Kişisel gelişim alanında uzman Bülent Gardiyanoğlu bugün Tokat'ta halkla buluştu.Gelişiyle güller açtıran kişisel gelişim uzmanı her ne kadar söze başlarken ben hiç bir şeyin uzmanı değilim desede sunumuyla ve anlatımlarıyla dalında bir numara olduğunu bizi bizle karşılaştırınca ve içimizdeki çocuğu uyandırınca anladım.Hayatın getirilerindeki keşmekeşliğin içine düştüğümüz bu kısır döngüsünde kendisini unutan insanoğluna kısa bir mola verdirerek bizleri içimizdeki ilahi güçle buluşturdu. Doğumdan ölüme Aşık Veysel'in dediği gibi "iki kapılı bir handa" geldik gidiyoruz. Yolun yarısını geçtik. Kimim ? Neyim? Nereden geldim ? Nereye gidiyorum ?Görevim ve sorumluluklarım neler ? Beni yaradan ne için yaratmış ?gibi sorularla bizi yüzleştirdi ve kendimizi fark etmemizi sağladı.Her şeyin çözümü affetmek , bağışlamak, sevgi, hoşgörü ve huzurla başlıyor.
Kendi hikayesinden örneklerle farkındalık adına bizlere misaller sundu. En çok dikkatimi çeken beylere ve babalara olan sözleriydi. Çocuklarınızı ve eşinizi sevin. "Ben eşime bu dünyadan bir kere gelip geçiyoruz. Başka şansımız yok. Ne yapmak istiyorsan hayalin ne ise onu söyle gerçekleştirmen için sana elimden gelen yardımı yapmak istiyorum. Eğer yapmazsam ben kul hakkına girerim. Buda benim için en büyük günahtır " dedi. Çok güzel bir farkındalık örneğiydi. İnşallah birilerine dokuna bilmiştir. Bülent bey bu örneği verdikten sonra Allah'a bir kez daha şükrettim ve hamdettim. Eşimin hakkını ödeyemem. Bizlerin mutluluğu için elinden gelenin en iyisini yapmaya çalışan bir baba olarak ona çok çok müteşekkirim. Bülent bey insanı motive eden konuşmalarıyla geleceğin dedelerini ve nine hatunlarını yüreklendirip içimizdeki ışığı yakan ve 1500 yıl önce dedelerimiz ve ninelerimiz nasıl bizi inşa etmişlerse bizde 1500 yıl sonraki torunlarımızın dedesi ve ninesi olabiliriz dedi.Çok hoşuma gitti.Neden olmasın bilinç düzeyimizi arttırıp farkındalık yaratmak adına birbirimizdeki güzellikleri keşfedip bütünün hayrına yapmamız gerekenleri aşk ile yapmalıyız. Uzay çağının çocuklarını inşa ederken bizlerin arızalı yönlerini tedavi eden yeni nesile kulak vermeli ve bozulan, unutulan eskimiş köhne düşüncelerimizi temizleyip sandıktaki güzel el emeği göz nuru çehizimizi gün ışığına çıkartıp sergileme zamanıdır diye düşünüyorum. "Allah bizleri sevgiyle yarattı ve kendinden bizlere üfledi! Bir çok aleme üstün kıldı.Demek ki seviliyoruz! Allah bize şah damarımızdan daha yakın.Demek ki yalnız değiliz! Vesvesenin bizi en çok vurduğu yer bu iki nokta.Şimdi toparlanıp derin bir nefes alın, Allah'ım idrakimi, ilmimi çoğalt.üzerimde bana ait olmayan tüm ağırlıklardan sana sığınırım.Senin gücün her şeye yeter..." MUCİZE ŞİFA adlı kitabında böyle yazıyor Gardiyanoğlu.
Öğretmen bir annenin ve babanın üç çocuğundan biri olan, evli ve iki kız çocuğu babası olduğunu söyleyen 7 kitaba imza atan ve kendi gelişimini kısaca "eskiden çok arızalı bir insandım şimdi daha az arıza veriyorum "diye yorumlayan Bülent hoca atalarımızdan bize maddi değil manevi değerlerin miras kaldığını, geleceğe yön veren sevgi kuşağına köprü olan bu günün insanını domino taşına benzetip bir birimizi güzelliklerde etkilemeliyiz dedi.Salondaki herkesi sinerjisiyle etkileyen ve Tokat'a gelmekten çok mutlu olduğunu tekrar geldiğinde stadyumda halkla buluşmak istediğini söyledi. Bizlerde onu tanımaktan onur duyduk ve çok çok mutlu olduk.iyiki varsınız . Bu güzelliğe vesile olan Zübeyde Hanım Ana Okulu Müdürü Alev Özdilek öğretmenime ve İl Milli Eğitim Müdürlüğüne ,Tokat Belediyesi Kültür Md. Kent konseyine çok çok teşekkürler. Nice güzelliklerde buluşmak dileğiyle ... sevgiyle kalın.
