25 Ağustos 2023 Cuma

USTALAR AKADEMİSİ

 Zanaatkarlarımız Anadolu’nun mayası olan bu topraklarda yerel tohumların içinde evrensel değerleri barındıran birer hazinedir. 

Kadim şehrimizin kadim ustalarına selam olsun. Türkiye’de ilk tek ve son ustaların bu topraklarda yaşadığını biliyor musunuz.? Ahilik geleneğinden gelen disiplinle yetişen ve usta çırak ilişkisi içinde gelişen, geçmişi geleceğe bağlayan köprünün adıdır usta. Unutulmaya yüz tutmuş geleneksel el sanatlarımızı kendi çabaları ile yaşatmaya çalışan şehrimizin tanıtımındaki vitrinde ustalığın mihenk taşını oluşturan eserleriyle bu şehre damgasını vuran bilgelerin sırlarını taşıyan ustalara selam olsun. 

Bir zamanlar bir çok zanaatın baş şehri olan bu şehir bu günlerde ilk tek ve son ustaları ile ayakta kalma mücadelesi verirken, GOP Üniversitesi iş birliği ile ölmek üzere olan zanaatlarımızı yeniden canlandırmak ve yeni nesle aktarmak amacıyla çıktığımız bu yolculukta otantik değerlerimizi koruyarak yine yeni yeniden üretim sahalarını atölyelerde geliştirerek yerel halkın da içinde bulunduğu bir çalışmanın temelini sağ duyulu yöneticilerimizin önderliğinde yapabiliriz. 

Yağ var un var şeker var ne duruyoruz helva yapalım. 

Usta var öğrenci var malzeme var ne duruyoruz üretime başlayalım. 

Amacımız 

1- Unutulmaya yüz tutmuş zanaatlarımızı yeniden canlandırmak usta çırak ilişkisi içinde disiplinli bir çalışmayla bilgiyi bir sonraki nesle aktarmak . 

2- Bu akademinin öğretim görevlileri alaylı ustalardan oluşacak. 

3- Bize ait olan otantik değerlerimizin üretimi ile şehrimize ve insanımıza istihdam sağlamak ve markalaşarak değer katmak. 

4- Üniversite bünyesinde verilecek olan bu eğitimler uluslar arası öğrenci kabul ederek sürekli eğitim merkezlerinden gelir sağlanacak ve bu zanaatların doğum yeri olması nedeniyle  dünya çapında geçerliliği olan sertifikaların verilmesi eğitimdeki kalitenin bir göstergesi olacak. 

5- Öğrencilerimizi kahve köşelerinden kurtarmak için sigortalı çırak olarak ve harçlık karşılığında bu zanaatların öğrenilmesi cazip hale getirilerek öğrenciye ekonomik destek sağlanmalı. 

6- Otantik ürünlerin dış satış pazar ağları kurularak üretimin dış ticaret ayağı ehil danışmanlar tarafından bağlantılar kurularak sürekliliği sağlanmalı. 

7- Ustalar akademisi çatısı altında etnik kimliğe uyruğa ve cinsiyete bakılmaksızın bir olmanın üretim yapmanın uygulamalı örneğinde sosyalleşmenin ve fikir birliğinde buluşmanın özüyle kurulacak dostlukların ülke ve dünya barışına sağlayacağı katkı tüm yürekleri insanlığın zirvesinde buluşturacaktır. 

8-Bütün bu üretimde kullanılacak olan malzemenin üniversite tarafından karşılanması ve kazanılan gelirin adaletli bir şekilde paydaşlarla paylaşılması herkesi ziyadesi ile memnun edeceğinden sürekliliğin esası devam edecektir. 

9- ilk etepta 12 ustalıkla başlayıp ilerleyen süreçte ustalık sayısını arttırabiliriz. 

10- Ustalar akademisi çatısı altında çalışmak isteyen ustalarımıza bulundukları ilde, ülkede, görev yapma imkanı sunulmalı ve çırak yetiştirmesine destek verilmeli. 

11- Şehrimizin tanıtımına katkı sunacak olan Ustalar Akademisi gelen yerli ve yabancı turistlere bu atölyeler gezdirilmeli minik bir etkinlik düzenleyerek gelen turistin belleğine bu güzellik tohumları atılarak unutmayacağı bir sunum yapılmalı. 

12- Ustalar Akademisinde üretilen ürünler bir satış dükkanında havaalanlarında, şehir merkezinde ve sosyal medya sitelerinde satışa sunularak ekonomik anlamda gelir sağlanmalı. Bu sistemde  üniversitenin bölüm öğrencileri aktif görev almalı. 

13-Ustalar Akademisinin öğretim görevlileri işinin ehli 20-40 yıllık ustalar olmalı. Alaylı yoldan gelerek, diploma zorunluluğu olmamalı. Kadro, okuma yazma bilmeyen, ilk okul mezunu ordinaryüs profesörlerden oluşmalı. 

14- Şehrimizin üreten düşünen uygulayan emektarlarını bir çatı altında toplayan bu düşünce ustalarımıza gerçek manada hakettikleri değeri hem kariyer anlamında gemde ekonomik anlamda verilerek gerçekçi bir çalışmanın insan onuruna kattığı o yüce duygunun ilk örneğini şehrimizde kurmanın ve örnek olmanın gururuyla sağ duyulu tüm yöneticilerimizin desteğiyle hayata geçmesi herkesi mutlu edecektir. 

Bu çalışmada ilk iki yıllık ve Dört yıllık öğrenciler 

en az 950 saat ders alarak 

Haftada iki gün bir yılda 

Haftada bir gün iki yılda 

bu eğitimi alarak üniversite tarafında verilecek olan yan alan sertifikası ile öğrenci hayata bir sıfır önde başlayarak mezun olur. 

Ustalıklar

1-Yazma&Baskı ustalığı

2-Bakır ustalığı

3-Deri ustalığı

4-Ahşap oymacılığı(sepet-oyuncak)

5-Urgan örme sanatı 

6-Aynalı Çarık 

7- Çini sanatı 

8- Telli zurna -Kaval

9- Özgün ustalıklar(tiyatro-Şair)

10- Keçe ustalığı

11-Moda Tekstil (dokuma)

12- Kilim dokuma

13-Gastronomi  aşçılık 

Anadolu’nun mayası olan Tokat’ta Tarım ile turizm birleştirilmeli ve bize has olan yiyecekler tanıtılmalı, ekşi Mayalı ekmek yaygınlaştırılmalı. Yaşayan efsane ustaları ile yaşayan şehirin ruhunu yansıtan özellikler dikkate alınarak eko turizm köylerimizde uygulamalı eğitim yapılmalı.

Bu ustalıklarda bize ait otantik değerlerin üretimi yapılmalı. İnsanın doğal yapısına uygun üretimler yapılarak faydalı yaşamın mutluluğuna katkı sunulmalı. 

Bu Ustalar Akademisinde gönüllü olarak görev almak ve üniversitelerde söyleşi yaparak hem zanaatlarımızı hem şehrimizi hemde en önemlisi  mutedil olan insanımızı tanıtmak için ayda bir üniversitelerde yapacağımız söyleşilerle bu konunun altı çizilmeli ve dikkat çekerek öğrencilerimizin zanaata yönelmesi sağlanmalı. (2 bin )Ustalar kitabı ile öğrencilerimiz imza etkinliğinde buluşturulmalı. 

1-Tokat Gazi Osman Paşa üniversitesi ve bölümleri 

2-Amasya üniversitesi 

3-Sivas cumhuriyet üniversitesi 

4-Ordu üniversitesi

5-Samsun 19 Mayıs üniversitesi 

6-Yozgat  üniversitesi 

7-Çorum Hitit Üniversitesi 

8- Kayseri Erciyes Üniversitesi 

9-Kahraman Maraş Üniversitesi 

10- Hatay üniversitesi 

Bir yılın sonundaki istatistiksel bilgiler toplanmalı rapor edilmeli ve bu çalışma ikinci yılında tüm bölgelere tüm Türkiye’ye yayılmalı. 

Amacı geleneksel el sanatlarımızın devamlılığını sağlayacak olan bu usta çırak ilişkisi içinde 

Fayda çıraklıktan yetişen usta yetiştirmek 

Sonuç olarak üreten bir yerde ekonomik kazancın ve bilginin ehil ellerde devamlılığını sağlayarak çalışmanın önemini vurgulayarak mutluluğun insan sağlığı üzerindeki psikolojik iyileşmenin yaşayarak test edilmesinin altını çizmek, değer görmek, emeğinin karşılığını almak. Bedensel faaliyet, zihinsel faaliyet ve maddesel faaliyetin bir arada olduğu bu çalışma ivedilikle hayata geçmeli. Üretilen ürünler dış ticaret bağlantıları kurularak  satışa çıkartılmalı.(e-ticaret)

21 Ağustos 2023 Pazartesi

Hatice Güçlü

Havuz başı sohbetlerinde bu akşam ülkemizin güzide şehirlerinden olan Kahramanmaraşlı bilge kadın yaşadığı bütün olumsuzluklara rağmen yüzündeki gülümsemeden güç aldığınız Anadolu kadını, 58 yaşında ölüm, ayrılık, deprem gibi bir çok olumsuzluğa göğüs geren ve gelecek çok daha güzel gelecek inancını yitirmeden hayata pozitif bakan ve etrafına ışık olan Kıymetli Hatice Güçlü Hanımefendinin hikayesini sizlerle paylaşacağım. 

            1965 yılında Kahraman Maraş merkezde doğan Hatice Hanımefendi sülalede 14 erkek kardeşin arasında tek kız olarak dünyaya gelir. El bebek gül bebek,  bir eli yağda, bir eli balda evin göz bebeği olarak büyütülür. Sevdiği genç ile 17 yaşında evlenir. 5 çocuğu olur. Üç kız, iki erkek. Olmadık bir anda olmadık bir zamanda  Eşi gencecik yaşında amansız bir hastalığın pençesinde can verir. Hatice hanımefendinin ağzından  hikayenin gerisini dinleyelim.

“ Evli kaldığımız süre içinde eşimle birbirimize can diye seslenirdik. İsmimizi söylemezdik. “Ne oldu can. Ayrılmazdın bir an yanımdan, ne oldu can, bensiz bir yerlere gitmezdin, şimdi esen yellerde misin, ne oldu cannnnn🥲

Can gidince bende eve gömdüm kendimi.  Vedası olmayan tek ayrılık ölümdür. Hem giden ölür hem kalan. 5 çocukla 30 yaşında bir başına kaldım. Benim için hayat mücadelesi ondan sonra başladı. Hem ana hem baba oldum. Beş çocuğu kimseye muhtaç etmeden büyüttüm, okuttum , evlendirdim. 

Tam herşeyi yoluna koydum derken soğuk bir kış günü sabah saat 4:17 de gürültü ses ile yatağın beni havaya fırlatmasıyla  uyandım. Ne olduğunu anlayamadım. Bir dakika sonra pencereden dışarıya baktığımda her taraf ana baba günüydü. Deprem olmuş bütün evler yıkılmış. Oturduğum ev  yıkılmadığı için depremden sağ kurtuldum. Çelik kapı sıkışmış kapıyı açıp evden dışarıya çıkamadım.  Çocuklarım ve kardeşlerim beni  kurtarmaya gelmiş. Uzun uğraşlar sonunda kapıyı araladılar oradan çıktım. Aşağıya indiğimizde kar, kış ,kıyamet, yağmur,  soğuk, feryat figan seslerrr, mahşer yeri kimse kimseye yardım edemiyor herkes enkaz altında kimse yokmu diye sesleniyordu. Çok acı kimseye yardım edemiyorsun elinde aletin yok. Çok zor günlerdi. Bir çok arkadaşımı depremde kaybettim. 7 ay oldu şehir enkaz yığını hala temizlemeye çalışıyorlar. Bütün anılarımız gitti. Bizim için artık bu şehrin bir anlamı kalmadı. Hayat devam ediyor. Geriye bakmadan önüme bakıyorum. Gelecek çok güzel gelecek ümidim bu yönde. Çok şükür çocuklarımla ve 8 torunumla birlikte yaşıyorum. Ömrümü onlara vakfeyledim. Çocuklarım için yaşadım. 

Hayatta pişmanlığım yok. Gezmeyi çok seviyorum. Hayata gülmeyi çok seviyorum. 

Bazı şeyleri depremden sonra daha iyi anladım. Mal biriktirmek ahmaklıkmış. Yiyeceksin içeceksin çocuklarınla birlikte anı biriktireceksin. Depremde milyoner yattılar evsiz parasız kalktılar. Depremden sonra her şeye daha anlamlı bakmaya başladım. Paylaşmanın değerini daha iyi kavradım. Veren el olmanın çok kıymetli olduğunu öğrendim. Verdikçe arınıyorsun. Biriktirmek güzel bir şey değil. Annem şöyle dua ederdi. “Allah gökten yağdırsın siz yerden toplayın yavrularım “ derdi. Hiç daralıp bunalmadım, çok şükür Allah’ıma her şey için hamd ediyorum.  Ağlayanın malı gülene hayretmez yavrum. Eşimden kalan malları bizlere layık görmediler bize mal vermediler ama onlarda hayrını göremediler. 

