 45 ustadan farklı bir usta ustalar kitabının tek okullu ustası yani diplomalı ustası Rabia Daşçı ustam atölyesini açarak ve ürettiği batik desenli elbiseleri, florları markalaştırarak şehrimize değer katan kişisel çabaları ile baskı ve batik sanatını yaşatmaya çalışan ustama selam olsun…

7 yaşından beri tokat yazma baskı sanatında çalışarak tokat yağmacılığını yaşatmaya çalışan 77 yaşındaki Ömer Yaşin ustama selam olsun. 

Özgün sanat alanında bu toprakların yetiştirdiği Tokatın milli marşının yazarı ve besteleyicisi 30 bin şiir 40 bin mani ile yaşarken ürettikleri kayıt altına alınan şairimiz Aşık Eşref Tonbuloğlu ustama selam olsun…

Gölge oyununun baş karakteri Hacivatın Tokatlı olduğunu biliyor musunuz? Bu geleneği aşk ile 25 yıldır yaşatmaya çalışan ekmek arası tiyatro diyerek sanatını köfteci dükkanında sergilemeye çalışan kadim şehrimizin medârı iftarı Kemal Atangür ustama selam olsun…

Kilim dokuma, kumaş dokuma, telli zurnanın diyarı, ahşap oyma, demircilik, semer ve hamut ustalığı, kaval ustalığı, pişmiş toprağın çömlekçiliğin ve bir çok ustalığın baş şehri  bu memleket Dünyada Türkiye Türkiye’de Tokat sözü ile içinde sakladığı sırlı tarihi, sosyolojisi, teolojisi, kültürüyle ve yaşayan efsane ustalarıyla nuhun gemisi olma özelliği taşımaktadır. 

Elleriyle çalışana işçi

Eliyle kafasını birleştirene usta

Elini kafasını yüreğini birleştirene sanatkar denir. 

Toprağı, bakırı, demiri, ahşabı bilgisiyle ve becerisiyle sanata çevirenlerin diyarı, zamanın ruhunu içinde taşıyan yaşayan tarihiyle, geleceğin mayasını içinde barındıran bu kadim şehrimizin bir evladı olarak sesleniyorum. 

Bu şehir kültür mirası otantik yerel değerlerin turizmi  ile kutup yıldızı misali öncü ve yol gösterici ilham verici örnekleri ile önder olmaya hazırdır. Sağ duyulu yöneticilerimizin elinde yeniden bu meslekler sanat okullarında, Kız meslek liselerinde, üniversitenin açacağı USTALAR AKADEMİSİNDE yan alan olarak okutulmalı, öğrencilere usta çırak ilişkisi içinde aktarılmalı, meslekler canlandırılmalı bu mesleği yapmak isteyen gençlerimize destek verilmeli otantikliğimiz korunarak üretim yapılmalı. 

Ne mutlu elindeki yeteneği, akıl eleğinden eleyip, alınteri ile yoğuran, yürek ateşinde pişirerek bilgisini eserlerine yansıtan ustalara selam olsun.

Bu topraklarda doğmaktan onur duyan ve üzerime düşen görevi yerine getirmeye çalışan bir çırak olarak üretmeye, düşünmeye, yazmaya devam ediyorum. 

Anadolu ismiyle özdeşleşmiş analarımız bizim en kıymetlilerimizdir. En büyük usta olan YARADANdan sonra yaratan ANNELERİMİZ bizim baş tacımızdır. Bende bu ustalar kitabını ANNEME İTHAFEN yazıyorum. Bizi doğuran nasihatleri ile yoğuran hamur gibi şekil veren usta ellerinden öperim annem. 

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