BİR GÜN BİR RUMELİ’LİYE SORMUŞLAR:
"Neden buradasınız" diye:
-Tuna boylarında Aliş’imiz var!
Yemen Türküsü’ne ağlayışımız,
Nasrettin Hoca’ya gülüşümüz var!
“Alı var” diyorlar “kırmızı güle”
Hasan’ım martini alıyor ele,
Ramizem’in evi kapılmış yele...
Yusuf’la Arda’ya dalışımız var!
Sevda yalan derler, sakın inanma!
Tuna’dan geliyor ince donanma!
Koca Yusuf seni unuttuk sanma!
Deli Ormanlar’da güreşimiz var!
Yunus gibi yüce pirlerim durur!
Sarı Saltuk gibi erlerim durur!
Anıttepe gibi yerlerim durur!
Samsun’dan yükselen
güneşimiz var!
Akdeniz’de yüzer
Yavuz’umuz var!
Manastır içinde havuzumuz var,
Arda’da, Aras’ta, Zap’da kutlanır,
Nevruz Günü,
Hıdırellez’imiz var!
Malkoçoğlu eyerler mi kıratı
Eser zaman, yakın eder serhati
Mostar imiş şu dünyanın Sırat’ı
Yıkık köprüsünde bir taşımız var.
Kızanlar hatıra getire bizi
Balkanlar koynuna yatıra bizi
Yıllardır yaşatır hatıra bizi...
Üsküp’te beş yüzyıl kalışımız var..
Uyduk mürteciye, döndük şaşkına!
Döndük bir bir muhacire, düşküne!
Yetiş beylerbeyi Allah aşkına
Üç yüz yıl uykuya dalışımız var..
Küfür saydık, felsefeyi bilimi
Ezberledik hurafeyi zulümü
Hak etmeden katliamı, ölümü,
Üç yüz sene bozgun
oluşumuz var..
Al bre, al bizi, al götür bu yaz
Tuna’yı, Bosna’yı özledim biraz
Sorma bre sorma ne işimiz var
Tuna boylarında Aliş’imiz var
Samsun’dan yükselen
güneşimiz var
Gök gözlü, nur yüzlü MUSTAFA KEMAL'imiz var.!”
-Alıntı**
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder