6 Kasım 2015 Cuma

"ŞOFÖR"

              Bugün haberlerde bir otobüs şöförünün kalp krizi geçiren bir yolcuyu hastaneye yetiştirme çabasını izlerken söylediği söz çok dikkatimi çekti "kendi ailem gibi düşündüm" ve oyüzden elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışması empati duygusunun ne kadar gelişmiş olduğunu gösteriyor.
               Keşke herkes işini yaparken birisine bir söz söylerken karşısındakinin yerine kendisini koysa"Sana yapılmasını istemediğin bir hareketi başkasına yapma "der atalarımız .Bende "sana yapılan hareket çok hoşuna gittiyse sende başkasına yap"diyorum.empati duygumuz ancak böyle gelişir.Hep bana hep bana insan kendisini bir şey zanneder ,bir sana bir bana yani al gülüm ver gülüm bir görev gibi ,ama en güzeli ihtiyacı olana karşılıksız yardım edebilmekte,bunu başarabilene ne mutlu.Teşekkürler şöför kardeş bize karşılıksız iş yapmayı ,unutulan değerlerimizi bize tekrar yaşayarak gündeme getirdiğin  ve hatırlattığın için çok teşekkürler.
           Halen insanlık ölmemiş,yaşadığımız bu dünyada kimden ne öğreneceğimizi bize zaman gösteriyor."Dünya üzerinde insanlar bir direktir.bu direkler üstünde sevgiye ait bir not vardır."şoför kardeşin üzerinden okuduğumuz bu not bize insanlığımızı hatırlattı." Bir insanı öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir.bir insanı kurtaran yaşatan tüm insanlığı kurtarmış gibidir."ayetini bana hatırlattı.Tekrar tekrar teşekkürler,gösterdiğin çaba ve gayret için...Bugün yaptıklarınla yarınlara umut olduğun için...

5 Kasım 2015 Perşembe

"TESADÜF"

            Dünya küçük dağ dağa kavuşmaz ama insan insana ummadığın anda kavuşur.Bugün sanki yazdan kalma bir gün eskiler buna pastırma sıcakları derler .herkes sokaklarda bizde eşimle beraber şöyle bir gezelim dedik .Tokatın taşlı yollarında.Tam sivri tekkenin orda, kelebek mobilyanın önünde yıllar önce eğitim merkezinde yanyana lojmanda oturduğumuz arkadaşımızla karşılaştık, olmadık yerde olmadık zamanda .O da aklından geçirmiş arasam da görüşsek  diye,üniversiteye konferans vermeye gelmiş,tesadüfün bu kadarı şaşkınlığımız geçtikten sonra taşhana bir çay içmeye geçtik.sohbet muhabbet özlemişiz hocamın kahkahasını.dünya köy oldu diyorumda inanmıyorlar,tesadüfün böylesine ne denir bilmiyorum.
          Yıllar önceydi Antalya'ya tatile gidecektik oğlum gelmek istemedi bende oğlum arkadaşın var onunla buluşur gezzersin dedim.oğlumda anne onun telefonu yok yolda görsem tanımam beşyıl oldu görmüyorum dedi.Antalya'ya geleli üç gün olmuştu oğlum anne ben çarşıya gidiyorum gezmeye dedi bende belki arkadaşınla karşılaşırsın oğlum dedim ve gülerek uğurladım.Akşam eve döndüğünde çok sevinçli  ve mutlu bir şekilde içeri girdi .Anne bugün tam otobüsten indim ne yöne gideceğime kararvermek için sağa sola bakındığımda tam karşımda arkadaşımı gördüm  hiç değişmemiş ve akşama kadar onunlaydım yarında sözleştik yine buluşacağız dedi.koskoca Antalya'da arkadaşına yolda raslamasının sırrı neydi.
        Bunun gibi tesadüflerin örneği çok var .yıl 1994 kız kardeşim Ankara'ya iş müracatında bulunacak fakat gidip dönmesi imkansız bir gün kalması gerekiyor bizimde tanıdığımız arkadaşımız var ona söyleyeceyiz sizde kalabilirmi diye.kız kardeşim koskoca beş milyonluk Ankara'da Kızılay'da karşıdan karşıya geçerken kırmızı ışıkta duran arkadaşımızın arabasının önünden geçiyor tesadüfen .(Türk filimlerinde olanları kınamayın  sizinde başınıza gelebilir.)onlarda onu tanıyor ve sesleniyor arabadan el kol hareketi derken ve uygun bir yerde durup kız kardeşimi alıp evlerinde  misafir ediyorlar.sonrada  bizi arıyorlar biz kiminleyiz haberiniz  varmı diye.ey güzel Allahım sen ne büyüksün.
        Örnekleri çoğaltmak mümkün bunun gibi olaylar herkesin başına gelmiştir işin ilginç tarafı milyonda bir ihtimal olan bu olasılıkların tesadüfen gerçekleşmesine ben mucize diyorum .yeterki sen yürekten iste seni duyan biri var.
       