Dünya köylüsü
Ayla Bağ
11 Eylül 2018 Salı
10 Eylül 2018 Pazartesi
KAPI
Kültür iki kapılı bir handır. Bir yandan alır bir yandan verirsiniz. Güzele güzelliğe ve en güzeline meyl etmek insanlık gereğidir. Tüm bu alış verişlerde kendimiz olmayı ve kendimiz olarak kalmayı başarırsak işte o zaman yerelden evrensele ulaşmış ama bozulmadan hayatta varlığımızı sürdürmüş oluruz.
Milletleri millet yapan bir çok ana unsur vardır. Bunlardan birisi dil, din, yaşadığımız coğrafyanın fiziki özelliklerinin insana katmış olduğu değerler yani örfümüz adetimiz.
tarihimiz, sanatımız,müziğimiz kültürümüzün bir parçasıdır. Bunlarla yoğrulan bir insan köklerinden kopmadan kendisi olarak kalabilir mi ? Bu etkileşim ve başkalaşım dünyasında bozulmadan insanlık değerlerimizi kaybetmeden ayakta kalabilmenin yolu kendi öz değerlerimize sahip çıkıp onlarla derin bağlar kurup geleceğimizi inşa edebiliriz. Yani geçmişimizle barışık ve tanış olmalıyız. Bu milletin anadolu topraklarında doğan ve kökleri çok derinlere giden nice kadim bilgilerle medeniyetlere öncülük eden insanımızın kendi atalarını hor görme aşağılama ve değersizleştirme hastalığından kurtulması gerekiyor. Çobanından bilim insanına kadar bu kültürün yetiştirdiği ahlaklı ve dürüst insanların kültürümüzü bir sonraki nesle doğru aktarması boynumuzun borcudur diye düşünüyorum. İnsanlık tarihinde ismi var olan değerlerimize baktığımızda kendileri için değil toplum için bir şeyler yapabilme gayretiyle var olmuşlar ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Onların ışığında bizlere düşen görev kültürümüzü biraz daha ileri muassır medeniyetler seviyesine taşımak olacaktır. Bugün köprüdür.Geçmiş öteyaka geleçek karşıyakadır.Günümüzde var olabilmek ve varlığımızı sürdüre bilmek için öz değerlerimizin taşıyıcılığı bizlere düşmektedir. Geçmişimizin elmaslarını pırlantalarını altınlarını değerini kaybetmeden köprüleri aşıp karşıyakaya geçirirsek ne mutlu bize. Adem ile Havva dan başlayan yolculuğumuzda Hoca Ahmet Yesevi'den Yunus'una, Emrah'a, Mevlana'dan Hacı Bektaşa, Farabi'den İbnisina'ya. Mimar Sinan'dan Oktay Sinanoğlu'na, Fatih'ten Mustafa kemal Atatürk'e...Muhammet Mustafa insanlık ışığının güneşi olan bu değerlerden bizlerde nasibimizi almalıyız. Her kültürün ana direği farklıdır. Farklı değerlere sahip milletlerin de varlığını sürdürmesi ve dünya üzerinde sürekliliğini sağlaması var olabilmesi için kendi miraslarına sahip çıkmaları gerekiyor. Çünkü hepimiz bir bütünün parçalarıyız. İnsanlık ailesinin ana direğini davranışlarımızdaki merhamet ve dilimizdeki sevgi dolu sözcüklerin bize kattığı anlam olmalıdır.
Atalarımızla, dilimizle, dinimizle, tarihimizle, müziğimizle, medeniyetimizle kısacası özümüzle barışmalı ve tanış olmalıyız.Buradan güç olarak ancak dünyaya ulaşabiliriz.Dünyaya ulaşmanın başka yolu yok.Bugün insanlık ailesinin aklı yücelten, insanlığı yücelten hoşgörüyü ve sevgiyi ortaya koyan anlayışlara ve bu yüce değerlere ihtiyacı var. Köklerimizden güç alarak çağı, dünyayı kavramalı ve bilginin ışığında aydınlanan bir bilgi toplumu haline gelmeliyiz.Bizim kültürümüz dünyaya açılan bir kapı olmalı, hem dünyaya vermeli hem de dünyadan almalıyız ama biz olarakta kalmaya devam etmeliyiz.
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
Milletleri millet yapan bir çok ana unsur vardır. Bunlardan birisi dil, din, yaşadığımız coğrafyanın fiziki özelliklerinin insana katmış olduğu değerler yani örfümüz adetimiz.
tarihimiz, sanatımız,müziğimiz kültürümüzün bir parçasıdır. Bunlarla yoğrulan bir insan köklerinden kopmadan kendisi olarak kalabilir mi ? Bu etkileşim ve başkalaşım dünyasında bozulmadan insanlık değerlerimizi kaybetmeden ayakta kalabilmenin yolu kendi öz değerlerimize sahip çıkıp onlarla derin bağlar kurup geleceğimizi inşa edebiliriz. Yani geçmişimizle barışık ve tanış olmalıyız. Bu milletin anadolu topraklarında doğan ve kökleri çok derinlere giden nice kadim bilgilerle medeniyetlere öncülük eden insanımızın kendi atalarını hor görme aşağılama ve değersizleştirme hastalığından kurtulması gerekiyor. Çobanından bilim insanına kadar bu kültürün yetiştirdiği ahlaklı ve dürüst insanların kültürümüzü bir sonraki nesle doğru aktarması boynumuzun borcudur diye düşünüyorum. İnsanlık tarihinde ismi var olan değerlerimize baktığımızda kendileri için değil toplum için bir şeyler yapabilme gayretiyle var olmuşlar ve varlıklarını sürdürmüşlerdir. Onların ışığında bizlere düşen görev kültürümüzü biraz daha ileri muassır medeniyetler seviyesine taşımak olacaktır. Bugün köprüdür.Geçmiş öteyaka geleçek karşıyakadır.Günümüzde var olabilmek ve varlığımızı sürdüre bilmek için öz değerlerimizin taşıyıcılığı bizlere düşmektedir. Geçmişimizin elmaslarını pırlantalarını altınlarını değerini kaybetmeden köprüleri aşıp karşıyakaya geçirirsek ne mutlu bize. Adem ile Havva dan başlayan yolculuğumuzda Hoca Ahmet Yesevi'den Yunus'una, Emrah'a, Mevlana'dan Hacı Bektaşa, Farabi'den İbnisina'ya. Mimar Sinan'dan Oktay Sinanoğlu'na, Fatih'ten Mustafa kemal Atatürk'e...Muhammet Mustafa insanlık ışığının güneşi olan bu değerlerden bizlerde nasibimizi almalıyız. Her kültürün ana direği farklıdır. Farklı değerlere sahip milletlerin de varlığını sürdürmesi ve dünya üzerinde sürekliliğini sağlaması var olabilmesi için kendi miraslarına sahip çıkmaları gerekiyor. Çünkü hepimiz bir bütünün parçalarıyız. İnsanlık ailesinin ana direğini davranışlarımızdaki merhamet ve dilimizdeki sevgi dolu sözcüklerin bize kattığı anlam olmalıdır.
Atalarımızla, dilimizle, dinimizle, tarihimizle, müziğimizle, medeniyetimizle kısacası özümüzle barışmalı ve tanış olmalıyız.Buradan güç olarak ancak dünyaya ulaşabiliriz.Dünyaya ulaşmanın başka yolu yok.Bugün insanlık ailesinin aklı yücelten, insanlığı yücelten hoşgörüyü ve sevgiyi ortaya koyan anlayışlara ve bu yüce değerlere ihtiyacı var. Köklerimizden güç alarak çağı, dünyayı kavramalı ve bilginin ışığında aydınlanan bir bilgi toplumu haline gelmeliyiz.Bizim kültürümüz dünyaya açılan bir kapı olmalı, hem dünyaya vermeli hem de dünyadan almalıyız ama biz olarakta kalmaya devam etmeliyiz.
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
5 Eylül 2018 Çarşamba
EYLÜL
Eylül sonbaharın ilk ayı
Yaprak dökümü gelir aklıma
Birde bağ bozumu.
Kışa hazırlık,eğitime başlangıç,
Sonkez gözden geçirme ,
Ayıklama,arınma,olgunlaşma.
Buluşma yeri
Eylül aşkların ayı
Ayrılıkların garı
Eylülde gel Eylülde gel
En saf en samimi duygularınla
Tekrar görüşmek,
Daha güzelde buluşmak,
Yeni başlangıçlara eski sonlara
Yol vermek dileğiyle...
Eylülde gel Eylülde gel.
İlk ve son hallerinle...
Yaprak dökümü gelir aklıma
Birde bağ bozumu.
