Hayvanlara aşık olan onlar için elinden geleni yapmaya çalışan Gizem Kaya nın hikayesini onun ağzından dinleyelim.
" Üst kattaki komşumuzun kedisi varmış ben iki yaşından beri onunla büyümüşüm.1993 yılında sivasta doğmuşum.Annem ev hanımı babam devlet memuru. Üç kardeşiz . İlk hayvanım kafesteki kuştu.kardeşim doğacak diye onu gönderdiler .içten içe kinlenmişim ,kardeşim doğunca onu beşikten attım.liseye kadar bilinçsizce hayvan besledim kapı önlerinde bodrumda gizli gizli.lisedeyken hayvan haklarından haberim oldu ve bilinçli çalışabilmem için bilgilendim .Temsilcilik ve üyelik aldım hayvan haklarını koruma derneğine üye oldum.Hayvanlar için gönüllü çalışmaya başladım.Aldığımız ihbarları değerlendirip baskınlar düzenledik.köpek dövüşcüleriyle mücadele ettik.Barınakların iyileştirilmesi için mücadele verdik.fakat yeterli değil ,devlet tarafından yapılan barınakların veterinerler tarafından konturolünün yapılması daha iyi olur.çankırıda bunun örneği var,hayvanlar hayvan anbulaslarıyla toplandı ve veterinerler tarafından kısırlaştırıldılar.özel klinikler bu işe ticaret olarak bakıyorlar sokak hayvanları kimsenin umurunda değil.Okullarda öğrencilere hayvanlar hakkında bilgi verilmeli,insanlar bilinçlendirilmeli diye düşünüyorum.Tokatta 28 yıldır dededen kalma arazisinde köpeklere kendi imkanlarıyla ve sevgiyle bakmaya çalışan Davut abi var .barınağında 17 yıldır beraber olduğu köpek var .bu çok nadir görünen bir durum sokak köpeğinin bu kadar uzun yaşaması Davut abiyle aralarında kurulan sevgi bağının kuvvetinden geliyor bence bu.hayvan sevgisi başka birşey ,bana çok büyük katkı sağladılar.Aç hayvanı doyurduğunda içsel olarak sende doyuyorsun.Bu çok huzur verici bir şey.iki yıllık inşaat bitirdim .veterner olmak için açıktan okumayı istiyorum.doğayla içiçe geçmiş bir yaşam diliyorum herkese.Gül deyince aklıma doğadan bir parça çiçekler bir bütünün parçası geldi diyor aklıma " Gizem hanım.
Gencecik yaşına rağmen kendisini hayvanlara ve insanlara karşı sorumlu hisseden bunun için ne yapabilirimin çabası içine giren güzel yürekli Gizem Kaya hanımın çabalarının karşılık bulması ve yolunun açık olması dileğiyle...
23 Kasım 2016 Çarşamba
14 Ekim 2016 Cuma
Sanat evi
Entel dantel görüntünün altında kocaman sevgi dolu bir yürek ve sanatını öğrenmek isteyenlere ücretsiz ders verecek kadar gani gönüllü sanatcının engin düşüncelerini ve dünya görüşünü kendi ağzından dinleyelim.