           
 

28 Ekim 2015 Çarşamba

ÇALMAK


Bizde çalmak böyle olur!!!
Biz sütü kaynatır yoğurt çalarız,
Sofradaki Pilava kaşık çalarız,
Düğünde Davul zurna çalarız,
Haneye girmeden önce Kapıyı çalarız,
Biz nasrettin hoca misali,
Göle maya çalarız,
Çok sevindiğimizde çepik çalarız,
Askere giderken saçımıza,
Gelin giderken elimize ayağımıza ,
Kına çalarız,
Haddini bilmeyenin yaptıklarınıda ,
Başına çalarız!!!
Bazı şeyleri hatırlatmak için,guguklu misali
Saat başı çalarız,
Uslanmayana kötekle çalarız,
 Bazen türkü söyler saz çalarız,
İşte böyle olur köylünün çalması...
Maviye sarıyı çalarız yeşil olur.
                           "Dünya köylüsü"

7 Ekim 2015 Çarşamba

"Köylü yurdun efendisidir" Mustafa Kemal Atatürk.

ALIŞAMADIM

Yalnızım yerden yüksekte oturmuşum,
Beynimden düşünceler akıyor
Gök yüzünde yıldızlar akıyor
Yoldan arabalar akıyor
Irmaktan sular akıyor
Kaldırımlardan insanlar akıyor
Akıyor akıyor akıyor ...
Gece gündüz zaman akıyor
Çeşmelerden sular akıyor
Damarlardan kan akıyor
Gözlerden yaş akıyor
Akıyor akıyor akıyor...


2 Ekim 2015 Cuma

YAŞLILIK

          Çok severim şu sözü"bugün geriye kalan ömrünüzün ilk günü" yeniden doğmak gibi gelir bana.      İlk gün yeni gün ve böyle diye diye biriktiririz heybemize yaşlarımızı.Birde bakarızki dizlerdeki derman kalpteki ferman ve gözlerdeki fer yavaş yavaş azalmış,kendimize yetecek kadar bile kalmamış başkalarına muhtaç hale gelmişiz işte o zaman ihtiyarlamışız demektir.
          Nicelerini gördük 90'lık dedeler nineler gençlere taş çıkartırlar,çivi gibiler,nede olsa eski topraklar.yedikleri içtikleri her şey doğal katışıksız.innaçlarıda güçlü kirlenmemiş,alınteriyle kazanmışlar helalinden yemişler lokmalarını.ondanmıdır nedir bilinmez hep mutlular dillerinden şükürü hiç düşürmüyorlar halada etrafındakilere bakın biz geldik gidiyoruz der gibi öğrendiklerinden çıkarttıkları sonuçları en güzel şekilde aktarmaya çalışmaları öğüt almak isteyenler için bulunmaz bir nimet.Akıl sahibi olupta yaşamdan ders çıkatrmayanlara kur-an'ı kerimde "siz bu hayatta başı boş bırakılacağınızımı zannettiniz" der.yine yasin süresinde "Ve biz kime uzun ömür verirsek,oluşturuluşta onu tersine çeviririz, tepesi üstü dikeriz.buna rağmen hala akıllanmayacaklar mı."ayetininde bize söylediği ey insan oğlu sana her şeyden çeşit çeşit örnek verdim.bak insana senden önce yaşayanlara ibret al .Bu senin akletmen için bir fırsat ,düşünme yetini devreye sokup insan ne halden ne hale geliyor demen için.Gençliğine güvenme ,malına güvenme ,sıhatine güvenme, aklına hele hiç güvenme,hepsini bir gün verir ve bir gün tersine çeviririm.sen yeterki insan ol,seni yarattığım istikamette yürü imanla.gerisini bana bırak.Aslında her şey bizim için bir nimet,yine kurandan öğreniyoruz diyor ki ayet "eğer annen baban senin yanında yaşlandıysalar onlara öf bile deme" onlar sana küçükken nasıl baktıysalar sende onlara öğle bak ihtiyaçlarını gider,kalplerini kırma  hallerini hatırlarını sor elini üstlerinden çekme.bütün bunlara uyarsan sen doğru ahlak üzerinde nimet verdiklerinin yolunda yürüyorsun demektir.kısacası Allah ömür verirse seninde sonun böyle olacak.kendine yapılmasını istemediğin bir şeyi başkasına yapma buradada sosyolojik açıdan baktığımızda empati duygumuzu geliştirmemiz ve ona göre hareket etmemizin öneminin altını kalın çizgiyle çiziyor kuran.Bize tersten düşünmeyi  öğretiyor .Hiç yaşlanmayacakmış gibi ,hiç ölmeyecekmiş gibi kendini unutma nihayetinde ölümlüsün bunu sana her gördüğün yaşlı her gördüğün hasta her aldığın nefes hatırlatıyor uyanık ol .Çok sevdiğim Diyarbakır'lı 88 yaşındaki Aliye teyzeme bir gün sordum,altı tane erkek çocuğu var ,hepsini okutmuş evlendirmiş torunlar gelinler derken epeyce kalabalıklar-teyzecim en çok hangi evladını seviyorsun dedim .O'da Ayla hanım kimin ahlakı güzelse onu daha çok seviyorum dedi ahlaktır güzel olan  ayrım yapmıyorum dedi.Çok doğru söyledi teyzem farkına varmadan aslında bizide hayırlarda güzelliklerde yarışmaya davet etti.Kalıcı olan ahlaktı yüzü güzele kırk günde,ahlakı güzele kırk yılda doyamazmışsın.Günümüz türkülerinden oğuz yılmazın yazıp söylediği
Gençlik gitmiş gördünmü
Benzin solmuş gördünmü
Pilin bitmiş gördünmü
Gördünmü gördünmü'ye döner insan Allah korusun...
      Kayın validem aman ha kızım sakın yaşlılığı kapınıza koymayın bize geldi size gelmesin...Elimizde olsa tamam ama mevlam ömür verirse hepsini göreceğiz .Sağlıklı sıhatli başkalarına muhtaç olmadan elden ayaktan düşmeden üç gün döşşek dördüncü gün ölüm olan yaşlılıklardan diler bütün büyüklerimiz .Yaradan hakkımızda en hayırlısını en alasını bilir.Ne mutlu yetiştirdiği ağacın altında gölgelenenlere...