Sağlığınız yerindeyse en büyük servete sahipsiniz. 

Parayla sağlık satın alamıyorsun. Kafaya hiç bir şeyi takmayın. “Yakışırken giyin, öğütürken yeyin”derdi annem. Her şeyi vakti zamanında ve yerinde yapın. 

Gençlerimize şöyle seslenmek istiyorum. yakışanı alın markaya takılmayın. Elbiseye urbaya değer vermeyin onun içindeki cevhere değer verin diyorum. 

Gençlerin hepsini çok seviyorum…

Yalnız geldim, yalnız yaşadım, yalnız gidiyorum. Anı yaşamasını öğrendim. Dernek başkanlığı yaptım. İhtiyaç sahiplerini gözetledim. Zenginden aldım fakire verdim. Vermek te nasip işi Allah bazılarına vermeyi nasip etmiyor. Veren el alan elden üstündür. Biz böyle gördük atadan. Bu görgüyü uygulamaya çalışıyorum . Çocuklarımada  bunu öğrettim.” diyor bilge kadın Hatice Güçlü hanımefendi. 

Sohbetine muhabbetine doyamadığımız Hatice hanım bir derya. Her sözü yaşanmışlıklarla kaydedilmiş,  altı çizili bir pusula. Hayat öylede geçiyor böylede geçiyor. Yarada tevekkül edin gerisini düşünmeyin diyor.  Hayat hikayenizi bizimle paylaştığınız için çok çok teşekkür ederim. Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 

18 Ağustos 2023 Cuma

ZEYNEP BULUT KARAKÜÇÜK

              Hikaye dinlemesini ve hikaye anlatmasını çok seviyorum. Havuz başında yeni tanıştığım güzel insanların izni ile  “Dünya köylüsü ile Sizin hikayeniz”sohbetlerinde bu akşam  güler yüzü ile etrafına ışık saçan, yaşı küçük olmasına rağmen olgun ve vakur duruşu ile dikkat çeken, kara gözlerinde sakladığı yaşam öyküsünden etkilendiğim hikayeyi 

Zeynebim Zeynebim allı Zeynebim üç köyün içinde şanlı Zeynebim türküsünün eşliğinde  sizlerle paylaşmak istedim.            

              1985 yılında Antalya Serik’te dünyaya gelen Zeynep Hanım ilkokulu bitirdikten sonra annesiyle birlikte pamuk tarlalarında çalışmaya başlar. Zeynep hanım 19 yaşında görücü usulüyle evlenir. Cicim ayları bitmeden eşinden şiddet görmeye başlar. Çevre baskısı elalem ne der korkusu ile yapılan zulme boyun eğer. Dünyalar güzeli iki kız çocuğu dünyaya getirir onların sevgisi ile avunmaya çalışır ama zulme dayanamaz, 13 yıl sonra bu evliliğe çok üzülerek son verme kararı alır. İki kız çocuğunun velayetini babasına bırakır ve özel eşyalarını aldığı bir çanta ile bir bayram günü baba ocağına geri döner. Çalışmaya başlar. Haftada bir gün çocukları ile görüşür. Onlarla özlem giderir. Kaderinde var olan bu ayrılığa boyun eğer. 

Günler aylar geçer, Ana ocağı dar gelir, kendisini bu evde sığıntı gibi hisseder. Bu itilmişliğe kakılmışlığa büyük bir cesaretle karşı çıkar, aldığı karar ile valizini topladığı gibi çalıştığı otelin lojmanına taşınır. Burada tanıştığı bakışı, sözü, davranışı çok merhametli olan bir beyfendi ile arkadaşlık eder. Çok düşünür, acabaları, keşkeleri, cevabı olmayan soruları korkak yüreğini pır pır attırır. Ama mutluluğu arayan yüreğine yani kendisine ikinci bir şans verir. Sevdiği delikanlı ile sade bir nikahla evlenir. Aradığı mutluluğu değerli bir evlat ile taçlandırır. İki kızı bir oğlu olan Zeynep Hanım hayatın ne getireceğini bilmeden aldığı nefesi helalinden çalışarak kazandığı para ile evlatlarının mutluluğuna adamış bir hanımefendi. Okuyamadığı için okutmadıkları için çok pişman. Hayatında bir çok keşkesi var. Keşkelerle dolu bir hayat yaşamamak için kendi kararlarınızı kendiniz alın diyor. İkinci eşini tarif ederken 

Hayatın çemberinden geçmiş, bütün zorlukları görmüş, iyiyi ve kötüyü ayırtedebilen bir beyefendi. Bana çok kıymet veriyor iki kızımı kendi evladından ayırt etmiyor. Onu çok seviyorum. Onunla tartışmak bile çok güzel diyor Zeynep hanım. Aradığım mutluluğu kendime verdiğim bu ikinci şansta buldum. MUTLULUĞU ARAYAN HERKES KENDİSİNE İKİNCİ BİR ŞANS VERMELİ diyor. 

              37 yaşında feleğin çemberinden geçerken iki kız çocuğuna hasret kalmanın verdiği  acının ateşinde pişerek olgunlaşan, hayata pozitif bakan, İkinci baharında aradığı mutluluğu bulan Değerli Zeynep Bulut Karaküçük hanımefendi hikayenizi bizimle paylaştığınız için çok çok teşekkür ederim. Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 

17 Ağustos 2023 Perşembe

ÜNZİLE

 ÜNZİLE 

ÜNZİLE kaç koyun ediyor?  diye sormayacağım. 

Güzel memleketimin cennet kokulu güzel insanları…

Bir Anadolu, bir dünya kadar kıymetli.

Gezdiğim yerlerde çok sıcak samimi insanlarla tanışmak Anadolu’nun o saflığını taşıyan insanlarının varlığını görmek beni umutlandırıyor. 

Torosların eteğinde gezerken Atatürk’ün şu sözü geldi aklıma “Gidip, Toros Dağları'na bakınız, eğer orada bir tek Yörük çadırı görürseniz ve o çadırda bir duman tütüyorsa, şunu çok iyi biliniz ki bu dünyada hiçbir güç ve kuvvet asla bizi yenemez.” memleketi ayakta tutan bu saflık ve doğallıktır diye düşünmeden edemiyorum. Antalya’da tanıştığım rafting rehberi ÜNZİLE  ile sizleride tanıştırmak istiyorum. 