1988 yılında Tokatın Turhal ilçesinde dünyaya gelen ve "kendimi bildim bileli içimden gelen sanatı açığa çıkartmak için çalışan birisiyim.iki yaşından beri resim yapar ve bulduğum yeri abimin boya kalemleriyle boyarmışım.yaptıklarımı anneme gösterdiğimde annem hiç kızmazdı aferim benim oğluma derdi,ne güzel yapmışsın dediğinde benim çok hoşuma giderdi ilk sergimi 8 yaşında yavuz selim ilk öğretim okuluna giderken açtım.öğretmenim İnci hanım benim güzel resim yaptığımı görünce resimlerimi Tokat merkeze göndermiş yarışma için fakat dereceye giremedim."bu resimleri öğretmenler yapmış demişler "geri göndermişler.orta okulda girdiğim resim yarışmalarında derece aldım .liseyi güzel sanatlar lisesinde okudum.orada kendimi teknik olarak geliştirdim ama ünüversiteye olan inancım kalmadı .galerilerde çalıştım yaptığım resimler alıcı bulmayınca bir gün bir resim sergisinde Adem Şanlı ile tanıştım ve resim yaparak ekmek parası kazanamassın dedi sen dövmeye yönel ekmek paranı çıkartırsın dedi.Geçim derdinden dolayı dövmecilik yapıyorum.Sanatın ticaretini yapmıyorum.Sanat çok özel bir şey insan içinden gelenleri istediği gibi dökebilmeli tuvale.Özgün olmalı sanatçı.insan insanı eğitmez insan kendisini eğitir.her türlü ortama girdim çıktım ama kendimi bozmadım.aile çocuğu geliştiremez ancak yol göstermek gerekiyor.çok düşünerek,ben kendi kendimi geliştirdim.Hayalim güzel bir toplum içinde yaşamak.Herkes mutluysa bende mutlu olurdum.28 yıllık hayat bana mutlu olmayı mutluluk için yaşamayı öğretti.insanlar para odaklı çalışıyor buda mutsuzluğu doğuruyor. Mutsuzluk kötü huyları besliyor.günümüzde bir çok insan asgari ücretle çalışıyor ve her şey o yüzden bozuk oluyor.Gençlerimizin bir amacı yok amaçsız yaşıyorlar.Amacı olmayanın geleceği olmaz,para amaç değil .Kişilik olarak kendilerini insanlık boyutunda geliştirmeleri gerekiyor." Ailemle beraber olmayı özlüyorum çok fazla zaman geçiremediğim için belki ilerde pişmanlık duyabilirim. Gül deyince aklıma gülmek ve çiçek geldi.Diyor Bülent Koçak .
Genç beyinlerin ,yetenekli gençlerin yaşadığımız yerde uygun ortamları bulup sanatsal faliyetlerinin geliştirebilmeleri adına imkanlar sunulması dünyaca ünlü ressamların arasına ismini yazdırmalarında sevgiyle ve aşkla yapılan işinde önemi olsa gerek.Neden bir Davinci bir Vongog ve bir İbrahim Çallı gibi bir Bülent Koçak olmasın.illa ki öldükten sonra kıymeti bilinen resamlardan değil yaşarken anılan değerlerden olmak en güzeli olsa gerek.yolun açık olsun usta....
1988 yılında Tokatın Turhal ilçesinde dünyaya gelen ve "kendimi bildim bileli içimden gelen sanatı açığa çıkartmak için çalışan birisiyim.iki yaşından beri resim yapar ve bulduğum yeri abimin boya kalemleriyle boyarmışım.yaptıklarımı anneme gösterdiğimde annem hiç kızmazdı aferim benim oğluma derdi,ne güzel yapmışsın dediğinde benim çok hoşuma giderdi ilk sergimi 8 yaşında yavuz selim ilk öğretim okuluna giderken açtım.öğretmenim İnci hanım benim güzel resim yaptığımı görünce resimlerimi Tokat merkeze göndermiş yarışma için fakat dereceye giremedim."bu resimleri öğretmenler yapmış demişler "geri göndermişler.orta okulda girdiğim resim yarışmalarında derece aldım .liseyi güzel sanatlar lisesinde okudum.orada kendimi teknik olarak geliştirdim ama ünüversiteye olan inancım kalmadı .galerilerde çalıştım yaptığım resimler alıcı bulmayınca bir gün bir resim sergisinde Adem Şanlı ile tanıştım ve resim yaparak ekmek parası kazanamassın dedi sen dövmeye yönel ekmek paranı çıkartırsın dedi.Geçim derdinden dolayı dövmecilik yapıyorum.Sanatın ticaretini yapmıyorum.Sanat çok özel bir şey insan içinden gelenleri istediği gibi dökebilmeli tuvale.Özgün olmalı sanatçı.insan insanı eğitmez insan kendisini eğitir.her türlü ortama girdim çıktım ama kendimi bozmadım.aile çocuğu geliştiremez ancak yol göstermek gerekiyor.çok düşünerek,ben kendi kendimi geliştirdim.Hayalim güzel bir toplum içinde yaşamak.Herkes mutluysa bende mutlu olurdum.28 yıllık hayat bana mutlu olmayı mutluluk için yaşamayı öğretti.insanlar para odaklı çalışıyor buda mutsuzluğu doğuruyor. Mutsuzluk kötü huyları besliyor.günümüzde bir çok insan asgari ücretle çalışıyor ve her şey o yüzden bozuk oluyor.Gençlerimizin bir amacı yok amaçsız yaşıyorlar.Amacı olmayanın geleceği olmaz,para amaç değil .Kişilik olarak kendilerini insanlık boyutunda geliştirmeleri gerekiyor." Ailemle beraber olmayı özlüyorum çok fazla zaman geçiremediğim için belki ilerde pişmanlık duyabilirim. Gül deyince aklıma gülmek ve çiçek geldi.Diyor Bülent Koçak .
Genç beyinlerin ,yetenekli gençlerin yaşadığımız yerde uygun ortamları bulup sanatsal faliyetlerinin geliştirebilmeleri adına imkanlar sunulması dünyaca ünlü ressamların arasına ismini yazdırmalarında sevgiyle ve aşkla yapılan işinde önemi olsa gerek.Neden bir Davinci bir Vongog ve bir İbrahim Çallı gibi bir Bülent Koçak olmasın.illa ki öldükten sonra kıymeti bilinen resamlardan değil yaşarken anılan değerlerden olmak en güzeli olsa gerek.yolun açık olsun usta....
HODRİ MEYDAN
Yaptığı işe gönül veren araştıran ve severek yapan insan başarıyı daima göyüsler.hizmet kalitesiylede ön planda insanı tutar ve müşteri memnuniyetini ilk sırada gözetler.işte bütün bunları başarmış yaptıkları yapacaklarının teminatı olmuş bir hayat hikayesiyle beraberiz.
Gazi Turizimin sahibi İbrahim beyin hayat hikayesini kendi ağzından dinleyelim. " 1975 yılında sivasta doğdum.Babam ben 6 yaşındayken ak ciğer kanserinden vefat etti.Babama dair hatırladığım tek anım benim elimden tutup okula kaydettirmek için götürmesiydi.Annem emekli dul yetim aylığıyla bizleri okutmaya çalıştı.10 kardeşiz ben 8. Çocuğum, abim askere gitti diğer abim ünüversiteye gidince evin erkeği ben oldum .Çocuk yaşta omuzlarıma binen bu sorumlulukla büyüdüm .çok çalıştım ayakkabı boyadım simit sattım ,inşaatlarda çalıştım,sebze meyve sattım,hayatın içinden feleğin çemberinden geçerek geldim.Kah aldatıldım kah ağladım ve bunlarla pişerek büyüdüm.ilk kez 18 yaşında top oynadım çünkü abim askerden geldi,diğer abimde okulunu bitirdi ,göreve geçti benim üstümdeki sorumluluk gidince çocuk olduğumu hatırladım, ve doyasıya top oynadım sokaklarda.Annemi çok seviyorum. Babaannemle beraber çok mutlu bir çocukluk geçirdim.Onun duasını almadan evden çıkmazdım.Ünüversiteyi kazandım veternerlik bölümünü maddi imkansızlık yüzünden okuyamadım.Bugün okuyan öğrencilere elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum.Geçim sıkıntısı yüzünden bir kadın dara düşüp yanlış yola saparsa bu beni rahatsız ediyor üzülüyorum,bunun sorumluluğunu omuzlarımda hissediyorum,ve utanıyorum çare olamadığım için.Askere gittim sıhiye çavuşu olarak görev yaptım.Askerden sonra görücü usulüyle evlendim.4 tane çocuğum var. Eşimi çok seviyorum.Sonradan ünüversiteyi okudum açık öğretimden işletmeyi bitirdim.Önemli bir marketler zincirinde bölge müdürlüğüne kadar yükseldim. Abimden gelen bir teklifle hiç bilmediğim bu dalda Turizim alanında işe başladım üç beş ay derken " ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin " ibrahim dedim kendi kendime çok araştırmalar yaptım,gezdim gördüm çok şükür başardım.Bulunduğum çevrede insanlara öncü olmak çok güzel bir şey.Ben yaptığım işte önce kendimi onun yerine koyarım. Güvenilir olmak temiz olmak çok önemli emanete ihanet etmem,her işi güzel yapmaya çalışıyorum şükür etmeyi severim.umre turlarımızda yaşlı insanları çok sırtımda taşıdım onların duasını almak bana huzur veriyor."Tanıyalım Tanıtalım "kampanyasıyla tüm Tokatlıları gezdirdim.Canlarını vatan için veren şehitlerimizin ailelerini karşılıksız gözetledim ve elimden geldiğince gezdirdim. Hülya Karslı Ablanın desteğiyle bu işi geliştirdim.Turizim işinin ileriye gitmesi için tanıtım çok önemli.yerli ve ulusal basında gerekli tanıtımlar yapılırsa ve kampanyalar düzenlenirse çok daha güzel olacak herşey.Gezdiğim gördüğüm yerler arasında Eskişehirde ve Sinopta yaşamak isterdim.Gül deyince aklıma annem geliyor ailem geliyor peygamber efendimiz geliyor diyor İbrahim bey."
" Tokatta bu işi benden daha iyi yapacak adam yok Hodri Meydan "diyecek kadar kendine güvenen yaptığı işte fark yaratan Gazi Turizm etik değerlerden ödün vermeden müşterilerin ihtiyaç istek ve beklentilerini karşılayan çağdaş standartlarda hizmet veren başarının sürekliliğini kurum kültürü haline getirerek çözümler üreten bir kuruluş olarak çalışanlarıyla bütünleşmiş mutlak müşteri memnuniyetini ön planda tutan kurumsal kimliğiyle kaliteden ödün vermeden kendi alanında lider uluslar arası alanda örnek olmaya çalışan bir firmanın yöneticisi olarak hayat hikayesini bizimle paylaştığı için örnek olan İbrahim beye teşekkür eder başarılarının devamını dilerim.
Gazi Turizimin sahibi İbrahim beyin hayat hikayesini kendi ağzından dinleyelim. " 1975 yılında sivasta doğdum.Babam ben 6 yaşındayken ak ciğer kanserinden vefat etti.Babama dair hatırladığım tek anım benim elimden tutup okula kaydettirmek için götürmesiydi.Annem emekli dul yetim aylığıyla bizleri okutmaya çalıştı.10 kardeşiz ben 8. Çocuğum, abim askere gitti diğer abim ünüversiteye gidince evin erkeği ben oldum .Çocuk yaşta omuzlarıma binen bu sorumlulukla büyüdüm .çok çalıştım ayakkabı boyadım simit sattım ,inşaatlarda çalıştım,sebze meyve sattım,hayatın içinden feleğin çemberinden geçerek geldim.Kah aldatıldım kah ağladım ve bunlarla pişerek büyüdüm.ilk kez 18 yaşında top oynadım çünkü abim askerden geldi,diğer abimde okulunu bitirdi ,göreve geçti benim üstümdeki sorumluluk gidince çocuk olduğumu hatırladım, ve doyasıya top oynadım sokaklarda.Annemi çok seviyorum. Babaannemle beraber çok mutlu bir çocukluk geçirdim.Onun duasını almadan evden çıkmazdım.Ünüversiteyi kazandım veternerlik bölümünü maddi imkansızlık yüzünden okuyamadım.Bugün okuyan öğrencilere elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum.Geçim sıkıntısı yüzünden bir kadın dara düşüp yanlış yola saparsa bu beni rahatsız ediyor üzülüyorum,bunun sorumluluğunu omuzlarımda hissediyorum,ve utanıyorum çare olamadığım için.Askere gittim sıhiye çavuşu olarak görev yaptım.Askerden sonra görücü usulüyle evlendim.4 tane çocuğum var. Eşimi çok seviyorum.Sonradan ünüversiteyi okudum açık öğretimden işletmeyi bitirdim.Önemli bir marketler zincirinde bölge müdürlüğüne kadar yükseldim. Abimden gelen bir teklifle hiç bilmediğim bu dalda Turizim alanında işe başladım üç beş ay derken " ya bu deveyi güdeceksin ya bu diyardan gideceksin " ibrahim dedim kendi kendime çok araştırmalar yaptım,gezdim gördüm çok şükür başardım.Bulunduğum çevrede insanlara öncü olmak çok güzel bir şey.Ben yaptığım işte önce kendimi onun yerine koyarım. Güvenilir olmak temiz olmak çok önemli emanete ihanet etmem,her işi güzel yapmaya çalışıyorum şükür etmeyi severim.umre turlarımızda yaşlı insanları çok sırtımda taşıdım onların duasını almak bana huzur veriyor."Tanıyalım Tanıtalım "kampanyasıyla tüm Tokatlıları gezdirdim.Canlarını vatan için veren şehitlerimizin ailelerini karşılıksız gözetledim ve elimden geldiğince gezdirdim. Hülya Karslı Ablanın desteğiyle bu işi geliştirdim.Turizim işinin ileriye gitmesi için tanıtım çok önemli.yerli ve ulusal basında gerekli tanıtımlar yapılırsa ve kampanyalar düzenlenirse çok daha güzel olacak herşey.Gezdiğim gördüğüm yerler arasında Eskişehirde ve Sinopta yaşamak isterdim.Gül deyince aklıma annem geliyor ailem geliyor peygamber efendimiz geliyor diyor İbrahim bey."
" Tokatta bu işi benden daha iyi yapacak adam yok Hodri Meydan "diyecek kadar kendine güvenen yaptığı işte fark yaratan Gazi Turizm etik değerlerden ödün vermeden müşterilerin ihtiyaç istek ve beklentilerini karşılayan çağdaş standartlarda hizmet veren başarının sürekliliğini kurum kültürü haline getirerek çözümler üreten bir kuruluş olarak çalışanlarıyla bütünleşmiş mutlak müşteri memnuniyetini ön planda tutan kurumsal kimliğiyle kaliteden ödün vermeden kendi alanında lider uluslar arası alanda örnek olmaya çalışan bir firmanın yöneticisi olarak hayat hikayesini bizimle paylaştığı için örnek olan İbrahim beye teşekkür eder başarılarının devamını dilerim.
17 Temmuz 2016 Pazar
DARBE
18 yaşında ki kızım sordu anne darbe nedir?
Darp etmekten gelir kökü,
Hırsları uğruna cebren ve zorla makamlara el koymak dedim
Koca koca insanlar genaral olmuşlar yüksek mevkilere gelmişler,
Utanmıyorlar mı insanları darp etmeye ,
Masum gencecik mehmetciği ve halkı kandırmaya dedi.
Utandım cevap veremedim
Haklısın kızım dedim
Zorbaların gözü dönmüş
İnsanlıklarını unutmuşlar,
Yalanla dolanla bu makamlara gelenlerin ,
Vatan sevgisinden insan sevgisinden bahsetmesi olanaksız dedim.
Aslolan makamların kaim olduğu ,insanların gelip geçici olduğunu bunlar bilmez kızım.
Sen özünden ödün verme bunlar seni umutsuzluğa sürüklemesin yavrum,
Sen her daim güzelliklere açık ol,yüreğinin sesini dinle ve gelip geçici olana özenme kızım.
Hak deyince akan sular dururmuş,sen sakın haksızlığa meyletme ,
Adalet mülkün temelidir,sen adaletten asla şaşma kızım.
Merhamet,adalet,ilim,cömertlik, insanlığın baş tacıdır ,
Sevgiyle başına TACINI tak kızım.
Dünya köylüsü
Darp etmekten gelir kökü,
Hırsları uğruna cebren ve zorla makamlara el koymak dedim
Koca koca insanlar genaral olmuşlar yüksek mevkilere gelmişler,
Utanmıyorlar mı insanları darp etmeye ,
Masum gencecik mehmetciği ve halkı kandırmaya dedi.
Utandım cevap veremedim
Haklısın kızım dedim
Zorbaların gözü dönmüş
İnsanlıklarını unutmuşlar,
Yalanla dolanla bu makamlara gelenlerin ,
Vatan sevgisinden insan sevgisinden bahsetmesi olanaksız dedim.
Aslolan makamların kaim olduğu ,insanların gelip geçici olduğunu bunlar bilmez kızım.
Sen özünden ödün verme bunlar seni umutsuzluğa sürüklemesin yavrum,
Sen her daim güzelliklere açık ol,yüreğinin sesini dinle ve gelip geçici olana özenme kızım.
Hak deyince akan sular dururmuş,sen sakın haksızlığa meyletme ,
Adalet mülkün temelidir,sen adaletten asla şaşma kızım.
Merhamet,adalet,ilim,cömertlik, insanlığın baş tacıdır ,
Sevgiyle başına TACINI tak kızım.
Dünya köylüsü
27 Haziran 2016 Pazartesi
TAZİYE
Yaşadığım çağda ki önderlerim iki büyük nimetim olan insanları aynı anda kaybetmek beni çok derinden yaralasa da elde olmayan üzüntülere gark eğlesede ikisininde hakkını ödeyemem.ilki yöresellikteki rehberim can babam Necati Özdemir,ikincisi yöresellikten evrenselliğe açlan kapım Yaşar Nuri Öztürk hocama Allah'tan rahmet diliyorum.Yattıkları yer nur olsun mekanları cennetten bir köşe olsun.Gösterdikleri yolda hiç durmadan yürüyeceğime and içerim.
Dünya Köylüsü
21 Haziran 2016 Salı
SABAHLARA SENSİZ UYANMAK
Hadi baba hadi baba diye diye geldik bu ana.Beraber yürümek buraya kadarmış.yolun açık olsun baba.gittiğin yerlerde mekanın cennet olsun .Allahım senden razı olsun .Bizleri kimselere muhtaç etmeden büyüttüğün için ,üzerine düşen görevi yerine fazlasıyla getirdiğin için,garip olduğun için kendi yağında kavrulup kimselere ağız eğmediğin için.Dik ve onurlu yaşadığın için.insanları ayırt etmeden sevdiğin için,devletine ve milletine 26 yıl hilesiz çalıştığın için teşekkürler babacığım.
Haberini alan seni seven dostların bir bir bizi ziyarete geliyor hepsi senden övünçle bahsediyor ,çok değerli olduğunu her fırsatta dile getiren dostların ve akrabaların arasında seni tekrar tekrar yaşayarak anlatıyorlar.Dün Tekelci Mehmet amca geldi ,hastanede seni ziyarete geldiklerinde sen onlara demişsin ki ;
Fadime yenge Mehmedime iyi bak "Ben bu dertten iyi olmam geldim gidiyorum .ama çocuklar bunu öğrenirlerse buna nasıl dayanırlar onu bilemiyorum "demişsin. Son güne kadar gideceğini bizden sakladın babacım.Biz üzülmeyelim diye.Her şeyin farkındaymışsın şimdi anlıyorum gözlerini gözlerimden kaçırmalarını,sessizce uyumalarını,bize belli etmeden vakti saatini beklemeni şimdi anlıyorum."Allah sizden razı olsun kızım "derken aslında veda ettiğini ben fark edemedim babam.
Yalan dünya yalan dünya deyip derin derin düşüncelere daldığında 65 yıllık hayatın muhasebesini yaptığının farkına varamadım desemde ayrılığa yoramadım ,iyi olursun diye ümidimi kaybetmedim babam.
Ankarada yedim taze meyveyi
Boşa çiğnemişim yalan dünyayı
Söyleyin anama anam ağlasın
Anamdan gayrısı yalan ağlasın.
Tirene bindim tiren salladı
Zalım doktor ciğerime elledi
Eyi olursun diye köye yolladı
Söyleyin anama anam ağlasın
Anamdan gayrısı yalan ağlasın.
Türkülerin annamlandığı sanki bizim için yazılmış bu satırları Emel Taşcıoğlunun sesinden dinlemek insanı hıçkırıklara boğuyor.
Her şeyin bir ilki varmış,
Mevlananın dediği gibi "şebbul aruz "(düğün gününde) Tüm sevenlerin çok sevdiğin köyünde toplandık.son görevlerimizi yerine getirmek için.Seni Hakka uğurlamak için,bu çok özel günde Babalar gününde sensiz babasız bir güne uyanmak çok acı.
içim yanıyor baba ....
Her zaman sözlerinle davranışlarınla bize örnek oldun.Bu hastalığın dönemindede bilmediğimiz çok şeyi bize yeniden öğrettin,hatırlattın.Hasta ziyaretinin önemini bir kez daha kavradım.insan sağlığının önemini ,erken teşhisin çok önemli olduğunu yılda en az bir kere çek kap yaptırmamız gerektiğini,ağrılarımıza kulak verip biraz daha dikkate almamız gerektiğini bu dönemde manevi desteğin çok önemli olduğunu,yaşayarak öğrettin babacım.
Sağ yanım kardeş yanı
Sol yanım yoldaş yolu
Önüm oğul balı
Sırtımı dayandığım dağsın sen baba
Varlığınla varlığımıza can katan babam.Bundan sonra arkamı yaradana yaslayacayım.seni çok seviyorum BABAAMM.Allah senden razı olsun..mekanın cennet kabrin nur olsun....
Dünya köylüsü
Haberini alan seni seven dostların bir bir bizi ziyarete geliyor hepsi senden övünçle bahsediyor ,çok değerli olduğunu her fırsatta dile getiren dostların ve akrabaların arasında seni tekrar tekrar yaşayarak anlatıyorlar.Dün Tekelci Mehmet amca geldi ,hastanede seni ziyarete geldiklerinde sen onlara demişsin ki ;
Fadime yenge Mehmedime iyi bak "Ben bu dertten iyi olmam geldim gidiyorum .ama çocuklar bunu öğrenirlerse buna nasıl dayanırlar onu bilemiyorum "demişsin. Son güne kadar gideceğini bizden sakladın babacım.Biz üzülmeyelim diye.Her şeyin farkındaymışsın şimdi anlıyorum gözlerini gözlerimden kaçırmalarını,sessizce uyumalarını,bize belli etmeden vakti saatini beklemeni şimdi anlıyorum."Allah sizden razı olsun kızım "derken aslında veda ettiğini ben fark edemedim babam.