Kışa hazırlık,eğitime başlangıç,
Sonkez gözden geçirme ,
Ayıklama,arınma,olgunlaşma.
Buluşma yeri
Eylül aşkların ayı
Ayrılıkların garı
Eylülde gel Eylülde gel
En saf en samimi duygularınla
Tekrar görüşmek,
Daha güzelde buluşmak,
Yeni başlangıçlara eski sonlara
Yol vermek dileğiyle...
Eylülde gel Eylülde gel.
İlk ve son hallerinle...
4 Eylül 2018 Salı
AŞK
40 yıl kah bilerek kah rüzgara kapılarak yürüdüm yollarında,
Okyanuslara açılmak için gemiler inşa ettim cesaretimle,
Dağlarına tırmandım ümit ederek çarıklı ayaklarımla,
Tüneller açtım karanlığın delhizlerinde yarının aydınlıklarına.
Bugün afakımı saran çelik zırhlı duvarlarını aştım inancımla.
Sana geldim eyy yüce AŞK önünde sevgiyle eğilmeye...
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
Okyanuslara açılmak için gemiler inşa ettim cesaretimle,
Dağlarına tırmandım ümit ederek çarıklı ayaklarımla,
Tüneller açtım karanlığın delhizlerinde yarının aydınlıklarına.
Bugün afakımı saran çelik zırhlı duvarlarını aştım inancımla.
Sana geldim eyy yüce AŞK önünde sevgiyle eğilmeye...
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
ŞİİR
...
Bir nehir akıyor içimden, dudaklarımda birikiyor sustuklarım.
Gaybın denizlerinden geçtim sabrın yelkenlisiyle... Kendimi arıyorum derin bir “ah” ın koynunda ben...
Korkak kelimeleri çoktan sildim sorularımdan da...
Ah! Ben sana bir "sus" kadar uzağım şimdi.
İlter Yeşilay /Aşk Vazgeçmez 2018
Bir nehir akıyor içimden, dudaklarımda birikiyor sustuklarım.
Gaybın denizlerinden geçtim sabrın yelkenlisiyle... Kendimi arıyorum derin bir “ah” ın koynunda ben...
Korkak kelimeleri çoktan sildim sorularımdan da...
Ah! Ben sana bir "sus" kadar uzağım şimdi.
İlter Yeşilay /Aşk Vazgeçmez 2018
3 Eylül 2018 Pazartesi
ÖZLÜ SÖZLER
"Var olduğumuz şu çelişkiler dünyasında yaşam, benliğimiz için bir amaç gütmeden bütünün hayrına varolmaktan duyduğumuz sevinç ve coşkunun anlam bulmasıdır yaşamak."
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
Dünya Köylüsü
Ayla Bağ
30 Ağustos 2018 Perşembe
BAŞKA DÜNYALARIN GÖZÜYLE ATATÜRK
ŞİLİ'DE ATATÜRK İLE KARŞILAŞMAK
Şili’nin başkenti Santiago’da, Apoguinda caddesindeki Novigod Park’da 1992 yılında yapılmış olan rölyefde, Atatürk’ün portresi ve altında aşağıdaki yazının İspanyolcası .
“TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCUSU, ÜLKESİNİN FEDAKAR VE SADIK HİZMETKARI, BENZERİ OLMAYAN, İNSANLIK İDEALİNİN CANLI ÖRNEĞİ. BÜTÜN HAYATINI TÜRK MİLLETİNE ADAMIŞ, MİLLETİNE KENDİ RUHUNU, ATEŞİNİ VERMİŞTİR. HATIRASI VE FİKİRLERİ, MİLLETİNİN RUHUNU ATEŞLİ TUTAN, SÖNMEZ BİR MEŞ'ALE OLARAK YAŞAMAKTADIR.”
Şili’nin başkenti Santiago’da, Apoguinda caddesindeki Novigod Park’da 1992 yılında yapılmış olan rölyefde, Atatürk’ün portresi ve altında aşağıdaki yazının İspanyolcası .
“TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUCUSU, ÜLKESİNİN FEDAKAR VE SADIK HİZMETKARI, BENZERİ OLMAYAN, İNSANLIK İDEALİNİN CANLI ÖRNEĞİ. BÜTÜN HAYATINI TÜRK MİLLETİNE ADAMIŞ, MİLLETİNE KENDİ RUHUNU, ATEŞİNİ VERMİŞTİR. HATIRASI VE FİKİRLERİ, MİLLETİNİN RUHUNU ATEŞLİ TUTAN, SÖNMEZ BİR MEŞ'ALE OLARAK YAŞAMAKTADIR.”
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)