22 Eylül 2015 Salı

BAYRAM

         Bayram demek her şeyin apaçık ortada olması demek yani duygularımızın hal ve hareketlerimizin meydanda sergilenmesi hakkın gerçek manada ortaya koyulması demektir. Nefsimizle ruhumuzun karşı karşıya gelip ruhumuzun galip gelmesidir. Gelip geçici olana değil baki olana yüz çevirmemiz demektir. Bunu fark edip buna göre yaşayanlara her gün bayram.
          Bayramların en büyük ve en önemli özelliği birlik ve beraberlik içinde kardeşlik duygularının ağır bastığı küslerin barıştığı özel günler olduğundan dolayı senede iki kez  bizim için sunulmuş bu fırsatları değerlendirmek insanın kendi elinde. Çocukluğumdaki bayramları özlemle anar olduk. Bir beklentimiz vardı bayramlardan, bayram gelecek yeni elbiseler yeni ayakkabılar alınacak, çoktandır görmediğimiz akrabalarla eşle dostla hasret gidermek için sabırsızlanırdık. Bu duyguları yaşarkende heyecandan sabaha kadar uyku uyumazdık. Sabahleyin erkenden kalkar elimizi yüzümüzü yıkar yeni elbiselerimizi  giyinir ev halkıyla bayramlaştıktan sonra kendimizi sokağa atar o ev senin bu ev benim akşama kadar gezerdik, bu da yetmezmiş gibi şekerimiz daha çok olsun diye komşu köye bayram ziyaretine giderdik. Çocuk olmak vardı anasını satayım...
Biz büyüdük ve kirlendi dünya. İnsan insandan kaçar oldu üç beş günlük bayram tatillerini  de özelleştirdik.Topluca anneyle babayla eşle dostla olacak olan beraberlikleri şehirden anneden babadan uzak tatil yerlerinde çekirdek aileyle yada kendi başımıza geçirmek şimdi moda, paramparça olduk. Herkes böyle mutlu, geçenlerde bir yerlerde okumuştum teknoloji insanları eğitmiyor, yabanileştiriyor. Katılıyorum çünkü herkesin elinde cep telefonu facelerde sanal alemlerde sahte duygularla negatif enerjiyle yüklenen insanın elbetteki sahteliklerde yarışır gibi yol alması gayet normal. Heyecanımızı yitirdik, uzakları yakın eden facelerden hergün eşin dostun ne yediğine ne giyindiğini nerede yattığını göre göre özlemeyi unuttuk.
           Kurban bayramının kelime manasındaki yakınlık yaradana yakın ola bilmek için kendimizdeki kötü huylarımızın terbiyesini yapmak ve Allah'ın yap dediğini yapmak,"kestiğiniz kubanların eti ve kanı bana ulaşmaz " ayetinin dediği acaba O'na yakın olabilmek için açı doyurmak, yetimin hakkını yememek, çalmamak, firavunlaşmamak, insan gibi insan olmak için bu bayram yerinin er meydanında kendimizin ne halde olduğunu görmemizi sağlayacak olan hal ve hareketlerimizin  ne halde olduğunu düşünmek için bir fırsat olduğunu kurban bayramının anlamının bilincinde olmak  ahlakımızın düzgün olması  manasınıda taşıyor kanaatimce. Yani herkesin kurbandan anladığı hayvanı kesip dolaplara doldurmak olduğu, zenginle fakirin arasının bu kadar çok açıldığı bir memlekette, manevi değerlerin paramparça edildiği vatanın bölünmeye çalışıldığı bir ortamda ne kadar bayram havası eser onuda siz tasavvur edin.garibin yanında olanlara, yetim hakkı yemeyenlere, kul hakkından sakınanlara etrafını gözetip elini onlardan çekmeyenlere, annesinin babasının kıymetini bilenlere nankörlük etmeyenlere vicdanının sesini dinleyenlere, Nefsani davranmayanlara, selam olsun  onlara zaten her gün bayram...
Hayallerle gerçeklerin bir olduğu bir dünyada yaşamak dileğiyle...Bayramımız bayram ola...