Yalan dünya yalan dünya deyip derin derin düşüncelere daldığında 65 yıllık hayatın muhasebesini yaptığının farkına varamadım desemde ayrılığa yoramadım ,iyi olursun diye ümidimi kaybetmedim babam.
Ankarada yedim taze meyveyi
Boşa çiğnemişim yalan dünyayı
Söyleyin anama anam ağlasın
Anamdan gayrısı yalan ağlasın.
Tirene bindim tiren salladı
Zalım doktor ciğerime elledi
Eyi olursun diye köye yolladı
Söyleyin anama anam ağlasın
Anamdan gayrısı yalan ağlasın.
Türkülerin annamlandığı sanki bizim için yazılmış bu satırları Emel Taşcıoğlunun sesinden dinlemek insanı hıçkırıklara boğuyor.
Her şeyin bir ilki varmış,
Mevlananın dediği gibi "şebbul aruz "(düğün gününde) Tüm sevenlerin çok sevdiğin köyünde toplandık.son görevlerimizi yerine getirmek için.Seni Hakka uğurlamak için,bu çok özel günde Babalar gününde sensiz babasız bir güne uyanmak çok acı.
içim yanıyor baba ....
Her zaman sözlerinle davranışlarınla bize örnek oldun.Bu hastalığın dönemindede bilmediğimiz çok şeyi bize yeniden öğrettin,hatırlattın.Hasta ziyaretinin önemini bir kez daha kavradım.insan sağlığının önemini ,erken teşhisin çok önemli olduğunu yılda en az bir kere çek kap yaptırmamız gerektiğini,ağrılarımıza kulak verip biraz daha dikkate almamız gerektiğini bu dönemde manevi desteğin çok önemli olduğunu,yaşayarak öğrettin babacım.
Sağ yanım kardeş yanı
Sol yanım yoldaş yolu
Önüm oğul balı
Sırtımı dayandığım dağsın sen baba
Varlığınla varlığımıza can katan babam.Bundan sonra arkamı yaradana yaslayacayım.seni çok seviyorum BABAAMM.Allah senden razı olsun..mekanın cennet kabrin nur olsun....
Dünya köylüsü
16 Haziran 2016 Perşembe
HASTANE ÖNÜNDE İNCİR AĞACI
İlk kez hastalıklarla ve hastaneyle doktorlarla bu kadar içli dışlı oldum.Ankara'ya doğru çok büyük ümitlerle yola çıkıp ,Oniki günlük koşuşturmanın sonucunda Gazi hastanesinden eli boş dönmek boynu bükük bir kardeşle gözlerinin içine bakan çaresizce kaderine razı olan ve "buradada bize çare yok oğul evimize gidelim "diyen Çınarın yıkıldığını yan yattığını görmek derinden yaralıyor insanı.Çaresizlik karşısında yaradana teslimiyetinin bir göstergesi olarak köyümüze dönüyoruz.
Altı ay önce baş veren bu illetin bu kadar hızlı geliştiğini görmek ve insanın elini kolunu bağlaması çaresiz bırakmasıyla yüzleşmek insanı daha temkinli olmaya çağırıyor.Yapı olarak pek doktorlara gitmeyi sevmiyoruz .Ağrılarımız dayanılmaz son hadde gelmeden doktorun kapısını çalmıyoruz.Son demde yapılan işin faydası yok,o zamanda işişten geçmiş oluyor.Babamın karaciğerindeki kitlenin bir anda ortaya çıkması ve dört ay içinde yüzde seksen büyümesi ve hastalığın terminal döneminde fark edilmesi biraz bizim birazda doktorların ihmalliğinden Kaynaklanan çaresizliği yaşıyoruz şu anda.Baba atadır .Tüm imkanları seferber edip Ankara'ya geldik.Bu işin piri profesörü olmuş doktorların eline teslim ettik babamızı.Yapılan tetkikler tahliller gösterdiki her şey için çok geç kalmışız.Bu hastalık öyle illet bir şey ki geçtiği yeri kurutuyor.Mevlam kimseye bu dertten vermesin.Çaresiz koymasın hastene köşelerinde .Doktorların gözünün içine bakıyorsun .Güzel ve teselli edici bir söz duyabilmek için.Ama maalesef bir bir yok oluyor ümitlerimiz odaya her geldiklerinde.
"Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı" türküsünün anlamını derinden hissederek farkına varmadan mırıldanıyorsun gözyaşlarını saklayarak...inanıyorum baba inanmak istiyorum sen yaparsın sen başarırsın sen bununda üstesinden gelirsin baba demek geçiyor içimden.
Gün geçtikçe ümidini ve çareni kaybedip çaresizce gözyaşlarını içine akıtıp babamın karşısında güler yüzümü takınıp ,Allahtan ümit kesilmez deyip yaradana sığınıp evin yolunu tutuyoruz.
Baba candır, baba evin direği, baba benim dünyamın güneşli aydınlık gök yüzüydü.Altında gölgelendiğim Çınar ağacım,kana kana suyundan içtiğim pınarım,gurbetten dönmem için sebebimdin babacığım,ben senden razıyım Allah'ta senden razı olsun.
"Doktorlarda ne bilir ,
Ciğerin acısını
Cerrahpaşada koydum
Canımın yarısını
Bir dahaki seneye
Yolcuda gelir geçmem"diyor ,Volkan Konak taa yürekten gelen yanık sesiyle.
Bu babalar günün de bizi yanlız bırakma baba .Hadi baba.Yaz günü yüreğime kar yağıyor üşüyorum.Yokluğunda ne yaparım bilmem ama .SENİ ÇOK SEVİYORUM BABAM...HADİ BABA ...
Dünya köylüsü
Altı ay önce baş veren bu illetin bu kadar hızlı geliştiğini görmek ve insanın elini kolunu bağlaması çaresiz bırakmasıyla yüzleşmek insanı daha temkinli olmaya çağırıyor.Yapı olarak pek doktorlara gitmeyi sevmiyoruz .Ağrılarımız dayanılmaz son hadde gelmeden doktorun kapısını çalmıyoruz.Son demde yapılan işin faydası yok,o zamanda işişten geçmiş oluyor.Babamın karaciğerindeki kitlenin bir anda ortaya çıkması ve dört ay içinde yüzde seksen büyümesi ve hastalığın terminal döneminde fark edilmesi biraz bizim birazda doktorların ihmalliğinden Kaynaklanan çaresizliği yaşıyoruz şu anda.Baba atadır .Tüm imkanları seferber edip Ankara'ya geldik.Bu işin piri profesörü olmuş doktorların eline teslim ettik babamızı.Yapılan tetkikler tahliller gösterdiki her şey için çok geç kalmışız.Bu hastalık öyle illet bir şey ki geçtiği yeri kurutuyor.Mevlam kimseye bu dertten vermesin.Çaresiz koymasın hastene köşelerinde .Doktorların gözünün içine bakıyorsun .Güzel ve teselli edici bir söz duyabilmek için.Ama maalesef bir bir yok oluyor ümitlerimiz odaya her geldiklerinde.
"Hastane önünde incir ağacı
Doktor bulamadı bana ilacı" türküsünün anlamını derinden hissederek farkına varmadan mırıldanıyorsun gözyaşlarını saklayarak...inanıyorum baba inanmak istiyorum sen yaparsın sen başarırsın sen bununda üstesinden gelirsin baba demek geçiyor içimden.
Gün geçtikçe ümidini ve çareni kaybedip çaresizce gözyaşlarını içine akıtıp babamın karşısında güler yüzümü takınıp ,Allahtan ümit kesilmez deyip yaradana sığınıp evin yolunu tutuyoruz.
Baba candır, baba evin direği, baba benim dünyamın güneşli aydınlık gök yüzüydü.Altında gölgelendiğim Çınar ağacım,kana kana suyundan içtiğim pınarım,gurbetten dönmem için sebebimdin babacığım,ben senden razıyım Allah'ta senden razı olsun.
"Doktorlarda ne bilir ,
Ciğerin acısını
Cerrahpaşada koydum
Canımın yarısını
Bir dahaki seneye
Yolcuda gelir geçmem"diyor ,Volkan Konak taa yürekten gelen yanık sesiyle.
Bu babalar günün de bizi yanlız bırakma baba .Hadi baba.Yaz günü yüreğime kar yağıyor üşüyorum.Yokluğunda ne yaparım bilmem ama .SENİ ÇOK SEVİYORUM BABAM...HADİ BABA ...
Dünya köylüsü
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)