ÜNZİLE 20 yaşında Acil tıp teknisyenliğini okumuş ikizler-rafting kuruluşunun rehberi bir Kadın. Babası küçük yaşta vefat ediyor. Annesi dört çocuğunu bakıp büyütüyor, okutuyor. Köprülü kanyondaki Karabük köyünde en doğal en samimi Antalya’nın en güzel rafting tesislerinden birisini işletiyor. Anne yemek işi ile ilgileniyor. İkiz kardeşler ÜNZİLE ve kardeşi Tolga rafting rehberliği yapıyorlar. İkiside üniversite mezunu. Tolga su ve orman ürünleri işletmesi bölümünü bitiriyor. Botlarına bindiğiniz anda kendinizi rehberin söylemlerine teslim ediyorsunuz ve başlıyor yolculuk. Eğer ilk defa bindiyseniz acemiliğin ve saflığın verdiği korku ile rehberin hikayelerini ağzı açık dinliyorsunuz. 14 km lik kulvarı 2-3 saatte alıyorsunuz ve hayatınızda ilk defa deneyimlediğiniz bir etkinliğe sevdiklerinizle birlikte kulvarı başarıyla tamamlamanın sevincini derin ve serin sulara atılarak kutluyorsunuz. 

Bu süre içinde ÜNZİLE kaptan erkek rakiplerine taş çıkartırcasına işine olan hakimiyeti ve işini çok severek aşk ile yapması beni kendisine hayran bıraktı. Espirili, gündeme hakim, okuduğu okulun bilgisi ile etrafına güven veren korkmayın! Acil müdahaleye hazırım diyerek içimize saldığı korkuyu güvene çevirmesi kaslı kuvvetli fiziki yapısıyla uzun sürmedi. 

İçimden Sezen Aksu’nun ÜNZÜLE kaç koyun ediyor? şarkısını mırıldanırken , 

ÜNZİLE  ben bu sulara aşığım abla bir yere gidemiyorum, köyümü çok seviyorum dedi. O zaman anladım kaç koyun değil, 

ÜNZİLE Bir Anadolu, 

ÜNZİLE Bir Dünya. 

Irmağının akışına, Köyüne sevdalı ÜNZİLE yi yeşil gözlerinden sarı saçlarından tanıdım. 

Adını yüreğime yazdım…

Buraların bekçisi, koruyup kollayıcısı, yürekli cesur, cömert, bilgili ve güler yüzüyle torosların eteğinde kurduğu , dumanı tüten çadırında buz gibi yayık ayranını ve gözlemesi ile bizi ağırladıktan sonra uğurluyor. Yine bekleriz biz hep buradayız diyor… 

En kısa zamanda görüşmek dileğiyle diyerek mutlu mesut ayrılıyoruz…

Yolunuz düşerse muhakkak uğrayın bir ayranda siz için 

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

#inzüle#ikizler-rafting#toroslar#yörük

#dünyaköylüsüaylabağ#anadolu

21 Temmuz 2023 Cuma

Neden Tokat GOP Üniversitesi Tercih Edilmeli ?

               Üniversite sınavlarının sonuçlarının açıklandığı şu günlerde tüm üniversiteler öğrenci tercihlerinde yer almak için kendi reklamlarını internet, televizyon ve sosyal medya üzerinden yapıyorlar. Bu kaynaklar üzerinden yaptıkları tanıtımlarda üniversitenin akademik başarılarını ve özelliklerini sıralarken, yaşanabilir bir şehrin sosyal, ekonomik ve kültürel özelliklerini ön planda tutarak öğrenciye en az iki yıl veya dört yılda sağlayacağı katkılar da göz önünde bulundurularak tanıtımlar yapılmalı ve bu otantik özellikler dile getirilmeli diye düşünüyorum. 

Bakkal amca bakkal amca 

Yağın var mı ? Var. 

Unun var mı? Var 

Şekerin var mı? Var 

Ne duruyorsun helva yapsana … helva yapsana…

Bizimde elimizde 45 çeşit usta var, öğrenci var, malzeme var  GOP üniversitesi çatısı altında “USTALAR AKADEMİSİ”ni kutup otantik değerlerimizi üretime geçmeliyiz. 

Hayalini kurduğumuz bu projeyi şöyle örneklendire biliriz. GOP Üniversitesinin 2023 hedefleri içinde yer almasını canı gönülden dilediğim USTALAR AKADEMİSİ nin çatısı altında ahilik geleneğinden gelen kıymetli ustalarımızın önderliğinde kadim şehrimize gelen öğrenciyi dört yılda usta çırak ilişkisi içinde zanaatlarımızı öğretmek ve bir sonraki nesle aktarmanın huzuruyla otantik değerlerimizi yerinde ve yerli üretim işbirliği içinde hayata geçirerek fark yaratmalıyız. Bu çok zor olmasa gerek. Buradan Gazi Osman Paşa Üniversitesi Rektörü Sayın Fatih Yilmaz hocama sesleniyorum. İki milyon öğrencinin tercih yapacağı şu günlerde bizim üniversitemizi tercih etmelerinin bir sebebi “ustalarımızdan öğrenecekleri otantik zanaatlar ile kendilerine fark yaratacakları uygulama ile öğrenci tercih ettiği bölümden yan alan olarak aldığı ustalık belgesiyle, öğretmen &bakırcı, mühendis &tahta baskı, mimar&kilim dokuma, ziraat mühendisi&ahşap oyma ustası olarak aldıkları belge ile hayata bir sıfır önde başlamak için bizim üniversitemizi tercih etmek ve Tokat’a  gelmek gerek” diyerek bu çalışmanın ilk adımı atılmalıdır. 

Üniversitemizin başarılı çalışmalarla ve USTALAR AKADEMİSİ çalışmasıyla diğer üniversitelerden farklı olacağı ve adından gelecek yıllarda söz ettireceği bu çalışmanın insan psikolojisi üzerinde bırakacağı olumlu etkinin sağlam nesiller yetiştirme yolunda sunacağı katkı tartışılamaz…

Tokatl’ıyız çok farklıyız, Tokat’lıyız çok tatlıyız diyebilmek için bu helvayı pardon bu USTALAR AKADEMİSİNİN temelini bir an evvel üniversite bünyesinde  atılması gerektiğine olan inancım çok yüksek. Her yönden uygulamalı eğitim alarak yetişen gençler öz güvenli, ayakları yere sağlam basan, öz kültürüyle kucaklaşmış, üreten bir nesilin mutsuz olma şansı yok. Üniversiteyi kazanan gençlerimize yapmış oldukları tercihlerinde başarılar ve muavfakiyetler dilerim.

Tokat’lıyız çok farklıyız…

Güzelliklerde buluşmak dileğiyle…

Dünya Köylüsü 

Ayla Bağ 



9 Temmuz 2023 Pazar

Tokat Kelimeleri

 Bir hayli zaman oldu hazırlayalı

Üzerinde tekrar çalışmam ve ilaveler yapmam lazım ama nasip


TOKAT AĞZI SÖZLÜĞÜ


Abrul: Nisan (Rumi takvimdeki April kelimesinden) 

Aha: İşte 

Ahpahla: Kurufasulye

Ahbun: Çiftlik gübresi (ermenice)

Alaçuh: Bağevi , daha çok arazide tarlaların kenarına yapılan gölgelik, yarı açık yarı kapalı olduğu için ala açık sözünden

Ağartı:  Süt ürünleri (Ak kelimesinden)

Alaf: Alev 

Alışmah: Tutuşmak, ateşin tutuşması

Anadut: Üç çatallı ahşap  kuru ot/ calaz yığma aracı

Ardala:  Arz-ı ala teriminden gelen Arapça yüksek yer anlamında bir semt adı

Arsuz: Utanmaz –Ar kelilmesinden-

Arsız eniş: Yabani sıklamen 

Arustah:  Oda tavanı, ters tavan 

Aşgana: Mutfak  (aşhane kelimesinden)

Aşurma: Kulplu kazandan küçük, helkiden büyük kap 

Ataş gaymah: Ateş yakmak

Atku: Şal, kalın kumaştan kadınların beline kadar uzanan baş örtüsü

Avara: İşsiz güçsüz, boş gezen

Avu/ağu: Zehir

Avut: Ağlama -ağıt kelimesinden-

Avuz:  Davar ve sığırın yavruladıktan sonraki ilk sütü –ilk anlamındaki ağız kelimesinden -

Bacı:  1- Kız kardeş;  2-    Temizliğe gelen yardımcı kadın  

Bacılıh:  Bacı kadar yakın arkadaş

Badal: Merdiven , basamak –farsça ayak anlamında pa kelimesinden ayak basılan yer kelimesinden olabilir-

Bade parmah: İşaret parmağı

Badi: Ördek –paytak kelimesi ile ilgili yine farsça pa kelimesi ile ilgili olabilir

Bahanah: Küçk ve büyük baş hayvanların tırnaklarının arası

Bahraç: Küçük kova 

Balah: Manda yavrusu 

Baldıcan: Patlıcan 

Batman:  8 kilo mukabili ölçü birimi 

Bayahtan: Az önce –bayat , baya oldu sözleri ile ilgili-

Beleş: Bedava (arapça /farsça bi la şey)

Bek: Sert, sağlam 

Bekitmek:  Sabitlemek, sağlamlaştırmak 

Beybaa: Beybaba 

Bıldır: Geçen sene 

Bıhın: Vücudun sağ ve sol yanları, göğüs kafesi ile bel arası bölge 

Bıngıldah: Bebeklerin kafataslarındaki yumuşak bölüm 

Bidıhım:  Bir parça azıcık, ağıza bir defada girecek kadar küçük 

Bisohum: Az, azıcık, ağza bir defada sokacak kadar küçük 

Boduç: Kara bakla taze iken

Boğün: Bugün 

Boranı: Sarımsaklı yoğurt 

Bostan: 1- Bahçe; 2- Karpuz 

Boyuna: Devamlı, sürekli 

Böcük: Böcek, haşere 

Buymah: Üşümek, donmak  -buz kelimesi ile  ilgili olabilir z-y sesi değişmesi ile-

Bürük: Karaçarşaf  -bürünmekten-

Cazu: Cadı

Cerek: İnce uzun ağaç 

Ceyran: Elektrik –arapça akmak analamındaki cereyan kelimesinden-

Cıbır: Yoksul, varlığı olmayan –çıplak kelimesinden-

Cinik: Tahıl ölçüsü  -yunanca, şinekos-

Cicik: Meme 

Cimcik: Çimdik 

Cıblah: Çıplak

Cığ:  Kendir çubuklarının bağlanmasıyla yapılan, üzerinde meyve sebze kurutulan sergen 

Cılga: Patika, keçi yolu -

Cıngı: Kıvılcım 

Cınnah: Tırnak  

Cırmalamah: Tırmalamak, yırtmak 

Cımbı: Küçük salkım

Comba: Erkek manda 

Coruh: Hastalıklı

Culuh: Hindi –çulluk kuşundan-

Cücük: Civciv

Çağ:  1- Su gideri olan  ıslak zemin 2- Bebek 

Çalhama: Ayran 

Çaput: Bez parçası

Çedik: İç ayakkabı –Eski Türkçede ayak anlamındaki adak kelimesinden-

Çenilemek: darbe alan köpeğin acı ile bağırması

Çerik:  Nane, reyhan gibi kurutulmuş otlar için kullanılanölçü birimi –Farsça dörtte bir anlamındaki cıhar yek kelimesinden-

Çiğ: Yayılmak ve yağı alınmak üzere sağılan sütlerin hiçbir işlemden geçmeden bekletildikten sonra kendi kendine içindeki bakteriler yardımıyla bir tür yoğurt haline gelmiş şekli

Çemüç: Kuru üzüm 

Çepük: Alkış –Eylemin çıkardığı sesten-

Çelpeşük:  Karışık, içinden çıkılmaz –çapraşık, farsça çap/sağ, rast/sol kelimesinden

Çevken : Ucu çengelli sopa  -Farsça çevgan kelimesinden-

Çıhın : Küçük bohça  -çıkı, çıkın-

Çirkef/Çirşef:  Kirli su gibi insanın üzerine sıçrayan bulaşan, pislik kişi –Farsça pis anlamında çirk, su anlamında ab kelimesinden ,çirkab: pis su

Çıt bannah: Serçe parmağı

Çiğit: Çekirdek

Çimmek: Yüzmek, yıkanmak 

Çipil: 1- Ağaçların yeni sürgünü;  2- Ters, aksi anlamında bir sıfat

Çit: Yemeni, başörtüsü

Çarpana çalmak:

Çoşdar: Laf getirip götüren  

Çöçelenmek: Oyalanmak 


Çamdı: Ahşap ters tavan

Çördük : Dağ armudu, ahlat

Daani: Denli,- e kadar 

Dasdar: Yer, sofra örtüsü –Eski Türkçe destar kelimesinden-

Delüğanlu: Delikanlı

Döşürüksüz: Kendini devşiremeyen, toparlayamayan, dağınık

Dekmük: Tekme 

Demin: Az önce 

Demroğo: Egzama

Dene: Tane, buğday tanesi 

Devek/tevek:

Deydaha: İşte orda , ta daha

Dulda:  Tenha, kenar, soğuk ve rüzgâr almayan saklanacak yer 

Dınnah: Tırnak

Dirgen:  Harmanda ekinleri karıştırmak için kullanılan iki çatallı alet 

Divrek: Çevik, kıvrak 

Dımıh:  Bir nesnenin en ucu,kenanarı -dımığına değmek; teğet geçmek-

Doralik: Çalıkuşu 

Dombalah: Takla 

Döngel: Muşmula 

Döşşek: Yatak-döşemek kelimesinden-

Düğe:  1-2 yaşına gelmiş dişi sığır

Düğü: İnce bulgur 

Düğülcek: İnce dolu –düğü, düğülcek, düğüm birbiriyle ilgili olmalı-

Dürmeç: Yufkanın arasına çökelik konularak yapılan dürüm 

Ebemguşağı: Gök kuşağı

Ecücük: Çok az –azıcık kelimesinden-

Edik: Ayakkabı, patik –Eski Türkçe ayak anlamındaki adak kelimesinden-

Efenbağa: Efendi baba

Eğiş: Ateş küreği –XV. Yüzyıl metinlerinde ucu eğik demir anlamında-

Eğlek: Durma, bekleme yeri 

Eğleş: Dur 

Elfetün: Hızlı, becerikli 

Elekçi: Çingene –elek imal edip satmalarından ötürü-

Elleğam- Ellaham:  Herhalde, galiba (Arapça Allah bilir 

anlamındaki Allah-ü alem tamlamasından)

Elçim: Bir ele sığacak kadar olan miktar

Eme: Hala –arapça-

Emmi: Amca –arapça-

Emüşük: Süt kardeş, aynı anneden süt emmiş iki kişinin durumu

Entari: Kadın elbisesi

Enük: Kedi-köpek yavrusu 

Erinmek: Üşenmek 

Erüşde:  Erişte, ev makarnası ( farsça ip anlamındaki rişte kelimesinden)

Esbap: Çamaşır, giyecek –Arapça çamaşır kelimesinin çoğulu, esvab-

Ersin: Hamur teknesindeki hamurdan bir miktar kesip almak için kullanılan metal alet. –Farsça demir-

Essah: Sahi, gerçek –Arapça doğru anlamındaki sahih kalıbından en doğru anlamıdakiesah kelimesinden-

Evlek:  250 m2 den az yüzey ölçü birimi 

Evmek: Acele etmek

Eyce: İyi, güzel ,iyice

Eyöğü: Kaburga kemiği

Esürük: Metafizik alemlerden ilham alan –esin, eser kelimesi ile aynı kökten

Faat: Vakit –Arapça-

Fırtmah: Küsmek 

Freklemek: Kilitlemek 

Frekgoyneği: Yakalı gömlek –Frenk , Fransız gömleği-

Gablıh: Tabak konulan raf, kablık

Gada: Bela –Arapça başa gelecek anlamında kaza kelimesinden-

Gaddem: Kadar –Arapça-

Gadinge: Yenge

Folah: Yuvarlak kabartı

Folahlama: Kiraz vişne gibi meyvelerin çöpünü koparıp onları yuvarlak hale getirme –folluk kelimesi bununla ilgili olmalı, ufalamak, ufalak ,  ovalamak kelimesinden türemiş olmalı-

Gadinge: Yenge

Gahırdah:  Kuyruk yağının eritilmesinden sonra erimeden kalan kısım,  bazı yemeklerde kullanılır

Galuç: Orak 

Galuh: Evlenmemiş, evde kalmış kız 

Garagış: Karakış, aralık ayı

Gardaşlıh:  Kardeş kadar yakın arkadaş

Garametli:  Talihsiz, kadersiz, dertli 

Gamga: Yonga 

Ganere: Mezbaha 

Gacamer: Becerikli 

Gafes: Yatak dolabı

Garanluh: Karanlık 

Garıh: Karık, sebze ekim sırası

Garış vermek: Beddua etmek 

Gavil: Söz –Arapça söz anlamındaki  kelimeden-

Gayın: Kayınbirader –Eski Türkçe sonradan anlamına gelen keyin kelimesinden, kayınana, kayınata,(keyingızgelinkıza dönüşmüştür) kelimelerinin ilk kısmı aynı kelimeden

Gaygana: Omlet 

Gayde: Ezgi, müzik 

Gaysah:

Gağnı: Kağnı, öküz arabası, -Eski Türkçe ses çıkarmak anlamındaki kığıldamak kelimesinden-

Gaşuh: Kaşık 

Gatıh: Katık, ayran 

Gatmer:  Katmer, bir tür hamur işi, kat kat olması sebebiyle

Geberük: Ölmek üzere

Gıı:  Kız, kızlara hitap 

Gidik: Kuzu 

Gırdöğüç:  Fırın ateşini karıştırmak için kullanılan sopa , kırıp döğmekten

Gısdallamah: Sıkıştırmak 

Gınnap:

Gıymuh: Kıymık 

Gidişmek: Kaşınmak 

Gilar: Kiler 

Gilavadar: Üzüm asması

Gilik: Küçük ekmek, çörek

Gine: Yine

Gişi: Koca, eş

Gocabaş: Şeker pancarı

Goruh:  Henüz olgunlaşmamışüzüm 

Gozalah: Kozalak 

Gödek:Kısa boylu, Yarı uruplağ-   1 teneke karşılığı ölçü birimi 

Gödek: Sekiz kilo mukabili hububat ölçü birimi

Göğnü dönmek: Midesi bulanmak

Gölük: eşek

Gömü: Ilıman, fazla soğuk olmayan 

Göresimek: Özlemek

Göy/göğ: Mavi 

Göynümek: İçin için yanmak 

Günülemek: Kıskanmak

Gucçük: Küçük

Gurk: Kuluçkaya yatacak tavuk –çıkardığı sesten-

Gübür: Toz, süpürülen ev atıkları –Arapça-

Güdel:  Pekmez, salça vs karıştırılan ahşap kürek 

Güyoğu: Damat –Eski Türkçe güyoğul , keyin oğuldan- gayın kelimesinde açıklandığı gibi

Hacat: Alet, edavat –Arapça ihtiyaç anlamındaki hacet kelimesinden ihtiyaç kelimesi de aynı köktendir-

Hadıç: Hatice 

Hahut: İşe yaramaz, eski –emekliye ayrılmış , çalışmayan anlamındaki tekaüt kelimesin Tokat ağzındaki telaffuzu olan tehaut kelimesinden

Hark: Su kanalı –Arapça toprağı sürmek anlamındaki Hark kelimesinden-

Hasut: Çekemeyen –Arapça haset kelimesinden aşırı haset eden anlamındaki hasut-

Hasuda: Muhallebi –Farsça-

Haral: Büyük çuval 

Hayat: Avlu, giriş holü

Hasanatlı: İyilik sahibi –Arapça hasenat kelimesinden-

He: Evet

Helik hülük:

Heğ: Büyük kulpsuz sepet

Hemi: Öylemi 

Hekeğü: Düz taşlarla yapılmışsu yolu 

Helki: Bakır, Bakraç (Ermenicede bakır anlamında)

Hedik: Kaynatılmış buğday 

Hersli:  Kızgın, öfkeli (Arapça hırs kelimesinden) 

Heeri:  Sende anlamında, birçok sözcüğün ardına eklenen 

bir tür ünlem. Aman heeri, hadi heeri.. gibi. (Arapça arkadaş anlamındaki herif sözcüğünden dönüşmüş olabilir) 

Hemecük: Oyuncak bebek , iki çöp ve birazcık bez parçasından yapılır

Hevek:  İpe veya dallı çubuğa asılan kışlık meyve kümesi

Him: Temel duvarı

Hoşav:  Komposto (Farsça hoş- ab; güzel su sözcüğünden); 2: Mecazî anlamda yorgun, bitkin 

Hohman: Öcü

Hökelekli: İriyarı

Hökümet:  Hükümet, vilayet binası

Höllük: Beşikteki bebelerin altına bağlanan ısıtılmış çamurlaşmayan özel bir toprak 

Hülefe: Bedava

İlaha: Bu ne hal, ne tuhaf anlamında (ilahi kelimesinden) 

İleğen: Leğen 

İleğençe: Küçük leğen 

Imbıh: İmbik 

İlazım: Gerekli –Arapça-

İlezil: Rezil –Arapça-

İlimon: Limon(İtalyanca)

İlistir: Süzgeç, kevgir 

İşgefe: Yufka 

İşgillenmek:  Endişelenmek, şüphelenmek  

İşmar: Kaş-göz işareti 

İssot: Biber –Eski Türkçe sıcak, yakan ot anlamında ıssı ot kelimesinden-

İskembi: Sandalye 

İşlik: Yakasız gömlek (içlik, içe giyilen giysi anlamında)

Irah: Uzak 

Irahmetlik:  Rahmetlik, merhum 

Iramazan: Ramazan 

Jale: Sincap 

Kaysah: Yaranın kabuklanımış kısmı

Kavalağan ağacı: Çınar

Kaysahlanmah:  Reçel, marmelat gibi yiyeceklerin pişerken hafifçe yüz tutması

Kelek: Davarların boynuna takılan tenekeden yapılmış çan 

Kelem: Lahana 

Kesek: Eksik 

Kertük:  Kertilmiş, çentik atılmış

Keh:Köşe

Keşik: Sıra

Kip: Sağlam 

Kirtik: Sıkı, dolgun –Yumuşak bir şeyin sıkışıp serleşmesine kirteşmek, halı kilim dokunurken dokuma sıralarının sıkıştırılmışı için kullanılan ucu tarak gibi sıkıştırma aletine de kirkit denmektedir. Sert bir kiraz çeşiti olan kirazadakirtik kiraz denir.

Kırik: At yavrusu, tay 

Kipeltmek:  Sıkmak, sağlamlaştırmak

Köme:  Üzüm  şırası ve cevizle yapılan bir yiyecek, cevizli sucuk 

Kömüş: Manda 

Köslemek: Kilitlemek

Köşk: Bahçelerde veya hayatlarda yer alan yüksekçe oturma mekânları

Körsü: Köstebek

Küt: Felçli, yürüyemeyen daha çok eli ayağı kesilmiş, dalları kesilen ağaç gövdelerine verilen kütük ismi ile ilgili olmalı

Külek:  Ahşaptan silindir biçiminde yağ kutusu , Su kabaklarından yapılan kaplara da denir

Küskü: Kapı sürgüsü, ağır bir şeyi yerinden oynatmak için kullanılan ağaç manivela –kıstırmak kelimesinden olabilir-

Kürümek: Kürek vb. araçlarla iterek temizlemek 

Lalek: Leylek 

Lalin: Nalın, takunya

Löhlü:

Labboş:

Lığırt:  Selin bıraktığı toprak çökelti 

Lığlamak: Çöküp kalmak

Loğ: Damlardaki toprağı  sıkıştırmak için kullanılan ağır taş

Lök: Topaç 

Löhlü:

Lülüt: Çitlenbik

Mabal: Suç (Arapça vebal kelimesinden) 

Madenüs: Maydanoz –Farsça mide ve rahatlatan anlamında nüvaz kelimelerinden, mide rahatlatan-

Mağel: Çapa

Mayis:

Mağalçe: Küçük çapa 

Mahat: Sedir 

Mahana: Bahane 

Manman: Öcü

Malamat: Berbat -Arapça kötülenmiş anlamında melamet kelimesinden-

Maşala:  Birkaç m2 mukabili sebze dikim alanı

Mahle/ Mehle :Mahalle –arapça mahal kelimesinden-

Mangaş: Cımbız 

Meesime:Mühimseme, ehemmiyet gösterme, önemseme  -Arapça mühim kelimesinden

Mesmele: Besmele 

Mudara: Eğreti, gevşek

Mıh: Çivi

Mitil:Kaplanmamış yorgan

Muhaat olma: Göz kulak olma –Arapça kayıtlı olmak, kayıtsız kalmamak anlamında Mukayyet kelimesinden-

Mumbar: Bumbar 

Masarat/ Basarat : Arapça öngörü anlamındaki basiret kelimesinden

Möhre: Sıkıştırılmış toprak duvar 

Mundar:  Kirli, pis -Arapça murdar kelimesinden-

Mısmıl:  İyi, yararlı, işe yarar (Besmele ile başlanmış  iş anlamında) 

Mudul: Ucu çivili sopa 

Muhanet:  Hal bilmez, vefasız -Arapçada ihanet eden anlamında-

Mücürüm: Kabaklı omlet

Müsendere:  Dolapların üzerindeki boşluk, raf 

Nacah: Küçük balta 

Nelbekü: Küçük bakır sahan 

Neyannı: Ne yana

Neydek: Ne yapalım 

Neydiyon: Ne ediyorsun, nasılsın, ne yapıyorsun 

Ohçur: Bel lastiği, uçkur 

Ohlağa: Oklava 

Ofaat: O vakit 

Osanmah: Bıkmak, usanmak 

Ölmesük; Güçsüz bitkin, kendi işini göremez

Pellempöş: Üstü başı dağınık 

Paluza: Muhallebi –Farsça-

ile yapılan bir tür tatlı-Farsça aynı adla bilinen tatlı-

Pahıl: Cimri  -Arapça cimri anlamındaki bahıl kelimesinden

Partal: 1- Palavra; 2- kullanışsız, eski püskü bez, kumaş

Pelver: Salça, marmelat 

Petni: Hayvan yemliği –Farsça sepet-

Pesengü:

Peşkir: Peçete 

Peştambal: Peştemal

Pevlika: Fabrika 

Pinnik:  Kümes (pineklemek kelimesinden) 

Ponçah:  Meyve toplarken meyve ile biraber kopan küçük dallar

Poho: Bukağı –serbet bırakılan atların kaçmaması için ön ayaklarına takılan kelepçe benzeri demir alet-

Pöhrek: Pişmiş topraktan boru 


Publa: Uzun iki kişilik yastık–Bir yastıkta kocayın temennisindeki nesne-

Pürpürüm: Semiz otu 

Sadıl: İdrar 

Sahan: Yassı bakır kap 

Salahana: Çok gezen .

Suğutlu: Saman altından su yürüten

Süyem: Karıştan farklı olarak, baş parmakla işaret parmağının tam açıldığında parmak uçlarında kalan mesafe

Sallah: Mezbahada koyun kesip yüzen kişi –Arapça soymak anlamında selaha  kökünden, çok soyan anlamında sallah kelimesinden-

Sasuh: Sası

Sef: Yanlış, ters 

Sekü: Ceket –Eskiden sarka denilen giysi-

Seğirtmek:  Hızlı yürümek, koşmak 

Serpene: Kamelya, çardak

Sezeğen: Yüksek sezgili –sezgi kelimesinden-

Sini: Bakır tepsi 

Sitare: Yıldız –Farsça-

Sırıh: Sırık, ince uzun çubuk 

Sırsıl: Israrcı

Sırtarmah:  Karşılık vermek, terslemek, dişlerini göstermek

Sohu:  Buğday dövülen çukur taş, dibek taşı

Sohranmah: Söylenmek 

Sorutmah: Ayakta dikilmek 

Soyha: Fena, pis nesne 

Sönge:  Yarısı yanmış odun parçası

Şeremet: Eli ayağı çabuk 

Şergada: Yaramaz (çocuk) , bazen yalnızca şer olarak kullanılır.

Şırahane: Sulu meyvelerin sıkıldığı yer

Şip/Şipirşipir: Hızlı, çabuk 

Şordanağrı: Şu taraftan 

Şoruh: Salya 

Sümsük: Çok yiyen 

Tahtambeç:  Tahtadan yapılmış oturak, karyola, sedir 

Tanış: Tanıdık 

Tavar: Pişmiş topraktan büyük şıra kabı

Telesimek: Bunalmak 

Terpoşlu: Kapaklı bakır kap

Teyin: Sincap

Tezikmek: Ürkmek

Ters:

Tomatis: Domates 

Tavatir: Fazlaca, çok –Arapça  herkesin kabul ettiği, duyduğu anlamında tevatür kelimesinden-

Teçce: Yün eğirmekte kullanılan bir alet 

Tehne: Tenha –Arapça tenha kelimesinden-

Temek: Hayvan gübresini atıldığı ahır penceresi 

Terek: Raf

Tikan: Dükkân 

Tille: Baston, asa

Tinör:  Maltız, odun kömürü ocağı  

Tirentez:  Temiz tertipli düzenli –Farsça ok anlamında tir veatmak anlamında endazkelimelerinden, ok atan anlamında tirendaz, çok aşırı antrenman yapmanın zorunlu olduğu bir spordalı, bu zorunluluk onları çok düzenli kılıyor olmalı-

Tirki: Ahşaptan oyulmuş kulplu tas, fırında un taşımak için kullanılır

Tirit: Yemeğin sulu kısmı

Tosbağa: Kaplumbağa 

Toyga: Yoğurtlu ve bütün yarma ile yapılan düğün çorbası –Eski Türkçe düğün/şölen anlamındaki toy kelimesinde olabilir-

Tuman: Uzun paçalı alt giysi, Türk pantolonu

Tülek: Uyanık , kurnaz -tilki kelimesi ile ilgili olmalı-

Ucar: Haber

Urba: Elbise 

Uruplağa:  Dört gödek hububat ölçü birimi (bir gödek sekiz kilo buğday karşılığı ölçü birimi- Arapça dört lağ anlamında rubu lağ kelimesinden - 

Üleş: Hayvan leşi – Farsça hayvan ölüsü anlamında laşe kelimesinden-

Ülüngür: Sıska, işe yaramaz

Ümük: Boğaz –Arapça boyunlar anlamında unuk kelimesinden-

Ürmek: Havlamak 

Ütmek: 1- Oyunda yenmek 2- Bir şeyi ateşe tutarak tüyleri yok etme işlemi –yutmak kelimesi ile ilgili olmalı-

Üyez/üvez: Küçük sinek 

Vazalah: Bir şeyden haberi olmayan, kof   (Fos kelimesinden fosalak)

Vesayit: Araba, vasıta (arapça vasıta kelimesinin çoğulu)

Yalnayah: Çıplak ayak 

Yağanı: Sırt 

Yağlıyacah:  Çökelikli üzerine yağ sürmek için kullanılan ucuna bez parçası dikilmişçubuk 

Yassu: Yatsı

Yaşmah: Yaşmak -

Yağır:  Boyundaki akıntılı bir cilt hastalığı

Yazu:  1- Düzlük ovalık yer 2-Yazgı, alın yazısı-Türkçe yayılmak kelimesinden yazı, yaygı, yayla, yaz bu kelime ile ilgilidir.

Yeğin:  1- Çok 2- hızlı, çabuk 3- iyi 4- Tercih edilen

Yeğniceklik:  Hafiflik, gayriciddi hareketler yapan

Yel: Rüzgâr 

Yel durmak:  Romatizma olmak 

Yellenmek: Gaz kaçırmak

Yuha :  1- Derin olmayan, sığ2- Yufka 

Yunmah: Yıkanmak

Yunnuh: Köylerde sırayla kullanılan ortak yıkanma ve çamaşır yıkıma mekanı

Yunacah: Sevilmeyen kişiler için gusül abdestsiz anlamında

Yüğürtmek: Koşmak 

Yüklük: Yatak yığılan yer, yığılmış yatak 

Zabağnan: Sabahleyin 

Zavrah: Salatalık, hıyar 

Zemheri: Ocak ayı –Arapça-

Zıhım: Zıkkım 

Zırana: Azgın kimse , deli

Zıpır: İri yarı

Zırdeli: Çok deli

Zırzırdeli: Çok çok deli

Zoğal: Kızılcık 

Zöker/Söker: Hasta 

Zembil:  Hasır örgü ile yapılmış alışveriş çantası

Zevze/Zavzu: Sebze

(Alıntı) Ekrem Anaç